29 Ekim 2026
17.3 C
İstanbul

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, TBMM’nin 2027 yılı bütçesine ilişkin sunum yaptı. Çözüm sürecine dair konuşan Kurtulmuş süreç kapsamında Meclis’te kurulması beklenen İzleme Komisyonu’na değindi.

“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin de bilgi veren Kurtulmuş, “Süreç başarıyla üstün bir koordinasyon rotasında devam ediyor” dedi.

Meclis’te oluşturulacak İzleme Komisyonu’nun 3 önemli görevinin olacağını bildiren Kurtulmuş, “Kanunun uygulanmasını takip etmek, silahsızlanma ve fesih sürecini izlemek, dosya bazlı kararları takip etmek ve ihtiyaç duyulması hâlinde yasal düzenlemelere ilişkin çalışmaları sürdürmek” diye konuştu. Terörsüz Türkiye çerçevesinde ciddi mesafe alındığını ifade eden Kurtulmuş, “Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve PYD’nin entegrasyona katkı sunması, hem Suriye’yi rahatlatmış hem de Terörsüz Türkiye hedefine ulaşılmasına imkân sağlamıştır. Kuzey Irak’ta ise silahların devredilmesi sürecinin başlaması aşamasına geçilmektedir” ifadelerini kullandı.

Yasaya “silahsızlandırmanın temini için 3 önemli sigorta” konulduğunu belirten Kurtulmuş şunları dile getirdi:

“Bunlardan birisi Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın başkanlığında çalışmalarına başlamış olan Kurul’dur. Bu Kurul’un içerisinde devletin bakanları, güvenlik birimlerimizin yöneticileri var ve bunlar sürekli olarak bundan sonraki süreçte de zaman zaman dosya bazında da inceleyerek sürecin ilerlemesine katkıda bulunacaklar.

İkinci sigorta, örgütün silahlarını bütünüyle bıraktığının ve kendisini feshettiğinin ülkemizin güvenlik birimleri tarafından tespit ve tescili. Bunun da en üst güvenlik kurulumuz olan Milli Güvenlik Kurulu kararıyla kararlaştırılması, ilan edilmesi.

‘Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor’

Üçüncü sigorta da İzleme Komisyonu. TBMM’de önümüzdeki günlerde çok kısa bir süre içerisinde oluşturulacak bu komisyon da siyasi olarak sürecin takibini, kontrolünü, gerektiğinde de ilgili yasa teklifi ile ilgili çalışmaların yapılması ve hatta yürütmede ortaya çıkacak konuları da yakinen takip ederek onlarla da eşgüdüm içerisinde gerekli önerilerin yapılması. Dolayısıyla yasa bizzat süreci kontrol altına almakta. İnşallah bunu ciddi bir şekilde gerçekleştireceğiz.”

” Bir üçüncü göze ihtiyaç yok. Üçüncü göz de birinci göz de TBMM olacak”

İzleme Komisyonu’nun önemine dikkati çeken Kurtulmuş, “Dünyadaki bütün çatışma çözümlerinde örgütlerle devlet arasındaki süreci takip eden ya başka bir devlet ya da başka uluslararası kuruluşlar vardır. Biz başından itibaren şunu söyledik: Burada ‘Türkiye modeli’ dediğimiz bu modelde böyle bir şey olmayacak. Bir üçüncü göze ihtiyaç yok. Üçüncü göz de birinci göz de TBMM olacak, TBMM’de temsil edilen siyasi partiler ve milletin iradesi olacak. Dolayısıyla bu sürecin de çok kısa bir süre içerisinde tamamlanmasını ümit ediyoruz. Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor. Ümit ederim ki artık Türkiye’nin başına bela olmuş, ayaklarına pranga olarak vurulmuş bu terörden Türkiye ilanihaye kurtulacaktır. Hem Komisyon Başkanı hem TBMM Başkanı olarak ve komisyona katkı sunmuş olan bütün siyasi partiler olarak hiç şüphesiz 7. bölümdeki demokratikleşme adımlarının da gerçekleştirilmesi için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getireceğiz” diye konuştu.

“Oyunbozanlık yapan, kurduğu oyunun altında kalır”

Kurtulmuş, “Çok açık söylüyorum, oyunbozanlık yapan, kurduğu oyunun altında kalır. Buradan bir siyasi hesap peşinde koşan, kurduğu hesabın altında kalır” dedi

Kurtulmuş, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Hiç kimse bu sürecin arkasında başka niyetler aramasın. Hiç kimse bunun üzerinden siyasi hesaplar peşinde olmasın. İnşallah milletimiz bu süreçten de yüz akıyla çıkacak. Cumhuriyet’imizin birinci yüzyılının en önemli sorunu olarak ortaya çıkan sorun, artık tamamıyla Türkiye’nin gündeminden kalkacak ve Türkiye’de huzurun, barışın, kardeşliğin, dayanışmanın hep birlikte sonuçlarını elde edeceğiz. Artık savaşın ekonomisini değil, barışın ekonomisini konuşacağız.”

Bölgedeki halklar arasındaki etnik ve mezhepsel farklılıkların ayrılık nedeni olarak kullanılmasına karşı çıkan Kurtulmuş, süreci bir asır önceki Sykes-Picot düzeninin sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik bir fırsat olarak nitelendirdi. Türk, Kürt, Arap, Fars, Sünni, Şii, Müslüman ve gayrimüslim toplulukların huzur içinde yaşadığı bir bölge hedeflediklerini dile getirdi.

Son Haberler

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Jülide Kural, Kadir İnanır’ın mirasını ilk kez açıkladı

Kadir İnanır'ın hayat arkadaşı, sanatçı Jülide Kural, İnanır'ın mirasına...

Trump iddia: Netanyahu’ya verdiğim destek seçimde dengeleri değiştirdi

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’deki parlamento seçimlerinde Başbakan Binyamin...

Ali Falih Zeydi, Şam’a gidiyor

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, bölgesel gerilimi düşürme ve...

Kürtlere yönelil saldırıya ABD’den tepki

ABD Dışişleri Bakanlığı, Girê Spî’ye dönen Kürt ailelere yönelik...

İsrail’de seçim: Partiler meclis çoğunluğunu sağlayamıyor

İsrail'de 27 Ekim Salı günü yapılan parlamento seçimlerinde sandık...

Ürdün Suriye’nin güneyini vurdu: İki ülkeden farklı açıklama

Suriye'nin güneyindeki Dera ilinde, Ürdün tarafından düzenlenen hava saldırılarına...

Türkiye Gündemi

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...