editor
Kurtulmuş: Çerçeve yasa teklifi gelecek hafta partilerin ortak imzasıyla TBMM’ye gelecek
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, iktidarın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği çözüm süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa teklifinin gelecek hafta partilerin ortak teklifi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulacağını açıkladı.
Barış sürecine ilişkin yasal düzenlemeye ilişkin çalışmalar sürerken, gözler Meclis'e çevrildi.
Kurtulmuş, yasa teklifinin gelecek hafta TBMM gündemine geleceğini belirterek, "Yasa teklifi, inşallah önümüzdeki hafta partilerin ortak bir teklifi olarak TBMM'ye gelecek" dedi.
Hedef, Meclis tatile girmeden yasalaştırmak
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin düzenleme, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında da ele alındı.
Erdoğan'ın toplantıda, "Meclis kapanmadan süreci tamamlayalım" mesajını verdiği öğrenildi.
Bu kapsamda yasa teklifinin TBMM'nin tatile girmesinden önce Genel Kurul'da görüşülerek yasalaştırılması planlanıyor.
Çerçeve yasada neler yer alacak?
Hazırlanan düzenlemeyle, örgütten ayrılanların dönüş sürecine ilişkin hukuki çerçevenin belirlenmesi öngörülüyor.
Düzenlemenin geçici ve müstakil bir yasa niteliğinde olacağı, genel af veya kişiye özel af kapsamında değerlendirilmeyeceği belirtiliyor.
Yasanın yürürlüğe girebilmesi için ise örgütün tamamen silah bıraktığının tespit ve teyit edilmesine yönelik bir mekanizmanın oluşturulması öngörülüyor.
"Geçici ve müstakil bir yasa olacak"
Numan Kurtulmuş daha önce yaptığı değerlendirmede, düzenlemenin temel ilkelerine ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:
"Ortak anlayışın gündeme getirilmesine çalışıyoruz. Komisyon raporumuzun 6'ncı bölümünde yer alan münfesih örgütün bundan sonra nasıl hareket edeceğine ilişkin yasal çerçeve korunacaktır. Yani bu geçici ve müstakil bir yasa olacaktır."
Kurtulmuş ayrıca, düzenlemenin örgütün silah bıraktığının tespiti ve teyidine ilişkin bir mekanizma içereceğini vurgulayarak, bunun genel af ya da kişiye özel af niteliğinde olmayacağını ifade etmişti.
ABD, Erbil’deki Patriot sistemlerini çekiyor
ABD ordusunun, Irak’taki son birliklerini Kürdistan Bölgesi’nin başkenti Erbil’deki havalimanı çevresinden çekmeye başladığı bildirildi.
Amberin Zaman imzalı haberde Al-Monitor’a konuşan ve süreci yakından bilen kaynaklar, ABD’nin Erbil Havalimanı çevresinde konuşlu son güçlerini çekmeye başladığını doğruladı.
Kaynaklara göre, gelen füze, İHA ve diğer hava araçlarını tespit ederek imha etmek için kullanılan Patriot hava savunma sistemleri askeri yerleşkeden kaldırıldı. Çekilme sürecinin geçen hafta başladığı ve halen devam ettiği, ABD güçlerinin büyük bölümünün ve ağır askeri ekipmanlarının bölgeden çıkarıldığı belirtildi.
Kaynaklar, tüm Patriot füze savunma bataryalarının açıklanmayan başka bir noktaya yeniden konuşlandırıldığını, ancak diğer savunma sistemlerinin haberin yayımlandığı sırada bölgede kalmaya devam ettiğini aktardı.
Bölge yetkilileri çekilmeyi rutin bir süreç olarak nitelendirdi. Yetkililere göre çekilme, ABD’nin Bağdat ile vardığı ve tüm güçlerini 30 Eylül’e kadar Irak’tan çekmesini öngören anlaşma doğrultusunda gerçekleşiyor.
Ancak İran ve İran destekli Şii silahlı grupların özellikle Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşen çekilmenin, Kürtleri savunma açısından daha kırılgan bir konumda bıraktığı değerlendiriliyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins, devam eden asker hareketliliği konusunda yorum yapmadı. Kürdistan Bölgesi Hükümeti yetkilileri ise Al-Monitor’un yorum talebine yanıt vermedi.
Erbil Havalimanı sürekli hedefte
Patriot sistemleri ABD güçlerini korumak amacıyla konuşlandırılmış olsa da Kürtler de bu güvenlik şemsiyesinden önemli ölçüde yararlandı.
Erbil Havalimanı, İran ile yaşanan savaşın şubat ayında başlamasından bu yana İran ve İran destekli silahlı grupların sürekli saldırılarına maruz kaldı. Kaynaklara göre ABD’nin önleme sistemleri bu saldırıların en az yüzde 95’ini başarıyla engelledi.
İran ve milislerin gerçekleştirdiği saldırıların büyük bölümü Kürdistan Bölgesi’nde bulunan İranlı Kürt muhalif grupları hedef aldı. Ancak Erbil’deki ABD yerleşkesi de birçok kez saldırıya uğradı.
Patriot sistemlerinin operasyonel menzilinin 60 ila 100 mil (100-160 kilometre) arasında olduğu belirtildi.
“Patriotların kaldırılması iki ucu keskin kılıç”
New York merkezli Horizon Engage araştırma kuruluşunun araştırma direktörü Michael Knights, Patriotların kaldırılmasını “iki ucu keskin bir kılıç” olarak değerlendirdi.
Knights, sistemlerin bir yandan kara birliklerini koruduğunu, diğer yandan ise kendilerinin hedef haline geldiğini söyledi.
ABD’nin Irak’tan çekilmesinin, iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin sona ermesi anlamına gelmeyebileceğini belirten Knights, ABD özel kuvvetlerinin düşük profilli ve gizli tutulan bazı noktalarda konuşlandırılmış durumda olduğunu ifade etti.
ABD’nin Patriot stokları tartışılıyor
Al-Monitor’a göre ABD güçleri, Irak’ın İran ile ortak sınıra sahip olması ve İran destekli grupların Irak ve Körfez’de saldırılarını sürdürmesi nedeniyle bölgede özellikle savunmasız durumda.
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi’nin İran destekli milisleri kontrol altına alma, silahsızlandırma ve 30 Eylül’e kadar dağıtma yönündeki taahhütlere rağmen bunu henüz gerçekleştiremediği belirtildi. Haberde, söz konusu grupların Suudi Arabistan’daki petrol sahalarına yönelik son saldırılarının ardından Suudi Arabistan’ın bu hafta Irak genelinde misilleme saldırıları düzenlemek üzere ABD güçleriyle açık şekilde iş birliği yaptığı aktarıldı.
ABD güçlerinin karadan çekilmesinden önce Patriotların kaldırılması ise Washington’ın elindeki önleyici füze stoklarının durumu ve bu sistemlerin bölgedeki ABD askerlerini korumak için nasıl önceliklendirildiği konusunda yeni soru işaretleri yarattı.
Kaynaklardan biri, “Kürdistan Bölgesi bir öncelik değil; açıkça Körfez ve Ürdün daha önemli” dedi.
Washington merkezli Uluslararası ve Stratejik Çalışmalar Merkezi’nin yayımladığı bir araştırma da ABD’nin İran ile ateşkesin bozulması ve taraflar arasında mayıs ayında varılan mutabakatın ardından azalan kaynaklarına dikkat çekti.
Nisan ayında yayımlanan önceki araştırmada ABD’nin Patriot stoklarının yüzde 55’ini kaybettiği belirtilmişti. Bu hafta yayımlanan yeni araştırmada ise Patriot sayısının yüzde 10 daha azaldığı ifade edildi.
Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nün yakın tarihli bir raporunda ise ABD’nin yılda yaklaşık 600 Patriot ürettiği, ancak Ukrayna’ya yapılan transferler nedeniyle mevcut stokların daha önce de önemli ölçüde azaldığı belirtildi.
Editör notu: Al-Monitor, 31 Temmuz 2026'da haberi güncelleyerek ABD’nin yıllık Patriot üretim kapasitesine ilişkin rakamları revize etti.
İspanya’nın Afrika’daki toprağı Ceuta’ya bir günde 60 bin göçmen girdi; en az 57 kişi hayatını kaybetti
İspanya Başbakanı, yaklaşık 60 bin göçmenin Fas'tan İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk şehri Ceuta'ya geçmesinin ardından insan kaçakçılığı çetelerini suçladı....
Irak Ulaştırma Bakanı, Kalkınma Yolu Projesi’ndeki imza krizine açıklık getirdi
Ankara’da düzenlenen Türkiye-Irak anlaşmalarının imza töreninde yaşanan gecikmenin ardından Irak Ulaştırma Bakanı Vehb el Haseni, "Kalkınma Yolu" projesine ilişkin imza krizine açıklık getirdi.
Irak Ulaştırma Bakanı Vehb el Haseni, Türkiye ile imzalanan Kalkınma Yolu Projesi Mutabakat Zaptı sırasında yaşanan tartışmalara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Haseni, imza töreninde yaşanan gecikmenin, mutabakat zaptının nihai metnine ilişkin teknik ve protokol kaynaklı düzenlemelerden kaynaklandığını belirtti.
Bakan, olayın kamuoyunda yanlış yorumlandığını ve gerçeği yansıtmayan iddialara konu olduğunu ifade etti.
"Tüm hazırlıklar tamamlanmıştı"
Haseni, Irak Ulaştırma Bakanlığı'nın anlaşmanın imzalanması için gerekli tüm resmi ve teknik hazırlıkları tamamladığını vurgulayarak, Kalkınma Yolu Projesi'nin Irak açısından stratejik önem taşıdığını ve anlaşmanın sonuçlandırılmasını desteklediklerini söyledi.
Açıklamada, Kalkınma Yolu Projesi'ne ilişkin çerçeve mutabakat zaptının aynı gün, gerekli teknik ve protokol işlemlerinin tamamlanmasının ardından imzalandığı belirtildi.
Görüntüler tartışma yaratmıştı
Tartışmalar, Ankara'daki ortak basın toplantısında kaydedilen görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla başladı. Görüntülerde Irak Başbakanı Ali Zeydi, Ulaştırma Bakanı Haseni'ye dönerek, "Kalkınma Yolu anlaşmasını neden imzalamadın? Sorun ne?" diye soruyordu.
Söz konusu görüntülerin ardından Haseni'nin anlaşmayı imzalamayı reddettiği yönünde yorumlar yapılmıştı.
"Resmi olmayan bilgilere itibar etmeyin"
Iraklı Bakan, kamuoyu ve basın kuruluşlarına resmi kaynaklarca doğrulanmamış bilgilere itibar edilmemesi çağrısında bulunurken, bakanlık hakkında asılsız bilgi yayan kişiler hakkında yasal haklarını saklı tuttuklarını ifade etti.
Haseni ayrıca, Ulaştırma Bakanlığı'nın Kalkınma Yolu Projesi'ni Irak'ın stratejik konumunu güçlendirecek ulusal bir vizyon doğrultusunda hayata geçirmek için çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.
Trump: Hamas silah bırakacak
ABD Başkanı Donald Trump, Gazze'de Hamas'ın silah bırakması konusunda Barış Kurulu'nun "tarihi" bir anlaşmaya vardığını ve silahsızlanma tamamlanınca İsrail'in Gazze'den geri çekileceğini bildirdi.
ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Barış Kurulu'nun bugün önemli bir anlaşmaya vardığını ilan etti.
Trump, "Barış Kurulu, Hamas ve Gazze’deki diğer tüm silahlı grupların tamamen silahlarını bırakması konusunda bugün tarihi bir anlaşmaya vardı” ifadesini kullandı.
İsrail'in bölgeden çekilmesi konusunda ise Trump, şunları kaydetti:
"Silahsızlanma tamamlandıkça İsrail güçleri geri çekilecek ve Uluslararası İstikrar Gücü, Gazze’nin sakinleri ve komşuları için güvenli olmasını sağlamak üzere yeni bir Filistin polis gücüyle birlikte çalışacaktır."
Türkiye, Katar ve Mısır'a teşekkür
Trump, söz konusu süreçteki arabulucu rolleri nedeniyle Türkiye, Katar ve Mısır'a teşekkür ederek, "Tarihi bir ilerleme kaydettik ve hala yapılacak çok iş var” ifadesine yer verdi.
Söz konusu anlaşmanın Gazze'nin yeni bir Filistin hükümeti tarafından yönetilmesine yönelik kritik bir adım olduğunu vurgulayan Trump, sürecin Ortadoğu'da kalıcı barış için tarihi bir öneme sahip olduğunun altını çizdi
Rojava’da kayıp kişilere ilişkin açıklama
Rojava'da faaliyet gösteren Tutuklu ve Kayıplar Komitesi, bölgede kayıp kişilerin sayısının 628 olduğunu açıkladı. Komite, ayrıca Suriye Geçici Hükümeti'ne bağlı cezaevlerinde tutulan 138 kişinin varlığının doğrulandığını bildirdi.
Komitenin verdiği bilgilere göre, tutuklu olduğu doğrulanan 138 kişi İdlib, Rakka, Deyrezor, Halep, Menbic ve Humus'taki cezaevlerinde bulunuyor.
Açıklamada, kayıp vakalarının 6-29 Ocak 2026 tarihleri arasında Kuzey ve Doğu Suriye ile Halep'te yaşanan çatışmalarla bağlantılı olduğu ifade edildi.
DSG ve YPJ mensupları esir alındı
Söz konusu dönemde Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri ile Kuzey ve Doğu Suriye'deki bazı bölgelere saldırılar düzenlendi.
Saldırıların, Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) Deyr Hafir bölgesinden çekildiği süreçte gerçekleştiği, geri çekilme sırasında DSG’nin çatışmalara maruz kaldığı belirtildi.
Komite, yaşanan olaylar sırasında DSG, İç Güvenlik Güçleri ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) mensuplarından bazılarının esir alındığını açıkladı.
Ayrıca yüzlerce kişinin akıbetinin hâlâ bilinmediği, kayıplara ilişkin yeni bilgilere ulaşılamadığı kaydedildi.
Rusya’dan Ukrayna’ya şiddetli bombardıman: Çok sayıda ölü ve yaralı
Ukrayna, Rus ordusunun, başta Kiev olmak üzere ülkenin farklı bölgelerine geceden beri düzenlediği saldırılarda en az 13 kişinin öldüğünü, 31 kişinin yaralandığını bildirdi.
Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada, Rusya'nın yerel saatle 02.23'ten itibaren kente balistik füzelerle saldırı başlattığını belirtti.
Kliçko, başkente yönelik saldırılarda iki semtte hasar meydana geldiğini ifade etti.
Ukrayna'daki bazı sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımlarda, başkent Kiev sakinlerinin güvenlik için geceyi kentin metro istasyonlarında geçirdiği görüldü.
Ukrayna Devlet Acil Durum Servisinden yapılan açıklamada ise ilk belirlemelere göre, Kiev'e yapılan saldırıda bir kişinin öldüğü, 2 kişinin yaralandığı belirtildi.
Açıklamada ayrıca, Kiev bölgesinde yer alan Skibin köyüne yönelik gerçekleştirilen saldırıda da 5 kişinin yaralandığı kaydedildi.
Rus ordusunun Dnipropetrovsk bölgesindeki Raduşne köyüne saldırı düzenlediği aktarılan açıklamada, 2’si çocuk 5 kişinin öldüğü, 8 kişinin yaralandığı bilgisine yer verildi.
Poltava bölgesine yapılan saldırıda bir kişinin yaşamını yitirdiği belirtilen açıklamada, Lviv kentine yönelik saldırıda ise en az 8 kişinin yaralandığı bildirildi.
Açıklamada, bazı bölgelerdeki arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü ifade edildi.
Öte yandan Kriviy Rig Kenti Savunma Konseyi Başkanı Oleksandr Vilkul da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Rusya'nın kentin dış semtinde yer alan Novopil yerleşim yerine füzeli saldırı düzenlediğini belirtti.
Saldırıda 3'ü çocuk 6 kişinin hayatını kaybettiği bilgisini paylaşan Vilkul, 2'si çocuk 8 kişinin yaralandığını kaydetti.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy dün akşam yaptığı açıklamada, Rus ordusunun bu gece ülkesine yoğun hava saldırısı gerçekleştirme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtmişti.
Halep ve El Bab’da IŞİD hücrelerine baskın
Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı İç Güvenlik Güçleri, Genel İstihbarat Teşkilatı ile koordineli yürütülen operasyonlarda Halep ve El Bab'da IŞİD hücrelerine ait sığınakların hedef alındığını duyurdu.
Yapılan açıklamada, Halep ili ve kırsalındaki örgüte ait çok sayıda noktaya eş zamanlı baskın düzenlendiği belirtilerek, operasyonlarda patlayıcı maddeler, el yapımı patlayıcılar (EYP), intihar yelekleri ve çeşitli silahların ele geçirildiği, çok sayıda IŞİD mensubunun da gözaltına alındığı bildirildi.
Yetkililer, operasyon kapsamında örgütün kullandığı patlayıcı ve silah depolarının da tespit edilerek kontrol altına alındığını açıkladı. İç Güvenlik Güçleri, operasyona ilişkin görüntüleri de kamuoyuyla paylaştı.
"Yedi kişilik iki IŞİD hücresi dağıtıldı"
Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, yerel basına yaptığı açıklamada, operasyon sonucunda yedi kişiden oluşan iki IŞİD hücresinin çökertildiğini söyledi.
El-Baba, söz konusu hücrelerin Halep kent merkezi ile kırsalındaki hükümet binalarına yönelik terör saldırıları planladığını belirterek, operasyon sırasında patlayıcı maddeler ve intihar yeleklerinin ele geçirildiğini ifade etti.
Yetkililer, operasyonun ülkede IŞİD hücrelerinin yeniden yapılanmasını engellemeye ve olası saldırıları önlemeye yönelik güvenlik çalışmaları kapsamında gerçekleştirildiğini kaydetti.
‘Suudi Arabistan ile birlikte Irak’taki İran destekli grupların üslerini vurduk’
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetleri ile ortaklaşa, Irak'ta İran tarafından desteklenen silahlı gruplara ait üs ve karargahlara yönelik çok sayıda hassas saldırı düzenlediklerini açıkladı.
CENTCOM, çarşamba günü yayımladığı açıklamada, "ABD ve Suudi Arabistan güçleri, Devrim Muhafızları tarafından ABD güçleri ile Suudi Arabistan'ın enerji altyapısını hedef almak üzere yönlendirilen İran bağlantılı teröristlerin mevzilerine hassas saldırılar düzenledi." ifadelerini kullandı.
Açıklamaya göre ABD ve Suudi Arabistan savaş uçakları, Irak'ın doğusundaki farklı bölgelerde bulunan bu gruplara ait çok sayıda lojistik merkez ve silah deposunu hedef aldı.
CENTCOM, operasyonların son 72 saat içinde Devrim Muhafızları tarafından yönlendirilen 30'dan fazla İHA saldırısına verilen "güçlü bir yanıt" olduğunu belirtti.
Komutanlık ayrıca, ABD güçlerine yönelik saldırı girişimlerinin başarısız olduğunu ancak tehdidin sürdüğünü vurguladı.
Açıklamada, "2026 yılının Şubat-Nisan ayları arasında Irak'ta İran destekli milisler tarafından ABD vatandaşları ve tesislerine yönelik 600'den fazla saldırı girişimi kaydedildi." denildi.
CENTCOM, İran'a yönelik sert uyarısında ise, "Devrim Muhafızları ve vekil grupları bu saldırılara son vermelidir. Aksi halde ABD'nin daha kapsamlı askeri karşılık vermesi kaçınılmaz olacaktır." ifadelerini kullandı.
Haşdi Şabi ise aynı saldırılarla ilgili yaptığı açıklamada, Irak'ın çeşitli bölgelerindeki resmi üslerinin ABD ve Suudi Arabistan tarafından hedef alındığını, saldırılarda ölü ve yaralıların bulunduğunu bildirdi.
Açıklamada, "Bu sabah Irak'ın çeşitli bölgelerindeki resmi Haşdi Şabi üsleri, ABD ve Suudi Arabistan güçlerinin düzenlediği hain terör saldırılarının hedefi oldu." denildi.
İlk bilgilere göre saldırılarda çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. Ayrıca Haşdi Şabi'ye ait bina ve tesislerde ağır maddi hasar oluştu.
Haşdi Şabi, saldırıları "tehlikeli bir tırmanma" ve "Irak'ın egemenliğinin ihlali" olarak nitelendirerek, "Bu saldırılar resmi güvenlik kurumlarını hedef almaktadır." açıklamasını yaptı.
Açıklamada, ilgili kurumların sahadaki gelişmeleri takip ettiği, can ve mal kaybına ilişkin tespit çalışmalarının sürdüğü belirtildi.
Haşdi Şabi, hasar tespit çalışmalarının tamamlanmasının ardından kamuoyuyla daha ayrıntılı bilgi paylaşacağını da duyurdu.
Öte yandan Ninova Operasyonlar Komutanlığı, vilayet sınırındaki Haşdi Şabi güçlerine yönelik saldırıda 8 Haşdi Şabi mensubunun öldüğünü, 4 kişinin de yaralandığını açıkladı.
Irak İslami Direnişi: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıyı biz yapmadık
Kendilerini "Irak İslami Direnişi" (el-Mukavemet'ul İslami) olarak adlandıran İran destekli silahlı gruplar, Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik İHA (insansız hava aracı) saldırılarının Irak topraklarından yapıldığı yönündeki iddiaları reddetti. Grup, Riyad yönetimini Irak'a yönelik olası bir saldırıya karşı uyararak "Pişman olursunuz" tehdidinde bulundu.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Turki el-Maliki, 27 Temmuz 2026 Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Doğu bölgesi ve başkent Riyad'daki petrol tesislerini hedef alan çok sayıda İHA'nın imha edildiğini duyurmuştu.
El-Maliki, söz konusu saldırının "Irak topraklarından ve İran'a bağlı terörist milisler tarafından" gerçekleştirildiğini ileri sürmüş ve Suudi Arabistan'ın bu saldırıya uygun zaman ve mekanda karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu belirtmişti.
Silahlı gruptan Riyad'a sert yanıt
Bu iddiaların ardından, İran'a yakınlığıyla bilinen Irak İslami Direnişi'nden yazılı bir açıklama geldi. Suudi Arabistan'ın iddialarının kesin bir dille reddedildiği açıklamada, "Suudi Arabistan'ın bu iddiası, Irak'a ve halkına düşmanlık etmenin bu rejimin ayrılmaz bir parçası olduğu yönündeki inancımızı pekiştiriyor" denildi.
Açıklamada, Riyad yönetiminin Yemen'deki başarısızlığını örtbas etmeye çalıştığı savunularak, "Bu suçlamalar, Yemenlilerin ülkenin altyapısını sarsan darbelerine karşılık vermedeki acziyetlerini haklı çıkarma girişimidir" ifadelerine yer verildi.
Olası bir misillemeye karşı Suudi Arabistan'ı uyaran Şii silahlı grup, "Onlar tarafından yapılacak herhangi bir aptalca eyleme, pişmanlıktan parmaklarını ısıracak kadar sert bir yanıt verilecektir" dedi. Grup ayrıca Riyad yönetimine, Irak'ı suçlamak yerine "Yemen halkına yönelik zalimane ablukayı kaldırması" çağrısında bulundu.
Irak Hükümeti soruşturma başlattı
Öte yandan, karşılıklı açıklamalar üzerine Irak Hükümeti de harekete geçti. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Sözcüsü Sabah Numan, Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ali Falih Zeydi'nin, Suudi Arabistan'ın "Saldırılar Irak topraklarından yapıldı" iddialarını araştırmak üzere ilgili güvenlik birimlerine özel talimat verdiğini duyurdu.
Irak'ın iyi komşuluk ilkelerine anayasal düzeyde bağlı olduğunun altını çizen Sözcü Numan, şunları kaydetti:
"Irak topraklarının, kardeş ve dost ülkelere yönelik herhangi bir saldırı için geçiş güzergahı veya başlangıç noktası olarak kullanılmasına asla izin verilmeyecektir. Hükümetimiz iddialara ilişkin kanıtları titizlikle inceleyecek ve soruşturma sonuçlarına göre olaya karıştığı tespit edilen herkese karşı en sert yasal yaptırımları uygulayacaktır."
BM Genel Sekreteri Guterres: İsrail, Suriye’yi kendi haline bırakmalı
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail'in Suriye'deki ihlallerinin kabul edilemez olduğunu belirterek, "İsrail, Suriye'yi kendi haline bırakmalıdır." dedi.
Guterres, Suriye devlet televizyonu El İhbariye'ye yaptığı açıklamada, İsrail'in Suriye topraklarındaki faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"İsrail, Suriye'yi kendi haline bırakmalıdır. İsrail'in ihlalleri kabul edilemez." diyen Guterres, Suriye'nin kendi geleceğini belirlemesine izin verilmesi gerektiğini vurguladı.
Guterres, Suriye'ye yönelik bazı yaptırımların halen yürürlükte olduğuna işaret ederek, bunların kaldırılması ve Suriye hükümetine somut mali destek sağlanması gerektiğini söyledi.
Uluslararası toplumun Suriye'yi desteklemekle yükümlü olduğunu belirten Guterres, "Suriye, bölgesel istikrar ve barışın sembolü haline gelmiştir." değerlendirmesinde bulundu.
BM Genel Sekreteri, çok sayıda kişinin işkence gördüğü ve öldürüldüğü Sednaya Hapishanesi'ni ziyaretinde derinden etkilendiğini belirterek, kayıp kişilerin hayatta mı yoksa ölü mü olduğunun bilinmemesinin kendisini en fazla etkileyen konulardan biri olduğunu belirten ifade etti.
Yerinden edilenlerin dönüşü
Suriye'deki insani duruma da değinen Guterres, çok sayıda yerinden edilmiş kişinin kendi bölgelerine döndüğünü belirtti.
Guterres, mağdurlara ve ailelerine özel destek sağlanması gerektiğini belirterek, hayatta kalanlara da gerekli yardımın ulaştırılması çağrısında bulundu.
Ülke içinde yerinden edilen kişi sayısının hızla azaldığını ifade eden Guterres, Suriye'nin yeniden istikrar kazanması ve kalkınması için uluslararası desteğin önemine dikkati çekti.
Guterres ayrıca, devrik Esed rejiminin Suriyelilere yönelik uyguladığı baskılar nedeniyle 15 yıl boyunca Suriye'yi ziyaret etmediğini belirterek, ziyaretin kendisi için özel bir anlam taşıdığını söyledi.
‘Netanyahu, Trump’ın Suriye, Lübnan ve Gazze’den çekilme talebini reddedecek’
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail ordusunun Suriye ve Lübnan'ın güneyinin yanı sıra Gazze Şeridi'nden çekilmesi yönündeki talebi reddedeceği öne sürüldü.
İsrail’de yayın yapan Kanal 13 televizyonunun haberinde, Netanyahu'nun ABD’ye hareket etmeden önce düzenlediği haftalık kabine toplantısında, Washington yönetiminin İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze Şeridi’nden çekilmesini talep ettiği aktarıldı.
Netanyahu'nun kabine üyelerine, "Buna şiddetle karşı çıkacağım ve onlara hayır diyeceğim" dediği belirtilen haberde, Trump'ın İsrail ordusunun çekilmesini istediği Gazze Şeridi'ne Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) girişine Tel Aviv yönetimince onay verildiğine dikkati çekildi.
Kanal 13'e konuşan kaynaklar, Tel Aviv yönetiminin Hamas tamamen silahsızlanana ve Gazze Şeridi’nden çıkarılıncaya kadar İsrail ordusunun "Sarı Hat" üzerindeki kontrolünü sürdüreceği ve geri çekilme olmayacağı ilkesini savunduğunu söyledi.
Sadece 200 temcilci var
Kaynaklar, şu aşamada ISF'de Uganda ve Fas gibi İsrail’le dost ülkelerden yalnızca yaklaşık 200 temsilci bulunduğunu ifade etti.
İsrail kabinesinin ISF'ye "Uluslararası Kuruluşlar İçin Dokunulmazlıklar" yasası çerçevesinde dokunulmazlık tanınmasını onayladığına işaret eden kaynaklar, bu güçlerin İsrail ordusunun işgali dışındaki bölgelerde ve orduyla tam koordinasyon içinde faaliyet göstereceğini vurguladı.
Bir yetkili, "Herhangi bir ISF unsurunun ülkeye girişi başbakan, savunma bakanı ve dışişleri bakanının ayrı ayrı onayına tabi olacaktır. İsrail, hangi ülkelerin güç gönderebileceğini yalnızca barış anlaşmamız bulunan ve uluslararası alanda ülkeye veya yetkililerine karşı faaliyet yürütmeyen devletler arasından seçecektir” ifadelerini kullandı.
İsrail Başbakanı Netanyahu'nun yarın Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geleceği bildirilmişti.



