2 Kasım 2026
17.4 C
İstanbul

ABD ara seçimleri: Kim, nasıl kazanabilir ya da kaybedebilir?

Amerikalılar, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde kalan iki yıllık sürenin nasıl şekilleneceğine karar vermek için 3 Kasım Salı günü sandık başına gidecek.

Ülke genelinde farklı hükümet kademelerinde binlerce seçim yapılıyor. Ancak seçmenler için en önemlisi, Kongre’yi oluşturan Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerini seçmek olacak.

İki meclis de şu anda başkanın partisi Cumhuriyetçilerin kontrolünde. Trump’ın görevinde geri kalan süredeki başarısı veya başarısızlığı, bu seçimlerin sonucuna bağlı olabilir.

Onay oranlarından kritik seçim bölgelerine, seçmenlerin gündemindeki temel konulardan kampanyalara harcanan devasa miktardaki paraya kadar, siyasi güç mücadelesinin nerelerde kazanılıp kaybedileceğini gösteren görsel bir rehber hazırladık.

Trump açısından kötü bir zamanlama

Muhalefetteki Demokratların Kongre’yi geri alma şansına sahip olmasının nedenlerinden biri, başkanın düşük onay oranı. Bu da Cumhuriyetçilerin ne kadar başarılı olabileceğinin iyi bir göstergesi.

Anketlere göre Trump başkanlık görevindeki ikinci dönemine %50’nin biraz üzerinde bir onay oranıyla başladı ama bu oran hızla %40’lara düştü.

Trump’ın şubat ayı sonunda İsrail ile birlikte İran’a hava saldırıları başlatma kararı aldığı sırada oran %42 civarındaydı ama kısa süre sonra %40’ın altına düştü. Şu anda ise yaklaşık %37 seviyesinde.

Sekiz yıl önce, Trump’ın ilk döneminin bu noktasındaki onay oranı % 43’tü.

Joe Biden’ın aynı dönemdeki onay oranı ise % 40’tı. Her ikisinde de görevdeki başkan ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’ndeki kontrolünü kaybetti ancak Senato’daki çoğunluğu korudu.

Trump’ın düşük popülaritesi, Demokratların Kongre’nin her iki kanadını da kazanma umudunu ve son yıllarda Cumhuriyetçilerin sürekli kazandığı eyaletlere göz dikmelerinin nedenini açıklıyor.

Temsilciler Meclisi için mücadele

Temsilciler Meclisi’ndeki mevcut Cumhuriyetçi çoğunluk, mümkün olabilecek en zayıf çoğunluk.

218 temsilcileri var ki bu da kontrolü ele geçirmek için gereken tam sayı. Ayrıca onlarla birlikte oy kullanan bir bağımsız üyeler de bulunuyor.

Temsilciler Meclisi üyeleri iki yıllık bir dönem için görev yapıyor. Bu nedenle ara seçimlerde 435 sandalyenin tamamı oylanıyor.

Ancak çoğu seçim bölgesi rekabetçi kabul edilmiyor çünkü bu bölgeleri elinde tutan parti o kadar sağlam bir desteğe sahip ki kazanan önceden belli.

Kampanyaları ve seçimleri analiz eden Cook Political Report, sadece 17 bölgenin her iki partinin de kazanabileceği “belirsiz” bölgeler olduğunu öne sürüyor.

Bu 17 belirsiz bölgeden 12’si şu anda Cumhuriyetçilerin, beşi ise Demokratların elinde. Ancak Demokratlar bu bölgelerin hiçbirini kazanmasalar bile, “muhtemel” veya “Demokratlara eğilimli” diye sınıflandırılan 34 sandalyeyi almaları halinde Temsilciler Meclisi’ni yine de kazanmış olacaklar.

Tarihsel olarak, ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nde çok sayıda sandalye el değiştiriyor ve bu genellikle Beyaz Saray’a karşı bir protesto niteliğinde.

1934’e kadar uzanan verilere göre, başkanın partisinin kaybettiği ortalama sandalye sayısı 27. Bu 23 seçimden sadece üçünde başkanın partisi kazanım elde etti.

Senato için mücadele

Cumhuriyetçilerin Senato’da biraz daha güçlü bir hakimiyeti var.

100 sandalyenin 53’ü Cumhuriyetçilerin elinde. Demokratların 45 sandalyesi ve onlarla birlikte oy kullanan iki bağımsız üyesi bulunuyor.

Senato üyeleri altı yıllık dönemler halinde görev yapıyorlar. Bu nedenle yaklaşık üçte biri her iki yılda bir seçime giriyor.

Bu ara seçimlerde 35 sandalye için yarış yapılacak ama Cook Political Report’un analizine göre bunlardan sadece yedisinin sonucu belirsiz.

Bu çekişmeli bölgelerden altısı şu anda Cumhuriyetçilerin, biri ise Demokratların elinde bulunuyor.

Demokratların 51 sandalyeye ulaşarak Senato’nun kontrolünü ele geçirebilmeleri için bu sandalyelerin dördünü ve “Demokratlara yakın” veya “muhtemel” olarak sınıflandırılan dört sandalyeyi daha kazanmaları gerekiyor.

Ancak Demokratlar için çoğunluğu kazanmak kolay bir iş değil.

Michigan’daki koltuklarını korumaları gerekiyor. Anketler, sol görüşlü Abdul El-Sayed ile Trump’ın müttefiki ve eski FBI ajanı Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers arasındaki yarışın Demokratların istediğinden daha çekişmeli olduğunu gösteriyor.

Ayrıca, Alaska, Iowa ve Ohio da dahil, Trump’ın 2024’te çift haneli farkla kazandığı eyaletlerde de sandalye kazanmaları gerekecek.

Fakat anketler, Teksas’ta bile şanslarının olduğunu gösteriyor. Eski öğretmen James Talarico, mevcut eyalet başsavcısı ve Trump’ın yakın müttefiki Ken Paxton’ı yenmesi halinde, 1988’den beri eyalette Senato koltuğunu kazanan ilk Demokrat olabilir.

Seçmenler için en önemli konular neler?

Trump, 2024 seçim kampanyasında “enflasyonu sona erdirmeyi ve Amerika’yı yeniden yaşanabilir hale getirmeyi” vaat etmişti ama geçim sıkıntısı seçmenler için en önemli sorun olarak öne çıkıyor.

Başkan, 24 Şubat’taki Birliğin Durumu konuşmasında, yakıtın “çoğu eyalette artık galon başına 2,30 doların altında” olduğunu gururla ilan etti.

Fakat dört gün sonra İran’la savaş Ortadoğu’daki enerji arzını aksattı ve ABD’de benzinin fiyatının dört dolara ulaşmasına neden oldu.

Savaşın yol açtığı durum tüm dünyada yankılandıkça ve nihayetinde Amerikan tüketicilerinin cebini vurdukça popülerliğini giderek daha fazla kaybetti.

Ağustos’ta yapılan bir ankette, katılımcıların % 63’ünün Trump’ın bu durumu yönetme biçimini onaylamadığı ortaya çıktı.

Seçmenlerin önemli olduğunu belirttiği diğer konular arasında sağlık hizmetleri ve göç yer alıyor.

Trump son dönemde göç politikalarını büyük bir başarı olarak lanse etti ve son yıllara kıyasla sınır geçiş rakamlarının önemli ölçüde düşük olduğunu belirtti.

Birçok Demokrat aday, ABD’de sağlık sigortasının yüksek maliyetine ve Trump’ın politikalarının sağlık sistemine erişim üzerindeki etkisine odaklanıyor.

Trump siyasi yerçekimine meydan okuyabilir mi?

Çoğu işaret Demokratlar için başarılı bir ara seçime işaret ediyor ama Trump ve partisinin beklenenden daha fazla sandalye kazanması durumunda anketlerin gösterdiğinin üzerinde performans göstermesi ilk olmayacak.

Cumhuriyetçilerin lehine olan birkaç şeyden biri de muazzam mali avantajları.

Ekim ortalarında, Cumhuriyetçi Ulusal Komite ve müttefik gruplarının elinde yaklaşık 320 milyon dolar nakit bulunurken, Demokratların elinde 230 milyon doların biraz altında nakti vardı.

Bunun da ötesinde, Cumhuriyetçilerin elinde Trump’ın MAGA Inc. grubunun elinde 160 milyon dolardan fazla para var.

Cumhuriyetçiler bu mali avantajı reklam satın almak için kullanıyorlar.

Araştırma şirketi AdImpact’e göre, eylülde ABD’li seçmenlere gösterilen siyasi reklamların değeri bir milyar dolardan fazlaydı.

Cumhuriyetçiler, Demokratlardan 200 milyon dolar daha fazla harcama yaptı ve neredeyse tüm çekişmeli Senato yarışlarında Demokratlardan daha fazla harcama yaptı.

Trump, bu mesaj bombardımanının Cumhuriyetçileri kasım ayında oy kullanmaya ikna etmeye yardımcı olacağını, katılımı artıracağını ve kendisine ve partisine gelecek zararı sınırlayacağını umuyor.

Sonuç ne olursa olsun, dikkatler hızla 2028’deki başkanlık seçimlerine çevrilecek.

Haberim tamamı BBC Türkçe’nin alınmıştır.

Son Haberler

Mazlum Abdi, halkla buluştu süreçle ilgili önemli açıklamada bulundu

Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Abdi, Kürtlerin katılımı olmadan Suriye’de...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Serê Kaniyê için toplantı, ailelerin dönüşü sağlanacak

Suriye’nin Kamışlo kentinde düzenlenen "2026 Zorla Göç Ettirilme Forumu"nda,...

Şam’dan ‘Mekke İttifakı’ açıklaması: ‘Katılmayı görüşüyoruz

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, ülkesinin Mekke İttifakı'na katılımına...

ABD şirketinden Rojava’daki petrol sahalarına yatırım kararı

Kürdistan Bölgesi petrol sektöründe köklü bir geçmişe ve deneyime...

Mustafa Sarıgül korumasının cinsel istismar iddiaları hakında konuştu

Mustafa Sarıgül, eski yakın koruması Beşir Ömer Demir’in cinsel...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Türkiye Gündemi

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...