8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Salih Müslim’den Öcalan’ın çağrısı, HTŞ ve Şam’a gönerilen petrol hakkında önemli açımlama

PYD Başkanlık Konseyi üyesi Salih Müslim, PKK lideri Öcalan’ın Abdullah Öcalan’ın yapması beklenen çağrının olumlu etkileri olacağını belirterek, bundan önce Öcalan’ın “paradigmalarına” göre hareket ettiklerini ve başarılı olduklarını bundan sonra da buna devam edeceklerini söyledi.

Salih Müslim, “Sayın Öcalan’ın ne söyleyeceğini bilmiyoruz ama halkların yararına bir şeyler söyleyeceğine eminiz. Kürt halkı ne denilirse denilsin buna uyacaktır” dedi.

Müslim dün gerçekleştilen Suriye Ulusal Diyalog Konferansı’na davet edilmediklerini de belirterek bu durumu eleştirdi.

“Esad döneminde de petrol satıyorduk”

Salih Müslim, Öcalan’ın beklenen açıklamasını ve Suriye’de yaşanan gelişmeleri MA’ya değerlendirdi.

Yakın bir zamanda Özerk Yönetim’den Şam’a petrol tedarik edilmeye başlandığını aktaran Salih Müslim, “2011’den bu yana kendimizin savunduk ve Suriye’nin bir parçası olduğumuzu söyledik. Kim Şam’da olursa onlar ile anlaşmaya varırız dedik. Eski rejimden bu yana bu devam etti. Eski rejim ile bazı görüşmelerimiz vardı. Özellikle petrol ürünlerinin satışı ile ilgili. Son dönemlerde bu kesilmişti. Şimdi yeniden anlaşma sağlandı ve gönderilmeye devam ediliyor. Yeni bir şey yok. Eskisi devam ediyor. Petrol bütün Suriye halkınındır. Bu gelişme yeni bir durum değil, ama pozitif bir gelişmedir” diye konuştu.

“HTŞ ilişkide olduğu, tanığı kişileri çağırmış”

Suriye Ulusal Diyalog Konferansı için davet almadıklarını dile getiren Salih Müslim şunlaeı söyledi:

“Kimseyi davet etmediler. Şam’a gidenler arasından daha önce bizimle savaşan DAİŞ ve El Nusra gibi grupların kalıntıları da var. HTŞ ilişkide olduğu, tanığı kişileri çağırmış. Halkları temsil eden siyasi parti temsilcileri davet edilmemiş. ‘Siyasileri davet etmiyoruz’ diyorlar ama öyle değil, bu bahanedir. Demokratik Suriye Güçleri askeri bir oluşum ama burada birçok kurum ve kuruluş var. Sen Özerk Yönetim’i kökten dışlarsan demek doğru bir şey yapmıyorsun. Kürtlere karşı bir hassasiyet taşıyor olabilirsiniz ama burada yaşayan Araplar, Süryaniler neden davet edilmemiş? ‘Herkesi kapsayan diyalog süreci’ diyorlar ama pratikleri bundan uzak. 2012 yılından bu yana (Süveyda ile) ilişkilerimiz var. Demek ki etkilenmişler. Herkes şu an bizim uyguladığımız yönetimin bütün Suriye için uygun olduğunu söylüyor. Süveyda’da insanlar öz savunma çerçevesinde yan yana gelmiştir. Bu onların hakkıdır. Aleviler de başka kesimler de bu zihniyet değişikliğinden etkilenecektir. Süveyda ile dayanışma içindeyiz. Umarız başka yerlerde de öz savunma çerçevesinde benzer oluşumlar ortaya çıkar. Bizim beklentimiz ne İsrail ne de Türkiye’nin müdahale etmesidir. Eğer bu güçler Suriye’nin iç işlerine karışmaz ise Suriyeliler kendi aralarında bir anlaşmaya varıp, geleceklerini garantiye alabilirler.”

“Sayın Öcalan’ın ne söyleyeceğini bilmiyoruz”

Salih Müslim, Öcalan tarafından yapılması beklenen çağrı ve olası etkileri hakkında da şunları söyledi:

“Türkiye bizi PKK ile ilişkilendirip, düşman gözüyle bakıyor. Sayın Öcalan bir çağrı yaparsa Türkiye’nin bize dönük bakışı da etkilenir. Milyonlarca Kürt var. Bunların hepsinin Sayın Öcalan’a saygısı var. Sayın Öcalan halkların iyiliği için bir çağrı yapacaktır. Bu çağrı ile Türkiye’nin Suriye iç işlerine müdahalesi azalır umarım. Çağrı ile Ortadoğu’da yeni bir süreç başlayacak. Halkların gözü ve kulağı Sayın Öcalan’ın iki dudağının arasından çıkacak kelimelerdedir. Sayın Öcalan’ın ne söyleyeceğini bilmiyoruz ama halkların yararına bir şeyler söyleyeceğine eminiz. Kürt halkı ne denilirse denilsin buna uyacaktır. Bugüne kadar ne yaptıysak Sayın Öcalan’ın paradigması çerçevesinde yaptık ve sonuç elde ettik. Bundan sonra da bunu devam ettireceğiz.”

 

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...