22 Ağustos 2026
23.5 C
İstanbul

İran Devrim Muhafızları’na bağlı hackerlar hakkında bilgi verene 10 milyon dolar ödül

ABD Dışişleri Bakanlığı, İran hükümeti ve Devrim Muhafızları’na bağlı hackerlar hakkında bilgi sağlayanlara toplam 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, “Adalet İçin Ödül” programı kapsamında İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı siber faaliyetler yürüten hackerlar ve onlara destek sağlayan kişi veya yapılar hakkında bilgi verecek kişilere 10 milyon dolara kadar ödül teklif etti. Bakanlığın 20 Ağustos’ta yayımladığı açıklamada, İran’daki bazı hackerların ve üst düzey Devrim Muhafızları yetkililerinin ikamet adreslerine ilişkin bilgilerin de kamuoyuyla paylaşıldığı belirtildi. Açıklamaya göre Tahran’daki lüks bir yerleşim kompleksinde bulunan Yas Tower, Devrim Muhafızları’nın “zararlı siber faaliyetleri” için kullanılan merkezlerden biri olarak gösterildi. ABD, özellikle Elaha Yazdi’nin adını vererek, kendisinin söz konusu kulede yaşayan kişilerden biri olduğunu ve Devrim Muhafızları’nın siber birimlerinde üst düzey görev yaptığı belirtilen Muhammed Bagher Shirin Kar’ın yakın çalışma arkadaşlarından olduğunu öne sürdü. Bilgi sağlayanlara ödül ve güvenlik desteği “Adalet İçin Ödül” programı, İranlı hackerlar veya bu kişilere destek sağlayan kişi ve kuruluşlar hakkında bilgi sahibi olanların ABD makamlarıyla iletişime geçmesini istedi. ABD Dışişleri Bakanlığı, sağlanan bilgilerin soruşturmalara katkı sağlaması halinde 10 milyon dolara kadar ödül verilebileceğini bildirdi. Bakanlık ayrıca bilgi sağlayan kişilere ve ailelerine koruma ve güvenli bir yere nakil konusunda destek sunulabileceğini açıkladı. Bilgi paylaşımı için WhatsApp ve Telegram üzerinden özel iletişim kanallarının yanı sıra, bilgi verenlerin kimliklerini gizli tutmalarına yönelik güvenli bir Tor bağlantısının da kullanılabileceği belirtildi. Washington’ın bu adımı, İran kaynaklı olduğu öne sürülen ve ABD ile müttefiklerinin kamu ve özel sektör kuruluşlarını hedef alan siber saldırılara karşı yürüttüğü çalışmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Ortadoğu

Çok Okunanlar

ABD basını: Trump, İran savaşında çıkmaza girdi: Müttefiklerine baskıyı artırıyor

Washington Post’un haberine göre ABD Başkanı Donald Trump, İran’ı teslim olmaya zorlayamadığı savaşta giderek daha fazla çıkmaza girerken, Umman başta olmak üzere Washington’ın bölgedeki müttefiklerine yönelik tepkisini artırıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik savaşında yaklaşık altı ay geride kalırken, Washington yönetimi Tahran’a istediği tavizleri kabul ettiremedi. Washington Post’un haberine göre Trump, bu hafta İran savaşına ilişkin art arda sert açıklamalar yaparken, savaşın sona erdirilmesi için arabuluculuk yapan Umman’a yönelik de tehditlerde bulundu. Trump, salı günü Hürmüz Boğazı’nı çevreleyen bölgeleri gösteren ve Umman, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile İran topraklarının bir bölümünü içeren bir harita paylaştı. Haritada bölge “Yeni ABD toprağı” olarak gösterildi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, Trump’ın paylaşımına tepki göstererek, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı açamaması ile boğaz üzerinde hak iddia etmesi arasındaki farkın, Washington ile boğaz arasındaki 7 bin millik mesafeden daha büyük olduğunu söyledi. Trump’tan “ekonomik savaş” tehdidi Trump, çarşamba günü İran’a karşı yeni ekonomik yaptırımlar açıklarken, İran’a destek veren ülkeleri de hedef aldı. Trump, finans kuruluşları, şirketler, havalimanları veya hükümet kurumları aracılığıyla İran’a destek sağlayan ülkelerin “çok büyük ekonomik sonuçlarla” karşı karşıya kalacağını söyledi. Washington Post, Trump’ın bu açıklamalarının İran savaşında artan bir hayal kırıklığının göstergesi olduğunu aktardı. Haberde, ABD’nin askeri mühimmat stoklarının azalması nedeniyle Trump’ın şimdilik askeri seçeneği ikinci plana aldığı ve İran’a ekonomik baskıyı artırmaya yöneldiği belirtildi. İran taviz vermiyor ABD yönetimi, İran ekonomisinin ağır darbe aldığını savunurken, Tahran hâlâ Trump’ın istediği tavizleri vermiş değil. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kontrolü ve boğazdan geçen gemilerin trafiği konusunda taraflar arasında anlaşmazlık devam ediyor. 2015 İran nükleer anlaşmasının müzakerelerinde görev alan eski ABD diplomatı Alan Eyre, Trump yönetiminin mevcut durumunu, çıkmazda kalan bir yapıya benzeterek, Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini normale döndürme konusunda dahi hedeflediği sonuca ulaşamadığını söyledi. Körfez ülkeleri denge arayışında Trump’ın artan baskısı, İran ile ABD arasında denge kurmaya çalışan Körfez ülkelerini de zor durumda bırakıyor. Suudi Arabistan, Katar ve BAE gibi ülkeler bir yandan Washington ile güvenlik ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan İran’la diplomatik kanalları açık tutmaya çalışıyor. Eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Daniel Benaim, Körfez ülkelerinin İran’la olası anlaşmalar üzerinde çalışmaya devam edeceğini belirterek, ülkelerin farklı senaryolara hazırlıklı olmak istediğini söyledi. Benaim’e göre Körfez ülkeleri için Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması ve ekonomik faaliyetlerin devam etmesi öncelik taşıyor. Bu kapsamda Umman’ın, Hürmüz Boğazı’nın İran ve Umman tarafından ortak yönetilmesini ve boğazdan geçen gemilerden ücret alınmasını içerebilecek bir anlaşma üzerinde çalıştığı belirtiliyor. BAE, İran’la ticareti durduracağını açıkladı BAE ise salı günü İran’la tüm ticari ilişkilerini keseceğini açıkladı. Karar, Trump ile BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan arasındaki telefon görüşmesinin ardından geldi. Washington Post’a göre Trump’ın İran’a yönelik baskısının artması, Körfez ülkelerinin bir yandan ABD ile ilişkilerini korurken diğer yandan İran’la diplomatik çözüm arayışlarını sürdürmesine yol açıyor. İran savaşıyla ilgili belirsizliklerin, ABD’de yapılacak ara seçimlere de 73 gün kala artması Trump üzerindeki siyasi baskıyı artırıyor. Söz konusu seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğu koruyup koruyamayacağı belirlenecek.

İran Devrim Muhafızları’na bağlı hackerlar hakkında bilgi verene 10 milyon dolar ödül

ABD Dışişleri Bakanlığı, İran hükümeti ve Devrim Muhafızları’na bağlı hackerlar hakkında bilgi sağlayanlara toplam 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, “Adalet İçin Ödül” programı kapsamında İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı siber faaliyetler yürüten hackerlar ve onlara destek sağlayan kişi veya yapılar hakkında bilgi verecek kişilere 10 milyon dolara kadar ödül teklif etti. Bakanlığın 20 Ağustos’ta yayımladığı açıklamada, İran’daki bazı hackerların ve üst düzey Devrim Muhafızları yetkililerinin ikamet adreslerine ilişkin bilgilerin de kamuoyuyla paylaşıldığı belirtildi. Açıklamaya göre Tahran’daki lüks bir yerleşim kompleksinde bulunan Yas Tower, Devrim Muhafızları’nın “zararlı siber faaliyetleri” için kullanılan merkezlerden biri olarak gösterildi. ABD, özellikle Elaha Yazdi’nin adını vererek, kendisinin söz konusu kulede yaşayan kişilerden biri olduğunu ve Devrim Muhafızları’nın siber birimlerinde üst düzey görev yaptığı belirtilen Muhammed Bagher Shirin Kar’ın yakın çalışma arkadaşlarından olduğunu öne sürdü. Bilgi sağlayanlara ödül ve güvenlik desteği “Adalet İçin Ödül” programı, İranlı hackerlar veya bu kişilere destek sağlayan kişi ve kuruluşlar hakkında bilgi sahibi olanların ABD makamlarıyla iletişime geçmesini istedi. ABD Dışişleri Bakanlığı, sağlanan bilgilerin soruşturmalara katkı sağlaması halinde 10 milyon dolara kadar ödül verilebileceğini bildirdi. Bakanlık ayrıca bilgi sağlayan kişilere ve ailelerine koruma ve güvenli bir yere nakil konusunda destek sunulabileceğini açıkladı. Bilgi paylaşımı için WhatsApp ve Telegram üzerinden özel iletişim kanallarının yanı sıra, bilgi verenlerin kimliklerini gizli tutmalarına yönelik güvenli bir Tor bağlantısının da kullanılabileceği belirtildi. Washington’ın bu adımı, İran kaynaklı olduğu öne sürülen ve ABD ile müttefiklerinin kamu ve özel sektör kuruluşlarını hedef alan siber saldırılara karşı yürüttüğü çalışmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

İhsan Kaçar: Paris’te Kürtlere karşı kurulan denge bozuldu mu?

Son dönemlerde İsrail ile Türkiye’nin Suriye hattında karşı karşıya...

Şaybani, İsrail’in vurduğu üste Türk askeri varlığı planı yok

Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, İsrail'in Salı günü vurduğu Ebu el-Zuhur hava üssünde bir Türk askeri üssü kurma planı bulunmadığını İsrail'e açıkça ilettiğini, tesisin Suriye Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmak üzere elden geçirildiğini belirtti. El-Şeybani, Türk askeri yetkililerin üssü eğitim ve daha kapsamlı askeri iş birliği faaliyetleri çerçevesinde ziyaret ettiğini vurguladı. Suriyeli bakan tesisin büyük ölçüde boş olduğunu ve henüz faaliyete geçmediğini söyledi ve herhangi bir Türk askeri yığınağı yapıldığı iddiasını reddetti. El-Şeybani, Çarşamba günü Axios'a yaptığı açıklamada, "Orada bir Türk üssü kurma, kalıcı bir Türk askeri varlığı oluşturma veya sahada Türk kuvvetleri konuşlandırma gibi bir niyet yoktu" dedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu İsrail'in saldırı öncesinde Suriye'yi üste Türk varlığına izin vermemesi konusunda uyardığını söyledi. Netanyahu, "Mesajımız çok netti: Yapmayın. Sanırım mesajı tam olarak anlamadılar" diye de ekledi. El-Şeybani ise İsrail'in söz konusu bombardıman için meşru bir gerekçesi bulunmadığını savundu. Bakan Suriye'nin, gerilimin düşürülmesi konusunda İsrail ile müzakerelere açık olduğunu belirtti. El-Şeybani, gelecekteki herhangi bir anlaşmanın her iki tarafın güvenlik kaygılarını ele alması ve Suriye'nin egemenliğine saygı göstermesi gerektiğini vurgulayarak, İsrail'in askeri operasyonlarını sürdürmesinin bölgesel istikrarsızlığı artıracağı uyarısında bulundu. Reuters: Mossad Başkanı Suriyeli bakanla görüştü Bu arada Reuters haber ajansı, konu hakkında bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberinde, İsrail'in Suriye'de hava üssünü bombalamasından sadece birkaç gün önce, İsrail istihbarat teşkilatı başkanı ile Suriye Dışişleri Bakanı geçen hafta bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bu görüşmede Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı ele alındı. Reuters'ın haberi bağımsız kaynaklarca doğrulanırsa, Mossad Başkanı Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani arasında 14 Ağustos'ta gerçekleşen bu görüşme, İsrail ile Devlet Başkanı Ahmed el-Şara liderliğindeki Şam yönetimi arasında bugüne kadar kurulan en üst düzey temaslardan biri olma özelliğini taşıyor. Habere göre kaynaklar, dört gün önce Gofman ile Şeybani arasında gerçekleşen görüşmede, Türkiye'nin Suriye'ye yönelik askeri desteği konusunun öne çıktığını belirtti. Kaynaklardan biri, görüşmenin "İsrail'in; Türkiye'nin askeri varlığını artırması, silah satışı, insansız hava aracı (İHA) tedariki ve diğer hususlarla ilgili soruları" üzerine yoğunlaştığını ifade etti. Reuters Milli Savunma Bakanlığı konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındığını, Dışişleri Bakanlığı'nın da görüş talebine henüz yanıt vermediğini de vurguladı. 'Çatışmasızlık mekanizması' Bu arada ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Türkiye sınırı yakınındaki bir Suriye hava üssünü vurmasının ardından ABD'nin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir çatışmasızlık mekanizması kurmak için çalıştığını söyledi. Aynı zamanda ABD'nin Türkiye Büyükelçisi olan Barrack, Türkiye'nin İsrail saldırıları konusunda önceden uyarılmadığını belirtti. Büyükelçi, Ankara'nın olası bir askeri karşılığına atıfta bulunarak, Türkiye'nin kendi topraklarına doğru yönelen uçakları gözlemlemesi sonucu "anlaşılır bir şekilde kendi karşılığını vermek üzere hazırlık yapmış olabileceğini" ekledi. Reuters'ın telefonla sorularını yanıtlayan Barrack, "Neyse ki sağduyulu yaklaşımlar durumun daha da kötüleşmesini engelleyebildi" dedi. Ne olmuştu? Suriye devlet televizyonu, 18 Ağustos Salı günü Ebu Zuhur havaalanı pisti ve depolama tesisine sekiz hava saldırısı düzenlendiğini duyurdu. Saldırıda herhangi bir yaralanma bildirilmedi. ABD, saldırıyı "gereksiz bir tırmanma" olarak nitelendirerek İsrail'e yönelik nadir görülen bir kınama açıklaması yaptı. Türkiye de saldırıyı kınadı. İsrail, saldırılar hakkında doğrudan yorum yapmasa da, Suriye'nin güvenlik statükosunu "ihlal etmenin eşiğinde" olduğunu belirterek, Şam'ı Türk birliklerinin hava üssüne konuşlanmasına izin vermekle suçladı. Suriye ve Türkiye, saldırıların bölgedeki gerilimi tırmandırma tehdidi oluşturduğunu belirtti ve saldırılardan İsrail ordusunu sorumlu tuttu. Barrack Reuters'a yaptığı açıklamada, Suriye hava üssüne yönelik İsrail saldırılarının, "Doğru olsun ya da olmasın, Türkiye'nin yakın gelecekte bu üsteki varlığını artırabileceğine dair bir algıyı yansıttığını" söyledi. "Bu durum İsrail, Suriye ve Türkiye'yi kapsayan bir çatışmasızlık mekanizmasına duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor. Gelecekte yaşanabilecek iletişim hatalarını önlemek amacıyla bunun kurulması için aktif şekilde çalışıyoruz" diyen Barrack, "Şu anki önceliğimiz gerilimi düşürmek ve daha ölçülü bir yaklaşım için alan açmak" diye devam etti.

Trump’tan, İran’a yardım eden ülkelere ‘ekonomi’ tehdidi

ABD Başkan Donald Trump, İran'a yardım eden veya İran'la...

Kalibaf Bağdat’ta: İki ülkenin ortak güvenliğini güçlendirmek için önemli adımlar atacağız

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Irak ziyaretinde iki ülkenin ulusal ve ortak güvenliğini güçlendirmek için “önemli ve büyük adımlar” atacaklarını belirterek, “Gücümüz kardeşliğimizden geliyor” dedi. Kalibaf, bugün Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınındaki “Mühendis ve Süleymani” anıtında, Irak Meclisi Birinci Başkan Yardımcısı Adnan Feyhan ile düzenlediği basın toplantısında konuştu. İran Meclis Başkanı, Irak ile İran arasındaki kültürel yakınlaşmanın bölgesel işbirliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirterek, “Irak ile kültürel yakınlaşma, bölgesel işbirliği alanlarını ele almak için mükemmel bir fırsattır. Bu nedenle Bağdat ziyaretimizde önceliğimiz bu konu oldu” dedi. Kalibaf, bölgedeki İslam ülkelerinin ortak işbirliğine, derin ve sürdürülebilir ilişkilere ve ekonomik işbirliğine ihtiyaç duyduğunu belirterek, İran’ın bu konuda işbirliğine hazır olduğunu söyledi. İranlı yetkili, Irak ziyaretinin “bölgedeki yeni durum ve tüm bölge ülkeleri arasında dış müdahale olmaksızın ikili işbirliğini hızlandırma” çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti. “Hangi tarafın kazandığını bölgedeki gelişmelere bakarak anlayabilirsiniz” ABD-İran savaşıyla ilgili bir soruya da yanıt veren Kalibaf, “Bölgedeki gelişmelere bakın, şimdi hangi tarafın kazandığını anlarsınız” ifadelerini kullandı. Kalibaf ayrıca, eski İran lideri Ali Hamaney’in kırkıncı gün törenlerine katılan Irak halkına teşekkür etti. Ziyareti kapsamında Iraklı üst düzey yetkililerle görüşeceğini de belirtti. Bağdat’a geldi İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Çarşamba sabahı Bağdat Uluslararası Havalimanı’na ulaştı. Kalibaf’ı Irak Meclisi Birinci Başkan Yardımcısı Adnan Feyhan karşıladı. Kalibaf, Bağdat’a varmasının ardından X hesabından yaptığı paylaşımda, İran ve Irak halklarını birbirine bağlayan ilişkinin “tarihi ve kopmaz bir ilişki” olduğunu belirtti. İran’ın resmi haber ajansı Fars, Salı günü (18 Ağustos 2026) Kalibaf’ın Irak ziyaretinde Bağdat ile Tahran arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, stratejik işbirliğinin güçlendirilmesi, sınır güvenliği ve terörle mücadele, ekonomik işbirliğinin genişletilmesi ve iki ülke arasındaki ortak anlaşmaların uygulanmasının ele alınacağını bildirmişti. Güvenlik ve sınır işbirliği Güvenlik ve sınır meselesi, Bağdat ile Tahran arasındaki işbirliğinin başlıca başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Irak ve İran, Ağustos 2025’te ortak sınırların güvenliği konusunda bir güvenlik mutabakatı imzalamıştı. Anlaşma, güvenlik ve istihbarat alanında işbirliğinin güçlendirilmesi ve sınırdan yasa dışı geçişlerin önlenmesine yönelik koordinasyonu kapsıyor.

Barrack: İsrail saldırısı sırasında Türkiye’ye haber verilmedi, üçlü çatışmasızlık mekanizması kurulabilir

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye’de, Türkiye sınırı yakınlarındaki Ebu Zuhur hava üssünü vurmasının ardından, ABD'nin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir "çatışmasızlık mekanizması" kurmak için çalıştığını duyurdu. Aynı zamanda ABD'nin Ankara Büyükelçisi olan Barrack; Türkiye'nin İsrail saldırıları konusunda önceden uyarılmadığını belirterek, "Sonuç olarak Türkiye, kendi topraklarına doğru kuzeye yönelen uçakları gözlemledi ve bu durum karşısında doğal olarak kendi askeri yanıtını hazırlayabilirdi" diyerek olası bir Türk askeri reaksiyonuna dikkat çekti. Reuters'a konuşan Barrack, "Neyse ki sağduyu galip geldi ve durumun daha da kötüleşmesi engellendi" ifadelerini kullandı. Türkiye saldırıyı kınadı Türkiye ise, Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne yönelik İsrail saldırılarını kınadı ancak olası bir çatışmasızlık mekanizması hakkında açıklama yapmadı. "Çatışmasızlık mekanizması” askeri veya siyasi aktörler arasında yanlış anlaşılmaları veya kazara meydana gelebilecek çatışmaları önlemeyi amaçlayan bir iletişim kanalı olarak biliniyor. NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan ve geçamn hafta Pakistan ve Suudi Arabistan ile karşılıklı savunma paktı imzalayan Türkiye, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın en önemli müttefiklerinden biri. Ankara; Suriye ordusunu eğitiyor, devlet kurumlarının ve altyapısının yeniden inşasına yardımcı oluyor, ayrıca askeri ve diplomatik destek sağlıyor. Barrack, "Türkiye" ismini kullanarak yaptığı açıklamada, İsrail'in Suriye hava üssüne yönelik saldırılarının, "Türkiye'nin yakın gelecekte bu üsteki varlığını artırabileceğine dair doğru ya da yanlış bir algıyı yansıttığını" söyledi. Özel Temsilci Barrack, "Bu durum; İsrail, Suriye ve Türkiye'yi kapsayan bir çatışmasızlık mekanizmasına duyulan ihtiyacı vurguluyor. Gelecekteki iletişim kopukluklarını önlemek adına böyle bir mekanizma kurmak için aktif olarak çalışıyoruz. Şu anki öncelik gerilimi düşürmek ve daha ölçülü bir yaklaşım için alan açmaktır” dedi. Hizmet dışı kalmıştı Türkiye sınırının yaklaşık 70 km doğusunda bulunan hava üssü, 2013 yılından bu yana münhasır bir askeri havaalanı olarak hizmet dışı kalmış durumda. Üs, Suriye'de Beşar Esad'a sadık güçler ile muhalif gruplar arasında 14 yıl süren iç savaş boyunca birkaç kez el değiştirmişti. Suriye devlet televizyonu, askeri bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İsrail'in üssün pistine ve depolama tesislerine sekiz hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. Ayrı bir askeri kaynak ve üs yakınında yaşayan bir sivil, herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi. İsrail ordusu ise saldırılar hakkında yorum yapmaktan kaçındı. İsrail, yıllardır İran nüfuzunu dizginlemek ve Lübnan'daki Hizbullah'a silah ulaşmasını engellemek amacıyla Suriye'deki hedefleri vuruyor. 2024 yılında Beşar Esad'ın devrilmesinden bu yana Suriye'nin yeni yöneticilerine de şüpheyle yaklaşan İsrail, ülkede askeri operasyonlarını sürdürüyor; son olarak mart ayında Suriye'nin güney ve orta kesimlerindeki hükümet tesislerine saldırılar düzenlemişti.

Süleymancılar cemaatinin eski liderinin ölümüne inceleme: Arif Ahmet Denizolgun’un mezarı açılıyor

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet...

Irak Hizbullah Tugayları’ndan silahsızlanma hamlesine ‘TSK’ ve ‘Peşmerge’ şartı

Silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik baskılar artarken İran destekli Irak Hizbullah Tugayları(Ketaib Hizbullah) silah bırakmak için yeni şartlar öne sürdü. Şartlar arasında Türk ordusunun çekilmesi ve Peşmerge Güçleri'nin lağvedilmesi yer alırken, Başbakan Zeydi'ye yönelik "sert" bir mesajda "Sana 100 gün dayandık" tehdidi savruldu. Irak Hizbullah Tugayları Güvenlik Sorumlusu Ebu Mücahid Asaf, silah bırakma ve son dönemdeki güvenlik durumuna ilişkin bir mesaj yayımladı. Irak Hizbullah Tugayları, silahlarla ilgili konularda herhangi bir Irak hükümetiyle işbirliği düzenlemesi yapmak için üç ön koşul açıkladı. Şii silahlı grubun mesajında belirtilen şartlar, Amerikan ordusunun Irak topraklarından ve hava sahasından tamamen çekilmesi, geri dönmeyeceklerine dair güvence verilmesi ve siyasi ile ekonomik kararların Amerikan hegemonyasından uzaklaştırılması olarak sıralandı. Peşmerge’nin lağvı ve TSK şartı Grubun ikinci şartı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Irak'tan çekilmesi iken, üçüncü şartta Peşmerge Güçleri'nin lağvedilmesi talep edildi. Peşmerge Güçleri, yeni Irak’ta 2005 anayasasında Kürdistan Bölgesi'nin güvenlik gücü olarak tanınan resmi bir askeri güç olarak tanımlanıyor. Hizbullah Tugayları ve Nuceba Hareketi, şimdiye kadar silahlarını devlete teslim etmeye yanaşmayan iki ana grup arasında yer alıyor. Bugüne kadar tek ön koşulları Amerikan ordusunun çekilmesiydi. Başbakan Zeydi’ye tehdit: 100 gün sana tahammül ettik! Irak Hizbullah Tugayları Güvenlik Sorumlusu'nun mesajının bir diğer bölümü bir süre önce göreve başlayan Başbakan Ali Falih el-Zeydi'ye yönelikti. Mesajda, onun davranışlarına “100 gün boyunca tahammül ettikleri”ni, ancak Irak'ı içinde bulunduğu karmaşık durumdan çıkaracak bir performans göremedikleri savunuldu. Hizbullah Tugayları, Zeydi'yi, Amerikalıların doğrudan denetimi altında, güçlerinin şehit ve yaralılarının evlerine baskın yapmakla suçladı ve gelecekte bu tür durumlara aynı şekilde karşılık verecekleri tehdidinde bulundu. Hizbullah yetkilisi Ebu Mücahid Asaf, Başbakan Zeydi'ye hitaben, "Bizim kanımız ülkenin egemenliğini, devleti ve kutsalları korumak için akarken sen ticaretle, lüksle ve hazineni doldurmakla meşguldün. Bu yüzden haddini bil" dedi. Irak Hizbullah Tugayları, Zeydi'yi oluşturmakla suçladıkları güvenlik "çarpıklığını" düzeltmek için "akil ve büyük kardeşleri" beklediklerini belirtti. Ketaib Hizbullah hakkında Ketaib Hizbullah, 2003 yılındaki ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak'a girmesi ve Saddam resjimin yıkılması ardından güç boşluğunda kurulmuştur. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun lojistik ve askeri desteğiyle farklı Şii milis yapılanmalarının bir araya gelmesi sonucu şekillenen grup, kurucusu Ebu Mehdi el-Mühendis liderliğinde Amerikan askerlerine yönelik saldırılarla adını duyurmuştur. Grup, ideolojik olarak İran’ın "Velyet-i Fakih" sistemine bağlı kalarak, Irak genelinde Batılı askeri ve diplomatik varlığın tamamen sona erdirilmesini temel meşruiyet zemini olarak kabul etmiştir. 2014 yılında IŞİD’in Irak topraklarını tehdit etmesiyle birlikte Ketaib Hizbullah, devlet destekli resmi bir çatı kuruluşu olan Haşdi Şabi bünyesine dahil olmuştur. Bu süreçte terörle mücadelede sahada aktif rol üstlenen grup, Irak devleti tarafından yasal statü ve bütçe güvencesine kavuşturulmuştur. Ancak 2009 yılından bu yana ABD ve müttefikleri tarafından "Yabancı Terör Örgütü" listesinde tutulan yapı, IŞİD sonrası dönemde de hem Irak'taki Amerikan üslerine yönelik operasyonlarını sürdürmüş hem de bölgesel güç mücadelelerinde İran ekseninin en kritik paramiliter aktörlerinden biri olarak kalmaya devam etmiştir.

SDG ile Şam arasında ‘fesih’ konusunda farklı açıklamalar

Suriye hükümeti ile suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında 29 Ocak’ta imzalanan mutabakatın uygulanmasından sorumlu Cumhurbaşkanlığı Heyeti Sözcüsü Ahmed el-Hilali, SDG’nin feshedilmesine ilişkin duyurunun “çok yakında” yapılacağını söyledi. Aynı zamanda Haseke Vali Yardımcısı olan Hilali, Suriye merkezli Syria TV’ye yaptığı açıklamada, 29 Ocak mutabakatının uygulanmasına ilişkin son gelişmeleri değerlendirdi. SDG’nin feshi için hazırlık DSG’nin feshedilmesine ilişkin resmi duyurunun “çok yakında” yapılacağını belirten Hilali, sürecin önündeki çeşitli sorunların ele alınması için çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Hilali, “Geçtiğimiz dönemde, yargı dosyası da dahil olmak üzere çeşitli zorlukların ele alınması için çalışmalar yürüttük” dedi. Entegrasyon sürecinde ilerleme Hilali, SDG bünyesindeki askeri, güvenlik ve sivil kurumların Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu sürecinde önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti. Sürecin zor aşamalarının geride bırakıldığını ifade eden Hilali, sahada alınan tedbirlerin uygulanmasında da önemli mesafe kat edildiğini kaydetti. Suriye hükümeti ile SDG arasında 29 Ocak’ta varılan mutabakat kapsamında, DSG’nin askeri ve güvenlik yapılarının yanı sıra sivil kurumların da Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi öngörülüyor.

Çerçeve yasa Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi; Yasada neler var?

Kamuoyunda ‘Çerçeve Yasa’ olarak bilinen 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’ Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzası ile Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi', TBMM Genel Kurulu'nda yapılan oylamada 87 'ret' ve 7 'çekimser' oya karşı 467 'kabul' oyuyla yasalaşmıştı. Kanun neler getiriyor? Kanun'a göre, Kanun'la, PKK/KCK örgütü ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesi amaçlanıyor. Düzenleme, PKK/KCK örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'da düzenlenen suçları kapsayacak. Kanun'da "Örgüt", PKK/KCK örgütünü ve bununla bağlantılı her türlü oluşumları, "Kurul", düzenlemenin ilgili hükmü uyarınca oluşturulacak Kurul şeklinde tanımlanıyor. Çerçeve yasa Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi Kanun'a göre, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç, kanun kapsamına giren ve üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 10 yıl süreyle ertelenecek. Erteleme süresi içinde dava zaman aşımı işlemeyecek. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilecek. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilecek ve Hazineye irat kaydedilecek. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilecek. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercisi gösterilecek. Bu hüküm uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar 2 hafta içinde sulh ceza hakimliğine başvurabilecek. Hüküm uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da 2 hafta içinde itiraz edilebilecek. Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da düzenlemenin kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlı olacak. Düzenleme uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hakim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilecek. Koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılması kararlaştırılacak.Erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilecek. Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi Verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilecek. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, belirlenen amaç için kullanılabilecek. Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde "terör" suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunacak. Mahkumiyet halinde verilen cezanın infazı, düzenlemenin buna yönelik hükmü kapsamında ertelenmeyecek ve mahkumiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğacak. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilecek. Kanun'la, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkum olanlar ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar hariç olmak üzere, düzenleme kapsamına giren suçlardan, toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı 5 yıl süreyle, toplam 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı 10 yıl süreyle infaz hakiminin kararıyla ertelenecek. Bu hükmün uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemeyecek. Erteleme süresi içinde cezada zaman aşımı işlemeyecek. İnfaz hakimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilecek. Ayrıca bu kapsamda verilen erteleme kararları, oluşturulan sisteme kaydedilecek. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde belirlenen amaç için kullanılabilecek. Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde "terör" suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hakimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilecek. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılacak. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılacak. Takip, koordinasyon ve uygulama hükümleri Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi, düzenlemenin Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri'nden müteşekkil Kurul tarafından yapılacak. İhtiyaç halinde Kurul tarafından alt komisyonlar oluşturulabilecek, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilecek.Kurul tarafından sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilecek. PKK/KCK  örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben bu düzenlemenin amacı ve kapsamı doğrultusunda örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilecek. Kurulun gerekli görmesi halinde adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulacak. Kanun uyarınca verilen erteleme kararları, PKK/KCK  örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilecek. Gerekli görülmesi halinde soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hakimliğinden veya mahkemesinden, mahkumiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması infaz hakimliğinden Kurul tarafından talep edilecek. Talep hakkında ilgili merci tarafından karar verilecek. Bu kararlara karşı itiraz edilebilecek. Mahkumiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına yönelik talepte bulunulabilmesi için 5 yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren 2 yıl, 10 yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise 3 yıl geçmiş olması gerekecek. Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirecek. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca düzenleme kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulacak. İzleme Komisyonu, Kanun kapsamındaki faaliyetleri izleyecek ve tavsiyelerde bulunabilecek. Kurulun sekretarya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilecek. Silah ve malzeme teslimi Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınacak. Bu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenecek. Kanun hükümleri, PKK/KCK örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben 6 ay içinde bu düzenleme hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanacak. Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilecek. Kanun'un amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmayacak.

Röportaj

Ekonomi

Kültür Sanat

Spor

Kitap Bülten

Türkiye

İsrail

Lübnan

İran

Suriye

Irak

Sağlık Köşesi