8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

PKK’li yöneticiden ‘yeni süreç’ ve ‘silah bırakma’ konusunda açıklama

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, İmralı görüşmeleri, Kürt sorununun çözümü, silah bırakma ve ulusal birlik konularında flaş açıklamalarda bulundu.

Örgüte yakın bir yayın organına açıklamalarda bulunan PKK’nin çatı örgütü KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, ikinci görüşme sonrasında oluşan olumlu havaya rağmen iktidarın somut adım atmadığını belirterek, “Önder Apo’nun tecrit koşullarında çağrı yapması mümkün değil. Tecridin kalkması, sağlık, güvenlik ve özgür yaşam koşullarının oluşturulması gerekiyor” dedi.

İktidarın ikili oyunu

Hozat, mevcut iktidarın süreci manipüle etmeye çalıştığını ifade ederek şunları söyledi:

“AKP-MHP iktidarı bir yandan görüşmelerin önünü açarken, diğer yandan yoğun bir biçimde soykırım saldırılarını sürdürüyor. Küresel özgürlük hamlesi, gerilla mücadelesi ve halk direnişi bu iktidarı ciddi anlamda zorladı. İçte ve dışta sıkışmış bir durumdalar ve bu atmosferi manipüle etmeye çalışıyorlar.”

Kürt sorununun demokratik çözümü ve toplumsal katılım

Hozat, Kürt sorununun çözümüne yönelik devlet içinde bir eğilim olduğunu belirterek, “İktidara rağmen devlet içinde Kürt sorununun demokratik çözümüne dönük bir arayış var. Önder Apo da bu eğilimi hissediyor ve desteklemek istiyor. Ancak bu sürecin başarıya ulaşması için toplumsal destek şart” dedi.

Sürece sahiplenme çağrısı

Bu bağlamda, tüm toplumsal kesimlere çağrıda bulunan Hozat, “Demokrasiden, barıştan ve özgürlükten yana olan herkes bu süreci sahiplenmeli. Muhalefet, demokratik kitle örgütleri, kadınlar, gençler ve inanç grupları güçlerini birleştirerek ortak bir mücadele yürütmelidir. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü, tüm sorunların çözümünün anahtarıdır” ifadelerini kullandı.

Silah bırakma ve çözüm süreci

Silahlı mücadelenin nedenlerine değinen Hozat, “PKK’nin kurulması ve silahlı mücadelenin başlaması, Kürtler üzerindeki inkâr ve imha politikalarının aşılmamasından kaynaklanıyor. Kürt sorunu sürdüğü müddetçe silah da direniş de olacaktır,” dedi.

Hozat, çözüm sürecinin önündeki engelleri eleştirerek, “İktidar savaştan, kaostan ve krizden besleniyor. Ancak Kürt sorununun demokratik temelde çözülmesi savaşın bitmesini sağlar. Bu da iktidarın mevcut politikalarıyla çelişiyor,” diye ekledi.

“İktidar medyası psikolojik savaş yürütüyor”

Hozat, iktidar medyasında çıkan “PKK silah bırakacak” yönündeki haberleri de sert bir dille eleştirerek, “İktidar medyasında yürütülen ‘PKK bitti, tükendi, silah bırakacak’ şeklindeki tartışmaların hepsi psikolojik özel savaştır. Başarısızlıklarını örtbas etmek için, son derece basit, dar, pragmatik ve çıkarcı bir anlayışla tamamen iktidar devşirmeyi amaçlayan, gayri ciddi bir tutum içerisindedir” değerlendirmesinde bulundu.

Hozat, “Kürt sorunu olduğu için silah var. İnkar-imha politikaları, soykırım politikaları son bulmadan Kürtler savunmasız bırakılamaz. Kürt sorunu demokratik temelde çözülür, devlet ortaya iyi niyet koyar, Öcalan’la müzakere ederse, o zaman silah konusu tartışılır” değerlendirmesinde bulundu.

Hozat ayrıca, “Şu anda Önder Apo İmralı’da Kürt sorununun demokratik çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için çalışıyor. Bu süreç gelişirse, Kürt sorunu çözülürse, silah konusu elbette tartışılır” ifadelerini kullandı.

Öcalan’ın çözüm modeli

Öcalan’ın çalışmalarına ilişkin bilgi veren Hozat, “Önderlik, devlet ve demokrasi ilişkisini demokratik toplum çözümü temelinde ele alan bir çalışma yürütüyor. Devleti reddetmeden, devletle iç içe fakat birbirine saygılı; her iki tarafın haklarını yasal ve anayasal güvence altına alan bir öz yönetim modeli üzerinde çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Mektup bekliyoruz”

Hozat, Öcalan’dan henüz bir mesaj ya da mektup almadıklarını belirterek, “Şu ana kadar bize bir mesaj gelmiş değil. Ancak geleceğini düşünüyoruz ve bekliyoruz. Geldiğinde değerlendireceğiz ve ona göre hareket edeceğiz,” dedi.

Suriye’deki güç dengeleri değişiyor

KCK Eşbaşkanı, Suriye’deki güç dengelerine ilişkin de İran’ın bölgedeki etkisinin kırıldığı, bunun karşısında Suudi Arabistan’ın yeni bir güç olarak yükseldiği belirtti.

Suudi Arabistan’ın HTŞ üzerindeki etkisi, İsrail’le geliştirdiği ilişkiler ve Şam yönetimiyle kurduğu bağların, bölgedeki dengeleri değiştirdiğine dikkat çeken Besê Hozat, özellikle Kral Selman döneminde yapılan reformlarla küresel sisteme entegre olan Suudi Arabistan’ın, Suriye’nin yeniden dizaynında önemli rol oynayacağını savundu.

“Türkiye bölgede izole olabilir”

Besê Hozat, Türkiye’nin mevcut “Kürt düşmanlığı” politikasında ısrar etmesi durumunda bölgede etkisini tamamen kaybedeceğini belirtti ve Yunanistan-Güney Kıbrıs-Mısır arasındaki anlaşmaların Türkiye’nin girişimlerini etkisizleştirdiğini vurguladı. Hozat açıklamasında, “Türkiye’nin Ortadoğu’ya, Afrika’ya, Güney Kafkasya’ya ve Orta Asya’ya egemen olduğu” söylemlerinin gerçeği yansıtmadığı, mevcut politikaların Türkiye’yi yalnızlaştırdığını ileri sürdü.

Ulusal birlik vurgusu

Kürtler arası ulusal birliğin önemine dikkat çeken Hozat, “Kürtlerin birliği sağlanırsa, bölge dizaynında etkili bir rol oynayabilirler. Siyasi statülerini ve kimliklerini kazanıp varlıklarını ve özgürlüklerini güvence altına alabilirler,” dedi.

Halk arasında güçlü bir birlik duygusunun olduğunu vurgulayan Hozat, “Bir yerde saldırı olduğunda her yerde dayanışma ve refleks gelişiyor. Rojava’daki ulusal birlik çabaları değerlidir ve biz bu birliği desteklemek için her türlü katkıyı sunmaya hazırız,” ifadelerini kullandı.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...