7 Kasım 2026
9.5 C
İstanbul

İmralı heyetinin ikinci Öcalan görüşmesinde neler konuşuldu, silah bırakma çağrısı yapılacak mı?

Parti kaynaklarının verdiği bilgiye göre Buldan ve Önder, Öcalan’a siyasi partilerle yapılan görüşmelerle ilgili bilgi verdi.

Buldan ve Önder’in yanı sıra Mardin’in görevden alınan belediye başkanı Ahmet Türk’ten oluşan bir heyet Ocak ayı başında iktidar ve MHP’nin yanı sıra muhalefet partileri ile de biraraya gelmişti.

Heyet görüşmede ayrıca PKK ve KCK yöneticilerinin basına yansıyan açıklamalarını aktardı.

Başta DEM Parti olmak üzere partinin paydaşları ve bileşenlerinin, sürecin sağlıklı yürümesi için “tecritin kaldırılması” yönündeki görüşlerini ilettiler.

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Yürütme Kurulu Üyesi Zübeyir Aydar, Ekim 2024’te BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada “Türkiye’de yeni bir çözüm süreci için şartların uygun olduğunu” söylemişti.

‘Kişisel olarak nerede olduğumun önemi yok ama süreç için tecrit kalkmalı’

DEM Parti kaynakları, bu sürecin yürütülmesi ve sonuç alınabilmesi için Öcalan’a “tecrit”in kaldırılmasının, tüm paydaşlarının talebi olduğunu vurguladı.

Görüşmede tecrit konusunun da konuşulduğunu anlatan bir parti yöneticisi, şu bilgileri paylaştı:

“Öcalan, ‘Bu sürecin selameti ve nihayete erdirilmesi açısından koşulların iyileştirilmesi gerekli. İlgili mekanizmalara sirayet edebilmesi açısından da gerekli ve önemli.

Kaynaklar Öcalan’ın “Kişisel olarak nerede olduğumun önemi yok. Ama sürecin nihayete ermesi öngörülüyorsa tecrit kalkmalı” dediğini aktardı.

Bu tartışma, benimle iktidar arasında değil, demokratik ülkede yaşama tartışması’

Öcalan, İmralı heyetinin yaptığı görüşmelerde, sürece destek veren siyasi partilere teşekkür etti ve selamını iletti.

Öcalan’ın birinci çözüm sürecinden daha umutlu olduğunu aktaran parti kaynakları “Öcalan bu defa bu tarihi fırsatı ıskalamamak gerektiğini söylüyor” değerlendirmesi yaptı.

Bu süreçle ilgili zeminin TBMM olduğunu bir kez daha vurguladığı belirtilen Öcalan’ın, “Bu tartışma benimle iktidar arasındaki bir tartışma değil. Bu tartışma Türkiye’deki tüm toplumsal kesimlerin demokratik bir ülkede yaşama tartışmasıdır, demokratik anayasa ile yaşama tartışmasıdır” mesajı verdiği öğrenildi.

Parti kaynaklarının anlatımına göre Öcalan, sürecin yürütülmesinin yasal güvence altına alınması gerektiğini vurguladı ve konudaki önerilerini de anlattı.

Görüşmede ayrıca, Orta Doğu ve özellikle Suriye’deki Kürtlerin durumu ve statüsü konusunda da Öcalan’ın ayrıntılı değerlendirme yaptığı ifade edildi.

Silah bırakma çağrısı yapacak mı?

Öcalan’ın silah bırakma çağrısı yapıp yapmayacağının bir sonraki görüşmede netleşebileceği ifade ediliyor.

İmralı görüşmelerinin ana gündeminin “şiddet ve çatışmanın tamamen gündemden çıkması” olduğunu belirten DEM Parti kaynakları, bunun bir sonuç olduğunu, ancak şiddete neden olan gerekçelerin de yasal ve anayasal olarak ortadan kaldırılması gerektiğine işaret etti.

Medyada bazı kesimlerin “Silah bırakma çağrısı yapılacak mı, PKK feshedilecek mi?” üzerinden tartışma yürüttüğüne dikkat çeken parti kaynakları şu değerlendirmeyi yaptı:

“Mesela Öcalan Türkiye’nin darbe mekaniğinden, demokratik olmayan anayasa zemininden, şiddet yöntemlerini, güvenlikçi yöntemleri bir çözüm olarak ele almaktan vazgeçmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ‘Sonuç ortadan kaldırılırken, sebebin de ortadan kaldırılması gerekir’den kasıt bu.

“Öcalan’ın yapmaya çalıştığı tarihsel bir çözüm yaratmak, bir çözüm perspektifi oluşturmak. Tarihsel olarak Suriye’nin de Türkiye’nin de İran’ın da Irak’ın da dinleneceği ve emperyalist müdahalelere de küresel güçlere de kapıyı kapatan bir model oluşturmaya çalışıyor.”

15 Şubat’ta açıklama gelebilir mi?

Sürece dair belirlenmiş bir takvim olmadığını ama sürecin sağlıklı ilerlemesi halinde Öcalan’ın kendisine bağlı olan bütün çevrelere mesaj ileteceğini kaydeden DEM Partili kaynaklar, bunun yönteminin ne olacağının daha sonra belirleneceğini söylüyor.

Partililerin anlatımına göre, 2013’teki gibi Öcalan’ın mesajlarını önce kamuoyuyla paylaşması yerine doğrudan örgüte iletmesi planlanıyor.

Siyasi kulislerde Öcalan’ın, yakalanıp Türkiye’ye getirilişinin yıl dönümü olan 15 Şubat’ta silah bırakma çağrısı yapacağı konuşuluyor.

Ancak parti kaynakları, üçüncü görüşmenin takviminin henüz netleşmediğini ifade etti.

Abdullah Öcalan’ın devam eden çalışmalarını İmralı Cezaevi’nde hükümlü olarak bulunan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş ile birlikte yürüttüğü belirtildi.

Son Haberler

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Zeydi, ABD Başkanı Trump ile görüştü

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile ABD Başkanı Donald Trump,...

Talabani: Kürdistan hükümetinden çekiliyoruz

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafıl Talabani’den beklenen açıklama...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...