4 Kasım 2026
14.6 C
İstanbul

Demirtaş tutukluluğunun yıldönümünde yazdı:

Demirtaş tutukluluğunun yıldönümünde yazdı:

Önce riskleri beraber göğüsleyelim, sonra hep birlikte kazanalım

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu 4 Kasım 2016’dan beri tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, tutukluluğunun 10’uncu yıldönümünde süreçle ilgili bir yazı kaleme aldı.

Demirtaş’ın “Birlikte kazanmak” başlıklı yazısı, Qad Barış Araştırmaları Derneği tarafından yayımlandı.

Demirtaş’ın yazısı şöyle:

Çatışma çözümleri ve silahsızlanma süreçlerinin her aşaması zorludur, her aşamanın kendine özgü handikapları ve fırsatları vardır. Önemli olan, süreçte rol üstlenen bütün aktörlerin zorlukları aşmak için güçlü iş birlikleri geliştirmeleri ve fırsatları ortak kazanımlara dönüştürebilecek kapasitelerini harekete geçirmeleridir.

Sürece inanan ve herkese kazandıracağına ikna olmuş kesimler, zorlukların aşılması için yoğun çaba sarf ediyor. Sürecin başarısına inanmayan kimi çevreler ise bölgesel veya küresel gelişmeleri fırsata dönüştürmenin hesabını yaparak ipe un sermeye devam ediyor. Geçmiş deneyimlerin yarattığı güvensizlik nedeniyle sürece ihtiyatla yaklaşan kesimler de bulunuyor. Tıkanmaların önemli nedenlerinden biri, değişimi ilerletme iradesiyle değişime direnen anlayışların sürekli karşı karşıya gelmesidir.

Değişimin zorunluluğuna inanmıyorsanız sürece rahatça karşı çıkabilir ve isterseniz kendi içinde tutarlı gibi görünen bin tane gerekçe ileri sürebilirsiniz. Ancak bunların hiçbiri reel politik denilen acımasız çarkın dönüşünü durduramaz. İlkeli siyaset, meşru siyaset reel politiğe teslim olmaz, boyun eğmez ancak reel politiği görmezden gelme saflığına da düşmez.

KOLAYLAŞTIRICI ADIMLAR ATILMALI
Sayın Abdullah Öcalan’ın önderlik tarzında fark yaratan da işte bu dengeleri iyi görmesi, cesurca hamleler yaparak, risk alarak siyaset zeminini korumayı başarmasıdır. Sayın Öcalan çok uzun süredir silahlı mücadelenin zamana yenildiğinin çok net farkındadır. Örgütü ve devleti aynı anda değişime davet etmekte, buna zorlamakta; böylece atılacak adımların birbirini tamamlayacağı yeni bir siyasi zeminin oluşmasına çalışmaktadır.

Kuşkusuz değişim ihtiyacı süreçte rol üstlenen bütün aktörler için geçerlidir ancak herkesin sorumluluğu, bulunduğu konuma ve sahip olduğu imkanlara göre farklılaşır. Devletin demokratikleşme, hukuki güvenceleri oluşturma ve özgürlüklerin önünü açma sorumluluğu ile örgütün silahsızlanmayı ilerletme sorumluluğu birbirinin yerine geçemez.

Çözüme giden yol, tek bir anahtarla açılabilecek bir kapıdan geçmiyor. Her aktörün elinde farklı kapıları açabilecek anahtarlar var. Önemli olan, herkesin kendi anahtarını kullanarak ortak yolun önünü açmasıdır. Böylece tıkanıklıklar aşılabilir, fırsatlar ortak kazanımlara dönüştürülebilir; siyaset kurumu güçlenirken demokratikleşmenin, özgürlüklerin ve refahın önü açılabilir.

Bütün bunların gerçekleşebilmesi için sürecin en önemli ihtiyaçlarından biri de ortak güvenin yeniden inşasıdır. Geçmiş deneyimlerin, yerine getirilmeyen sözlerin ve yaşanan ağır kırılmaların yarattığı güvensizlik yalnızca iyi niyet çağrılarıyla aşılamaz. Sürece katılan herkesin birbirinden peşinen güven beklemek yerine, güveni birlikte üretecek koşulların oluşmasına katkıda bulunması gerekir.

NELER YAPILABİLİR, NEREDEN BAŞLANABİLİR
Yılların biriktirdiği sorunlar, iç içe geçmiş düğümler gibidir. Bu düğümleri zorlayarak çözmeye çalışmak, bazen onları daha da sıkılaştırır. Bu nedenle düğümleri çözerken izlenecek usul, kullanılacak dil ve üslup büyük önem taşıyor. Bu konuda halen yeterli olgunluğa, yapıcı tarza maalesef ki ulaşılamadı. Herkesin bu konuya azami özen göstermesi siyasi, ahlaki ve vicdani bir zorunluluktur.

Atılması gereken en acil adımsa Sayın Öcalan’ın rolünü oynayabileceği statüsünün, imkanlarının ve koşullarının netleşmesidir. Bu adımın atılması uzadıkça süreç gelgitler yaşamaya devam edecektir. Sayın Öcalan’ın süreçte üstlendiği rolün gerektirdiği çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması yalnızca kendisiyle ilgili bir mesele değildir. Silahsızlanma kararının uygulanması, ortaya çıkabilecek sorunların çözülmesi ve sürecin farklı aktörleri arasında sağlıklı iletişimin kurulması bakımından gereklidir. Sorumluluk üstlenmesi beklenen bir aktörün bu sorumluluğu yerine getirmesini sağlayacak koşulların oluşturulması, sürecin kendi iç tutarlılığının gereğidir.

Sayın Öcalan’ın koşullarının netleştirilmesi için de DEM Parti başta olmak üzere tüm muhalefetin pozitif bir dille yapıcı siyaseti hakim kılması önemlidir. Aynı zamanda PKK’nin de daha yapıcı, cesur ve kararlı bir duruşla silahsızlanma aşamasına hız vermesi, sürecin ilerlemesini ve diğer aktörlerin adım atmasını kolaylaştıracaktır. Herkes bulunduğu yerin zorluklarını, zorunluluklarını en iyi kendisi bilir.

ORTAK GELECEK İÇİN ORTAK SORUMLULUK
Kimsenin adına konuşamam, ahkam kesemem fakat şunu da kabul etmeliyiz ki sorunların çözümü, krizlerin aşılması için herkes tam da bulunduğu yerden pozitif çaba göstermek, yerinden kıpırdamak, değişmek zorundadır. Çözüm süreci bisiklet sürmeye benzer, ilerlemek ve dengeyi korumak için pedalları çevirmeye devam etmek gerekir.

Toplumsal desteği güçlendirmeyen bir çözümün kalıcı olması güçtür. Geçmişin yarattığı korkuları ve güvensizlikleri aşmak, toplumun geleceğe ilişkin umutlarını büyütmek ve toplumsal desteği güçlendirmek gerekir. Çünkü barışı yalnızca sürecin aktörleri kuramaz, bu nedenle toplumun da barışın öznesi haline gelmesi gerekir.

Sürecin başarısıyla ortaya çıkacak siyasi, ekonomik ve jeostratejik fırsatları Türkiye’nin, tüm Kürtlerin ve Orta Doğu halklarının ortak kazanımına dönüştürebilmenin yolu, bugünden iş birliği zeminleri yaratabilmekten geçer.

Önce riskleri beraber göğüsleyelim, handikapları el birliğiyle aşalım ki sonra meyveleri de tüm halklar hep beraber toplayabilelim, hep birlikte kazanalım.

3 Kasım 2026

Selahattin Demirtaş

Son Haberler

ABD’de seçim: Trump yenildi, ‘Ben oy pusulasında yoktum’

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ni...

ABD ara seçimlerinde Demokratlar Senato ve Temsilciler Meclisi’nde öne çıkıyor

ABD’de 2026 Kongre ara seçimlerinde Demokratlar, Senato yarışlarında Georgia,...

ABD: İran ile görüşmelerde ilerleme kaydedildi

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile yürütülen görüşmelerde...

Rojava Üniversitesi: Suriye hükümetinin kararı beklentilerimizi karşılamadı

Rojava Üniversitesi Meclisi, Suriye Yükseköğretim Bakanlığı tarafından alınan kararların...

Mazlum Abdi, halkla buluştu süreçle ilgili önemli açıklamada bulundu

Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Abdi, Kürtlerin katılımı olmadan Suriye’de...

ABD ara seçimleri: Kim, nasıl kazanabilir ya da kaybedebilir?

Amerikalılar, Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde kalan iki yıllık...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Türkiye Gündemi

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...