8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Demirtaş: TBMM’yi Çerkes Soykırımı’nı tanımaya çağırıyorum

Selahattin Demirtaş, Çerkes Soykırımı’nın uluslararası toplumun gündemine yeterince yer almadığını söyledi, TBMM’ye çağrı yaptı. Demirtaş siyasetçiler için “Tavsiyem oldukları gibi davranmaları” dedi.

 Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Çerkes Soykırımı’nın 157. yılı dolayısıyla Jıneps’e açıklamalarda bulunurken, geçmişle yüzleşmenin önemine vurgu yaptı. Siyasetçilere tavsiyede de bulunan Demirtaş, “Bütün siyasetçilere de tavsiyem, oldukları gibi davranmaları. Gerçi böyle davranılsa bazı siyasetçilerin ne kadar rezil, ne kadar kepaze oldukları ortaya çıkar ama fena da olmaz” dedi.

Demirtaş cezaevinden Jıneps’in sorularını yanıtladı

‘NE KADAR REZİL OLDUKLARI ORTAYA ÇIKAR’

Merhaba… Olağanüstü koşullardan geçiyoruz, öncelikle geçmiş olsun. En kısa sürede sizi tekrar aramızda görmek dileğiyle başlamak istiyoruz sohbetimize. HDP’ye ek olarak özelde sizi destekleyen bir kitle vardı, seçmenler için adeta aileden biriydiniz. Daha önce HDP’ye oy vermemiş kitleler/kişiler için de umut oldunuz. Sırrınız neydi?

Benden de merhabalar. Jıneps aracılığıyla tüm dostlara, özellikle Çerkes halkına yürek dolusu selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Doğrusu bir başarım varsa bunun büyük bir sırrı yok. Aslında yanıt, sorunuzun içinde zaten: Ben aileden biriyim. Ne isem oyum. Bunun için de özel bir çaba göstermeye gerek yok, haliyle. Bütün siyasetçilere de tavsiyem, oldukları gibi davranmaları. Gerçi böyle davranılsa bazı siyasetçilerin ne kadar rezil, ne kadar kepaze oldukları ortaya çıkar ama fena da olmaz. 

‘HERKES BU DEĞİŞİM HIZINA UYUM SAĞLAMAK ZORUNDA’

Pandemiyle birlikte gelen kısıtlamalar eylemleri, protestoları, ifade özgürlüğünü daha da daralttı. 1 Mayıs için balkonlara çağrı yapıldı. Hayatlar çevrimiçi yaşanıyor. Gelecek sizce nasıl şekil alacak?

Pandemiyle birlikte, tüm yeryüzünde alışılmışın dışında yeni bir yaşam deneyimleniyor. Sosyal ilişkilerden siyasal alana, ekonomiden iletişime, sömürü mekanizmalarından direniş yöntemlerine kadar birçok yeni şey hayatlarımıza giriyor. Sanırım herkes bu değişim hızına bir şekilde uyum sağlamak zorunda.

‘ÇERKES HALKINI KENDİME YAKIN HİSSETTİM’

Jıneps’te Şubat 2015’te bir söyleşiniz yayımlanmıştı (https://jinepsgazetesi.com/2015/02/halklarin-demokratik-alternatifini-ortaya-cikartmak-istiyoruz/). Mart 2015’te KAFFED’i ziyaret etmiştiniz. Soykırım ve sürgüne dair açıklamalarınızı biliyoruz. Çerkeslerle tanışıklığınız nasıl başladı?

Çerkes halkıyla, 1991’de İzmir’de ilk üniversite yıllarımda tanışmıştım. Özellikle sol mücadele içerisindeki Çerkes arkadaşlarımız sayesinde Çerkes halkının tarihi, mücadeleleri ve acıları hakkında bilgiler edindim. Aynı zamanda büyük bir empati yakaladım, sevgi ve saygı duymaya başladım. Aktif siyasete girdiğimde de Çerkes halkını da tüm halklar gibi her daim kendime yakın hissettim.

Çerkesler de diğer halklar gibi kültür ve anadili çerçevesinde birtakım mücadeleler veriyor, asimilasyon tehdidi var, buna yönelik çözüm arayışları var. Türkiye’de halklar hak arayışlarında nasıl bir ortaklık zemini bulabilir, tecrübelerini nasıl paylaşabilirler?

Mesela anadille ilgili ortak bir konferans düzenleyerek beklentiler, çözümler ve talepler ortaklaştırılarak birlikte mücadele etmenin zemini sağlanabilir. Ayrıca ortak sosyal ve kültürel etkinlikler de düzenlenebilir. Mesela festivallerde, konserlerde hatta pikniklerde bile bir araya gelmek çok önemli ve anlamlı olacaktır.

‘SAMİMİYETLE EL ELE VERMELİYİZ’

Adı üzerinde olan bir parti, “Halklar” partisi. Vekil dağılımında Kürt, Türk, Ermeni, Süryani, Arap, Alevi görüyoruz, olması gerektiği gibi… Çerkes, Laz, Gürcü… vekiller de olsaydı fark yaratır mıydı?

Elbette fark yaratırdı. Keşke olsaydı. Ancak halen geç kalınmış değil. Umarım önümüzdeki seçimlerde Çerkes, Laz, Gürcü milletvekilleri de kendi kimlikleriyle parlamentoda olurlar. Çünkü Türkiye hepimizindir, TBMM de tüm halkların meclisidir. Türkiye’yi hep birlikte demokrasi ekseninde büyütmek ve güçlendirmek için tüm kalbimizle, samimiyetle el ele vermeliyiz. Dil, kültür ve kimlik sorunlarımızı, birliğimizi koruyarak bir an önce çözmeli ve asıl mesele olan sınıf mücadelesine, emek mücadelesine, kadın mücadelesine ve elbette en hayati ve acil konu olan ekoloji mücadelesine daha fazla yoğunlaşmalıyız. Temennim odur ki, gelecek dönem parlamentosunda Çerkes, Laz, Gürcü vekiller de kendi halklarını temsilen bu mücadelenin içerisinde yer alacaklardır.

‘GEÇMİŞLE YÜZLEŞME ŞARTTIR’

Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’ne dair mesajınızı bu yıl Jıneps aracılığıyla iletmek ister misiniz, neler söylersiniz?

Maalesef Çerkes Soykırımı, uluslararası toplumun gündemine yeterince almadığı önemli bir soykırım. Acılarla yüzleşmek ve adalet için geçmişle hesaplaşmak, geleceği güvenle bakabilmenin olmazsa olmazlarındandır. Çerkes halkı da yeryüzünde soykırıma uğrayan birçok halk gibi aradan geçen uzun yıllara rağmen halen yasını tutabilmiş değil. Taziyesini sonlandırma fırsatı bulamamış ve acısını yüreğine gömememiştir. Bunların gerçekleşebilmesi için geçmişle yüzleşme ve hesaplaşma şarttır. Soykırımın kabul edilmesi ve özür dilenmesi işte bu nedenle bir halkın geleceği için önemlidir.

Çerkes Soykırımı’nda yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum. Soykırımın acısını ve taziyesini yüreğinde taşıyan tüm Çerkes halkına selamlarımı iletiyor, TBMM’yi de Çerkes Soykırımı’nı tanımaya çağırıyorum.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...