8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Yeğeni Trump hakkında kitap yazdı: ‘Ailem Dünyanın En Tehlikeli Adamını Nasıl Yarattı’

ABD Başkanı Donald Trump’ın yeğeni Mary Trump, amcasıyla ilgili dikkat çeken iddiaların yer aldığı kitabını 14 Temmuz’da satışa çıkarmayı planlıyor.

Too Much and Never Enough: How My Family Created the World’s Most Dangerous Man (Çok Fazla ve Hep Yetersiz: Ailem Dünyanın En Tehlikeli Adamını Nasıl Yarattı) adlı kitapta Trump’ın kişiliğinin, “sosyopat” babası tarafından etkilendiği ve Trump’ın lisede yerine sınava girmesi için parayla adam tuttuğu gibi iddialar yer alıyor.

Mary Trump, amcasının tekrar seçilmesinin “Amerikan demokrasisinin sonu olacağını” ve bu yüzden kitabı yazmaya karar verdiğini söylüyor.

Trump ailesi ise kitabın basımını durdurmak için dava açtı ve kitaptaki iddiaları reddettiklerini açıkladı.

Kitapta yer alan en önemli iddiaları derledik:

Trump üniversiteye hak etmeden girdi

ABD Başkanı Donald Trump, Pennsylvania Üniversitesi’ndeki prestijli Wharton Business School’dan mezun olduğunu gururla anlatır.

Fakat Mary Trump’a göre amcası oraya hak ederek girmedi:

“Donald’ın notları, sınıfının en iyilerine kıyasla çok düşüktü ve bu yüzden üniversiteye giremeyeceğinden endişeleniyordu.

“Şansını artırmak için, zeki ve testlerde başarılı olarak bilinen Joe Shapiro’yu kendi yerine sınavlara soktu.

“Fotoğraflı kimliklerin ve bilgisayar kayıtlarının olmadığı dönemde yerine birini sınava sokmak daha kolaydı.”

The Trump family siblings
Trump kardeşler, soldan sağa: Robert, Elizabeth, Fred, Donald ve Maryanne

Trump yeğeninin göğsüne iltifat etti

Mary Trump, amcasının kadınlara bakışına da kitabında yer veriyor.

Kısa süreliğine Trump’ın metinlerini yazdığı dönemde Trump’ın kadınlarla kurduğu ilişkileri görme fırsatı bulduğunu belirten yazar, kendisini reddeden kadınlardan bir anda çok çirkin, kötü ve kilolu olarak bahsettiğini aktarıyor.

Bu kadınlar arasında Madonna ve buz patenci Katarina Witt de yer alıyor.

Yazar, 1999’da Florida’da amcasının kendisini mayoyla gördüğünde “Vay canına Mary, göğsün ne kadar da dolgun” dediğini anlatıyor.

O dönem Trump’ın eşi olan Marla Maples’ın şok içinde Trump’ın koluna vurduğunu aktarıyor:

“29 yaşındaydım ve kolayca utanan biri değildim. Buna rağmen yüzüm kızardı ve havlumu omuzlarıma çektim.”

Donald ve babası Fred, 1988'de New York'ta
Donald ve babası Fred, 1988’de New York’ta

Trump’ın karakterini “sosyopat babası” şekillendirdi

Kitapta Donald Trump’ın duygu dünyası da detaylı bir şekilde işleniyor.

Yazar, ilgisiz bir babanın ve hasta bir annenin elinde büyüyen ABD Başkanı Trump’ın kişiliğinin bundan etkilendiğini anlatıyor.

Bir “sosyopat” olarak bahsettiği dedesinin tüm çocuklarında büyük bir etki bıraktığını belirten yazar, kendi babasının da 1981’de alkolizmden öldüğünü söylüyor:

“Donald Trump annesi tarafından bir yıl boyunca terk edildi. Babası ise onu güvende ve değerli hissettiremedi. Donald’ın o dönem mahrum kaldığı şeyler onda narsist kişilik, zorbalık ve gösteriş meraklısı olmak gibi kalıcı yaralar bıraktı.”

Kendisi de klinik psikoloji alanında doktora yapmış olan yazar, amcasının hiçbir şeyle yetinmediğini ve narsisizmin bütün belirtilerini gösterdiğini aktarıyor:

“Ama onun akıl sağlığı sorunları narsisizmin ötesinde. Donald’ın hastalığı o kadar karmaşık ve davranışları o kadar anlaşılmaz ki, kapsamlı bir teşhis koyabilmek için, yaptırmayı asla kabul etmeyeceği bir dolu psikolojik ve nöropsikolojik teste ihtiyaç var.”

Donald Trump’ın her ABD’linin hayatını tehdit ettiğini belirten yazar, Trump’ın babasının kendi babasına zorbalık yaptığını ve Trump’ın da zorbalığı babasından öğrendiğini söylüyor:

“Donald zayıf biri değil ama egosu narin ve sürekli pohpohlanması gerekiyor. Çünkü aslında olduğunu iddia ettiği kişiyle hiçbir alakası olmadığını biliyor.

New York Times’ın Pulitzer kazanan haberi için 19 koli belge paylaştı

Mary Trump, Donald Trump’ın seçimi kazanmasının ardından bir New York Times muhabirinin kendisiyle iletişime geçtiğini ve Donald Trump’ın 1990’lardaki şaibeli vergi beyanlarını araştırmak istediklerini, fakat onlara yardım etmemeye karar verdiğini söylüyor.

Yazar, bir süre sonra Trump’ın başkanlık koltuğundaki icraatlarının kararını değiştirmesine yol açtığını ve ailece çalıştıkları hukuk şirketinden 19 koli belge kaçırarak gazeteye verdiğini anlatıyor.

Belgeleri teslim ettiği anın son aylarda en mutlu hissettiği an olduğunu belirten yazar, “Suriyeli sığınmacılara yardım eden bir dernekte çalışmak bana yetmiyordu, Donald’ı koltuğundan etmem gerekiyordu” diyor.

New York Times konu hakkındaki 14 bin kelimelik haberiyle Pulitzer ödülünü kazanmıştı.

Donald Trump’ın kız kardeşi önemli bilgiler paylaştı

Mary Trump’ın amcası Robert, kitabın yayınlanmasını durdurmak için mahkemeye başvurmuştu.

Yazar kitabında Donald Trump’ın 2019’da federal yargıçlıktan emekli olan kız kardeşi Maryanne Trump Barry’ye, bu başvuruya karşı kendisini savunurken “paylaştığı aydınlatıcı bilgiler nedeniyle” teşekkür ediyor.

Mary Trump, 2016’daki başkanlık seçiminden bir süre sonra halasının Donald Trump’ı arayarak başkanlıktaki performansının iyi olmadığını söylediğini, Trump’ın ise o günden itibaren kardeşinin tavsiyelerini ciddiye almadığını aktarıyor.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...