Bursa Milletvekili Kani Torun, yaklaşık üç ay önce Selahattin Demirtaş ile görüştüğünü belirterek, Demirtaş’ın kendisine Ankara’da devletin üst düzey görevlerinde yer almak istediğini söylediğini...
Demokratik Suriye Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, Suriye hükümeti yetkilileriyle görüşmek üzere başkent Şam’a gidiyor.
ANHA’da yer alan habere göre; Abdi ve Ahmed’in bugün gerçekleşecek Şam ziyaretinde, Özerk Yönetim kurumlarının merkezi hükümete entegrasyonu ve bu sürece ilişkin teknik detayların ele alınması bekleniyor.
SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı kurumların Suriye sistemine dahil edilme (entegrasyon) sürecinin henüz tamamlanmadığını, ancak bu konuda “yeni bir aşamaya geçildiğini” duyurmuştu.
Görüşmenin, Abdi’nin işaret ettiği bu "yeni aşama" kapsamındaki ilk üst düzey temaslardan biri olduğu belirtiliyor.
Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek, Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde mevsimlik tarım işçileri ile köy sakinleri arasında yaşanan olayla ilgili adli soruşturma başlatıldığını açıkladı. Gürlek, olayın toplumsal huzuru zedeleyecek şekilde genelleştirilmemesi çağrısında bulundu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Zonguldak’ın Alaplı ilçesine bağlı Bektaşlı Köyü’nde mevsimlik tarım işçileri ile köyde yaşayan vatandaşlar arasında yaşanan olayla ilgili açıklama yaptı.
Gürlek, Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatıldığını belirterek, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için gerekli işlemlerin titizlikle sürdürüldüğünü söyledi.
“Genellemelere konu edilmemeli”
Yaşanan olayın farklı anlamlara çekilerek toplumsal huzuru zedeleyecek genellemelere dönüştürülmemesi gerektiğini vurgulayan Gürlek, kamuoyuna yalnızca yetkili makamların paylaştığı doğrulanmış bilgilere itibar etme çağrısında bulundu.
Gürlek, “Mevsimlik tarım işçilerimiz de dâhil olmak üzere her bir vatandaşımızın huzuru, güvenliği ve hukukunun korunması devletimizin teminatı altındadır” dedi.
Adli makamların olayda sorumluluğu bulunan kişiler hakkında hukukun gereğini yerine getireceğini belirten Gürlek, soruşturmanın sürdüğünü kaydetti.
Gürlek’in açıklaması şöyle:
“Zonguldak’ın Alaplı ilçesi Bektaşlı Köyü’nde mevsimlik tarım işçilerimiz ile köyde ikamet eden vatandaşlarımız arasında yaşanan münferit olaya ilişkin Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığımızca adli soruşturma başlatılmıştır. Olayın bütün yönleriyle aydınlatılması için gerekli işlemler titizlikle sürdürülmektedir.
Yaşanan münferit bir hadisenin farklı anlamlara çekilerek toplumsal huzurumuzu zedeleyecek genellemelere konu edilmemesi, kamuoyunun yalnızca yetkili makamlarca paylaşılan doğrulanmış bilgilere itibar etmesi önem taşımaktadır.
Mevsimlik tarım işçilerimiz de dâhil olmak üzere her bir vatandaşımızın huzuru, güvenliği ve hukukunun korunması devletimizin teminatı altındadır. Adli makamlarımız olayda sorumluluğu bulunan kişiler hakkında hukukun gereğini yerine getirecektir.”
DEM Parti, "İmralı Heyeti'nden ya da Sayın Öcalan ile görüşen aile ve avukatlarından gelmeyen, resmî bir zemine dayanmayan hiçbir belge, not ya da bilgiye itibar edilmemelidir" açıklamasını yaptı.
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın, çerçeve yasa sürecinde DEM Parti heyetleriyle yaptığı görüşmelerin dökümü olduğu iddia edilen metinlere ilişkin DEM Parti İmralı Heyeti'nden açıklama geldi.
Heyet, "görüşme notu" adı altında paylaşılan metinlerde ekleme ve çıkarmalar yapıldığını belirterek, resmi kanallardan paylaşılmayan belge ve bilgilere itibar edilmemesi çağrısında bulundu.
DEM Parti İmralı Heyeti, son günlerde sosyal medyada Öcalan'a atıfla "görüşme notu" ve "tutanak" adı altında bazı metinlerin dolaşıma sokulduğunu belirtti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Son günlerde bir kez daha sosyal medyada Sayın Abdullah Öcalan’a atıfla “görüşme notu” ve “tutanak” adı altında bazı metinler dolaşıma sokulmaktadır.
Bağlamı ve mesnedi belirsiz bırakılarak “görüşme notu” adıyla paylaşılan metinlerde ekleme, çıkarmalar yapılmakta, bir kez daha şahsiyetlere ilişkin kimi ibarelerin yerleştirildiği görülmektedir. “Tutanak” adı altında paylaşılan diğer bazı metinlerde de kamuoyunu yanıltmaya ve süreci provoke etmeye yönelik iddialar ortaya atılmaktadır.
Bu girişimleri, Sayın Öcalan’ı ve önemli bir eşiğe ulaşan süreci doğrudan sabote etmeye dönük tehlikeli bir faaliyet olarak değerlendirdiğimizi ve bunun hiçbir şart altında kabul edilebilir olmadığını açıkça ifade ediyoruz.
Bir kez daha vurgulamak isteriz ki; İmralı Heyeti’nden ya da Sayın Öcalan ile görüşen aile ve avukatlarından gelmeyen, resmi bir zemine dayanmayan hiçbir belge, not ya da bilgiye itibar edilmemelidir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
DEM Parti İmralı Heyeti
23 Ağustos 2026”
Demokratik Suriye Güçleri (SDG) Basın Sözcüsü Ferhad Şami, SDG’nin kurucularından ve Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Sipan Hemo’ya atfedilen, İsrail ve DSG’nin Suriye devletiyle entegrasyon sürecine ilişkin açıklamaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.
Türkiye gazetesinde gazeteci Yılmaz Bilgen imzasıyla yayımlanan haberde, SDG komutanlarından ve Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Sipan Hemo’nun, (Semir Oso) Kürt güçlerinin Suriye devletiyle askeri, güvenlik ve idari entegrasyon sürecine ilişkin değerlendirmelerine yer verildiği öne sürüldü.
Haberde, Kürt güçlerinin Suriye devletiyle entegrasyonunun “İsrail’i rahatsız ettiği” iddia edilirken, Hemo’nun da “Başta İsrail olmak üzere bölgesel hesapları bozulan odaklar boş durmayacak” şeklinde açıklama yaptığı ileri sürüldü.
Haberde Hemo’ya ayrıca, bölgede barış ortamını bozmak isteyen aktörlerin yeni girişimlerde bulunabileceğini, geçmişteki hatalardan ders çıkararak Suriye’nin geleceğini “barış ve kardeşlik temelinde” inşa etmek gerektiğini söylediği ifadeleri atfedildi.
Hemo’nun ayrıca Şam yönetimi ve Ankara’nın entegrasyon sürecinde “cesur ve samimi” davrandığını söylediği, SDG’nin de buna aynı şekilde karşılık verdiği öne sürüldü.
SDG’den yalanlama
SDG Basın Sözcüsü Ferhad Şami ise Hemo’nun söz konusu açıklamaları yapmadığını belirterek haberi yalanladı.
Şami, Hemo ile bizzat görüştüğünü ve Türkiye gazetesinde İsrail’in rolü ile SDG’nin Suriye devletiyle entegrasyon sürecine ilişkin kendisine atfedilen ifadelerin doğru olmadığını söylediğini aktardı.
Şami’nin aktardığına göre Hemo, söz konusu açıklamaları yapmadığını ve kendisine atfedilen görüşleri dile getirmediğini belirtti.
Hemo ayrıca, bu ifadelerin bölgedeki hassas dönemde yayımlanmasının tesadüf olmadığını savunarak, kendisine atfedilen açıklamaların ancak ses ve görüntü kaydıyla doğrulanması halinde gerçek kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.
SDG yönetimi, böylece Hemo’ya atfedilen İsrail ve entegrasyon sürecine ilişkin sözlerin kendisine ait olmadığını açıkladı.
Şami’nin açıklaması şöyle:
“Türkiye gazetesinin İsrail’in rolü ve Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Suriye devleti arasındaki entegrasyon sürecine ilişkin kendisine atfettiği açıklamalar hakkında Doğu Bölgesi Komutanı Komutan Semir Oso ile bizzat görüştüm.
Oso, gazete tarafından yayımlanan ve kendisine atfedilen ifadelerin gerçeği yansıtmadığını, bu açıklamaları yapmadığını ve kendisine atfedilen görüşleri dile getirmediğini teyit etti.
Oso, söz konusu ifadelerin tam da bölgenin tarihindeki bu hassas dönemde yayımlanmasının tesadüf olmadığını, gazetenin bunları bilinçli olarak yayımlamayı tercih ettiğini belirtti.
Oso ayrıca, kendisine atfedilen herhangi bir açıklamanın ses ve görüntü kaydıyla belgelenmediği sürece gerçek kabul edilmemesi gerektiğini vurguladı.”
Suriye'nin başkenti Şam'ın kırsalında güvenlik güçlerini taşıyan otobüse düzenlenen bombalı saldırıda yaralananlar olduğu bildirildi.
Suriye haber ajansı SANA'nın güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre, İç Güvenlik Güçlerine ait personel servis otobüsü, Şam kırsalındaki Ma'runa-Tall yolu üzerinde seyir halindeyken bombalı saldırının hedefi oldu.
Patlayıcının infilak etmesi sonucu otobüste bulunan güvenlik personelinden bazılarının yaralandığı belirtildi.
Olayın ardından ilgili ekiplerin bölgeye sevk edildiği ve saldırının nasıl gerçekleştirildiğinin araştırıldığı aktarıldı.
Yaralılar, çevredeki hastanelere kaldırıldı.
İsrail savunma Bakanı Yisrael Katz, Suriye'deki Ebu Zuhur Hava Üssü'nün vurulmasının ardından yaptığı açıklamada, "İsrail ordusu, Suriye'deki Ebu Zuhur üssüne (daha önce) birden fazla kez saldırı düzenlenmesini önermişti. Türkiye'nin burada İsrail'in güvenliğini tehlikeye atacak eylemler gerçekleştirmeyi planladığına dair net istihbarat almıştık” dedi.
Bakan Katz, Suriye’deki Ebu Zuhur hava üssüne yönelik saldırıyla ilgili açıklama yayımladı. Katz açıklamada İsrail ordusunun üsse birden fazla kez saldırı önerdiğini, “Türkiye’nin orada İsrail güvenliğini tehlikeye atacak faaliyetler planladığına dair net istihbarat alındığını” söyledi.
Katz, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte Suriye’ye üst düzey uyarı yapıldığını, istihbaratın ABD ile paylaşıldığını ve uyarılar dikkate alınmayınca saldırının onaylanıp başarıyla gerçekleştirildiğini belirtti.
İsrail Savunma Bakanı Katz’ın açıklamasından öne çıkanşar şöyle:
“İsrail ordusu, Suriye'deki Ebu Zuhur üssüne (daha önce) birden fazla kez saldırı düzenlenmesini önermişti. Türkiye'nin burada İsrail'in güvenliğini tehlikeye atacak eylemler gerçekleştirmeyi planladığına dair net istihbarat almıştık. Güvenlik birimleriyle yapılan istişarelerin ardından Başbakan Netanyahu ve ben, Suriye yönetimine en üst düzeyde doğrudan bir uyarıda bulunmaya ve bu hamleyi engellemeye karar verdik. Bu istihbarat, ABD'deki ilgili makamlarla paylaşıldı. Uyarılarımız dikkate alınmayınca saldırıyı onayladık ve operasyon başarıyla gerçekleştirildi.
“Barrack'ın açıklaması çok sayıda yanlış barındırıyor”
Erdoğan, Türkiye'yi Suriye'de tehlikeli maceralara sürüklüyor. Buna izin vermeyeceğiz. Erdoğan için en iyisi, İsrail'in kendini savunma kararlılığını sınamaya çalışmak yerine, Meclis'te İsrail'e yönelik boş ve hayalperest konuşmalar yapmaya devam etmesidir. Erdoğan eli kurabiye kavanozundayken yakalandı ve geri çekilmek zorunda kaldı. ABD Özel Temsilcisi Barrack'ın açıklaması, çok sayıda yanlışlık ve Trump'ın Golan Tepeleri konusundaki kendi tutumuyla çelişen görüşler içeriyor."
Hükümeti ile ülkedeki silahlı gruplar arasında son günlerde silahların akıbetine ilişkin yürütülen görüşmeler sonucunda ortak bir anlayışa varıldığı bildirildi.
Erbil merkezli Rûdaw'a konuşan Naramsin Vakfı Başkanı Dr. Haydar Berzenci, "silah bırakma" ifadesinin yerini "silahların yeniden düzenlenmesi"ne bırakmasının önemli bir adım olduğunu belirterek, silahlı güçlerin kontrolünü elinde bulundurmanın devletin en doğal hakkı olduğunu söyledi.Silahların yeniden düzenlenmesi süreci
Silahların yeniden düzenlenmesi ve grupların Heşdi Şabi ile olan bağlarının koparılması sürecinin 30 Eylül'den sonra başlayacağını aktaran Dr. Berzenci, sürecin son derece ciddi olduğunu ancak zaman alacağını ifade etti. Berzenci, bunun bir düğmeye basıp her şeyin bir anda biteceği bir durum olmadığını vurguladı.
Sürecin bugüne kadar gecikmesini bölgedeki duruma ve Irak'a yönelik saldırılara bağlayan Berzenci, Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi'nin Koordinasyon Çerçevesi ve Devleti Yönetme İttifakı ile koordineli olarak bu süreci başarıya ulaştırmak için çabaladığını söyledi.
Analist, ne hükümetin ne de Direniş Cephesi'nin askeri bir çatışma istemediğini, çünkü böyle bir durumun tüm Irak'a zarar vereceğini dile getirdi.
Yabancı güçlerin rolü ve çekilme şartı
Silahlı grupların silahlarını yeniden düzenlemeleri için öne sürdükleri şartlardan biri de yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi. Bu konuya değinen Dr. Berzenci, grupların tüm yabancı güçlerin ülkeden çekilmesini talep ettiğini belirtti. Şu an sadece 100 ABD askerinin kaldığına dair bilgiler olduğunu, 50 danışmanın ülkede kalması yönünde bir talep olduğunu ancak Başbakan'ın bunu reddettiğini aktardı.
Berzenci ayrıca, Irak Başbakanı'nın Türkiye'ye bir mektup göndererek Türk güçlerinin de Irak topraklarından çekilmesi gerektiğini vurguladığını belirtti.
Berzenci'ye göre, bu uzlaşıların hayata geçirilmemesi durumunda Kalkınma Yolu gibi stratejik projeler durma noktasına gelebilir.
İran'ın sürece yaklaşımı
İran'ın bu süreçteki rolünü olumlu olarak değerlendiren Haydar Berzenci, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın resmi bir davetle Bağdat'ı ziyaret ettiğini hatırlattı. İran'ın sürecin herhangi bir çatışma yaşanmadan yürütülebilmesi için Irak hükümetine yardım etmeye hazır olduğunu gösterdiğini söyleyen Berzenci, Irak'ta bir istikrarsızlık yaşanmasının İran'ın da çıkarına olmadığını vurguladı.
İranlı yetkililerin, Direniş Cephesi ile olan iyi ilişkileri üzerinden Irak hükümetine destek olabileceklerini vurguladığını aktaran Berzenci, ayrıca İran'ın vefat eden dini lideri Ali Hamaney'in bu gruplara vasiyetinin Irak devletini, hükümetini ve başbakanını desteklemeleri yönünde olduğuna dikkat çekti.
Silahların kaynağı
Silahlı grupların ellerindeki silahların kaynağına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Berzenci, bu silahların bir kısmının IŞİD'e karşı yürütülen savaş sırasında elde edildiğini, bir kısmını ise kendilerinin ürettiğini belirtti. Irak'ın bir askeri sanayi heyeti olduğunu ve insansız hava aracı (İHA) üretme kapasitesinin de mevcut olduğunu söyleyen Berzenci, grupların elinde İran yapımı Şahid tipi İHA'ların bulunup bulunmadığına ilişkin soruya da yanıt verdi.
Ellerinde bu İHA'lardan bulunduğunu ancak çoğunun eski model olduğunu ifade eden Berzenci, İran'ın son birkaç yıl içinde bu gruplara resmi olarak hiçbir silah vermediğini beyan ettiğini hatırlattı.
Sürecin gidişatına dair iyimser olduğunu dile getiren Dr. Haydar Berzenci, sorunun çözüleceğini ve işlerin bir çatışma noktasına varmayacağını kaydetti. Asaib Ehlilhak ve Ketaib Seyyid eş-Şüheda gibi grupların büyük bir kısmının gerekli adımları attığını ve onların da ülkenin çıkarlarını gözettiklerini sözlerine ekledi.