Al Majalla’nın haberine göre, SDG’nin feshi öncesinde Şam ile Mazlum Abdi ve İlham Ahmed arasında kapsamlı bir mutabakat yapıldı.
Suriye ve Batılı kaynaklar, Mazlum Abdi’nin...
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Demokratik Suriye Güçleri'nin (SDG), Suriye hükümet güçlerine entegrasyonu sürecinde kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşıladığını bildirdi.
Neçirvan Barzani, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, SDG ile Suriye hükümet güçleri arasındaki anlaşmaların uygulanması yönünde atılan adımları olumlu değerlendirdi.
"SDG'nin Suriye hükümet güçlerine entegrasyonu sürecinde kaydedilen büyük ilerlemeyi ve aralarındaki anlaşmaların uygulanması yönünde atılan adımları memnuniyetle karşılıyorum" ifadelerini kullanan Neçirvan Barzani, söz konusu gelişmenin Suriye'nin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesi açısından önemli olduğunu belirtti.
Neçirvan Barzani, tüm Kürt tarafları ve Suriye'deki diğer bileşenleri süreci desteklemeye ve başarılı şekilde sonuçlanmasına katkı sunmaya çağırdı.
Neçirvan Barzani'den Şara ve Abdi'ye övgü
Sürecin yürütülmesinde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi'nin rolüne de değinen Neçirvan Barzani, Şara'nın sorunların çözümüne ilişkin yaklaşımını övdü.
Neçirvan Barzani açıklamasında, "Ahmed Şara'nın sorunları diyalog ve anlayış yoluyla çözme konusundaki bilge vizyonunu ve sorumlu yaklaşımını, ayrıca Suriye'yi daha iyi bir geleceğe taşıma liderliğini takdirle karşılıyor ve övüyorum" değerlendirmesinde bulundu
SDG Genel Komutanı Abdi'nin de sürecin başarıya ulaşması için gösterdiği çaba ve oynadığı rolü takdir ettiğini belirten Barzani, "Aynı zamanda Sayın Mazlum Abdi'nin bu sürecin başarısı için gösterdiği rolü ve çabaları değerli buluyorum" ifadelerini kullandı.
Neçirvan Barzani, entegrasyon sürecinin eksiksiz şekilde hayata geçirilmesini temenni ederek, bunun Suriye'de tüm vatandaşların ve bileşenlerin haklarının korunduğu yeni bir dönemin başlangıcı olması gerektiğini belirtti.
Kürdistan Bölgesi Başkanı, Suriye'nin barış, güvenlik, istikrar, kalkınma ve refaha doğru ilerlemesi temennisinde bulundu.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Ortadoğu’daki güvenlik koşullarındaki değişiklik nedeniyle bazı bölgelerdeki diplomatik personelinin durumunu yeniden düzenlediğini açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, 26 Ağustos 2026’da Rudaw’a yaptığı açıklamada, bakanlığın dünya genelindeki diplomatik misyonların güvenlik durumunu sürekli değerlendirdiğini belirtti.
Sözcü, “Son değerlendirmelerimiz doğrultusunda, Ortadoğu’nun belirli bölgelerindeki personel varlığımızı yeniden düzenliyoruz” dedi.
Bu adımın, ABD’nin dış politika hedeflerini uygulamaya devam etmesini ve aynı zamanda diplomatları ile ailelerinin güvenliğini sağlamayı amaçladığını belirten sözcü, personelin diplomatik misyonlara dönüşüne ilişkin kararların güvenlik koşullarındaki değişikliklere göre alınacağını söyledi.
Sözcü, “Çalışanlarımızın ve ailelerinin korunması tüm çalışmalarımızın önceliğidir” ifadelerini kullandı.
ABD personelini geri göndermeye hazırlanıyor
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması, Washington’ın İran savaşı öncesinde ve savaş sırasında boşalttığı Ortadoğu’daki bazı büyükelçilik ve konsolosluklarına diplomat ve personelini geri göndermeye hazırlandığı bir dönemde geldi.
New York Times’ın ulaştığı ABD Dışişleri Bakanlığı belgesine göre, diplomat ve personelin geri dönüşü ile büyükelçilik ve konsolosluklarda uygulanan olağanüstü güvenlik tedbirlerinin azaltılması süreci bu hafta başlayacak.
Söz konusu kararın ABD’nin Irak, İsrail, Lübnan, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, Umman ve Kuveyt’teki diplomatik misyonlarını kapsadığı belirtildi.
Personel savaş öncesinde bölgeden ayrılmıştı
Washington, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırısından bir gün önce, 27 Şubat’ta, büyükelçilik ve konsolosluklardaki personelinin önemli bir bölümünden bölgeyi terk etmelerini istemişti.
İran ve müttefik silahlı grupların Irak, Kuveyt ve Suudi Arabistan’daki ABD diplomatik misyonlarına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarının ardından ise bölgedeki birçok büyükelçilik ve konsolosluk boşaltılmıştı.
Diplomatların bir bölümü, bu süreçte çalışmalarını bulundukları konutlardan sürdürmüştü.
Barış sürecine dair mesaj veren Erdoğan, "Bugün bir kez daha hangi görüşten olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum" ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bitlis’in Ahlat ilçesinde düzenlenen kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.Erdoğan, sürece yönelik yaptığı açıklamada “Süreci zora sokan, dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim tarih karşısında mesul olacaktır. Özellikle bölgedeki sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin sürece daha fazla katkı sunmalarını bekliyorum” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında süreç için çağrı yapan Erdoğan, “Bugün bir kez daha hangi görüşten olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum” dedi.
Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şunlar:
"Hükümet olarak çevremizde yaşanan çatışmalara rağmen Türkiye'yi kalkınma ve refah rotasında tutmak için yoğun çaba harcıyoruz.
Toplantımızda, dış politika, ticaret, güvenlik ve Terörsüz Türkiye sürecimiz başta olmak üzere ülkemizi ilgilendiren kritik başlıkları istişare ettik.
Bölgemizdeki ekonomik krizler, tüm dünya gibi bizi de etkiliyor olsa da istihdamdan ihracata tarımdan turizme hedeflerimize bağlı kalmayı sürdürüyoruz.
Türkiye, Allah'ın izniyle doğru yoldadır. İstikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır.
Türkiye güvendedir. 86 milyonun emaneti emin ellerde güven içindedir. Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz.
İran-Amerika geriliminin küresel ekonomide yol açtığı şok dalgası zamanla tesirini yitirdikçe bunun günlük yaşama yansımalarını net görme imkanı bulacağız.
Süreç mesajları
Gazi Meclisimiz tarihi bir mutabakat örneği sergileyerek 467 'evet' oyu ile Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti.
Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla Terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır.
Günlük siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan bir anlayışla hareket edildiğinde Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek olgunluğa sahiptir.
(Terörsüz Türkiye) Bugün bir kez daha hangi görüşten olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum.
İktidar ve ittifak olarak sadece bizim meselemiz değildir bir devlet meselesidir. 86 milyonun meselesidir.Milletimiz kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir.
Gelin Türkiye'yi terörden kurtararak şehitlerimize, gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim.
“Sürecin karşısında yer alanlar mesul olacak”
Süreci zora sokan, dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim tarih karşısında mesul olacaktır.
Özellikle bölgedeki sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin sürece daha fazla katkı sunmalarını bekliyorum.
Türkiye, vatandaşlarıyla birlikte bölgesindeki herkes için barış istedikçe, cinayet şebekelerinin kan ve çatışma üzerine kurulu planları bozuluyor.
Bölgemizle ilgili hangi kanlı senaryoların yazılmaya çalışıldığını görüyoruz. Allah'ın izniyle bunların hayata geçirilmesine müsaade etmeyeceğiz.
Birileri istemiyor, endişe duyuyor, birilerinin planları bozuluyor diye bölgemizde barışın tesisi için mücadele etmekten geri duracak değiliz.
Biz elinde masumların kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek değiliz.
Birilerinin iddia ettiği gibi gizli bir ajandamız, niyetimiz yok. Bizim amacımız etrafımızda sulh ikliminin egemen olmasıdır."
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, SDG’nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunu ve Kürt liderlerin Şam yönetiminde üstleneceği rolleri “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi.
Tom Barrack, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Suriye’de demokratik güçlerin devlet kurumlarıyla birleşme sürecine ve Kürt halkının haklarının tanınmasına dair Washington’ın tam desteğini ilan etti.
Barrack, yaşanan gelişmeleri ABD Başkanı’nın Ortadoğu planının bir parçası olarak tanımladı.
“Geçmişin bölünmüşlüğü, kalıcı ortaklığa dönüşüyor”
Açıklamasında sürecin stratejik önemine dikkat çeken Barrack, "Kesinlikle tarihi bir an. Başkan’ın vizyoner liderliği, Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) Suriye devlet kurumlarına düzenli entegrasyonunun yolunu açtı. Bu süreç, geçmişin bölünmüşlüğünü kalıcı bir ortaklığa dönüştürüyor ve Suriye halkına ortak geleceklerini şekillendirme fırsatını geri veriyor" ifadelerini kullandı.
Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’e Şam’da üst düzey rol
Barrack, Kürt liderlerin Suriye’nin yeni yönetim kademelerinde yer alacak olmasını selamlayarak şunları kaydetti:
"Kürtçenin eğitim dili olarak tanınması ve değerli ortaklarımız Mazlum Abdi ile İlham Ahmed’e Suriye hükümeti bünyesinde önemli roller verilmesi; onların liderliğine, Kürt ortaklarımızın fedakarlıklarına ve bölgesel istikrara sundukları yapıcı katkılara duyulan saygının bir gereğidir. Dünün ayrılıkları, yarının ortak hedeflerine dönüşüyor."
“Kazanan veya kaybeden yok”
Suriye’nin egemenliğinin güçlenmesi gerektiğini vurgulayan ABD’li diplomat, gerçek entegrasyonun tarafların karşılıklı rızasıyla mümkün olabileceğini belirtti:
"Gerçek entegrasyon böyle görünür: Kazananlar ve kaybedenler değil, farklı bakış açılarına sahip eski muhatapların, egemen Suriye ulusunu güçlendirmek için diplomatik bir çözüm üretmesi. Tek ordu, tek hükümet, tek devlet."
Barrack’ın bu açıklamaları, Şam’da yürütülen müzakerelerin uluslararası alanda, özellikle Washington nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor.
Suriye hükümeti yetkilileriyle görüşmek üzere Şam’da bulunan Rojava heyetiyle yapılan toplantılarda, Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’e üst düzey görevler teklif edildiği bildirildi. Görüşmelerde ayrıca Kürtçe eğitim ve Kürtçenin anayasal statüsü de masaya yatırıldı.
Demokratik Suriye Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed başkanlığındaki heyet, dün Şam’a gitti.
Heyette; Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlığı üyesi Newroz Ahmed ve Doğu Bölgesi İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Semir Oso da yer aldı.
Dün başlayan temaslar kapsamında Abdi ve Ahmed, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile görüştü. Heyet bugün ise Suriye Cumurbaşkanı Ahmed Şara ile bir araya geldi.
Eş zamanlı olarak İçişleri Bakanlığı’nda düzenlenen güvenlik toplantısında, Haseke’den gelen güvenlik yetkilileri ile geçici hükümet temsilcileri, kurumların devletin güvenlik mekanizmalarına entegrasyonuna ilişkin uygulama detaylarını ele aldı.
SDG resmen Suriye ordusuna katıldı
Bugün Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmenin ardından basın toplantısı düzenleyen Mazlum Abdi, DSG’nin “bağımsız bir askeri güç” olarak varlığına son verildiğini ve Suriye ordusuna tam entegrasyonun tamamlandığını açıkladı.
PYJ için özel toplantı
Öte yandan YPJ Komutanı Nevroz Ahmed ve Mazlum Abdi, Ahmed Şara ile YPJ’nin geleceğine dair özel bir görüşme gerçekleştirdi.
YPJ’nin İçişleri Bakanlığı bünyesine dahil edilmesi yönünde bir uzlaşının sağlandığı kaydediliyor.
Eğitim dili ve anayasal statü tartışması
Şam’daki toplantıların bir diğer kritik başlığını ise Kürtçe eğitim ve Kürtlerin Suriye’deki geleceği oluşturuyor.
Heyetin, Rojava’daki okullarda müfredatın büyük bir kısmının Kürtçe olmasını ve Kürtçenin Suriye Anayasası’nda resmi dil olarak tanınmasını talep ettiği öğrenildi.
Öte yandan Şam yönetiminin, derslerin büyük bölümünün Arapça olması gerektiği yönündeki görüşünü koruduğu, tarafların bu konuda henüz tam bir uzlaşıya varmadığı belirtiliyor.
Demokratik Suriye Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, Şam’da, dün akşam Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile yaptığı görüşmenin ardından bugün Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir araya geldi.
Bu görüşme, Abdi ve Şara arasında son bir ay içinde gerçekleşen ikinci yüz yüze temas olması bakımından önem taşıyor.
Askeri Entegrasyon: SDG’den yerel tugaylara
Edinilen bilgilere göre, görüşmelerin en kritik başlığını DSG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu oluşturuyor.
Geçtiğimiz gün Erbil merkezli Rûdaw’a özel demeç veren Mazlum Abdi, SDG’nin Suriye ordusu bünyesinde yerel tugaylar şeklinde yeniden organize edileceğini açıklamıştı.
Buna göre; Haseke, Kamışlo, Derik ve Kobani tugaylarının yanı sıra Efrinli gençlerden oluşan bir tugayın da kurulması öngörülüyor.
Eğitimde ‘resmi dil’ talebi
Görüşmelerin önemli bir başlığı da eğitim dosyası. Kürt tarafı, Rojava’da 15 yıldır uygulanan Kürtçe müfredatın resmi olarak tanınmasını ve Kürtçenin eğitim dili olmasını talep ederken; Şam yönetiminin Kürtçeyi "seçmeli bir ders" olarak sunmayı önerdiği kaydediliyor.
İlham Ahmed, Şam ziyaretinden önce, anadilde eğitimin pazarlık konusu yapılamayacak temel bir hak olduğunu vurgulamış ve Suriye anayasasında buna yasal güvence isteklerini kaydetmişti.
İdari ve adli kurumlar Şam ile birleşiyor
Siyasi ve idari alanda ise somut adımlar atılmaya başlandı.
Cezire bölgesindeki kadın meclisleri ve yerel yönetim birimlerinin, Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı ile entegrasyonu büyük oranda tamamlandı.
Ayrıca, bölgedeki yargı dosyalarının birleştirilmesi ve adliye binalarının Eylül ayı başında resmen hizmete girmesi bekleniyor.
İddia: İlham Ahmed makamı reddetti
Görüşmelerde, Özerk Yönetim ve SDG liderlerine devlet kademelerinde üst düzey görevler verilmesinin de gündeme gelmesi bekleniyor.
İlham Ahmed’e Cumhurbaşkanı Yardımcılığı veya Dışişleri Bakan Yardımcılığı gibi görevler teklif edildiği ancak Ahmed’in, bu teklifleri "şahsi koltuk" yerine "Kürtlerin anayasal statüsü" şartına bağlayarak henüz kabul etmediği iddia ediliyor.
Suriye’deki Dürzi toplumunun ruhani liderlerinden Şeyh Hikmet el-Hicri, Dürzilerin İsrail ile ortak bir medeniyet vizyonunu paylaştığını belirterek, "Dürziler İsrail devletinin ayrılmaz bir parçasıdır" dedi. Öte yandan Süveyda kentinde İsrail’e destek amacıyla bayraklı konvoylar düzenlendi.
Suriye’nin güneyindeki Süveyda vilayetinde Şam yönetiminden bağımsız hareket eden Dürzi toplumunun lideri Şeyh Hikmet el-Hicri, 24 Ağustos 2026 Pazartesi günü yaptığı açıklamada dikkat çekici ifadeler kullandı.
Dürzilerin Batı dünyası ve İsrail ile "sağlıklı devletler inşa etmek için açık fikirli ve medeni bir düşünceyi" paylaştığını savunan Hicri, Dürzi toplumunu kucaklayan temel güçlerin İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri olduğunu söyledi.
“İsrail bir kurumlar devletidir”
Suriye ve İsrail'deki Dürzilerin kendilerini "tek bir aile" olarak gördüklerini vurgulayan Hicri, İsrail’in yönetim modeline övgüler yağdırdı:
"İsrail devleti tüm bileşenleriyle gerçekten bir kurumlar, bilim ve medeniyet devleti olduğunu kanıtlamıştır. İnsanı doğru şekilde inşa eden ve hukukun üstünlüğünün herkes için geçerli olduğu bir devlettir. Bölge ülkeleri, devlet inşasında bu insani modeli örnek almalıdır."
Süveyda sokaklarında ortak bayraklı yürüyüş
Hicri’nin açıklamalarıyla eş zamanlı olarak Süveyda kentinde İsrail’e "destek ve şükran" yürüyüşü organize edildi.
Dürzi ve İsrail bayraklarının yan yana taşındığı araç konvoylarında, Şeyh Hikmet el-Hicri ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun fotoğrafları yer aldı.
Yürüyüşe katılanlardan Firas Şukayr, "İsrail ordusu ve hükümetine, yıl boyunca Dürzi toplumunu korudukları için minnettarız. Güvenlik anlaşmasına varıldı, bir an önce imzalanmasını bekliyoruz" derken; Tarık Ebu Hamdan adlı bir diğer gösterici ise İsrail'in Dürzilerin güvenliğini ve inancını garanti altına almasını istediklerini dile getirdi.
Şiddet olayları ve İsrail müdahalesi
Süveyda’daki kriz, 13 Temmuz 2025’te Dürzi milisler ile Bedeviler arasında çıkan çatışmalarla başlamıştı.
Suriye ordusunun müdahalesi sonrası tırmanan gerilimde, İsrail Şam yönetimine ait askeri hedefleri ve başkentteki Savunma Bakanlığı binasını hava saldırılarıyla hedef almıştı.
Dürzi lider Hicri, Şam hükümetini sivil halka karşı "imha savaşı" yürütmekle ve çocukları, kadınları kaçırmakla suçladı. Hicri, Süveyda’nın "tam egemenlik haklarını" alması durumunda bölgedeki istikrarın temel taşı olabileceğini savundu.
Ürdün’de Suriye-İsrail görüşmesi
Süveyda’daki bu gelişmeler yaşanırken, Şam ile Tel Aviv arasında üst düzey diplomatik temasların gerçekleştiği bildirildi.
Suriye resmi haber ajansı SANA, Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve istihbarat başkanlarından oluşan bir heyetin, pazar günü Ürdün’de ABD arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bir araya geldiğini duyurdu.
Görüşmelerde, İsrail saldırılarının durdurulması ve bir güvenlik anlaşması imzalanması yönündeki müzakerelerin yeniden başlatılmasının ele alındığı kaydedildi.
İsrail Başbakanı Netanyahu, geçmişte yaptığı açıklamalarda Suriye’deki Dürzilerin güvenliğini koruma sözü vermişti.
Farklı tarihlerde yaşamını yitiren Şırnak ve Siirt nüfusuna kayıtlı 38 HPG üyesinin daha kimlik bilgilerini açıkladı.
Kendini fesheden PKK, daha önce farklı tarihlerde ve farklı yerlerde hayatını kaybeden Hakkari, Diyarbakır ve Van nüfusuna kayıtlı üyelerinin künye ve kimlik bilgilerini toplu şekilde açıklamıştı.PKK'nin askeri kanadı HPG'nin “Şehidenme” adlı internet sitesi üzerinden, farklı tarihlerde yaşamını yitiren üyelerinin kimlik bilgileri kamuoyuyla paylaşıldı.
Açıklanan listede yer alan kişilerin kod adları, gerçek isimleri, doğum yerleri ile yaşamlarını yitirdikleri tarih ve yerler şöyle:
Dengtav Serdem Pîr – Nurullah Aşrak – Şırnak – 22 Nisan 2017 / Garê
Şiyar Jîrkî – Serhat Erdem – Şırnak – 22 Temmuz 2019 / Avaşîn
Agir Botan – Sezer Arslan – Şırnak – 21 Ekim 2017 / Zap
Zagros Kiçî – Azad Ecer – Şırnak – 13 Şubat 2019 / Heftanîn
Yılmaz Cûdî – Halil Adalı – Şırnak – 5 Şubat 2016 / Şırnak
Xelîl Cûdî – Ahmet Berk Yanar – Şırnak – 9 Haziran 2018 / Zap
Tolvîn Botan – Meryem Kocabey – Şırnak – 13 Eylül 2021 / Garê
Şervan Kiçî – Şerif İdiz – Şırnak – 14 Haziran 2020 / Garê
...
Pakistan ve İran, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş ile çatışmanın sona erdirilmesine yönelik yapılan görüşmelerde “önemli ilerleme” sağlandığını açıkladı.
Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in Tahran ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, taraflar arasında kapsamlı ve yapıcı görüşmeler gerçekleştirildiğini söyledi.
Pakistan ordusundan yapılan açıklamaya göre, Münir ile İran yönetimi arasındaki temaslarda çatışmanın daha fazla tırmanmasının önlenmesi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve savaşın mümkün olan en kısa sürede sona erdirilmesi için atılabilecek adımlar ele alındı.
Tarafların ayrıca bölgesel barış ve anlaşmazlığın müzakere yoluyla çözüme kavuşturulmasına ilişkin görüş alışverişinde bulunduğu belirtildi.
Nakvi, X hesabından yaptığı paylaşımda, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın hükümetinin yaklaşımını açık bir şekilde aktardığını belirterek, “Gündemdeki konular hakkında oldukça yapıcı bir görüş alışverişinde bulunduk” dedi.
Asım Münir’in Tahran ziyareti öncesinde ABD Başkanı Donald Trump ile de görüştüğü bildirilmişti.
Trump geçen hafta, İran’a “herhangi bir türde can simidi” sağlayan ülkelere ekonomik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulunmuştu.
İran ise buna karşılık Körfez’den yapılan tüm petrol ihracatını durdurma tehdidinde bulunmuştu.