8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Türkiye destekli SMO bünyesinde bulunan Emşat ve Hamzat grupları Suriye’de Alevi katliamıyla suçlanıyor

SMO bünyesindeki, Sultan Süleyman Şah (Emşat) ve Hamza Tümeni (Hamzat) silahlı grupları, Suriye sahil kentlerindeki “Alevi katliamı” ile suçlanıyor.

Türkiye destekli “Suriye Milli Ordusu” içinde yer alan Emşat ve Hamzat grubu geçmişte de katliam, yağma ve hırsızlık gibi insan hakları ihlalleriyle suçlanıyordu.

Her iki silahlı grup da bin kişiden fazla insanın öldürüldüğü Tartus ve Lazkiye illerindeki operasyonlara katıldı.

Sadece muhaliflerinin değil, müttefikleri olan Tahrir el-Şam Heyeti’nin (HTŞ) üyeleri bile onları suçluyor.

Emşat ve Hamzat’ın masum Alevi sivilleri toplu olarak öldürdüklerini ve Suriye güvenlik güçlerinin adını kötüye çıkardıklarını söylüyorlar.

“Dinimiz bize Alevileri öldürmemizi mi söylüyor?”

Suriye güvenlik güçleri üyesi Muhammed Hacı yaşanan olaylara ilişkin “Emşat ve Hamzat grubu öldürmede aşırıya kaçtı. İnsanların hayatını tehdit etmede, yağmalama ve yok etmede ileri gittiler. Sadece Alevi mezhebinden oldukları için onlarca kişiyi öldürüyorlar. Dinimiz bize böyle yapmamızı mı söylüyor?!” şeklinde tepki gösterdi.

Suriye’nin yeni yöneticileri amaçlarının Esad yanlısı militanları cezalandırmak olduğunu söylerken,  Emşat ve Hamzat militanları sosyal medyada yayılan videolarda açıkça “Alevileri yok edin” fermanı verdiği görülüyor.

Alevi katliamı görüntülerinin yayılmasından sonra uluslararası toplum Suriye güvenlik güçlerini kınadı. Bu durum yeni bir Suriye vaadi ile iktidara gelen HTŞ’yi de rahatsız etti.

“Hamzat grubu ve Emşat  gidip herkesi öldürüyor, katliam yapıyorlar”

Suriye güvenlik güçleri üyesi, her iki grubun ihlallerini şöyle anlattı:

“Hamzat grubu ve Emşat gidip herkesi öldürüyor, katliam yapıyorlar. Kimseyi korumuyorlar, sivil olsun, asker olsun, hepsini öldürüyorlar, kadın ve çocuk, hepsini öldürüyorlar. Kendi gözlerimle onları gördüm. Bu konu sınırı aştı. Suriye’nin özgürleşmesinden önce Hamzat ve Emşat bizimle savaşıyordu ve biz de onlarla savaşıyorduk. Ama rejimin düşmesinden sonra zorla onları Savunma Bakanlığı şemsiyesi altına getirmeye mecbur bırakıldık. Şimdi Savunma Bakanlığı’na bağlılar ve insan hakları ihlallerine başladılar.”

SMO bünyesindeki gruplarda Suriyelilerin yanı sıra, Tacik, Özbek, Çeçen ve diğer ülkelerden radikal militanlar da bulunuyor.

“Evlere girip insanların kafasını kestiler”

Ceble şehrinden bir vatandaş, “İnsanlar evlerindeydi, evleri bastılar, Çeçenler ve yabancılar ve Suriyeli tekfirciler, tekfirciler. Suriyeliler böyle yapmaz ama aslen Suriyeliler, evlere girdiler, insanların kafasını evlerinde kestiler” dedi.

Efrin’e yönelik harekatta da yer almışlardı

Emşat ve Hamzat grupları 2016’da SMO bünyesinde Efrin’e yönelik harekatta katılmış, kentteki ev, iş yerlerinin yağmalanması ile sık sık gündeme gelmişlerdi.

Aynı bu iki grup “Suriye Milli Ordusu” çerçevesinde halen Tişrin Barajı’nda ve Münbic’in diğer bölgelerinde Demokratik Suriye Güçleri (DSG) kontrolündeki bölgelere saldırıları devam ediyor. Bölgede DSG ile SMO grupları arasında zaman zaman şiddetlenen çatışmalar yaşanıyor.

8 Aralık 2024’de HTŞ öncülüğünde muhalif grupların katılımıyla düzenlenen operasyonda ile Suriye’de 53 yıllık Esad iktidarı son bulmuştu. HTŞ lideri Ahmed Şara başkanlığında Suriye’de bir geçiş hükümeti kuruldu. Geçiş hükümeti tüm silahlı gruplara silah bırakma çağrısı yaparak yeni orduya katılmalarını istedi.

Lazkiye’deki çatışmalar

Yerel kaynaklar ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, Esad yanlısı milislerle ile yeni hükümet güçleri arasında yaşanan çatışmalar sonrası yapılan operasyonlarda resmi olmayan bilgilere göre binin üzerinde kişi hayatını kaybetti. Ölenler arasında Alevi sivillerin bulunduğu bildirildi.

Lazkiye Emniyet Müdürü Yarbay Mustafa Kuneyfati, olayların yeni hükümet güçlerinin bir güvenlik operasyonu sırasında pusuya düşürülmesiyle başladığını belirtti. Kentte sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, hükümet birlikleri Lazkiye’nin belirli bölgelerine konuşlandırıldı. İhsan Kaçar/ iznews.com.tr

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...