editor
Katledilen Hevrin Halef’in iki koruması 7 yıl sonra serbest bırakıldı
2019 yılında öldürülen Kürt siyasetçi Hevrin Halef ile aynı araçta bulunan ve o günden bu yana esir tutulan Azad Abdülkerim Osman ile Muhammed Ala Said İbrahim, 7 yıl aradan sonra serbest bırakılarak ailelerine kavuştu.
Rojava’da 2019 yılında düzenlenen askeri harekat sırasında esir alınan ve o tarihten beri kendilerinden haber alınamayan iki Kürt esir, dün özgürlüğüne kavuştu. Gelecek Suriye Partisi Genel Sekreteri Hevrin Halef’in korumaları olan Azad Abdülkerim Osman ve Muhammed Ala Said İbrahim, serbest bırakılmalarının ardından Kamışlo’da büyük bir coşkuyla karşılandı.
Mazlum Abdi karşıladı
Serbest bırakılan iki isim, Demokratik Suriye Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Samir Oso tarafından kabul edildi.
Görüşmede, esirlerin serbest kalma sürecinin Mazlum Abdi’nin yürüttüğü arabuluculuk faaliyetleri sonucunda gerçekleştiği ifade edildi.
M4 Karayolu’ndaki o kanlı pusudan sağ kurtulmuşlardı
Esirlerin hikayesi, 12 Ekim 2019 tarihine uzanıyor. Hevrin Halef’in aracına uluslararası M4 karayolu üzerinde, Gre Spi (Tel Abyad) yakınlarında bir pusu kurulmuştu.
Hatem Ebu Şakra liderliğindeki "Ahrar el-Şarkiye" grubu tarafından düzenlenen saldırıda Hevrin Halef araçtan indirilerek öldürülmüş, Azad Osman ve Muhammed İbrahim ise aynı gruptan kişilerce esir alınarak bilinmeyen bir yere götürülmüştü.
7 yıl boyunca ailelerinin haber alamadığı iki ismin akıbeti, dünkü serbest bırakılma haberine kadar gizemini koruyordu.
"Kızlarımı tanıyamadım"
Serbest bırakılan Azad Osman, Kamışlo’nın Hilaliye mahallesinde davul, zurna ve büyük bir kalabalık eşliğinde karşılandı.
Duygusal anların yaşandığı karşılamada Rûdaw’a konuşan Osman, esaret yıllarının çok zor geçtiğini belirterek, "Bir gün dışarı çıkacağımızı hiç beklemiyorduk" dedi.
Esir kaldığı süre boyunca dış dünyadan kopuk yaşayan Osman, kendisini karşılamaya gelen ve geçen 7 yılda büyüyen iki kızını tanımakta güçlük çektiğini ifade etti.
Eski esirler, tutuldukları süre boyunca gardiyanların kendilerine dışarıdaki gelişmelere dair kısıtlı bilgiler aktardığını dile getirdi.
Irak ve Suriye’den enerji anlaşması: Günlük 2 milyon varillik petrol hattı Akdeniz’e ulaşacak
Irak ve Suriye arasında, küresel enerji dengelerini değiştirecek tarihi bir adım atıldı. Yıllardır atıl durumda olan Kerkük-Banias petrol boru hattının yerine, günlük 2 milyon varil kapasiteli dev bir hattın inşası için anlaşma imzalandı.
ABD’nin tam destek verdiği projeye Amerikan devleri liderlik edecek.
Washington’da stratejik zirve
ABD-Irak Ticaret Odası’nın Washington’daki merkezinde düzenlenen ve Rûdaw’ın yerinden takip ettiği törende; Irak Basra Petrol Şirketi CEO’su Bessam Abdulkerim Nasır ile Suriye Petrol Şirketi CEO’su Yusuf Kabeli resmi imzaları attı.
Kerkük petrol sahalarını Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banias Limanı’na bağlayacak olan hat, Irak’ın dünyaya açılan yeni kapısı olacak.
ABD: Trump’ın vizyonuyla gelen stratejik başarı
ABD Dışişleri Bakanlığı, anlaşmayı "stratejik bir dönüm noktası" olarak nitelendirdi. Yapılan açıklamada, projenin teknik ve finansal yönetimini ABD liderliğindeki uluslararası bir konsorsiyumun üstleneceği vurgulandı.
Bakanlık ayrıca, bu hamlenin Başkan Donald Trump’ın "refah yoluyla bölgesel istikrar" vizyonunun bir parçası olduğuna dikkat çekti.
Eski hat tarih oluyor: Bin 520 kilometrelik yeni güzergâh
Suriye Petrol Şirketi Müdür Yardımcısı Mühendis Ahmed Kubaci, Rûdaw’a yaptığı özel açıklamada, 1952 yapımı eski hattın savaşlar nedeniyle tamamen kullanılamaz hale geldiğini belirtti.
Kubaci, "Eski hattın onarımı teknik olarak imkansız. Bu yüzden bin 520 kilometre uzunluğunda, çok daha modern ve yüksek kapasiteli bir hat inşa edeceğiz" dedi.
Neden şimdi? Hürmüz Boğazı’na alternatif
Bu devasa projenin zamanlaması tesadüf değil. Bölgesel gerilimler nedeniyle Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ndeki sevkiyatın risk altına girmesi, Irak’ı güvenli alternatif rotalar aramaya itti.
Suriye ekonomisi için “can suyu”
Beşar Esad sonrası geçiş dönemindeki Suriye için bu proje hayati öneme sahip. Suriye, sadece geçiş ücretlerinden yıllık 150-200 milyon dolar kazanmakla kalmayacak, aynı zamanda sanayisi ve enerji ihtiyacı için ham petrole doğrudan erişim sağlayacak.
Maliyet ve Takvim
Tahmini maliyet: 4,5 milyar $ ile 10 milyar $ arası
İnşa süresi: 2 ila 3 yıl
Kapasite: Günlük 2 milyon varil
İran’ın saldırısında Komala üyesi 9 savaşçı hayatını kaybetti
İran Kürdistanı Devrimci Emekçiler Topluluğu (Komele) üst düzey yetkilileri, bu sabah Süleymaniye’deki karargahlarına yönelik düzenlenen füze saldırılarında en az...
İmralı heyetinin çerçeve yasa turu: AKP ve Bahçeli ziyaretlerinde neler konuşuldu?
İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm sürecinin yasal zeminini oluşturacak çerçeve yasa için DEM Parti İmralı heyeti, AKP...
Hizbullah’a giden dev silah sevkiyatı engellendi
Suriye İçişleri Bakanlığı, Suriye makamlarının Irak sınırı yakınlarında, aralarında insansız hava araçları ve uzun menzilli füzelerin de bulunduğu "büyük bir gelişmiş silah sevkiyatını" engellediğini duyurdu. Bakanlık, ilk işaretlerin mühimmatın Lübnan'daki İran destekli Hizbullah hareketine gönderilmek istendiğini gösterdiğini ekledi.
Bakanlık açıklamasında, "Uzman birimler, Suriye-Irak sınırı boyunca devasa bir gelişmiş silah sevkiyatı girişimini boşa çıkardı" denildi ve silahların sınır bölgesinde "şüpheli bir şekilde park edilmiş" bir aracın içinde bulunduğu belirtildi.
Araçta yapılan aramada "uzun menzilli füzeler, tanksavar güdümlü füzeler ve İHA'ların" yer aldığı bir cephanelik bulunduğu; ilk incelemelerin sevkiyatın Suriye üzerinden Lübnan'a, nihayetinde Hizbullah'a ulaştırılmak üzere planlandığını gösterdiği ifade edildi.
Bakanlık, olayın ayrıntılarını belirlemek, sorumluları tespit etmek ve operasyonla bağlantılı şebekeleri takip etmek amacıyla soruşturmanın sürdüğünü kaydetti.
Beşar Esad'ın Aralık 2024'te devrilmesine kadar İran, Lübnan'daki Hizbullah'a silah ulaştırmak üzere Suriye üzerinden geçen lojistik hattı kullanıyordu.
Esad yönetimindeki Suriye; devlet altyapısını, askeri tümenlerini ve sınır kontrolünü İran tarafından sağlanan silahların geçişini kolaylaştırmak için kullanıyordu.
Özellikle kara yolu, ağır silah sevkiyat hattının bel kemiği görevini görüyordu. Bu hattın ana giriş noktası, Suriye tarafında Elbu Kemal olarak bilinen ve Tahran liderliğindeki "Direniş Ekseni" ile bağlantılı Iraklı silahlı grupların tarihsel olarak nüfuz sahibi olduğu Batı Irak'taki El-Kaim sınır kapısıydı.
Rotalar Esad'ın düşüşünden sonra kesintiye uğradı
Silahlar, çeşitli resmi ve gayri resmi geçiş yolları üzerinden İran'dan Irak ve Suriye yoluyla Hizbullah'ın kalesi olan Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ne aktarılıyordu. Bu rotalar Esad'ın düşüşünden sonra kesintiye uğradı.
Bu operasyondan önce Suriye güvenlik güçleri, haziran ayında batıdaki Humus vilayetine bağlı Talkalakh yakınlarındaki El-Amiriye sınır köyünde bir roket kaçakçılığı girişimini engellemişti.
Suriye sınır muhafızları bu yılın başlarında da büyük bir tüfek, roketatar ve tanksavar mermisi deposu ele geçirmişti. O dönemde İçişleri Bakanlığı Sözcüsü olan Nureddin el-Baba, Şam'ın "Hizbullah bağlantılı lojistik ağları tamamen çökertmekte" kararlı olduğunu belirtmişti.
2025 yılı sonlarında Suriye makamları, Humus'un el-Kusayr bölgesindeki bir depoya baskın düzenleyerek 200 roketi ele geçirmiş; İçişleri Bakanlığı bu operasyonu "eski rejimin geride bıraktığı vekil ağlarının doğrudan tasfiyesi" olarak nitelendirmişti.
Dün ele geçirilen mühimmat, Esad'ın düşüşünden bu yana gerçekleştirilen en büyük operasyon olsa da, geçici Suriye yönetimi altındaki bu tür girişimlerin sonuncusu olmayacağı öngörülüyor.
Suriye İçişleri Bakanlığı operasyonla ilgili bugün yaptığı açıklamada, "Suriye topraklarının silah kaçakçılığı için bir geçiş noktası veya fırlatma rampası olarak kullanılmasına” izin vermeyeceklerini bildirdi. Açıklamada, Suriye’nin ya da komşularının güvenliğini tehdit eden herhangi bir faaliyete izin vermeyecekleri de vugulandı.
Ahbap soruşturması: Haluk Levent tutuklandı
Ahbap Derneği soruşturmasında gözaltında bulunan ve savcılıktaki ifade işlemleri tamamlandıktan sonra tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen Haluk...
CENTCOM: İran’a yönelik 90 dakikalık yeni saldırı dalgasında savunma sistemi vuruldu
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik yeni hava saldırısı dalgasının tamamlandığını duyurdu. Açıklamada, saldırıların İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemileri tehdit etme kapasitesini zayıflatmayı amaçladığı belirtildi.
CENTCOM'un X hesabından yapılan açıklamaya göre, CENTCOM, saldırı dalgasının 15 Temmuz Doğu Amerika saatiyle (ET) 21.00'de, Erbil saatiyle ise 16 Temmuz 04.00'te tamamlandığını duyurdu.
Açıklamada, ABD güçlerinin İran'a ait komuta merkezleri, hava savunma sistemleri, füze ve insansız hava aracı (İHA) kapasitesi ile kıyı gözetleme tesislerini hedef aldığı ifade edildi.
Açıklamada, "ABD güçleri, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilerde görev yapan masum denizcileri tehdit etme kabiliyetini daha da azaltmak amacıyla İran'ın komuta merkezlerine, hava savunma tesislerine, füze ve insansız hava aracı yeteneklerine ve kıyı gözetleme tesislerine saldırdı" denildi.
CENTCOM’un açıklamasında "Bender Abbas da dahil olmak üzere birden fazla noktadaki hedefleri vurmak için hassas mühimmat kullanıldı" denildi.
Komutanlık, bu sabah düzenlenen ayrı bir operasyona da değinerek, Amerikan güçlerinin 90 dakika süren bir saldırı dalgasında Büyük Tunb Adası'ndaki kıyı savunma sistemleri ile seyir füzesi mevzilerini vurduğunu bildirdi.
Açıklamanın sonunda ise, "ABD ordusu, Başkomutan'ın talimatı doğrultusunda İran'ı sorumlu tutmaktadır" ifadelerine yer verildi.
CENTCOM, son günlerde İran'ın askeri altyapısına yönelik peş peşe operasyonlar düzenlediğini açıklarken, Washington yönetimi saldırıların özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki uluslararası ticari deniz trafiğine yönelik tehditleri azaltmayı hedeflediğini savunuyor.
Saldırılar, ABD ve İran arasında Hürmüz Boğazı konusunda tırmanan gerilimlerin ortasında gerçekleşti; Amerikan güçleri İran'a saldırırken, Tahran da Pakistan arabuluculuğuyla kalıcı bir çözüme ulaşmayı hedefleyen çerçeve anlaşmasına rağmen bölgedeki ABD askeri üslerine saldırılarla karşılık verdi.
Haluk Levent emniyetteki ifadesinde neler söyledi?
Ahbap Derneği'ne düzenlenen operasyonda gözaltına alınan müzisyen Haluk Levent, emniyette verdiği ifadesinde bazı sözlerinin tutanağa geçirilmediği gerekçesiyle susma hakkını...
YBŞ, tüm Kürt partilerin katılımıyla kongre düzenliyor
Irak'ta hükümetin güvenlik reformu kapsamında yürüttüğü silahlı grupların devlet kurumlarına entegrasyon süreci hız kazandı. Program çerçevesinde bazı gruplar silahlı kanatlarını feshederken, bazıları ise sürece katılmayı reddetti. Öte yandan YBŞ yarın bir kongre düzenleyecek. KDP de kongreye katılım için davet aldı.
Irak Başbakanı Ali Zeydi hükümeti tarafından oluşturulan "Devlet Kontrolünde Silahların Toplanması ve Bağların Kesilmesi Komisyonu", silahlı grupların personel envanterini, maaş sistemini ve komuta zincirini belirleyerek bu yapıların Savunma veya İçişleri Bakanlığı bünyesine nasıl entegre edileceğini değerlendirecek.
Birçok grup feshedildi
Entegrasyon programının ilk aşamasında idari ve mali denetim sağlanırken, daha sonra eğitim, rütbe uyumu ve komuta birliği gibi teknik süreçlerin tamamlanması planlanıyor.
Bu kapsamda 4 Haziran'da Samarra'da düzenlenen törende Seraya es-Selam'ın feshi ilan edildi. Törene Iraklı askeri yetkililer de katıldı.
Parlamentoda Sadikun Hareketi aracılığıyla temsil edilen ve Haşdi Şabi bünyesindeki en büyük gruplardan Asaib Ehl el-Hak da silahlı kanadını feshederek siyasi faaliyetlerini sürdürme kararı aldı.
İmam Ali Tugayları ise 2 Haziran'da Haşdi Şabi ile ilişkisini sonlandırdığını açıkladı. Grup, silah envanteri ve personel bilgilerini 10 Haziran itibarıyla hükümet komisyonuna teslim etti.
Bazı gruplar silahlarını teslim etmeye yanaşmıyor
Buna karşılık Irak Hizbullahı, Seyyid Şüheda Tugayları, Nuceba Hareketi, Seraya Evliya el-Dem, Eshabul Kehf ve Kerbela Tugayları, silahların teslim edilmesine yönelik programa katılmayacaklarını açıkladı.
Şengal'deki güvenlik yapısı da gündemde: YBŞ kongreye gidiyor, KDP de davet edildi
Entegrasyon sürecinin Şengal'deki silahlı yapıları kapsayıp kapsamayacağı da tartışma konusu oldu.
Haşdi Şabi Başkanı Falih el-Feyyad, Ninova Diyalog Sempozyumu'nda yaptığı konuşmada, üç ay içerisinde Şengal'in tamamının, özellikle de Şengal Dağı'nın Irak güvenlik güçlerinin kontrolüne gireceğini söyledi.
Feyyad'ın açıklamasının ardından, Şengal'de faaliyet gösteren Şengal Direniş Bilirlikleri YBŞ ile kadın birlikleri YJŞ'nin entegrasyon sürecine dahil edilip edilmeyeceği konusunda tartışmalar başladı. Konuya ilişkin Irak hükümeti tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
IŞİD karşıtı Uluslararası Koalisyon'un Irak'taki görev süresinin eylül ayında sona ermesinin beklendiği bir dönemde yürütülen güvenlik reformu, ülkedeki silahlı yapıların geleceği açısından önem taşıyor.
CENTCOM: İran’a yönelik bombardımanda onlarca askeri hedef vuruldu
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik yeni bir saldırı dalgasını tamamladığını ve Hürmüz Boğazı çevresi ile İran'ın kıyı bölgelerindeki onlarca askeri hedefin vurulduğunu açıkladı.
CENTCOM'un açıklamasına göre, operasyon 14 Temmuz saat 22.00'de (ABD Doğu Saati) tamamlandı.
ABD'ye ait savaş uçakları, insansız hava araçları ve savaş gemileri, yedi saat süren operasyon kapsamında İran'ın füze ve İHA mevzileri, deniz kabiliyetleri ve kıyı savunma sistemlerini hassas mühimmatlarla hedef aldı.
Açıklamada, saldırıların İran'ın ticari gemiler ile sivil deniz personeline yönelik tehdit oluşturma kapasitesini daha da zayıflatmayı amaçladığı belirtildi.
CENTCOM, saldırıların gerçekleştirildiği gün ABD güçlerinin İran limanlarına giden veya bu limanlardan ayrılan gemilere yönelik deniz ablukasını yeniden başlattığını duyurdu. Açıklamaya göre abluka 14 Temmuz saat 16.00'da (ABD Doğu Saati) yürürlüğe girdi.
Komutanlık, "ABD kuvvetleri teyakkuz halinde, ölümcül güç kullanmaya hazır ve Başkomutan'ın vereceği talimatları yerine getirmeye hazırdır" ifadelerini kullandı.
Açıklama şu şekilde:
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 14 Temmuz saat 22.00'de (ABD Doğu Saati) İran'a yönelik ilave bir saldırı dalgasını tamamladı. Saldırılarda Hürmüz Boğazı yakınları ile İran'ın kıyı bölgelerinde bulunan onlarca askeri hedef vuruldu.
"ABD'ye ait savaş uçakları, insansız hava araçları ve deniz unsurları, yedi saat süren saldırı dalgası boyunca İran'ın füze ve insansız hava aracı (İHA) mevzileri, deniz kabiliyetleri ve kıyı savunma sistemlerine hassas güdümlü mühimmatlarla saldırılar düzenledi. Operasyonun amacı, İran'ın ticari deniz taşımacılığına ve sivil gemi mürettebatına yönelik tehdit oluşturma kapasitesini daha da zayıflatmaktı.
Saldırılar, ABD güçlerinin aynı gün İran limanlarına giden veya bu limanlardan ayrılan gemilere yönelik deniz ablukasını yeniden başlatmasının ardından gerçekleştirildi. Deniz ablukası bugün saat 16.00'da (ABD Doğu Saati) yürürlüğe girdi.
ABD kuvvetleri teyakkuz halinde, ölümcül güç kullanma kapasitesine sahip ve Başkomutan'ın vereceği talimatlar doğrultusunda operasyonları icra etmeye hazırdır."
İlam’da su üretim tesisi vuruldu
İran devlet televizyonu, Rojhılat’ın İlam eyaletinde bir su üretim tesisinin 3 füzeyle saldırıya uğradığını duyurdu.
Devlet televizyonunun haberinde, "İlam eyaletinin Musian ilçesine bağlı bir köy yakınlarındaki içme suyu üretim tesisi, düşman tarafından 3 füze saldırısının hedefi oldu." ifadelerine yer verildi.
Saldırıya ilişkin başka bilgi paylaşılmadı.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, gün içinde yaptığı açıklamada İran'a yönelik saldırıların önümüzdeki günlerde devam edeceğini ve yoğunlaşacağını söyledi. Trump, Tahran yönetiminin müzakere masasına dönmemesi halinde gelecek haftadan itibaren İran'ın elektrik santralleri ve köprülerinin de hedef alınacağını açıklamıştı.
İran ise Birleşmiş Milletler'e gönderdiği mektupta, ABD'yi Pakistan'ın arabuluculuğunda imzalanan İslamabad Mutabakatı'nı ihlal etmek ve savaş suçu işlemekle suçladı.
Son günlerde Hürmüz Boğazı nedeniyle iki ülke arasındaki gerilim yeniden tırmanırken, taraflar mutabakata rağmen karşılıklı saldırılarını sürdürüyor.
ABD, İsrail’deki üssünü tahliye etmeyi durdurdu
ABD'nin, İran ile artan gerilim nedeniyle İsrail'in Tel Aviv kentindeki Ben Gurion Havalimanı'nda konuşlu askeri tanker ve kargo uçaklarının tahliyesini askıya aldığı bildirildi.
The Times of Israel gazetesinin haberine göre, aylardır bölgedeki askeri yığınak kapsamında havalimanında bekletilen yaklaşık 75 yakıt ikmal ve kargo uçağını kapsayan tahliye süreci durduruldu.
Haberde, tahliye kararının askıya alınmasının ardından gece saatlerinde piste dört yeni Amerikan askeri uçağının daha iniş yaptığı belirtildi.
Yaz sezonu için iptal uyarısı
İsrailli yetkililer ise Ben Gurion Havalimanı'nda sivil uçaklar için ciddi park alanı sıkıntısı yaşandığını açıkladı.
Yetkililer, ABD'ye ait askeri uçakların tahliyesinin yeniden başlamaması halinde, seyahat trafiğinin en yoğun olduğu temmuz ve ağustos aylarında yaklaşık 50 bin yolcu biletinin iptal edilebileceği uyarısında bulundu.
Tahliye süreci yeniden durdu
Krizin, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik askeri hazırlıkları kapsamında havalimanında oluşturulan yığınaktan kaynaklandığı ifade edildi.
ABD ile İran arasında kalıcı barışı hedefleyen mutabakat zaptının ardından gerilimin azalmasıyla birlikte haziran ayı sonunda bazı Amerikan askeri tanker uçaklarının geri çekilmeye başlandığı belirtilmişti.
Ancak son dönemde artan gerilim nedeniyle bu tahliye sürecinin tamamen durdurulduğu aktarıldı.
Tel Aviv ile Washington yönetimlerinin, İran'a yönelik saldırılar sonrasında Ben Gurion Havalimanı'nda konuşlandırılan Amerikan askeri uçaklarının tahliyesini hızlandırma konusunda 26 Haziran'da anlaşmaya vardığı daha önce açıklanmıştı.
Ahbap Derneği soruşturması genişledi: 17 kişi daha gözaltında
Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen yeni operasyonda 17 kişi daha gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" ve "Dernekler Kanunu'na muhalefet" suçlamaları kapsamında sürdürüldüğünü açıkladı.
Başsavcılık: Bağışların amacı dışında kullanıldığı tespit edildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmaya ilişkin yapılan açıklamada, Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in, Şile Belediyesi'nin düzenlediği 35. Uluslararası Şile Bezi Festivali organizasyonunu Sur Müzik Yapım şirketi üzerinden doğrudan temin yöntemiyle aldığı belirtildi.
Açıklamada, söz konusu organizasyonda sahne, ışık ve ses sistemi gibi giderlerin sahte faturalarla yüksek gösterildiği, mali bilirkişi raporunda usulsüzlüklerin tespit edildiği ifade edildi.
Başsavcılık ayrıca, Ahbap Derneği'ne yapılan bağışların bir bölümünün Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesabına aktarıldığını, buradan da toplam 125 milyon 765 bin liranın Berkant Acil ile bağlantılı kişi ve şirketlerin hesaplarına gönderildiğinin belirlendiğini açıkladı. Açıklamada, bu yolla bağışların amacı dışında kullanıldığı ve haksız kazanç sağlandığı iddia edildi.
Dört ilde eş zamanlı operasyon
Soruşturma kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Muğla'da eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Operasyonda 14 şüpheli ile 4 şirkete yönelik arama, el koyma ve yakalama işlemleri gerçekleştirildi. Aramalarda dijital materyallere el konulduğu ve şüphelilerin gözaltına alındığı bildirildi.
60 milyon dolarlık bağış iddiası
Soruşturmada dikkat çeken bir diğer iddia ise Başaran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Başaran'ın şikâyeti oldu.
İddiaya göre Başaran, 2018 yılında uçak kazasında hayatını kaybeden kızı Mina Başaran'ın anısını yaşatmak amacıyla, üniversite eğitimi gören kimsesiz ve ihtiyaç sahibi kız öğrenciler için kullanılmak üzere yaklaşık 60 milyon dolar değerindeki 22 taşınmazdan oluşan bir kompleksi Ahbap Derneği'ne bağışladı.
Ancak söz konusu taşınmazların bağış amacının dışında kullanıldığı iddiasıyla savcılığa başvurulduğu öne sürüldü.
MASAK raporu: Milyarlık para hareketleri incelendi
Soruşturma dosyasına giren MASAK raporunda ise Ahbap Derneği ile bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı kişilerin banka hesaplarındaki yüksek tutarlı para hareketlerine dikkat çekildi.
Rapora göre, sosyal güvenlik kayıtlarında müzisyen olarak görünen A.Ç.'nin hesaplarında 2020-2024 yılları arasında 779 milyon lira para girişi, 671 milyon lira para çıkışı tespit edildi.
"Organizasyon sorumlusu" olarak kayıtlı Z.Y.'nin hesaplarında ise aynı dönemde 1 milyar 469 milyon lira giriş, 1 milyar 537 milyon lira çıkış olduğu belirlendi.
MASAK uzmanları, söz konusu para hareketlerinin şüphelilerin gelir profilleriyle uyumlu olmadığını ve "hayatın olağan akışına aykırı" nitelikte olduğunu değerlendirdi.
Raporda ayrıca bazı banka transferlerinin açıklama bölümünde, "Ahbap Derneği'ne borç olarak verilen", "Haluk Levent Ahbap Derneği'ne emaneten" ve "Ahbap faaliyetlerinde kullanılmak üzere" ifadelerinin yer aldığı belirtildi.
Haluk Levent'ten açıklama
Soruşturma sürerken gözaltında bulunan Haluk Levent, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ahbap Derneği ile özel hayatının birbirine karıştırılmaması gerektiğini savundu.
Yöneltilen suçlamalar
Soruşturma kapsamında Haluk Levent'e; Dernekler Kanunu'na muhalefet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, örgüt üyeliği suçlamalarının yöneltildiği bildirildi.
Başsavcılık açıklamasında ayrıca, Levent'in çok sayıda şüpheliye ait banka hesaplarını kullandığı, bunlardan birinin asistanı Yeliz Kaya adına kayıtlı olduğu ve bu hesaplara dernekten yaklaşık 120 milyon liralık para transferi tespit edildiği iddia edildi.



