8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Kışlada 500 şüpheli asker ölümü

Şüpheli Ölümler ve Mağdurları Derneği, Son 4 yılda yaşanan şüpheli asker ölümleriyle ilgili yaptıkları araştırma raporunu açıkladı. Rapora göre, son 4 yılda yaşanan 500 şüpheli asker ölümünün büyük çoğunluğunu Alevi ve Kürt askerler oluşturuyor

Ölenlerin çoğu Alevi ve Kürt
Raporu açıklayan Dernek Başkanı Oktay Can, Şüpheli asker ölümlerinin en fazla Kürt illerinde yaşandığını aktardı. Can, “Ölümlerin birçoğu genelde doğu ve güneydoğu bölgelerinde yaşanıyor. Orada ölen birçok asker de genelde Kürt ya da Alevi oluyor” diye konuştu. Derneği 2013 yılında kurduklarını aktaran Can, bugüne kadar kendilerine toplamda 500 ailenin çocuklarının şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği iddiasıyla başvuruda bulunduğunu belirtti. Can, OHAL’in yeniden devreye girmesiyle birlikte şüpheli asker ölümlerinde artışın yaşandığını söyledi.

Can’ın oğlu da askerde katledildi
Kendi oğlunun da 2009 yılında Dersim’in Hozat Sarıkaş Karakolu’nda öldürüldüğünü söyleyen Can, “Benim oğlum komutanı tarafından kafasına 2 mermi sıkılarak yaşamını yitirdi. Yine oğlumun boğazında darptan kaynaklı morluklar da vardı. Ben otopsi raporunu aldım ve orada nasıl öldüğü yazıyordu; fakat biz olayı soruşturmak istediğimizde bize askeri savcıların açıklama yapacağı söylendi. Benim oğlum gibi komutanının şiddetine maruz kalan birçok asker ölümleri var. Bu güne kadar yaklaşık 2 bin 300 aile yakını bu şekilde bir yaklaşıma tabi olmuş. Davalar ile çözülmemiş ben kendi oğlumun dosyasının takipçisiyim. Oğlumun dosyasını en son Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AHİM) kadar götürdüm. Bundan sonra dernek olarak diğer ailelerinin çocukları içinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı

Savcılar, şüpheli ölümleri araştırmaya ret kararı veriyor
Yaşanan ölümleri TBMM’ye kadar götürdüklerini; fakat orada ölümlerin şüpheli olduğuna kimseye inandıramadıklarını dile getiren Can, “Meclis’te kime anlattıysak inanmadılar. Bu durumu Cumhurbaşkanına da söyledim bana ‘komutanlar askere silah çekmez’ demişti. Oysa 15 Temmuz darbe girişiminde gördük ki askerler halka yani kendi insanına nasıl silah çekiyordu ve nasıl tanklar ile saldırıyordu. Kaldı ki yine bizlerin elinde o kadar delil var ki bizler savcılara anlatamadık. Çünkü askeri savcılar talimat alıp görevlerini yaptıkları için bizim girişimlerimiz sonuçsuz kalıyor. Savcı, ailelerin ‘şüpheli ölümleri’ araştırmaya ret kararı veriyorlar. Biz de dertlerimizi başkalarına anlatıyoruz. Bize başvuranlar oğullarının komutanlar tarafından öldürüldüğünü söylüyorlar” dedi.

Meclis’te komisyon talebi
Şüpheli asker ölümlerinin en fazla Kürt illerinde yaşandığını aktaran Can, “Ölümlerin bir çoğu genelde doğu ve güneydoğu bölgelerinde yaşanıyor. Orada ölen birçok asker de genelde Kürt ya da Alevi oluyor. Bugüne kadar bize yaklaşık 500 aile başvurdu. Onların çocukları da komutanlardan şiddet görmüş ve başvuru yapan ailelerin yüzde 80’i Kürt. Aileler komutanlar tarafından baskı altına alınıp dava açılmaması için korkutuluyor. Biz Meclis’te bir komisyon kurulup araştırılmasını ve ailelerin dinlenmesini de talep ettik” şeklinde konuştu.

‘Zorunlu askerlik kaldırılsın’
Zorunlu askerliğin kaldırılması gerekliliğinden bahseden Can, şu açıklamalarda bulundu:

“Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) baktığımızda askerler ya zehirleniyor, ya işkence görüyor ya da öldürülüyor bundan kaynaklı askerliğin zorunlu olmamasını istiyoruz. Zorunlu askerliği kaldırmasalar da en azından vatani görevlerini devletin herhangi bir kurumunda memur şeklinde çalışarak yapabilirler”

Şüpheli Ölümler ve Mağdurları Derneği geçtiğimiz yıl, son 22 yılda 2 bin 300 askerin şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdiğini açıklamıştı.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...