Meclis Genel Kurulu’nda yarın yapılacak kritik "çerçeve yasa" oylaması öncesinde muhalefet kulisleri hareketlendi. Komisyon aşamasında "evet" oyu veren YENİ Parti ve süreci destekleyen CHP yönetiminin aksine; YENİ Partili Cemal Enginyurt ve Süreyya Öneş Derici ile CHP’li İlhan Kesici "hayır" oyu vereceklerini duyurdu.
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada yasanın içeriğine tepki gösterdi. Düzenlemenin “terörle mücadele”ye zarar vereceğini savunan Enginyurt, şu ifadeleri kullandı:
“Barışı istemeyen yok lakin demokrasi yok ediliyor. Muhalefete siyaset yok, tutuklamalara devam; teröristlere ise siyaset yolu açılıyor. PKK'lılara Meclis yolu görünüyor. Buna 'Terörsüz Türkiye' denmez, 'teröriste plaket verme' denir. Hayırda hayır var.”
Muğla Milletvekili Derici: Milletvekili yeminime sadığım
YENİ Parti Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici de "hayır" diyeceğini açıklayan bir diğer isim oldu. Meclis kürsüsünde ettiği yemini hatırlatan Derici, "Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma ant içmiştim. Kişisel ilkelerim ve milletimizin bana verdiği temsil yetkisi doğrultusunda 'hayır' oyu vereceğim" dedi.
CHP’li İlhan Kesici de hayır diyecek
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sürece destek vereceği yönündeki açıklamasının ardından, partinin tecrübeli ismi İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’den itiraz geldi. Kesici, Türkiye’nin bir "Ulus Devlet-Üniter Devlet" olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:
"Oyumun rengi 'HAYIR'. Türkiye Cumhuriyeti çok büyük bedeller ödenerek kurulmuştur. Bu coğrafyada devletler kimsenin lütfu veya inayeti ile yaşayamaz. Milletvekili yeminine sadakatim tamdır, bu sebeple rıza göstermeyeceğim."
Öte yandan YENİ Parti içerisinde görüş ayrılıkları da bulunuyor. Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, usul ve içerik eleştirilerine rağmen "Şiddeti ve çatışmayı sonlandıracağı için 'Evet' diyeceğim" açıklamasını yaparken, grupta "hayır" eğiliminde olan çok sayıda milletvekilinin olduğu belirtiliyor.
CHP MYK toplanacak
Parti içindeki bu bölünmeyi yönetmek üzere YENİ Parti MYK’sı, yarın saat 12:00’de olağanüstü toplanacak. Toplantının ana gündemi, partinin oylamadaki nihai tutumu ve grup bütünlüğünün korunması olacak.
Kulislerde, "evet" oyu vermenin seçmen nezdinde kabul görmeyeceğini düşünen bazı milletvekillerinin, bu kaygılarını parti yönetimlerine ilettikleri ve oylama sonucuna göre yeni siyasi yol haritaları çizebilecekleri konuşuluyor.
Meclis Genel Kurulu’nda yarın yapılacak kritik "çerçeve yasa" oylaması öncesinde muhalefet kulisleri hareketlendi. Komisyon aşamasında "evet" oyu veren YENİ Parti ve süreci destekleyen CHP yönetiminin aksine; YENİ Partili Cemal Enginyurt ve Süreyya Öneş Derici ile CHP’li İlhan Kesici "hayır" oyu vereceklerini duyurdu.
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada yasanın içeriğine tepki gösterdi. Düzenlemenin “terörle mücadele”ye zarar vereceğini savunan Enginyurt, şu ifadeleri kullandı:
“Barışı istemeyen yok lakin demokrasi yok ediliyor. Muhalefete siyaset yok, tutuklamalara devam; teröristlere ise siyaset yolu açılıyor. PKK'lılara Meclis yolu görünüyor. Buna 'Terörsüz Türkiye' denmez, 'teröriste plaket verme' denir. Hayırda hayır var.”
Muğla Milletvekili Derici: Milletvekili yeminime sadığım
YENİ Parti Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici de "hayır" diyeceğini açıklayan bir diğer isim oldu. Meclis kürsüsünde ettiği yemini hatırlatan Derici, "Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma ant içmiştim. Kişisel ilkelerim ve milletimizin bana verdiği temsil yetkisi doğrultusunda 'hayır' oyu vereceğim" dedi.
CHP’li İlhan Kesici de hayır diyecek
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sürece destek vereceği yönündeki açıklamasının ardından, partinin tecrübeli ismi İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’den itiraz geldi. Kesici, Türkiye’nin bir "Ulus Devlet-Üniter Devlet" olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:
"Oyumun rengi 'HAYIR'. Türkiye Cumhuriyeti çok büyük bedeller ödenerek kurulmuştur. Bu coğrafyada devletler kimsenin lütfu veya inayeti ile yaşayamaz. Milletvekili yeminine sadakatim tamdır, bu sebeple rıza göstermeyeceğim."
Öte yandan YENİ Parti içerisinde görüş ayrılıkları da bulunuyor. Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, usul ve içerik eleştirilerine rağmen "Şiddeti ve çatışmayı sonlandıracağı için 'Evet' diyeceğim" açıklamasını yaparken, grupta "hayır" eğiliminde olan çok sayıda milletvekilinin olduğu belirtiliyor.
CHP MYK toplanacak
Parti içindeki bu bölünmeyi yönetmek üzere YENİ Parti MYK’sı, yarın saat 12:00’de olağanüstü toplanacak. Toplantının ana gündemi, partinin oylamadaki nihai tutumu ve grup bütünlüğünün korunması olacak.
Kulislerde, "evet" oyu vermenin seçmen nezdinde kabul görmeyeceğini düşünen bazı milletvekillerinin, bu kaygılarını parti yönetimlerine ilettikleri ve oylama sonucuna göre yeni siyasi yol haritaları çizebilecekleri konuşuluyor.
ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin İran'a yönelik stratejisinde bir değişikliğe işaret ederek, yeni bir askeri operasyon başlatmak yerine ekonomik baskıların Tahran'ı teslim olmaya zorlamasına izin vereceğini duyurdu.
Bu değişiklik, Trump'ın sadece bir hafta önce büyük bir askeri saldırı emri vermek üzereyken, Axios web sitesiyle yaptığı yeni bir röportajda herhangi bir askeri tehditte bulunmamasının ardından geldi.
Trump, Axios'tan bir gazeteciyle yaptığı telefon görüşmesinde, "İşleri çok sakince yürütüyoruz ve İranlılarla sadece yarı-müzakere halindeyiz. Sadece nasıl büyük bir enflasyona düştüklerini ve parasız kaldıklarını izliyoruz" dedi.
İran İstatistik Merkezi'ne göre, ülkedeki enflasyon oranı şu anda yüzde 66 seviyesinde.
"İran askerlerinin maaşını ödeyemiyor"
ABD Başkanı, İran'ın mali durumunun "çok kötü" olduğunu ve ABD'nin deniz ablukasının "Tahran rejiminin" silahlı kuvvetlerinin maaşlarını bile ödeyememesine neden olduğunu belirtti.
Trump ayrıca, petrol fiyatlarının varil başına yaklaşık 75 dolara düşmesinin Amerikalı vatandaşlar üzerindeki baskıyı azalttığını ve bunun da Washington'a diplomasi için daha fazla zaman kazandırdığını söyledi.
28 Şubat'ta ABD ve İsrail İran'a saldırmış, İran da füze ve dronlarla karşılık vermişti. İran, yanıtının bir parçası olarak komşu ülkelere saldırdı ve 2 Mart'tan bu yana Devrim Muhafızları Ordusu Hürmüz Boğazı'nı kapattı. Savaştan önce, dünya genelinde ihraç edilen petrolün %20'si günlük olarak bu boğazdan geçiyordu. Savaşın başlamasından sonra bu petrol miktarının ihracatı %95 oranında azaldı.
İran'ın ağır şartları ve Tahran'daki iç bölünme
Trump'ın bu açıklamaları, Cumartesi günü İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadr'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için bir dizi yeni ve ağır şart öne sürmesinin ardından geldi. Bu şartlar arasında; İran ve müttefiklerine (Hizbullah, Hamas, Husiler ve Iraklı gruplar) karşı savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesi, tüm yaptırımların kaldırılması ve savaş zararlarının tazmin edilmesi yer alıyor.
Amerikalı yetkililer, bu şartların Tahran'daki şiddetli iç çekişmenin bir işareti olduğunu söylüyor. Onlara göre, Mesud Pezeşkiyan liderliğindeki bir kanat ekonomik çöküşten endişe duyuyor ve bir anlaşma istiyor, ancak Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Ahmed Vahidi liderliğindeki bir kanat ise her türlü tavize karşı çıkıyor.
8 milyon varil petrol ihracatı
Müzakereler bir çıkmaza girmişken, bir Amerikalı yetkili, Hürmüz Boğazı'nın güney koridorundan ABD ordusuyla koordineli bir şekilde geceleri yaklaşık 8 milyon varil petrol ihraç edildiğini açıkladı.
Aynı zamanda, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Fox News'e şunları söyledi:
"Bu mesele bitmedi. Oyunun ortasındayız ve Amerikan halkı için en iyi sonucu elde etmek amacıyla tüm diplomatik, ekonomik ve askeri araçları kullanıyoruz."
Edirne Cezaevide tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş ile Selçuk Mızraklı, Çerçeve Yasa görüşmeleri kapsamında TBMM Genel Kurulu’na mesaj gönderdi.
Demirtaş ve Mızraklı, mesajlarında sürecin Türkiye’nin geleceği açısından tarihi bir önem taşıdığını belirterek, “Bu süreç bölünme, ayrışma süreci ya da ucuz pazarlıklara dayalı bir al ver süreci değildir” ifadelerini kullandı.
İki isim, sürecin temel amacının 86 milyon insanın huzur, refah ve kardeşliğini güçlendirmek olduğunu vurguladı.
“Şüpheyle yaklaşanlar başka bir şey bulamayacak”
Demirtaş ve Mızraklı, sürece yönelik eleştirilerin ve önerilerin değerli olduğunu belirterek, taraflara konuyu “dikkatli, hassas ve ciddiyetle” ele alma çağrısında bulundu.
Mesajda, sürece şüpheyle veya olumsuz önyargıyla yaklaşanların, “bin yıllık kardeşlikten, birbirimize sıkı sıkıya sarılma arzusundan ve Kürdüyle, Türküyle hep birlikte Türkiye olma duygusundan başka bir şey bulamayacakları” ifade edildi.
İki isim, atılan ve atılacak adımların yeni reformların önünü açması gerektiğini belirterek, sürecin demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük reformlarıyla devam etmesi gerektiğini kaydetti.
“Acılarımızı ortaklaştırıp geride bırakmalıyız”
40 yıllık çatışma sürecinin toplumda derin yaralar bıraktığına dikkat çeken Demirtaş ve Mızraklı, sürecin “zafer” ya da “kaybetme” duygusu yaratmadan yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Mesajda, “Acılarımızı ortaklaştırıp geride bırakarak el ele geleceğe yürümek zorundayız” denildi.
Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan’a teşekkür
Demirtaş ve Mızraklı, barış sürecinde siyasi irade ortaya koyan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür etti.
İki isim ayrıca Abdullah Öcalan’a, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ve süreçte katkı sunduklarını belirttikleri siyasi parti liderleri ve temsilcilerine teşekkürlerini iletti.
Mesajda DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile İmralı Heyeti üyelerine de teşekkür edildi. Sırrı Süreyya Önder ise rahmet ve minnetle anıldı.
Demirtaş ve Mızraklı, mesajlarını “Barışa katkı sunan, bu yangına bir damla su taşıyan herkesten Allah razı olsun. Çıkacak olan yasa hayırlara vesile olsun” sözleriyle tamamladı.
Mesajın tamamı şöyle:
“Sayın Başkan, Sayın Genel Başkanlar, Sayın Milletvekilleri,
Her birinizi ayrı ayrı, tüm içtenliğimizle selamlıyor, hepinize saygılarımızı sunuyoruz.
Ülkemizin ve bölgemizin kaderini köklü şekilde değiştirme potansiyeline sahip, son derece önemli, tarihi bir barış çabasının kritik bir adımını daha, inşallah hep birlikte hayata geçirmiş olacaksınız.
Elbette tartışmalar, eleştiriler, öneriler olacaktır; her biri de kıymetlidir, katkı vericidir. Ancak şunun bilinmesini isteriz ki bizler tüm kalbimizle, samimiyetimizle ve ciddiyetimizle, sadece 86 milyonun huzurunu, refahını, kardeşliğini güçlendirmek, büyütmek için bu sürecin içinde olduk, sürece tüm gücümüzle destek verdik.
Bu süreç bölünme, ayrışma süreci ya da ucuz pazarlıklara dayalı bir al ver süreci değildir.
Hiç kimse kıymetli çabaların altında gizli hesaplar, kirli planlar arayarak zaman tüketmemeli, enerjisini boşa harcamamalıdır. Şüpheyle yaklaşan veya olumsuz ön yargıyla bakan çevreler, bu süreci istedikleri kadar eşelesinler, altından bin yıllık kardeşliğimizden, birbirimize sıkı sıkıya sarılma arzusundan ve Kürdüyle, Türküyle hep birlikte Türkiye olma duygusundan başka bir şey bulamayacaklardır.
Atılan ve atılacak her adım yeni ufuklara, yeni reformlara ve yeni bir hayata da zemin hazırlayacaktır. Elbette tüm bu çabalar güçlü ve köklü demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük reformlarıyla devam etmeli, halkımızın hak ettiği, layık olduğu huzurlu bir yaşama kavuşmasına katkı sunmalıdır. Bunun için de herkesin ve her kesimin çok dikkatli, hassas ve ciddiyetle meseleleri ele almasında büyük yarar vardır.
40 yıllık çatışma ortamının sonucu olarak, yüreği yaralı olmayan neredeyse kimse kalmadı. Bu nedenle, zafer görüntülerine veya gösterilerine de kaybetme duygusuna ve kaygısına da sebep olmadan vakur, olgun, erdemli bir duruşla bu süreci ilerletmek, acılarımızı ortaklaştırıp geride bırakarak el ele geleceğe yürümek zorundayız.
Değerli Milletvekilleri,
Kullanacağınız her oyun barışımızı, birliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirecek yönde olmasını, eleştiri ve uyarılarınızın yapıcı temelde ifade edilmesini temenni ediyoruz. Hepimiz için hayırlara vesile olacağına inandığımız bu adımın siyasete de yeni kapılar açarak nezaket, iş birliği ve olgunluk kazandıracağını umuyoruz.
Bu vesileyle zorlu bir sürecin başlaması ve yürütülmesinde siyasi iradeyi en güçlü şekilde ortaya koyan Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Devlet Bahçeli başta olmak üzere, barış için büyük çaba sarf eden Sayın Abdullah Öcalan'a özel olarak teşekkür etmek istiyoruz.
Yine sürecin sahiplenilmesi ve her aşamasının sağlıklı yürümesi için katkı sunan Sayın Numan Kurtulmuş'a, Sayın Özgür Özel'e, Sayın Mahmut Arıkan'a, Sayın Ali Babacan'a, Sayın Ahmet Davutoğlu'na, Sayın Erkan Baş'a, Sayın Seyit Aslan’a, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu'na ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
Olumsuz eleştirileriyle, dolaylı olsa da sürece katkı sunan Sayın Müsavat Dervişoğlu'na, Sayın Fatih Erbakan’a teşekkür ediyoruz.
Ve elbette büyük fedakarlıklarla sürecin motor gücü olan DEM Partili arkadaşlarımıza, Eş Genel Başkanlarımız Sayın Tuncer Bakırhan ve Sayın Tülay Hatimoğulları ile İmralı Heyeti üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyor, bu vesileyle Sırrı Süreyya Önder arkadaşımızı da rahmetle, minnetle anarak tüm milletvekillerine sıcak selamlarımızı, saygılarımızı gönderiyoruz.
Bu sürecin mutfağında yoğun emek harcayan isimsiz emektarlara özel olarak teşekkür ediyoruz.
Barışa katkı sunan, bu yangına bir damla su taşıyan herkesten Allah razı olsun, çıkacak olan yasa hayırlara vesile olsun.
Bir kez daha Genel Kurul’u saygıyla selamlıyoruz.
Selahattin Demirtaş / Selçuk Mızraklı
9 Ağustos 2026”
Antep'te Nurdağı merkezli 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin derinliği 7.44 kilometre olarak kayda geçti.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi'nin verilerine göre Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde 4.5 büyüklüğünde deprem oldu.
Saat 03.42'de meydana gelen depremin derinliği 7.44 kilometre olarak kayda geçti.
AFAD, deprem sonrası olumsuz bir durumun bulunmadığını bildirdi. AFAD'ın sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
"Gaziantep ilimizin Nurdağı ilçesinde saat 03.42'de meydana gelen ve Gaziantep, Kilis, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Hatay illerimizde hissedilen 4.5 büyüklüğündeki deprem sonrası an itibarıyla olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız."
TBMM Genel Kurulu’nun çalışma saatleri ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.
Genel Kurul’da AKP’nin Meclis gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi.
Kabul edilen önerge doğrultusunda, "şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması ile 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere" yönelik çeşitli düzenlemeler içeren 289 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemin ikinci sırasına alındı.
Teklif, 48 saat geçme şartı aranmaksızın “Kanun Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” bölümünün ikinci sırasına yerleştirildi. Bu bölümdeki diğer tekliflerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi.
“Temel kanun” olarak görüşülecek
Teklif, TBMM İçtüzüğü’nün 91’inci maddesi kapsamında “temel kanun” olarak ele alınacak. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşma süreleri, en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılacak.
Çerçeve yasa pazartesi gündemde
TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’de toplanacak. Genel Kurul’da, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi bekleniyor.
Meclis Adalet Komisyonu'na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifinin tümü yapılan oylamada kabul edildi.
Barış süreci kapsamında "çerçeve yasa" olarak bilinen ve Meclis Adalet Komisyonu'na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifi 10'uncu maddenin kabul edilmesinin ardından yapılan oylama ile kabul edildi.
İYİ Parti'nin maddelere ilişkin şerhleri ile oylamaya geçilen toplantıda tansiyon yükselirken, gün içerisinde saat 11:00'a kadar siyasi partiler teklife ve komisyon kararına şerh düşebilecek.
Maddeye dair verilen önergeler ve şerh düşülen konuların görüşülmesinin ardından 18 saati geride bırakan toplantı, maddelerin tamamının kabul edilmesi ile son buldu.
Teklifin 48 saat sonra Meclis Genel Kurulu'na gelmesi bekleniyor.
Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda, çocuklarını kaybeden aileleri dijital platformlar üzerinden tehdit ve şantajla hedef aldığı öne sürülen 10 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 2'si tutuklandı. Gözaltına alınanlar arasında Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş'i de tehdit ettikleri iddia edilen kişilerin bulunduğu belirtildi.
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, dijital platformlarda "C47" ve "C99" kod adlarını kullanan bir grubun faaliyetlerine ilişkin çalışma başlattı.
Yürütülen soruşturmada, şüphelilerin yasa dışı sorgu panellerini kullandıkları, kapalı gruplar üzerinden siber zorbalık, tehdit, şantaj ve taciz faaliyetlerinde bulundukları öne sürüldü.
Çocuklarını kaybeden ailelerin hedef alındığı iddiası
Soruşturmada, kamuoyunda geniş yankı uyandıran olaylarda yaşamını yitiren Rojin Kabaiş, Hiranur Nilgün Aygar ve Kıvanç Uman'ın ailelerinin de grubun hedef aldığı kişiler arasında bulunduğu tespit edildi.
Şüphelilerin, yabancı telefon numaraları ile yasa dışı sorgu sistemlerinden elde edilen kişisel bilgileri kullanarak ailelere tehdit ve şantaj içerikli mesajlar gönderdiği iddia edildi.
8 ilde eş zamanlı operasyon
Soruşturma kapsamında şüpheliler hakkında "tehdit", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme" ve "devletin güvenliğine ilişkin belgeleri hile ile çalma" suçlamalarıyla işlem başlatıldı.
Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 10 şüpheli gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 2'si tutuklanırken, diğer şüpheliler hakkında adli kontrol uygulanmasına veya serbest bırakılmalarına karar verildi.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti.
Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı.
Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı.
Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, çerçeve yasaya ilişkin yaptığı açıklamada IRA ve FARC örneklerini vererek, "Geçiş dönemi düzenlemeleri, uzun süreli şiddet içeren çatışma süreçlerinin ardından toplumlarda barışı, mağdur haklarını ve siyasi uzlaşıyı tesis etmeyi amaçlayan bir dizi mekanizmalar bütünüdür. Bu mekanizmalar; suç itirafı, mağdur tazminatı ve sınırlı serbest bırakma gibi adımlarla kurumsal uzlaşmayı destekler" dedi.
MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, çerçeve yasaya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Açıklamasında dünyadan örnekler de veren Yıldız, şunları kaydetti:
"Terörsüz Türkiye süreci, milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürümektedir. Yapılacak idari ve yasal düzenlemeler kalıcı sonuç üreterek; kardeşlik, birlik ve bütünleşme temellinde, 'Türkiye Modeli'nin en kıymetli kazanımı olan iç huzur, sağlam zeminler üzerinde yükselecektir.
Geçiş dönemi düzenlemeleri, uzun süreli şiddet içeren çatışma süreçlerinin ardından toplumlarda barışı, mağdur haklarını ve siyasi uzlaşıyı tesis etmeyi amaçlayan bir dizi mekanizmalar bütünüdür. Bu mekanizmalar; suç itirafı, mağdur tazminatı ve sınırlı serbest bırakma gibi adımlarla kurumsal uzlaşmayı destekler. Burada amaç, hem suçun sorumluluğunun üstlenilmesini hem de toplumsal hafızanın onarılmasını sağlamaktır.
"IRA mensupları erken salıverildi"
Dünyada iki önemli örnek bulunmaktadır. Bu örneklerden biri Birleşik Krallık. 1998 'Hayırlı Cuma Anlaşması' çerçevesinde kurulan süreçte, Birleşik Krallık’tan ayrılarak Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti’ne katılmasını hedefleyen silahlı örgüt IRA’nın silah bırakmasının ardından yaklaşık 400 siyasi mahkum, Northern Ireland Act 1998 kapsamında erken salıverilmesidir. Yasal düzenlemeler toplumsal barışa katkı sunacak davranış değişikliğinin bir parçası olarak tasarlanmıştı.
"FARC üyeleri için denetimli serbestlik"
Benzer bir model, Kolombiya’nın FARC ile yürüttüğü süreçte görüldü.
2016’da imzalanan barış anlaşmasıyla, Kolombiya’daki sosyal eşitsizlik ve devlet politikalarına karşı Marksist-Leninist çizgide kurulan silahlı isyancı grup FARC’ın büyük çoğunluğu silah bırakmıştı. Bu sistemde, suç işlediğini itiraf eden eski FARC mensupları için hapis cezası yerine genellikle 5–8 yıl denetimli serbestlik öngörüldü. Ancak daha ağır suçlar için sınırlı hapis cezaları uygulandı."
ABD Başkanı Donald Trump, İran'la devam eden müzakerelerin iyi gittiğini ve yakında bir anlaşmanın sağlanabileceğini belirtti.
ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te düzenlediği bir Başkanlık Kararnamesi imza töreninin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
İran'la müzakerelerin iyi şekilde devam ettiğini anlatan Trump, net ifadeler kullanmaktan kaçınsa da anlaşmaya yakın oldukları mesajını verdi.
ABD Başkanı, "Savaş biter bitmez benzin fiyatları düşecek ki bence çok yakında bitecek. (İran'ın) Daha fazla dayanabileceklerini sanmıyorum." değerlendirmesini yaptı.
Müzakereleri yakından takip ettiğini ve kendisinin de dahil olduğunu aktaran Trump, anlaşmanın ne zaman imzalanacağı sorusuna, "Bence işler çok iyi gidiyor. Müzakerelerde ben de yer alıyorum. Bence gayet iyi gidiyoruz. (Anlaşma) Yakında gerçekleşebilir." yanıtını verdi.
Trump, müzakerelerin, Hürmüz Boğazı ile ilgili kısmında, İran'la anlaşmanın tamamlanmaya yakın olduğu yönündeki haberleri de değerlendirerek, bu konuda Tahran'la tam olarak anlaştıklarını henüz söyleyemeyeceğini ancak sürecin devam ettiğini dile getirdi.
Abluka yoluyla boğazı ABD'nin kontrol ettiğini savunan Trump, yine de İran'ın boğazdan geçen gemilere ateş açabileceğini ya da deniz mayınlarının tankerlere çarpabileceğini söyledi.
Trump'tan Rusya ve Ukrayna'ya mesaj
ABD Başkanı, Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda da güncel durumu değerlendirerek, Joe Biden yönetiminin, Ukrayna'ya zamanında çok fazla silah ve mühimmat verdiğini savundu.
ABD olarak sadece Ukrayna'ya değil birçok ülkeye çok fazla silah ve mühimmat gönderdiklerini anlatan Trump, ihtiyaç duymaları halinde bunların bazılarını geri alabileceklerini belirtti.
Trump, İran'la ilgili ihtiyaç duydukları mühimmatlar konusunda bir sıkıntı yaşamadıklarını savunarak, bu stokları günlük olarak tedarik edip yerine koyduklarını kaydetti.