15 Temmuz 2026
20.8 C
İstanbul

Trump, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na ablukayı geri getirdiğini açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki limanlarına yeniden abluka uygulamaya başlayacağını açıkladı. Abluka 14 Temmuz salı günü TSİ 23.00'te uygulanmaya başlanacak. Abluka ile "İran'ın...

Ortadoğu

Çok Okunanlar

ABD, İsrail’deki üssünü tahliye etmeyi durdurdu

ABD'nin, İran ile artan gerilim nedeniyle İsrail'in Tel Aviv kentindeki Ben Gurion Havalimanı'nda konuşlu askeri tanker ve kargo uçaklarının tahliyesini askıya aldığı bildirildi. The Times of Israel gazetesinin haberine göre, aylardır bölgedeki askeri yığınak kapsamında havalimanında bekletilen yaklaşık 75 yakıt ikmal ve kargo uçağını kapsayan tahliye süreci durduruldu. Haberde, tahliye kararının askıya alınmasının ardından gece saatlerinde piste dört yeni Amerikan askeri uçağının daha iniş yaptığı belirtildi. Yaz sezonu için iptal uyarısı İsrailli yetkililer ise Ben Gurion Havalimanı'nda sivil uçaklar için ciddi park alanı sıkıntısı yaşandığını açıkladı. Yetkililer, ABD'ye ait askeri uçakların tahliyesinin yeniden başlamaması halinde, seyahat trafiğinin en yoğun olduğu temmuz ve ağustos aylarında yaklaşık 50 bin yolcu biletinin iptal edilebileceği uyarısında bulundu. Tahliye süreci yeniden durdu Krizin, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik askeri hazırlıkları kapsamında havalimanında oluşturulan yığınaktan kaynaklandığı ifade edildi. ABD ile İran arasında kalıcı barışı hedefleyen mutabakat zaptının ardından gerilimin azalmasıyla birlikte haziran ayı sonunda bazı Amerikan askeri tanker uçaklarının geri çekilmeye başlandığı belirtilmişti. Ancak son dönemde artan gerilim nedeniyle bu tahliye sürecinin tamamen durdurulduğu aktarıldı. Tel Aviv ile Washington yönetimlerinin, İran'a yönelik saldırılar sonrasında Ben Gurion Havalimanı'nda konuşlandırılan Amerikan askeri uçaklarının tahliyesini hızlandırma konusunda 26 Haziran'da anlaşmaya vardığı daha önce açıklanmıştı.

Ahbap Derneği soruşturması genişledi: 17 kişi daha gözaltında

Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen yeni operasyonda 17 kişi daha gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" ve "Dernekler Kanunu'na muhalefet" suçlamaları kapsamında sürdürüldüğünü açıkladı. Başsavcılık: Bağışların amacı dışında kullanıldığı tespit edildi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmaya ilişkin yapılan açıklamada, Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in, Şile Belediyesi'nin düzenlediği 35. Uluslararası Şile Bezi Festivali organizasyonunu Sur Müzik Yapım şirketi üzerinden doğrudan temin yöntemiyle aldığı belirtildi. Açıklamada, söz konusu organizasyonda sahne, ışık ve ses sistemi gibi giderlerin sahte faturalarla yüksek gösterildiği, mali bilirkişi raporunda usulsüzlüklerin tespit edildiği ifade edildi. Başsavcılık ayrıca, Ahbap Derneği'ne yapılan bağışların bir bölümünün Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesabına aktarıldığını, buradan da toplam 125 milyon 765 bin liranın Berkant Acil ile bağlantılı kişi ve şirketlerin hesaplarına gönderildiğinin belirlendiğini açıkladı. Açıklamada, bu yolla bağışların amacı dışında kullanıldığı ve haksız kazanç sağlandığı iddia edildi. Dört ilde eş zamanlı operasyon Soruşturma kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Muğla'da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 14 şüpheli ile 4 şirkete yönelik arama, el koyma ve yakalama işlemleri gerçekleştirildi. Aramalarda dijital materyallere el konulduğu ve şüphelilerin gözaltına alındığı bildirildi. 60 milyon dolarlık bağış iddiası Soruşturmada dikkat çeken bir diğer iddia ise Başaran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Başaran'ın şikâyeti oldu. İddiaya göre Başaran, 2018 yılında uçak kazasında hayatını kaybeden kızı Mina Başaran'ın anısını yaşatmak amacıyla, üniversite eğitimi gören kimsesiz ve ihtiyaç sahibi kız öğrenciler için kullanılmak üzere yaklaşık 60 milyon dolar değerindeki 22 taşınmazdan oluşan bir kompleksi Ahbap Derneği'ne bağışladı. Ancak söz konusu taşınmazların bağış amacının dışında kullanıldığı iddiasıyla savcılığa başvurulduğu öne sürüldü. MASAK raporu: Milyarlık para hareketleri incelendi Soruşturma dosyasına giren MASAK raporunda ise Ahbap Derneği ile bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı kişilerin banka hesaplarındaki yüksek tutarlı para hareketlerine dikkat çekildi. Rapora göre, sosyal güvenlik kayıtlarında müzisyen olarak görünen A.Ç.'nin hesaplarında 2020-2024 yılları arasında 779 milyon lira para girişi, 671 milyon lira para çıkışı tespit edildi. "Organizasyon sorumlusu" olarak kayıtlı Z.Y.'nin hesaplarında ise aynı dönemde 1 milyar 469 milyon lira giriş, 1 milyar 537 milyon lira çıkış olduğu belirlendi. MASAK uzmanları, söz konusu para hareketlerinin şüphelilerin gelir profilleriyle uyumlu olmadığını ve "hayatın olağan akışına aykırı" nitelikte olduğunu değerlendirdi. Raporda ayrıca bazı banka transferlerinin açıklama bölümünde, "Ahbap Derneği'ne borç olarak verilen", "Haluk Levent Ahbap Derneği'ne emaneten" ve "Ahbap faaliyetlerinde kullanılmak üzere" ifadelerinin yer aldığı belirtildi. Haluk Levent'ten açıklama Soruşturma sürerken gözaltında bulunan Haluk Levent, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ahbap Derneği ile özel hayatının birbirine karıştırılmaması gerektiğini savundu. Yöneltilen suçlamalar Soruşturma kapsamında Haluk Levent'e; Dernekler Kanunu'na muhalefet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, örgüt üyeliği suçlamalarının yöneltildiği bildirildi. Başsavcılık açıklamasında ayrıca, Levent'in çok sayıda şüpheliye ait banka hesaplarını kullandığı, bunlardan birinin asistanı Yeliz Kaya adına kayıtlı olduğu ve bu hesaplara dernekten yaklaşık 120 milyon liralık para transferi tespit edildiği iddia edildi.

Trump, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na ablukayı geri getirdiğini açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki limanlarına...

Ezidi Kürt kız çocuklarını köleleştiren IŞİD üyesine müebbet hapis

Almanya’da görülen davada, Irak ve Suriye’de iki küçük Ezidi kızı köle olarak alıkoyan ve sistematik işkence uygulayan IŞİD mensubu Iraklı sanığa müebbet hapis cezası verildi.  Sanığın suç ortağı olan eski eşi ise 9 buçuk yıl hapse mahkûm edildi. Almanya’nın Münih kentindeki Yüksek Eyalet Mahkemesi, IŞİD bünyesinde işlenen insanlık dışı suçlara karşı emsal niteliğinde bir karara imza attı. Yaklaşık bir buçuk yıl süren yargılama sonucunda, Ezidi Kürt çocuklarını köleleştiren "Ebu Abdullah" lakaplı 43 yaşındaki Iraklı Tuana H. ve suç ortağı olan 29 yaşındaki eski eşi Asya R. ağır cezalara çarptırıldı. 5 ve 12 yaşındaki kızlara kölelik düzeni  Mahkeme kayıtlarına göre sanıklar, 2015-2017 yılları arasında IŞİD kontrolu altındaki bölgelerde önce 5 yaşında, ardından 12 yaşında iki Ezidi Kürt kızını satın alarak "köle" olarak kullandı. Çocukların sadece ev işlerine zorlanmadığı, aynı zamanda ağır bir ideolojik baskıya maruz bırakıldıkları ve IŞİD doktrinlerini öğrenmeye zorlandıkları belirlendi. "İnsanlık Dışı İşkence ve İstismar" Federal Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianamede yer alan detaylar, çocukların maruz kaldığı dehşeti gözler önüne serdi. Sanık Tuana H.'nin her iki kız çocuğuna da defalarca cinsel saldırıda bulunduğu kanıtlandı. Sanık Asya R.'nin saldırılara engel olmak yerine, tecavüz odasını hazırladığı ve kurbanlardan birine saldırı öncesinde makyaj yaptığı ortaya çıktı. Ayrıca, çocukların süpürgelerle darp edildiği, ellerine kaynar su döküldüğü ve "ceza" olarak saatlerce tek ayak üzerinde durmaya zorlandıkları belgelendi.       Kaçarken çocukları "devrettiler" 2017 yılında IŞİD’in bölgedeki hakimiyetini kaybetmesi üzerine Suriye’den kaçan çiftin, ellerindeki Ezidi çocukları serbest bırakmak yerine başka IŞİD mensuplarına "devrettikleri" anlaşıldı. Bu durum, sanıkların işledikleri suçların devamlılığına işaret eden en ağır unsurlardan biri olarak kabul edildi. Yakalanma ve tarihi hüküm Yıllarca izlerini kaybettiren çift, Nisan 2024’te Alman güvenlik güçlerinin operasyonuyla Regensburg ve Roth bölgelerinde yakalandı. Mahkeme heyeti, sanık Tuana H.'yi "soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçu" işlemekten suçlu bularak ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Eski eşi Asya R. ise bu suçlara yardım etmekten 9 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

Devlet Yönetimi Koalisyonu’ndan yolsuzlukla mücadele ve silahların devlet yetkisine verilmesine tam destek

Irak  Devlet Yönetimi Koalisyonu, hükümet ile yargının yolsuzlukla mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmalara destek verdi. Koalisyon, bu mücadelenin siyasi amaçlardan ve intikam anlayışından uzak, hukuki çerçevede sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, silahların devletin tekeline alınması sürecinin devam ettirilmesi çağrısında bulundu. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani'nin de katılımıyla dün toplanan Devlet Yönetimi Koalisyonu, Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi'nin pazartesi sabahı başlayacak ABD ziyaretini  gündemine aldı. Koalisyonun yayımladığı açıklamaya göre toplantıda, söz konusu ziyaretten Irak'ın çıkarları doğrultusunda en iyi şekilde yararlanılması ve ülkenin uluslararası ilişkilerinin güçlendirilmesi için beklenen sonuçlar değerlendirildi. Açıklamada, toplantıya katılanların hükümet ve yargının başlattığı yolsuzlukla mücadele çalışmalarına tam destek verdiği belirtilerek, bu sürecin hukuk çerçevesinde, siyasi hesaplaşmalardan ve intikam anlayışından uzak bir şekilde sürdürülmesinin gerekli olduğu ifade edildi. Koalisyon ayrıca, silahın devletin tekeline alınması sürecinin devam ettirilmesi, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve anayasal kurumların saygınlığı ile egemenliğinin korunmasının önemini vurguladı. Toplantıda, bölgesel dosyalarda diyalog ve karşılıklı anlayışın hâkim olması, savaş ve gerginlikten uzak durulması çağrısı da yapıldı. Koalisyon, Irak'ın bölgesel çıkarların uzlaştırıldığı ve ortak kalkınmanın desteklendiği bir ülke olmaya hazır olduğunu ifade etti.

Mazlum Abdi’den Lindsey Graham için taziye mesajı: Kürtlere olan sarsılmaz desteği tarihe kazınacaktır

Demokratik Suriye Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, ABD'li Senatör Lindsey Graham’ın vefatı nedeniyle bir taziye mesajı yayımladı. Mazlum Abdi, X hesabı üzerinden paylaştığı mesajında, Graham’ın Kürt halkına verdiği desteğin ve Suriye’deki barış çabalarının unutulmayacağını vurguladı. Abdi, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Senatör Lindsey Graham’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. Kendisinin uzun yıllara dayanan hizmetleri, ilkeli liderliği, Kürtlere olan sarsılmaz desteği ile barışçıl ve adil bir Suriye için sergilediği tavizsiz savunuculuğu tarihe kazınacaktır. Bu yas sürecinde ailesine, dostlarına ve tüm sevenlerine en içten taziyelerimi sunuyorum. Huzur içinde uyusun.”

Silah yakan grubun üyesi Seven: Devlet adım atsaydı bugün siyaset yapıyor olurduk

PKK’nin silah yakan 30 kişilik grupta yer alan Nedim Seven “Devlet adım atsaydı bugün siyaset yapıyor olurduk” dedi. PKK'nin 12. Kongresi'nde kendini feshetme ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının ardından, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne destek amacıyla 11 Temmuz 2025'te düzenlenen törende silahlarını yakan 30 kişilik grubun üyelerinden Nedim Seven, törenin birinci yıl dönümünde sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Seven, geçen bir yılda devletin adım atmadığını belirterek, "Eğer gerekli adımlar atılmış olsaydı bugün Diyarbakır, Dêrsim, Ankara ve İstanbul'da demokratik siyaset yapıyor olurduk" dedi. "Devlet süreci ağır ilerletiyor" Ajansa Welat'a konuşan Seven, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te yaptığı çağrının ardından PKK'nin kongresini toplayarak fesih ve silahsızlanma kararları aldığını, buna karşın devletin aynı doğrultuda somut adımlar atmadığını söyledi. Meclis'te süreç kapsamında bir komisyon kurulmasını önemli bulduklarını ifade eden Seven, buna rağmen resmi söylemin değişmediğini dile getirdi. "Terörsüz Türkiye" gibi ifadelerin çözüm dili olmadığını belirten Seven, Kürt sorununun kimlik, dil, kültür ve Kürdistan'ın tanımlanması gibi başlıklar üzerinden ele alınması gerektiğini ifade etti. "Öcalan baş müzakereci olmalı" Seven, PKK'nin 12. Kongresi'nde Abdullah Öcalan'ın "baş müzakereci" olarak kabul edildiğini hatırlatarak, sürecin ilerleyebilmesi için Öcalan'ın çalışma ve iletişim koşullarının düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Öcalan ile uzun aralıklarla görüşme yapılmasının süreci ilerletmeyeceğini belirten Seven, "Ortadoğu'yu etkileyecek böyle bir çözüm için Önder Apo 24 saat özgür olmalı ve istediği herkesle görüşebilmeli" dedi. "Yasal düzenlemeler bizimle paylaşılmadı" Meclis'te hazırlanacağı belirtilen yasal düzenlemelere ilişkin de konuşan Seven, yaklaşık 45 gündür çeşitli düzenlemelerin gündeme geldiğini ancak bunların kendilerine ulaştırılmadığını söyledi. Yasal düzenlemelerin sürecin muhataplarıyla paylaşılması gerektiğini belirten Seven şunları dile getirdi: “25 Mayıs’tan sonra kimlerin Önderlik ile görüştüğünü bilmiyoruz. Kendileri çalıp oyuyor ve ‘süreci ilerleteceğiz’ diyorlar. Yasal düzenlemelerin adı ne olursa olsun muhatapları ile paylaşılmaları gerekiyor. Meclis kapanmadan çıkacaklar deniliyor. Ancak bizim içeriğinde ne olduğunu bilmemiz gerek. Bilmediğimiz bir şeyi nasıl değerlendireceğiz? Bunu nasıl kabul ederiz? Kürdistan dağlarında binlerce güç var. Binlerce ilişkide olan var. Kürdistan ve Türkiye’de yurt dışında on binlerce kişi var. Bunların hepsini işin içine katmadan nasıl bir çözüm gelecek?" "Demokratik siyaset için yasal güvence gerekli" Silahlarını yakan Barış ve Demokratik Toplum Süreci Grubu’nun uzattığı elin bir yıldır havada kaldığına değinen Seven, “Elimizin havada bırakılması ile bize ‘Gidin silahlarınızı alın’ deniliyor. Bir yıldır demokratik siyaset koşullarının oluşturulması, yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz. Bunun olması dışında bir seçeneğimiz yok. Kardeşlik elini uzatıyoruz ancak havada kalıyor. Demokratik siyasetin önü açılmaz ise Kürdistan dağlarında on binler milyonlar olur” dedi. Silahlarını yakan grubun bir yıldır demokratik siyaset koşullarının oluşturulmasını beklediğini söyleyen Seven, gerekli yasal düzenlemeler yapılmadan sürecin ilerlemeyeceğini ifade etti. Geçmişte Türkiye'ye dönen bazı barış gruplarının cezaevine konulduğunu hatırlatan Seven, bu nedenle demokratik siyasetin önünü açacak hukuki güvencelerin oluşturulması gerektiğini belirtti. Seven, açıklamasının sonunda devlet yetkililerine süreci ciddiyetle yürütme çağrısı yaparak, demokratik çözüm için somut adımlar atılmasını beklediklerini söyledi.

Savaş, saldırı ve misilleme ile devam ediyor

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'nda ticari bir yük gemisine saldırdığı gerekçesiyle İran'daki askeri hedeflere yönelik üçüncü saldırı dalgasını başlattığını açıkladı.     CENTCOM'dan yapılan açıklamada, saldırıların, İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndan geçen Kıbrıs bayraklı M/V GFS Galaxy adlı yük gemisini hedef almasının ardından gerçekleştirildiği belirtildi. Açıklamada, saldırı sonucu gemide yangın çıktığı, makine dairesinin ağır hasar gördüğü, bir sivil mürettebatın ise kayıp olduğu ifade edildi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de konuya ilişkin açıklamasında, İran'ın uluslararası mutabakatlara uyma konusunda kendisine tanınan fırsatları değerlendirmediğini ifade ederek, "İran bu eylemle hata yaptı ve şimdi bunun bedelini ödüyor" ifadelerini kullandı. Çok sayıda askeri hedef vuruldu ABD'li bir yetkilinin Axios haber sitesine verdiği bilgiye göre, saldırılarda İran'daki çok sayıda stratejik askeri nokta hedef alındı. Hedef alınan noktalar arasında hava ve deniz gözetleme radarları, füze ve insansız hava aracı (İHA) depoları, füze ve İHA fırlatma üsleri ile karadan havaya füze sistemlerinin bulunduğu platformların yer aldığı belirtildi. "Amaç deniz güvenliğini sağlamak" CENTCOM açıklamasında, operasyonun amacının İran'ın ticari gemilere yönelik saldırı kapasitesini zayıflatmak ve Hürmüz Boğazı'nda uluslararası deniz ticaretinin güvenliğini korumak olduğu kaydedildi.

Irak, Interpol’den yakalama talep etti

Irak Yüksek Yargı Konseyi, "Yüzyılın Hırsızlığı" olarak bilinen dosyanın baş şüphelisi Nur Zuheyr'in yakalanarak Irak'a iade edilmesi için Uluslararası Polis Teşkilatı'na (Interpol) başvurdu. Irak resmi medyasında yayımlanan belgelere göre, Irak Başsavcılığı İçişleri Bakanlığına bağlı Arap ve Uluslararası Polis Dairesi'ne gönderdiği yazıda, Nur Zuheyr Casım'ın Irak'a iadesi için gerekli işlemlerin başlatılmasını istedi.Talebin, Yolsuzlukla Mücadele Ceza Mahkemesi'nin sanık hakkında gıyabında verdiği mahkûmiyet kararına dayandığı belirtildi. Belgeler arasında yer alan ve 25 Kasım 2024 tarihini taşıyan Kerh Ceza Mahkemesi kararında ise şu hükümlere yer verildi: "Nur Zuheyr Casım'ın Irak Ceza Kanunu'nun 444. maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezasına çarptırılması, Hakkında yakalama kararı çıkarılması ve ikametgahında arama yapılması, Taşınır ve taşınmaz tüm mal varlığına el konulmasına ilişkin kararın onaylanması." Kararda Nur Zuheyr, "Yüzyılın Hırsızlığı" davasının bir numaralı şüphelisi olarak gösteriliyor. Soruşturma kapsamında, Rafidain Bankası'ndaki mali hesaplardan beş şirket aracılığıyla 3,8 trilyon Irak dinarının(2,9 milyar ABD doları) usulsüz şekilde çekildiği öne sürülüyor. Irak Yüksek Yargı Konseyi'ne göre, Nur Zuheyr'in 1,6 trilyon Irak dinarını(1,22 milyar ABD doları) devlete geri ödemesi kararlaştırılmıştı. Ancak şu ana kadar yalnızca 365 milyar dinarı(279 milyon ABD doları) iade ettiği, daha sonra ise Irak'tan ayrıldığı belirtildi. Irak hükümeti daha önce, paranın tamamını geri ödemesi şartıyla Nur Zuheyr'in serbest bırakılması konusunda anlaşmaya varmıştı. Ancak ülkeyi terk etmesi, paranın geri alınması sürecini sekteye uğrattı.  

CHP Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner gözaltına alındı

Ankara'da Çankaya Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında Belediye Başkanı Hüseyin...

Suriye, Irak ve ABD, Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakacak olan boru hattı anlaşması imzalayacak

Irak, Suriye ve ABD, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü zayıflatma çabalarının bir parçası olarak, Suriye’nin Akdeniz kıyısına uzanan yaklaşık 800 kilometrelik (500 mil) tarihi boru hattını yeniden faaliyete geçirmeyi planlıyor. Üst düzey Iraklı ve bölgesel yetkililerin Middle East Eye’a (MEE) verdiği bilgilere göre Kerkük’ten Suriye'nin sahil kenti Banyas'a uzanan hattın canlandırılmasına ilişkin anlaşmanın, önümüzdeki hafta Irak Başbakanı Ali el-Zeydi'nin Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile yapacağı görüşmede kamuoyuna açıklanmasının beklendiğini bildirdi. MEE’nin haberine göre Trump’ın Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Zeydi’nin ziyareti öncesinde anlaşmanın ayrıntıları üzerinde çalışıyor. Zeydi’nin ABD programında, ülkenin enerji merkezi olan Teksas eyaletine yapılacak bir ziyaretin de yer alması bekleniyor. “Hem ABD'nin hem de yerel hükümetlerin yararına olacak” MEE’ye konuşan üst düzey bir Iraklı yetkili, Barrack'ın Zeydi ile iyi bir çalışma ilişkisi geliştirdiğini ve bu boru hattını, hem ABD'nin hem de yerel hükümetlerin yararına olacak bir "Levant iş modeli" olarak kullanmak istediğini belirtti. 1952 yılında Irak Petrol Şirketi tarafından tamamlanan boru hattı, günlük yaklaşık 300 bin varil kapasiteye sahipti. Bağdat, İran-Irak savaşı sırasında Suriye'nin İran'ın yanında yer alması üzerine 1980'lerde hattı kapatmıştı. 2003'teki ABD işgalinden sonra ağır hasar alan hat, o tarihten bu yana fiilen işlevsiz durumda. Bir konsorsiyum yeniden inşa için görevlendirildi Hattın yeniden devreye girmesi için yeni depolama tankları, pompalar ve elektrik sistemlerini içeren kapsamlı bir onarım gerekiyor. Bölgesel bir yetkili, hattın muhtemelen tamamen yenilenmesi gerekeceğini ve bunun iki ila üç yıllık bir takvim alacağını söyledi. Yetkili ayrıca, ABD'li şirketlerden oluşan bir konsorsiyumun şimdiden bu yeniden inşa süreci için görevlendirildiğini, bunun da Washington'ın projeye olan bağlılığını gösterdiğini ekledi. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim süreci hızlandırdı Suriye ve Irak, 2024 sonlarında Beşar Esad'ın devrilmesi ve yönetimin Ahmed el-Şara’ya geçmesinin ardından boru hattını yeniden canlandırmayı tartışmıştı. Ancak asıl ivme, son bölgesel savaş sonrası İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını artırmasıyla kazanıldı. Irak bu süreçte Suriye üzerinden tanker kamyonlarla ham petrol ihraç etmeye başlasa da sevkiyat hacmi oldukça düşük kaldı. Iraklı analist Serheng Hamasaid, "Irak, Suriye'ye artık farklı bir gözle bakmaya başladı. Savaştan önce bir şüphe hakim olsa da, savaşın gerçekleri Irak'ın Suriye'ye olan ihtiyacını açıkça ortaya koydu" değerlendirmesinde bulundu. Bağdat stratejik bir değişim yaşıyor Bölgesel kaynaklar, Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani'nin de imza töreni için ABD'ye gitmesinin beklendiğini belirtti. Bağdat'taki hükümet, İran'a yakın Şii partilerin ve milislerin etkisinde olsa da, Esad’ı deviren ve bir dönem El Kaide bağlantılı olan Ahmed el-Şara ile çalışma noktasında stratejik bir değişim yaşıyor. Şara, Esad’ı devirdikten sonra ABD yörüngesine girdi ve Türkiye ile Katar ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerinin yakın desteğini aldı. Trump yönetimi, Suriye üzerindeki pek çok yaptırımı kaldırırken, geçen hafta Ankara'daki NATO zirvesinde Şara'dan övgüyle bahsederek onu "fantastik" ve "saygın" biri olarak nitelendirdi. ABD ayrıca, Suriye'yi 1979'dan bu yana yer aldığı "Terörü Destekleyen Devletler" listesinden çıkardı. Irak, petrol ihracatının yüzde 95'ini Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriyor Bu diplomatik hamle, ABD'li şirketlerin boru hattı projesinde çalışmasının önünü açıyor. Irak hükümeti bu ayın başlarında ABD'li şirketler Capital TI ve Chevron ile bir Katar firmasının, Kerkük ve Hadise’den Banyas’a uzanan boru hattı projelerini incelemesi için ön onayı verdi. Irak, ekonomisi için hayati önem taşıyan petrol ihracatının yüzde 95'ini Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriyor ve bu da ülkeyi İran'ın stratejik hamlelerine karşı son derece kırılgan hale getiriyor. Veri analiz firması Vortexa, geçtiğimiz ay Irak'ın deniz yoluyla yaptığı petrol ihracatının, bölgedeki gerilimler nedeniyle geçen yılın ortalamasının yüzde 8'ine gerilediğini açıklamıştı. Petrol gelirleri, Irak devlet bütçesinin yüzde 90'ını oluşturuyo

Röportaj

Ekonomi

Kültür Sanat

Spor

Kitap Bülten

Türkiye

İsrail

Lübnan

İran

Suriye

Irak

Sağlık Köşesi