8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Paylan: Ahmet Hakan tetikçilik yapıyor

Dağlık Karabağ ile ilgili iki tarafa da çağrıda bulunduğu için hedef gösterilen HDP Milletvekili Garo Paylan, “Ermeni halkı Hrant Dink’in tabiriyle, güvercin tedirginliğinin en derinini yaşıyor bugünlerde” dedi ve Hürriyet gazetesi Ahmet Hakan’ı tetikçilik yapmakla suçladı. Paylan, Ayhan Bilgen’in HDP eleştirilerine katılmadığını söyledi.

HDP Milletvekili Garo Paylan, Dağlık Karabağ’daki savaş nedeniyle hedef gösterilen Türkiyeli Ermenilerin tedirgin olduğunu söyledi ve “Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır” dediği için kendisini eleştiren Ahmet Hakan’a tepki gösterdi.

Gündemle ilgili yenidentv’de Ayşegül Doğan Soruyor programına katılan Paylan, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaşla ilgili şunları söyledi:

ayşegüldoğan
Garo Paylan, Ayşegül Doğan’ın sorularını yanıtladı.

GENCE’NİN FAİLLERİNİ LANETLİYORUM: Vicdanlı bir yürek savaşlarda ölen bebeklerin kimliğine bakmaz. Ölüm listelerine bakıyorum, 2002 doğumlu gençler hayatını kaybediyor. Eğer bu noktada vicdanınızı kaybetmemişseniz, taraf tutmazsınız. Savaş tamtamları çalanlar bir tarafın yok olmasını, kaybetmesini ister, sadece kendi acılarının görünmesini isterler. Barışçı, vicdanlı bir yürek savaşların iki taraf için de yıkım olduğunu söyler. Ben Gence’nin faillerini amasız fakatsız lanetliyorum, ailelere sabır diliyorum. Ama aynı şekilde vicdanlı bir yürek Karabağ’da top atışlarının altında kalan, bodrumlarda yaşayan Ermeni halkı için de, orada hayatını kaybeden siviller için de sızlamalı.

AHMET HAKAN, TAHİR ELÇİ İÇİN DE TETİKÇİLİK YAPTI: Burada ırkçılık yapan Ahmet Hakan’dır ve tetikçilik yapmaktadır. Geçmişte bu tetikçiliği pek çok yoldaşımız için yaptı. Tahir Elçi için yaptı, onu kaybettik. 13 yıl önce de Hrant Dink için tetikçilik yaptılar. Hrant Dink’i sadece orada tetikçi Ogün Samast öldürmemişti, o cinayeti hazırlayan manşetler vardı, köşe yazıları vardı. Bugün de Ahmet Hakan bu tetikçiliği yapmaktadır, ırkçılık yapmaktadır. Kendisini davet ediyorum. Ben Gence saldırısında kim failse bunları lanetliyorum, orada hayatını kaybeden herkesin anısı önünde saygıyla eğiliyorum, Azeri halkına baş sağılığı diliyorum. Kendisi ‘gazeteciyim” diyor, ama ben son yıllarda tetikçi olduğunu görüyorum. Dünya medyasında olan bitenleri izliyor, sonuç olarak Gence’de hayatını kaybedenler elbette yüreğimiz sızlamıştır, ama Stepanakert’e, Karabağ’ın başkentinde, bodrumlarda yaşayan on binlerce Ermeni halkına, hayatını kaybeden sivillere karşı vicdani bir duruş sergileyebilecek mi? Sanmıyorum. Irkçıların çaldığı savaş tamtamlarına alkış tutanlar sadece tetikçilik yaparlar. Gazetecinin görevi hakikati topluma göstermektir, Ermeni halkının da Azeri halkını da yaşadığı felaketi göstermektir. 

JET HIZIYLA TAKİPSİZLİK: Barış çağrısı yaptığım için hedef oldum. savaş propagandası yapanlar barışın sesini duymak istemezler. Beni hedef aldılar doğrudan. Suç duyurusunda bulundum, ama savcılık jet hızıyla bu iddiayı takipsizlikle cevaplandırdı. Ermenilerden kayıp varsa alkış tutulması, Azeri halkının kayıpları varsa da Ermenilere karşı nefret söylemleriyle doldurulmak isteniyor. Oysa bundan öte başka bir yol daha var. Çünkü iki halk da kaybediyor. Bütün bu saldırıların ne anlama geldiğini, hedefe ne için konulduğumu, bedellerinin ne olabileceğini çok iyi biliyorum.

‘BEN ÜLKEM İÇİN TEDİRGİNİM’

İSRAİL’DE DAHİ İKTİDAR PROTESTO EDİLEBİLİR: Barış çağrısı için hedef gösteriliyorum. İsrail’de dahi Filistin politikasına karşı barış sesini yükseltenler eylemler yapar, iktidarı eleştirilir, protesto edebilir. Ama Türkiye’de bir tehdit nedeni haline gelebiliyor. Ben ülkem için tedirginim, Türkiye’deki Ermeni halkı için endişeliyim. Kendimle ilgili endişem yok, sonuç olarak siyasi sorumluluğu olan birisiyim. Hedefe konulmuş durumdayım, bunun her türlü sonucu olabilir; o manşeti atanlar da hedef gösteren siyasetçisi de bunun sorumluluğunu taşıyacaktır. Ermeni halkı Hrant Dink’in tabiriyle, güvercin tedirginliğinin en derinini yaşıyor bugünlerde.

‘AYHAN BİLGEN’İN ELEŞTİRİSİNE KATILMIYORUM’

KÜRT HALKI ‘BARIŞ’ DİYOR: (Ayhan Bilgen’in HDP’yle ilgili eleştirilerine) Asla katılmıyorum Ayhan Bilgen’in eleştirisine. 8 yıldır bu partideyim. İnanın HDP’nin başına gelenlerin yüzde 1’i herhangi bir partinin başına gelse o parti yok olurdu. HDP’ye oy verenlerin çoğunluğunu Kürt halkı oluşturuyor. Başka bir halkın başına gelse “barış olmaz” derdi, ama Kürt halkı ve temsilcileri başlarına gelen tüm felaketlere rağmen (kayyumlar, tutuklamalar, baskılar) yine de “barış” diyor. Kürt olmayanlar bu iddianın elinden tutmalıdır. HDP’nin ortadan kaldırılması çözüm ve demokrasi iddiasını berhava edecektir. 

AYHAN BİLGEN NE DEMİŞTİ?

Tutuklanan Kars Belediyesi Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, partisiyle ilgili şu eleştirileri dile getirmişti: “Bugün itibarıyla HDP, kendi geleceği ve ülkenin geleceğini ittifak stratejilerine endekslenmiş görünmekle birlikte, hiçbir parti kendisiyle açık ittifak yapmayı göze alamamaktadır. HDP, çözüm sürecindeki genişlemeyi kalıcı sanmış ve kişisel başarı olarak yorumlamayı tercih etmiştir. Hem müdahaleden şikâyet edip hem Kandil ve İmralı için pozisyon belirlemeye kalkmak, kendi pozisyonunun gereğini yapamamakla ilgili bir handikaptır. Sadece son iki kongre süreci ve aday belirleme süreçlerine kimin, neden, hangi dayatmalarla müdahale ettiğine bakılırsa sorunun tam da benim ‘tersine Türkiyelileşme’ diye tarif ettiğim kişisel hesaplarla bir siyasi mücadeleyi kontrol altında tutma eğiliminden kaynaklandığı görülecektir.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...