8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Neçirvan Barzani: Sayın Öcalan bir açıklama yapacak, PKK ve tüm tarafların Öcalan’ın çağrısına kulak asmasını temenni ediyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Türkiye’de başlayan yeni süreç ile ilgili, “Biz Türkiye’nin iç işlerine karışmıyoruz. Bizim rolümüz yardımcı olmak. Sayın Öcalan sorunun çözümü için bir yol haritası sunacak. Yakın zamanda bir çağrısı olacak” dedi. Barzani ayrcıa PKK ve tüm tarafların Öcalan’ın çağrısına uymalarını temenni ettiklerini de söyledi.

Rûdaw Araştırma Merkezi tarafından bu yıl “Ortadoğu’nun Geleceğinde Belirsizlikler” temasıyla düzenlenen 3’üncü Erbil Forumu başladı.

Forum kapsamında “Belirsizlik çağında Kürdistan Bölgesi’nin vizyonu – Bölgesel uzlaşı ve ayrışmaların Kürdistan’a etkisi” başlıklı panele konuk olan Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Rûdaw Araştırma Merkezi Direktörü Ziryan Rojhilatî’nin sorularını yanıtladı.

“KDP ve KYB etkili bir hükümet kurulmalı, Kürdistan halkına umut vermeli”

Neçirvan Barzani, Kürdistan Parlamentosu seçimlerinin ardından Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasında yeni hükümeti kurma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Barzani, “Şu anda KYB ve KDP Erbil’de görüşmeler yapıyor. Etkili bir hükümet kurulmalı ve Kürdistan halkına umut vermelidir. KYB ve KDP diğer taraflarla da görüşmeler yaptı ancak henüz bir sonuca varılmadı. Hükümetin birlikte kurulması gerekiyor” dedi.

“Kürdistan Bölgesi memurlarının maaşları anayasaya göre temin edilmeli”

Kürdistan Bölgesi’ndeki memurların maaşları ilgili soruya yanıt veren Barzani,, “Federal Mahkeme’nin kararı nettir. Mahkeme, maaşların Bağdat ile yaşanan diğer sorunlardan ayrı tutulması gerektiğini belirtiyor” şeklinde konuştu.

Parlamento Başkanı, Federal Mahkeme Başkanı ve Irak Başbakanı ile yaptığı görüşmeye değinen Barzani, Erbil ile Bağdat ilişkilerinde maaş konusunun tek mesele olmaması gerektiğini belirtti.

Barzani, “Biz Irak’ın bir parçasıyız. Bazı alanlarda biz onlara yardım ediyoruz, bazı alanlarda ise onlar bize destek oluyor. 140. madde, Peşmerge meselesi ve diğer konular da var. Tüm bunları sadece maaş meselesine indirgemek doğru değil. Maaşlar Kürdistan Bölgesi memurlarının hakkıdır ve bu hak anayasaya göre temin edilmeli” diye konuştu.

Kürdistan Bölgesi memurlarının maaşlarını anayasaya uygun olarak garanti altına alması gerektiğini vurgulayan Barzani, “Bizim tüm çabamız, maaş konusunun basit bir haber başlığı olmaktan çıkıp kalıcı bir çözüme kavuşmasıdır” dedi.

“Irak’ta federalizmin ismi var ancak sistem olarak uygulanmıyor”

Neçirvan Barzani, Irak’taki federal sistemin sadece kâğıt üzerinde olduğunu, ancak uygulamada büyük ölçüde merkeziyetçi bir yapı bulunduğunu belirtti.

Barzani, “Biz federal bir sisteme sahip olduğumuzu söylüyoruz, ancak Irak’ta olan biten her şey federalizme uymuyor. Sistem son derece merkeziyetçi bir yapıya sahip” dedi.

Bağdat ve Erbil arasındaki temel sorunun bundan kaynaklandığını vurgulayan Barzani, “Bağdat, Erbil’e bir federal sistemin parçası gibi bakmıyor. Bağdat’ın tavırlarını aşırı merkeziyetçi buluyoruz ve bu dünyadaki hiçbir federal sistemde görülmeyen bir durumdur” ifadelerini kullandı.

Neçirvan Barzani, Bağdat yönetimiyle diyalog içinde olmanın önemine dikkat çekerek, “Bağdat’a her gittiğimde ortaklarımızla bu konuları tartışıyoruz. Gelin, federal sistemin doğru bir tanımını yapalım. Eğer bu sorunu çözersek, Irak’ın siyasi istikrarı açısından da önemli bir adım atmış oluruz” dedi.

Barzani, “Bugünkü karmaşa yetki meselesinden kaynaklanıyor. Kimin hangi yetkiye sahip olduğu netleşmeli. Irak hükümeti bazı konularda fazla merkeziyetçi davranıyor, bazı durumlarda ise federal sistemin gerektirdiğinden daha ileri adımlar atılıyor. Bu yetki karmaşasının çözülmesi, maaş krizleri gibi sorunları da ortadan kaldıracaktır” diye konuştu.

Irak yargı makamlarıyla da bu konuları görüştüklerini belirten Barzani, “Bağdat’ta bazı kesimler, ‘Onlarla oturup konuşmamalıyız’ diyordu. Ancak ben görüştüğümde daha farklı bir bakış açısı gördüm. Irak Federal Mahkemesi Başkanı’nı davet ettim ve ona ‘Neden toplantılarınızdan birini Erbil’de yapmıyorsunuz?’ diye sordum. Erbil Irak’ın bir parçasıdır, biz de bu ülkenin bir parçasıyız. Gelin, bize federalizmin tanımını yapın” ifadelerini kullandı.

Barzani, Irak’taki temel sorunun federal sistemin uygulanmamasından kaynaklandığını vurgulayarak, “Eğer bu sorun çözülürse, sürekli olarak ‘para gönderildi mi, maaşlar ödendi mi?’ tartışmaları yaşanmaz. Sorunun kaynağı sistemin kendisidir. Irak’ta federal sistemin adı var ama içeriği ve uygulaması yok” dedi.

“Türkiye’nin, Kürdistan petrolünü ihraç etme konusunda bir sorunu yok”

“Geçtiğimiz günlerde Bağdat’taydınız ve Başbakan Sudani ile Kürdistan Bölgesi petrolünün ihracatı hakkında konuştunuz. Peki, Kürdistan Bölgesi petrolünün ihracatı için her şey hazır mı? Türkiye üzerinden ihracat yeniden başlayacak mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Bu konuda Türkiye sürekli olarak ihracata hazır olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin, Kürdistan Bölgesi’nin petrolünü ihraç edilesi ile ilgili bir sorunu yok. Belki de bu petrol meselesi en önemli konudur. Ben bunu defalarca vurguladım: Bize göre petrol tamamen ticari bir metadır. Biz petrolü siyasi bir mesele olarak görmüyoruz, bizim için bu ticari bir emtiadır. Ancak Irak hükümeti ve özellikle de Parlamento şu ana kadar bu konuda bir adım atmadı. Bu süreçte Irak 19-20 milyar dolar zarar etti. Bu, Irak için çok büyük bir kayıptır.

Başbakan ile yaptığımız görüşmede, kendisi de bu konunun bir an önce çözülmesi gerektiğini vurguladı. Bugün burada bulunan Parlamento Başkanı da bu konuda ısrarcı bir tutum sergiledi ve ilgili kanunun derhal yürürlüğe girmesi gerektiğini belirtti. Şu anda teknik bazı hususlar üzerinde çalışmalar sürüyor. Teknik açıdan bazı detaylar kaldı. Türkiye hazır, Irak da hazır. Ancak şirketlerin ödemelerinin nasıl yapılacağı, hangi yöntemle gerçekleştirileceği gibi teknik meseleler var. Prensip olarak karar verilmiş durumda ve inşallah çok yakında Kürdistan Bölgesi petrolü yeniden Ceyhan Limanı’na ve dış piyasalara ihraç edilecek.”

Petrol konusunda ABD ve Rusya’nın da rolü oldu

Başkan Neçirvan Barzani, su süreçte ABD’nin ve Rusya’nın da rol aldığına dikkati çekerek, “ABD, bu meselenin hızla çözüme kavuşturulması için aktif çaba sarf etti. Çünkü bu sürece dâhil olan bazı şirketler Amerikalı ve elbette Amerika, bu işin çözülmesi için büyük çaba gösterdi., Rusya da bu sürece dahil oldu çünkü Kürdistan Bölgesi’nde yalnızca Amerikan şirketleri değil, Rus şirketleri de faaliyet gösteriyor. Ancak ABD, Irak ve Kürdistan Bölgesi’nin ana ortağı olarak sürece daha fazla müdahil oldu. Washington, Bağdat, Erbil ve Ankara’ya baskı yaparak bu meselenin bir an önce çözülmesi gerektiğini vurguladı” ifadelerini kullandı.

“Kalkınma Yolu Projesi Kürdistan’ın de faydalanacağı bir şekilde yapılmalı”

Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin Kalkınma Yolu Projesi’ne ilişkin açıklamalarına değinen Barzani, projenin Irak’ın ekonomik ve siyasi istikrarı için büyük bir fırsat sunduğunu, ancak projeye dahil edilme konusunda endişeleri olduğunu belirtti.

Barzani, “Bu projenin tasarımı, Kürdistan Bölgesi’nin de faydalanacağı bir şekilde yapılmalı. Eğer tasarım, Kürdistan Bölgesi’nin kazanım elde etmemesi için yapılırsa, desteklemeyeceğiz” dedi.

Projenin bütün Irak’ı kapsayacak şekilde tasarlanması gerektiğini vurgulayan Barzani, “Bu projeler ülkeyi birleştirmeli, ayrılık yaratmamalı. Irak’taki tüm bölgelerin bu projeden eşit faydalanması önemlidir” ifadelerini kullandı.

Kalkınma Yolu’nun Irak-Türkiye bağlantısına değinen Barzani, “Türkiye bu projeyi gerçekleştirmeye hazır. Hangi rotanın izleneceği konusundaki tutumu açık: ‘Bu sizin iç meseleniz, siz karar vereceksiniz’ diyorlar” dedi.

Barzani, Bağdat’ın bu projeye, Irak’ın tümünü kucaklayacak ve aidiyet duygusunu güçlendirecek bir bakış açısıyla yaklaşmasını umduklarını dile getirdi.

 

Yenilenecek…

 

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...