8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

İdlib’de gergin bekleyiş

İdlib’de muhalif güçler Rusya ve İran’ın desteklediği muhtemel bir rejim saldırısına karşı son hazırlıklarını yapıyor.

Suriye muhalefetinin kaderi yabancı güçlerin elinde görünüyor. Fakat bu sefer bölünmüş durumdalar ve bazı muhaliflere sadece Türkiye’nin desteği var.

Özgürlük İçin Ulusal Cephe’nin sözcüsü Nabij el Mustafa, “Bütün dünya bizden vazgeçti ama Türkiye geçmeyecek” diyor.

Olası bir saldırıda İdlib’deki 3 milyonluk nüfus ve 60 binden fazla savaşçı Türkiye’nin sınırına dayanabilir.

Ankara, İran ve Rusya’ya diplomatik çözüm çağrısı yaparken bir yandan da bölgedeki güçlerine takviye gönderiyor.

Rusya’dan gelecek bir yeşil ışık sonrası ancak İdlib’e yönelik bir saldırının başlaması mümkün görünüyor. Diplomatik çabalar da sürüyor. Moskova Ankara’nın Amerika’yla ilişkileri en düşük seviyedeyken Türkiye’yle ilişkilerini güçlendirmek niyetinde.

Pazartesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’le 10 gün içinde ikinci kez görüşecek. Görüşme Rusya’nın Soçi kentinde olacak.

Türk-Arap ilişkilerinde uzman Mustafa Ellabbad Kuveyt el-Qabas gazetesine yazdığı yazıda, “Rusya, Suriye ve Ortadoğu’da etkisini kanıtladıktan sonra Türkiye’yi Batı’dan uzaklaştırmayı Suriye’deki muhalifler üzerindeki askeri bir zaferden daha fazla isteyecektir” diyor.

İdlib, Lübnan büyüklüğünde bir alan ve yıllardır muhaliflerin kalbi durumunda. Türkiye sınırındaki İdlib’e silah sevkiyatı ve yardım güvenli şekilde yapılabiliyor.

Son iki yıldır bölgeye, kontrollerindeki alanların rejim güçlerine geçmesinin ardından 20 bin civarında muhalif savaşçının geldiği tahmin ediliyor. Rejim kontrolünde olmayı kabul etmeyenlerin de otobüslerle İdlib’e gönderilmesiyle bölgedeki nüfus ikiye katlandı.

60 bin muhalif savaşçının arasında Tahrir el Sham’dan da en az 10 bin radikalin olduğu düşünülüyor. Çin, Avrupa, Ortadoğu’dan gelenlerin radikal grupların omurgasını oluşturduğu tahmin ediliyor.

Türkiye İdlib’de kurduğu 12 askeri gözlem noktasına takviye gönderiyor.

Türkiye’nin ayrıca İdlib’in kuzeyi ve doğusunda askerleri konuşlanmış durumda. Türkiye bu bölgedeki muhalifleri ve yerel yönetimi destekliyor. Bu 3 milyondan fazla Suriyeli mültecinin dönebileceği yer olarak oluşturulan güvenli bir bölge.

Yakın Doğu Siyaseti İçin Washington Enstitüsü’nden Fabrice Balanche’a göre muhaliflerin aklında olan Türkiye’nin desteğiyle Suriye Kuzey Cumhuriyeti kurmak. “Türkiye tarafından korunan Kuzey Kıbrıs gibi” diyor Balanche.

Türkiye’nin yönetimindeki alanlar herhangi bir saldırı durumunda İdlib’de yerlerinden olacak siviller ve muhalifler için. İdlib’e yönelik olası bir saldırı Türkiye’ye yönelik bazı tehditler içeriyor. İnsani kriz, savaşı kaybetme ihtimaliyle binlerce silahlı kişinin sınıra yığılması ve güvenli bölge oluşturma planlarının bozguna uğraması.

Eğer, Suriye İdlib’i muhalif savaşçıların geleceğine dair bir anlaşma yapmadan alırsa, Şam Türkiye’nin kontrolündeki bölgeyi de tehdit edebilir ve Ankara muhalif savaşçılar üzerindeki etkisi ve Şam’la gelecekteki herhangi bir anlaşmada avantajını yitirebilir.

Brüksel merkezli Uluslararası Kriz Grubu’ndan Sam Heller, Suriye ordusu ve Şam’ın müttefiklerinin Türkiye’ye zararı olmadan İdlib’e operasyon düzenlemesinin başka bir yolunun olmadığını söylüyor.

Türkiye’nin muhalif bölgelerdeki stratejisi ise radikal savaşçıların varlığı nedeniyle karışık bir hal almış durumda.

Ulusal Cephe son aylarda İdlib’de radikal Tahrir Al Sham HTS’den bazı bölgeler almış durumda. Bununla birlikte HTS, bölgenin yaklaşık yüzde 70’ini kontrol ediyor. 2 hafta önce Türkiye, örgütü terörist grup olarak ilan etti.

Ancak askeri bir saldırı öncesinde HTS Ulusal Cephe’den farklı birimlerle ortak operasyon merkezleri oluşturdu.

Ağustos ayında HTS lideri Abu Muhammed al Golani Esat güçlerine karşı savaşma vaadinde bulunmuş, bölgedeki Türk gözlem noktalarının koruma olmadığını belirtmişti.

HTS’nin İdlib’deki sözcüsü de Türkiye’nin desteklediği muhalif grupların tasfiye etmeyi tartışmanın zamanı olmadığını belirtiyor. Ona göre grup içindeki yabancı savaşçılar için bir düzenleme yapılmalı.

Sözcü Imad Eddin Mujahed, “Şimdi savaştan daha fazla gürültülü bir ses yok” diyor. Mujahed, “Birçok askeri sürprizimiz var, işgalcileri hayal kırıklığına uğratmaya yetecek kadar” diyor.

İdlib’de son iki haftada Suriye devrimini temsil eden bayraklarla gösteriler düzenlendi. Bölgenin aşırıcılar için bir kötülük yuvası olduğu reddedildi.

Gösterilerdeki bazı pankartlarda, “Muhalifler umudumuz ve Türkler kardeşimiz” yazıyordu.

Suriye güçleriyle İran’ın desteklediği militanların Türk askeriyle bir çatışmadan uzak durması bekleniyor. Fakat Suriye hükümetiyle İran’ın tutumu net: Bütün Suriye topraklarını geri almak. Amerika’yla Türkiye’nin etkisinin arttığını görmek istemiyorlar.

Şam ve Tahran, Batı’nın muhaliflere destek vererek cihatçıları teşvik ettiğini ve şimdi de Suriye’nin onlardan kurtulmasına izin vermesi gerektiğini belirtiyor.

Balanche, “Esat ve Rusya uluslararası topluma tercih sundu: Önce herkesi öldürürüz. İkincisi İdlib’i korumak istiyorsanız iyi olduğunu düşündüklerinizi alın. Bu alaycı fakat uluslararası toplumu çelişkileriyle yüzleştiriyor” diyor.

Ulusal Cephe sözcüsü Al-Mustafa, muhaliflerin hayati bir savaşa hazırlandığını kaydediyor.

Ancak ekliyor, “Savaşı kaybedersek davamız sona ermeyecek.” Kaynak: voa via AP

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...