8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Sedat Peker’in evine yapılan baskın böyle bir tepkiye yol açacağı bilinerek yapıldı

RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programına konuk olan Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Emin Gürses, Sedat Peker videolarını ve bunun etkilerini yorumladı. Gürses, Sedat Peker’in evine yapılan baskının böyle bir tepkiye yol açacağını bilerek yapıldığını ifade etti.00:00 / 117:35

Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Emin Gürses, RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programında Sedat Peker’in yayınladığı videoları ve siyasete yansımalarını değerlendirdi. 

‘Sedat Peker’in evine yapılan baskın, Süleyman Soylu’nun, Mehmet Ağar’ın tasfiyesi için yapmışsa başarılı olmuş’

Prof. Dr. Gürses’e göre Peker’in evine baskın yapıldığında, böyle bir tepki göstereceği bilinerek yapıldı: 

“Sedat Peker’i yurtdışına çıkaranlar zaten piyasadan uzaklaştırmak istemişler. Peker de, ‘gidip, geleceğim’ diye inanmış. Ama zaten piyasanın belli kişilere bırakılacağı konuşuluyordu. Peker’in yurtdışında olduğu biliniyor, resmi olarak çıkmış kapıdan dışarı. Peker’in evine baskın yapıldığında, buna tepki göstereceği bilerek yapıldı. Bu tahriği yapan kimse, akıllı bir iş yapmamış. Eğer bunu Süleyman Soylu’nun, Mehmet Ağar’ın tasfiyesi için yapmışsa başarılı olmuş. Bu bilinmeden yapılan bir girişim değildir, hepsi hesap edilmiştir. Bu kötü bir şey mi oldu? Sonuç olarak Sedat Peker bu piyasada neler olup bittiğini, daha neler açıklayacak, onu bekliyoruz. Belki de izlenmesi 100 milyonu bulacak. Buradan tabii 30-40 milyon gelir elde edilebilir, bunu da çocuk esirgeme kurumuna verebilirdi. Büyük paralar var burada.”

‘Vatandaş da bu piyasada neler olup bittiğini gördü, bu hayra alamet’

Peker’in anlattıklarının aslında halk arasında bilindiğini ifade eden Gürses “Anlattıklarını vatandaş biliyordu aslında, bilinmeyen şeyler değildi. Ama bu şekilde ortaya çıkması mahkeme konusu olacak, incelenmesi gereken şeyler. Meclis’te kabul edilip, araştırılması zor. Savcılar da çekinir bu işte, bir şey yapmaya. Ama arşivde durucak, illa ki açılır. Vatandaş da bu piyasada neler olup bittiğini gördü, bu hayra alamet. Ama siyaset çok yara aldı bu işlerden. Mehmet Ağar diyor ki ‘ben burada bekçiyim, mafyaya karşı’. Bekçi varsa bir sahibi de vardır. Şimdi de duyuyoruz, Kıbrıs’ta otelleri ele geçirmeye çalışmışlar. Diyorlar ki bu oteller zaten kara parayla yapıldı. O zaman neden yaptırdınız? Mesela İngiltere’de para getirirseniz nereden olduğu sormazlar ancak çekemezsiniz. Koca Venezüella hükümeti Londra’daki altınlarını istedi, vermediler, ‘sizi tanımıyoruz’ dediler” diye konuştu ve ekledi: 

‘Tayyip Bey’in etrafında şeytanlar var’

“Bana ‘Türkiye’de bir darbe girişimi mi’ olacak diyorlar. Biliyoruz ki Ağustos’ta TSK’da büyük bir emeklilik tasfiyesi yapılacak. Anayasa değişikliği yapılırken Tayyip Bey’e şöyle bir telkinde bulunulmuş; ‘siz yoruldunuz, Anayasa’ya sizi koruyan bir madde koyalım’ diye. ‘Siz dinlenirsiniz, biz de sizin adınıza partiyi yönetiriz’. Bu aslında bir tür tasfiyedir. Demirel’i de 12 Mart’ta silahla gelip makamından kovmadılar. Bu aslında bir darbe girişimi olur. Ben 3 tane makam var 2 kişi var diye açıklama yapınca, herkes acaba MİT müsteşarı mıdır, hangi bakanlardır, dedi. Ben söylüyorum, herkes görecek. Tayyip Bey’in yanında şeytanlar var derken, kızdı mı? Kızmadı. Bunların bir kısmı temizlendi, temizlenmeye devam edecek. Yakında daha önemli temizlikler gelecek. Eğer Tayyip Bey tasfiye etmezse, Rize usulü söylüyorum, bunlar Tayyip Bey’e üfler. Tayyip Bey Anayasa’ya güvenerek bir şey yaparsa, unutmasın Kenan Evren de maddelere çok güvendi ama yargılandı, cenazesine bile kimse gitmedi.”

‘Darbeler eskiden 4 generalle yapılırdı, 15 Temmuz’da 150 generalle yapılmak istendi, yapılamadı’

15 Temmuz darbe girişimin halkın sokağa inmesiyle engellendiğine dikkat çeken Gürses “15 Temmuz’da halkın sokağa çıkma hakkı vardır dedim, savcılar, emniyetten, MİT’ten, hükümetten rahatsız olan çok oldu. Niye rahatsız oluyorsunuz dedim, bu bir tür darbe girişimidir, darbeler eskiden 4 generalle yapılırdı. 15 Temmuz’da 150 generalle yapılmak istendi, yapılamadı. Çünkü Tayyip Bey halkı sokağa çağırdı, birçok lider de çağırdı. O zaman Tayyip Bey suç mu işledi? Sonra bu sokağa çıkanlara madalyayı kim verdi?” dedi ve ekledi: 

‘Tayyip Bey’in etrafı namaz kılan prenslerle dolu’

“Tayyip Bey’in etrafı namaz kılan prenslerle dolu. Tayyip Bey, bir adam namaz kıldı mı, ben de dedim ki, Ebu Cehil de namaz kılıyordu, Hz. Hüseyin’i şehit etti. Yezit de ondan sonra namaza gitti. Ama Tayyip Bey’in böyle bir saf tarafı var. Namaz mı kılıyor, ‘iyi adamdır’ diyor. Geliyorlar, diyelim ki ‘Ankara Valisi görevden alınacak’ diyorlar. Yakınındaki ekip diyor ki, ‘Ankara’ya bir vali bulduk, namazında niyazında, ekstra namazlar da kılar’. Tayyip Bey de ‘o zaman onu vali yapın’ diyor. Hemen yanında kalemden biri geliyor, ‘efendim, onu yeni atadınız, çok temiz bir adam, siz onu çok seversiniz’ diyor. ‘O zaman dursun’ diyor. Bu 5 dakika içinde olan bir şey.”  

‘Tayyip Bey etrafındakileri silkelesin 1 hafta içinde 50 milyar dolar dökülür’

Tasfiyelerin olacağını söyleyen Gürses “Tasfiyeler olacak ama olduğu zaman Sedat Peker’in dikkat etmesi lazım. Peker öyle bağlantılar açıkladı ki, ilerde mahkemelerde yargılanır. Ben daha önce de söyledim Tayyip Bey etrafındakileri silkelesin 1 hafta içinde 50 milyar dolar dökülür, fazlalıklarını söylüyorum. Mesela bir iş adamı diyor ki, bana talimat verdiler. 2 milyar dolarlık ihaleyi 3 milyar dolara çıkarıyor, 1 milyarı dağıtmak için. Millet bunu nasıl kaldıracak, bunun için halk fakir zaten. Süleyman Soylu artık bundan sonra duramaz, gitse bile gidemez. Diyelim ki etrafındakiler, çocuğu vs ticaret yaptılar ettiler, bu paraları da yiyemeyecekler. Çünkü böyle devlet idare olmaz. Sadece Süleyman Soylu mu var Sedat Peker’le bağlantıları olan? Başkaları da vardır, onları yakmadı. Asıl merkezin başındakine yöneldi. Onları da verirse, onlar da yanar” ifadelerini kullandı.  

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...