8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Süryanilere ait arazilerde çıkan yangında yüzlerce ağaç ve üzüm bağı kül oldu

Mardin ve Şırnak’ta Süryanilere ait arazilerde çıkan yangında, yüzlerce zeytin ve badem ağacı ile bin dönüm üzüm bağı kül oldu.

Mardin ve Şırnak’ta Süryanilere ait iki arazide peş peşe çıkan yangınlar, tedirginliğe yol açtı. Mardin’de yüzlerce zeytin ve badem ağacı, Şırnak’ta ise bin dönüm üzüm bağı kül oldu.

İlk yangın haberi Mardin’den geldi. Kent merkezine dört kilometre uzaklıkta bulunan ve Süryaniler bölgedeki en önemli dini merkezlerinden olan Deyrulzafaran Manastırı’na ait zeytinliklerde yangın çıktı.

Sabaha karşı saat 2 sularında çıkan yangını fark eden çevre sakinleri itfaiyeye haber verdi. İtfaiye yangına müdahale ederek söndürdü ancak yüzlerce ağacın yanmasına engel olamadı. İlk belirlemelere göre arazide 700’e yakın zeytin ve badem ağacı yandı. Ağaçlarla birlikte arazinin sulanması için kullanılan sulama sistemi de yanarak, kullanılmaz hale geldi.

10 DÖNÜM ARAZİ KÜL OLDU

Manastırın çevresindeki arazilerde doğal yöntemlerle yetiştirilen zeytinler, manastıra önemli bir gelir sağlıyor. Yangın ilk etapta akla kundaklama ihtimalini getirdi. Ancak Manastır Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Behçet Bayruğ bu ihtimalin zayıf olduğunu söyledi. VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Bayruğ, yangının kesin nedeninin soruşturmadan sonra ortaya çıkacağını söyledi. Bayruğ, “İki üç kişi buralarda alkol alırken yangına neden oldukları ya da biri oradan geçerken sigara attığına inanıyoruz. Kundaklama olduğuna inanmıyoruz. Yangın başlamadan önce iki aracın buralarda geziyor olması şüpheleri onların üzerinde topluyor. Ufak bir kıvılcım 10 dönüm arazinin yanmasına neden oldu. Biz orayı yeniden ağaçlandıracağız. Oranın bizim için farklı bir önemi var” dedi.

Manastır çevresinde soğutma çalışmaları sürerken bir yangın haberi de Şırnak’ın İdil İlçesinden geldi. İdil’e bağlı Süryani Köyü Öğündük’teki arazide yangın çıktı. Üzüm bağları ve fıstık ağaçlarının bulunduğu alanda çıkan yangın sonucu bin dönüm arazi kül oldu. Köylülerin kendi imkanlarıyla kontrol altına aldığı yangına daha sonra itfaiye müdahale etti.

İki hafta önce de aynı bölgede yandın çıkması nedeniyle Süryaniler kundaklamadan şüpheleniyor. Köylülerden İlyas Vergili, çevreden geçenlerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayarak, “Her yıl böyle yangınlar oluyor. Sürekli bağlarımız yanıyor. Bölgede herkes meranın kuru olduğunu ve hemen tutuşabileceğini biliyor. Artık ne diyeceğimizi bilemiyoruz. Belki birileri bilerek yapıyordur, bilemiyoruz. İki hafta önce yine yangın çıktığı için şüpheleniyoruz. Yangın büyürse köye de zarar verebilir. Erken fark edip müdahale ettik. Yangını söndürmeye çalışırken bir arkadaşın neredeyse traktörü yanacaktı. Bazı arkadaşların vücudu yandı. Elektrik direkleri de var oraya da sıçrayabilirdi. Eğer büyüse can kaybına bile neden olabilirdi. Bir an önce önlem alınmasını ve yoldan geçen sürücülerin de daha dikkatli olmasını istiyoruz. Yola izmarit atmasınlar. İnsanların biraz daha bilinçli olmasını bekliyoruz” dedi.

DEYRULZAFARAN MANASTIRI’NIN TARİHİ

Mardin’in dört kilometre doğusunda Mardin Ovası’na hâkim bir konumda yer alan Deyrulzafaran Manastırı, beşinci yüzyıldan başlayarak farklı zamanlarda yapılan eklentilerle bugünkü haline 18’inci yüzyılda kavuştu. Manastırın eski patriklerinden, 1895’te yaşamını yitiren 4. Petrus, bölgeye ilk matbaayı getiren kişiydi. Petrus, 1874 yılında İngiltere‘ye yaptığı bir ziyaret sırasında satın aldığı matbaayı 1876 yılında Manastır’a getirtti.

Matbaada 1969 yılına kadar başta Süryanice olmak üzere Arapça, Osmanlıca ve Türkçe kitaplar ile 1953’e kadar Öz Hikmet adında aylık bir dergi basılıyordu.

Çıkan yangında kül olan zeytin ağaçları, manastıra 13 yıl önce İstanbul‘daki Süryani iş adamlarının desteğiyle dikilmişti.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...