8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Silivri Emniyet Müdürü’nün intiharından birkaç saat önce yaşananlar ortaya çıktı

İsmail Saymaz, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Üzerimde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılıyor’ dediği Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ın intihara sürüklendiği geceyi yazdı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Üzerimde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılıyor” dediği Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ın intihara sürüklendiği geceyi yazan Sözcü gazetesi köşe yazarı İsmail Saymaz, iki şüphelinin serbest bırakılması yönünde baskı gördüğü ortaya çıkan Çalışkan’ın ölümünden önceki birkaç saati kaleme aldı.

“Eşine ‘Seni çok seviyorum birtanem’ yazdıktan dakikalar sonra beylik tabancasıyla hayatına son veren 40 yaşındaki emniyet müdürünün sır intiharı gizemini koruyor” diye yazan Saymaz, Çalışkan’ın intiharından birkaç saat önce yaşananları “O gece Silivri’de ne oldu?” başlıklı yazısında şöyle aktardı:

“Komiser Ö.B.’nin amirliğindeki polis ekipleri, Silivri Bölge Trafik İstasyonu’nda yol kontrol noktası kurdu. Saat 00.30’da bir araç çevrildi. Araçta Hızır ve Osman Kaptan kardeşler vardı. Silivri’den İstanbul’a doğru seyir halindeydiler.

Hızır Kaptan hakkında Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde orman işgali suçundan açılan davada yakalama kararı çıkarılmıştı.

İddiaya göre Kaptan kardeşler eski İçişleri Bakanlığı Koruma Dairesi Başkanı Ekrem Gülen’in araya girmesi üzerine serbest bırakıldı.

Ne var ki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi “Araması olan şahsı nasıl bırakırsınız!” diyerek tutanak tuttu.

Hakan Çalışkan’ı İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan da aradı. Gece yoğun bir telefon trafiği yaşandı.

Saat 03.30’u geçiyordu ki Çalışkan’ın makam odasından bir el silah sesi geldi. Neden canına kıydığı hâlâ bilinmiyor. Ardında hiçbir not bırakmadı.”

SORUŞTURMA SÜRÜYOR

“Kaptan kardeşlerin serbest bırakılmasına ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nda 2017/8871 numaralı bir soruşturma yürütülüyor. Görevi kötüye kullanmaktan başlatılan soruşturmada başlangıçta iki şüpheli vardı: Biri, Hakan Çalışkan. Vefat ettiği için Çalışkan yönünden takipsizlik verildi. Şu an tek bir şüpheli bulunuyor: Kaptan kardeşleri salıveren Komiser Ö.B.

KOMİSER Ö.B.’NİN İFADESİ: TELEFON GELDİ, BIRAKTIK

Silivri Başsavcılığı, 18 Mayıs’ta Ö.B.’nin ifadesini aldı:

“31 Temmuz’da 00.30 sularında polis S. bir araç durdurduklarını, şahsın adını beyan etmediğini ve zorluk çıkardığını söyledi. Kimliğini vermesini söyledim. “Bizi bırakın, sizi arayacaklar” dedi. Aracını arattım. Ehliyetteki kimliğe istinaden yapılan sorgulamada sürekli farklı soy isim veren Hızır’ın araması olduğu tespit edilince şahıslar “Bizi boşuna tutuyorsunuz” diye rahat tavırlarla sözler sarf ediyordu.

‘ÇALIŞKAN ‘BIRAKIN’ DEDİ’

“Saat 00.50’de Silivri Emniyet Müdürü Çalışkan, beni arayıp noktada Osman ve Hızır Kaptan’ın olup olmadığını sordu. Olduğunu söyledim. “Kaçak insanlar değil, gün içinde mahkemelerine gidecekler, beni yukarıdan biri aradı, her ihtimale karşı telefon numaralarını al ve şahıslar gitsin” dedi. Saat 00.55’te Çalışkan, “Şahıslar iş insanıdır. Kaçak değildir. Bu saatte nöbetçi savcıyı ve mahkemeyi arasak gelmezler” diye emir verip kapattı. Müdürümüzün farklı talimatı olacak düşüncesiyle bırakmadım. Gece 01.08’de “Talimatı uyguladın değil mi?” diye sorunca göndermememe rağmen şahısların gittiğini söyledim.”

TEM MÜDÜRÜ TELEFONDA

“Aynı noktada çalıştığımız TEM’den polis H., “Bunu rapor etmem gerek” dedi. TEM Müdürü K.A. “Görüşmek istiyor komiserim” dedi. Telefondaki kişi, “Araması olan şahsı nasıl bırakırsınız” diye sordu. “Şimdi Hakan müdürün kurtarsın seni” diyerek telefonu kapattı. Çalışkan’a K.A. müdürle görüşmemizi arz ettim. “Sıkma canını, rahat ol, kendisiyle görüşürüm” dedi. Yarım saat sonra sivil araç geldi. H. isimli polisle görüştü. Gelenlerin TEM’den komiser olduğunu öğrenince Çalışkan’a anlatıp sıkıntı doğurabileceğini arz ettim. “Sorumluluk bende, rahat ol, zaten şahıs yarın mahkemeye gidecek” diyerek telefonu kapattı. Bir daha kendisiyle veya başkasıyla görüşmem olmadı.”

‘HAKAN ÇALIŞKAN’IN PSİKOLOJİSİ YERİNDEYDİ’

“1 Ağustos’ta aranması olan şahsın gün içerisinde mahkemeye gittiğini ve ifade verip serbest kaldığını öğrendim. Çalışkan ile beş ay çalıştım. Psikolojisi yerindeydi.”

NE OLMUŞTU?

Koruma Daire Başkanı’nın aramasının ardından Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ın intihar etmesine ilişkin soruları yanıtlayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “Dedi ki Koruma Daire Başkanı, Hızır ve Osman Kaptan’ın annesi kalp krizi geçirdi. Mahkemesi varmış, polis durdurmuş. ‘İlgilen, arkadaşlarla konuş, ne yapabilirsen (dedim.). Benim bildiğim bu kadar. Ertesi sabah güvenlik toplantısı var. Birisi dedi ki Silivri Emniyet Müdürü intihar etti. İstanbul Emniyet Müdürünü aradım. Dedim ki niye intihar etmiş? İşte, kem küm… Koruma Daire Başkanı geldi. ‘Bakanım’ dedi, ‘Ben bu adamı akşam aradım.’ İki üç dakikalık görüşme. Telefonum 24 saat açıktır. Dersiniz ki, ‘Bir arkadaşımız karakola düştü, bakar mısınız, nedir.’ Bu insani bir şeydir. İntiharın nedeni bilmiyoruz. Bu olay hâlâ bitmedi. Demoklesin kılıcı gibi Süleyman Soylu’nun üzerinde. Böyle bir şeyin içinde olsam sorumluluğumu alırım zaten” demişti.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...