8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

CHP:”Afrin, Ak Parti’nin oyuncağı değildir”

Haber Merkezi I CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Afrin harekatına ilişkin tüm bilgilerin AKP kongrelerinde paylaşıldığını savunarak “Afrin ile ilgili hiçbir açıklamanız devletin resmi birimlerinde yapılmadı. Bütün gelişmeleri AK Parti kongrelerinden millete duyurdunuz. Ahlaki bir durum değildir. Afrin’i tek adam şovuna çevirmek için  her şeyi mübah sayan bir anlayıştan Türkiye’ye hayır gelmez. Afrin AK Parti’nin oyuncağı değildir.” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Engin Altay, Afrin operasyonuna ilişkin hükümeti dört konuda uyardıklarını, ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını belirterek şunları söyledi: “En başında dedik ki askeri diplomatik angajmanlarınızı mecliste ana muhalefetle paylaşın. Stratejik hata yapmayın çok hassas bir bölgeye gidiyorsunuz. Elbette vatan için hepimiz şehit oluruz ama stratejik hatalarınızdan kaynaklı olarak şehit vermeyelim dedik. Samimi olun, bu bir milli meseledir iç politika malzemesine dönüştürmeyin dedik. Terör örgütleriyle tümüyle etkin katı bir mücadele edin ama Türkiye’nin bir an önce çözülmesi gereken bir Kürt sorunu vardır bu konuda da bu sorunun çözüleceği yer TBMM’dir. Ne kandil ne İmralı ne Oslo ne Dolmabahçe’dir. TBMM Kürt sorununun çözümüne yönelik doğru sağlıklı adımları iktidarı muhalefetiyle atabilmeli dedik. Bu uyarılarımızın genel olarak çok dikkate alınmadığını görüyoruz.”

“BU MEHMETÇİĞE AĞIR HAKARETTİR”

Bir konu bizi çok üzdü. Başbakanın bir il kongresinde “Başbakan bizi Afrin’e götür”sloganı karşısında başbakanın biraz müstehzi biraz gülerek o gün 11 şehit vermişken “Çıkışta hazır olun Afrin’e gidiyoruz.” sözüdür. Bu çok küstahça bir tutumdu. Orada can kan veren Mehmetçiğimize ağır bir hakarettir. Afrin AK Parti’nin oyuncağı değildir. İç politikada kendi siyasi ikbali için kullanacağı bir malzeme değildir. Ulusal güvenliğimizi ilgilendiren sınır güvenliğimizi ilgilendiren yüksek hassasiyetli bir konudur.

“SALİH MÜSLİM İLE OTURUP KONUŞTUĞUNUZU BİLİYORUZ”

Salih Müslim’e 4 milyon ödül koymuşlar. Bu aldatılmakla çok mahir partinin Salih Müslim’i İstanbul’da kırmızı halılarla karşıladığını ve devletin İstanbul’da Salih Müslim ile oturup konuştuğunu biliyoruz. AK Parti yöneticilerinin başta Genel Başkanları olmak üzere PKK, PYD ile ve diğer örgütleriyle temasları zaten çok bilinen, çok meşhur hikayeler.

“KARAR VERECEK,BUNU TAYİN VE TESPİT EDECEK OLAN ERDOĞAN DEĞİLDİR”

Sınır güvenliğimizin garantiye alınması için kaç kilometrede Mehmetçiğin konuşlanması gerektiğine, kaç kilometrelik bir koridora enine ve boyuna ihtiyaç olduğuna karar verecek, bunu tayin ve tespit edecek olan Recep Tayyip Erdoğan değildir,onun sözcüsü İbrahim Kalın da değildir, partinin sözcüsü Mahir Ünal da değildir, hükümetin sözcüsü Bekir Bozdağ da değildir. Ve AK Parti’ye iltihak etmiş olan MHP’nin Genel Başkanı da değildir. Bunu tayin ve tespit edecek olan Milli İstihbarat Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleridir. Genelkurmay’dır.

“MEHMETÇİĞİN KANI ÜZERİNDEN POLİTİKA YAPMAKLA AYNI ŞEYDİR”

İçeride bunu nasıl daha iyi kullanırım diye yok “Menbiç’e ineceğiz”,yok “şuraya gideceğiz”, yok “Afrin’in içine gireceğiz” diye hamaset yapmak Mehmetçiğin kanı üzerinden politika yapmakla aynı şeydir.

CHP olarak Afrin Operasyonuna başından beri yapıcı, samimi desteğimizi yineledik, yineliyoruz, yineleyeceğiz. Ama burada haklıyken bu haklı mücadele için bu haklı önlem alma zaruretinden kaynaklı orada şehit verirken tüm dünyanın ve bölgenin diğer paydaşlarının ülkelerinin bu haklı operasyonumuzu, müdahalemizi, Türkiye’nin bu haklı durumunu meşru durumunu gayri meşru hale çevirmek içeriden biraz daha oy alırım diye bu işe bakmak kusura bakmayın vatanseverlik değildir.

“BURADAN ÇIKSA ÇIKSA SİYASİ İKBAL MUTABAKATI ÇIKAR”

Milli mutabakat, milli mutabakat diye tutturuldu. Bu mutabakatın adı milli olmaz. Milliyetçiliği ayaklar altına aldım diyenle milliyetçilikten kan, kafatası ve ırk anlayan insanın bir araya gelmesinden milli mutabakat çıkmaz. Buradan çıksa çıksa can kurtarma mutabakatı çıkar. Buradan çıksa çıksa siyasi ikbal mutabakatı çıkar.

Tek adam şovuna Afrin’i çevirmek için her şeyi mübah sayan bir anlayıştan Türkiye’ye hayır gelmez.

“SAHİBİNİN SESİ OLAN BİR ZAT KENDİSİ”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin CHP’ye yönelik eleştirilerinin anımsatılması üzerine Altay, “Bahçeli’yi dikkate almıyoruz. Önemsemiyoruz. Sahibinin sesi olan bir zat kendisi. O zaman şu sözleri Bahçeli’ye bir hatırlatayım, “PKK ile görüşen arkadaşı ben gönderdim, sıkıntısı olan bana söylesin”Tayyip Erdoğan. Şimdi Bahçeli gitsin Erdoğan’a söylesin sıkıntısını. Al Bahçeli’yi vur Tayyip’e, yanıtını verdi.

“İTTİFAKI AY YILDIZLA SEMBOLİZE ETMEK BİR KERE MİLLETLE DALGA GEÇMEK OLUR”

İttifaka ilişkin soruya da Altay, “Yapamazlar. Seçim Kanunu açık. Kanun değiştirerek bile bunu yapmak mümkün değildir. Yani ittifakı ay yıldızla sembolize etmek bir kere milletle dalga geçmek olur.” dedi.

“BEN KANDİL’E GİTMEDİM, OSLO’YA DA GİTMEDİM, İMRALI’YA DA GİTMEDİM”

“HDP kongresinde TSK karşıtı bazı söylemler vardı, bazı CHP’lilerin orada olması eleştirildi ne dersiniz?” sorusuna Altay, “Siyasi partilerin kongrelerine her parti geçmişten bir uygulamadır, temsilci gönderir, usulen gidilir, yarım saat, kırk dakika orada bulunulur. Ben CHP’yi temsilen oraya gittim, doğrudur, yaklaşık 40-45 dakika kalmışımdır. Ben Öcalan posteri samimiyetle görmedim, önce onu söyleyeyim. Türk Bayrağı vardı orada. Bizim gittiğimiz yer Ankara’nın göbeğinde yasal bir siyasi partinin Meclis’te grubu olan bir siyasi partinin kongresidir. Düşüncelerine katılmamız asla mümkün değil, tasvip etmemiz asla mümkün değil. Meclis’teki 4 siyasi partiden birisidir. Eğer HDP bir terör örgütü ise HDP’nin Ankara’da bu kongresine hükümet nasıl izin verdi, niye izin verdi güvenliklerini sağlayarak bunu sorgulamak lazım. Ben Kandil’e gitmedim. Oslo’ya da gitmedim. İmralı’ya da gitmedim. Ben legal bir partinin şu an seçilen genel başkanları TBMM’nin kırmızı plakasıyla gezen o plaka kendisine tahsis edilmiş TBMM Meclis Başkanvekilinin genel başkan seçildiği bir kongreye gittim.” dedi.

KHK’LAR AYM’YE GİDİYOR

Altay, KHK’ları Anayasa Mahkemesine götüreceklerini belirterek şöyle dedi: “KHK’ların Anayasa gereği aslında ilanından itibaren 30 gün içinde TBMM’de görüşülmesi Anayasa hükmü iken bu yapılmamak suretiyle sanıyorum 31 KHK 5’i görüşüldü, 26 KHK hukuken aslında yok hükmündedir.

CHP Grubu olarak bugün saat 12.00’de CHP’li Anayasa Komisyonu üyeleri ve CHP’li Adalet Komisyonu üyelerimizle uzun bir çalışma yaptık. 26 KHK’yı tek tek Anayasa Mahkemesine götürülecek hususları teker teker belirlenmesiyle ilgili 12 hukukçu arkadaşımız bir çalışma başlattı. Önümüzdeki pazartesiye bu çalışmayı tamamlayacaklar ve ondan sonra süratle dilekçeleri hazırlayıp bu hukuksuzluğu giderme adına her şeye rağmen yüksek yargıya, Anayasa Mahkemesine başvuracağız. Neredeyse tuzun koktuğu bir noktaya yargının geldiğini düşünüyoruz ama her şeye rağmen kokmuş da olsa çürümüş de olsa yargıya güvenmek istiyoruz.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...