28 Ekim 2026
14.1 C
İstanbul

İsrail’de seçim: Partiler meclis çoğunluğunu sağlayamıyor

İsrail’de 27 Ekim Salı günü yapılan parlamento seçimlerinde sandık çıkış anketlerinden ilk sonuçlar yayımlandı.

Önde gelen televizyon kanallarının yayımladığı sandık çıkış anketleri, muhalefetteki Gadi Eisenkot’un bloğunun, seçimlerde iktidar koalisyonunun az farkla önünde olduğunu gösteriyor.

İlk sonuçlara göre hiçbir blok meclis çoğunluğunu sağlayamıyor. Bu durum Netanyahu’nun iktidarda kalmasına olanak sağlayabilir çünkü yeni bir hükümet kurulana kadar mevcut başbakan, geçici hükümetin başında görevini sürdürebilecek.

Eisenkot, ilk sonuçların, “Netanyahu’ya ve hükümetine yönelik tam bir güvensizlik oyu verildiğini gösterdiğini” söyledi.

Çıkış anketlerinin doğru çıkması halinde, halkın iradesini yerine getirmek ve “Netanyahu hükümetinin yerine geçmek” için mümkün olan en kısa sürede harekete geçeceğini belirtti.

Görevdeki Başbakan Binyamin Netanyahu ile İsrail ordusunun eski genelkurmay başkanlarından Gadi Eisenkot arasında başbakanlık için başa baş bir yarış öngörülüyordu.

Seçim öncesindeki anketler, Netanyahu’nun partisi Likud ile aşırı sağ ve ultra-Ortodoks partileri biraraya getiren bloğun, çoğunluğu sağlamakta zorlanabileceğini gösteriyordu.

Sandık çıkış anketlerine göre, Başbakan Netanyahu’nun Likud Partisi’nin İsrail Parlamentosu Knesset’teki en büyük tek parti olması bekleniyor.

İsrailli Arap partileri ise tarihî düzeyde yüksek sayıda sandalye kazanıyor.

‘Halk değişimden yana karar verdi’

Gadi Eisenkot, Tel Aviv’deki parti genel merkezine gece saatlerinde ulaştı. Yashar Partisi’nin adayları tarafından çevrelenmiş halde, kalabalığın arasından uzun bir yürüyüş yaparak sahneye çıktı.

Eisenkot şunları söyledi:

“Tarih yazdık. Bu sabah İsrail halkı, önümüzdeki yılların liderliği konusunda bir referanduma gitti. Halk değişimden yana karar verdi.

“İsrail halkı Netanyahu’nun görev süresinin devamına karşı oy kullandı.

“Bu kadar yüksek katılımlı bir seçimde yeniden seçime gitmek hata olur. Halkın iradesine saygı göstermek için elimizden gelen her şeyi yapmak görevimiz ve benim kişisel sorumluluğumdur.”

Arap partilerinden sürpriz çıkış

İlk sonuçlar, İsrailli Arap seçmenler arasındaki yüksek katılımın seçim başarısına dönüştüğünü ve Arap çoğunluklu iki partinin (Birleşik Arap Listesi Ra’am ve üç küçük partinin ittifakı olan Ortak Liste) toplamda 19 sandalyeye kadar ulaşabileceğini gösteriyor. Bu gerçekleşirse bir rekor olacak.

İsrail’deki ana siyasi partiler, geleneksel olarak Arap partilerini koalisyonlarına dahil etmeye son derece isteksiz oldu. Ancak iki ana siyasi blok arasındaki farkın dar olması beklendiğinden, Arap çoğunluklu partileri Eisenkot ve Netanyahu’nun göz ardı etmesi zor olacak.

Geçmiş İsrail seçimlerinde Arap seçmenlerin katılımı genellikle Yahudi seçmenlerin katılımından daha düşük olmuştu. Ancak bu kez, Netanyahu’nun iktidardan gitmesi yönündeki motivasyonun çok sayıda Arap seçmeni sandığa yönlendirmiş göründüğü belirtiliyor.

Tüm sonuçların belli olmasının ardından ve tüm siyasi gruplarla yapılacak istişarelerden sonra, İsrail Cumhurbaşkanı hükümet kurma konusunda en yüksek başarı şansına sahip olduğuna inandığı parti liderini koalisyon kurmakla görevlendirecek.

Bu süreç haftalar sürebiliyor.

23 Ekim Cuma günü yayımlanan anketlere göre seçimde hiçbir ana adayın kesin zafer elde etmesi beklenmiyordu.

Seçime rekor katılım

Birçok kişinin ülke tarihindeki en önemli oylama olarak gördüğü seçime tarihi bir katılım oldu.

Bu, aynı zamanda 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırıyla başlayan Gazze savaşı sonrası yapılan ilk seçim oldu.

İsrail Merkez Seçim Komitesi, bu yılki genel seçimlerde katılım oranının yüzde 77,7 olduğunu açıkladı. Komiteye göre bu, 1999’dan bu yana kaydedilen en yüksek katılım oranını temsil ediyor.

Ülkede toplam 7,3 milyon seçmen bulunuyor.

Eisenkot kimdir?

Eski ordu komutanı Eisenkot son otuz yılın büyük bölümünde İsrail’i yöneten Netanyahu için beklenmedik bir meydan okumaydı.

Eisenkot, siyaset sahnesinde nispeten yeni bir isim. 2022’de Ulusal Birlik Partisi’nden Knesset’e (İsrail parlamentosu) girdi.

Daha sonra, kendi ifadesiyle ideolojik farklılıklar nedeniyle partiden ayrıldı.

Geçen yıl muhalefetin önde gelen isimlerinden ayrılarak kendi merkezci partisi Yashar’ı (anlamı “doğru” veya “dürüst”) kurduğundan beri Eisenkot, seçim yarışında Netanyahu’nun en büyük rakibi haline geldi.

Binyamin Netanyahu, son yıllarda yolsuzluk iddiaları (kendisi bu suçlamaları reddediyor) ve 7 Ekim 2023 saldırılarının yönetiliş biçimine yönelik eleştirilerle karşı karşıya.

İsrail seçim sistemi nasıl işliyor?

İsrail parlamentosu Knesset’te 120 sandalye bulunuyor.

Bir hükümetin çoğunluğu sağlayabilmesi için 61 sandalyeye sahip olması gerekiyor.

İsrail’de nispi temsil sistemi uygulanıyor. Bu nedenle hükümetler bugüne kadar hep birden fazla partiden oluşan koalisyonlar tarafından kuruldu.

Seçimde galibiyetin olmaması, sonrasında haftalar hatta aylar sürebilecek siyasi pazarlıkların yaşanabileceği anlamına geliyor.

Hiçbir blok çoğunluğu sağlayamazsa, azınlık hükümetinin göreve gelmesi mümkün olabilir. Bunun da gerçekleşmemesi halinde yeniden seçimlere gidilebilir.

Bu durumda Netanyahu, seçimler yapılana kadar geçici başbakan olarak görevini sürdürecek.

Son Haberler

Ali Falih Zeydi, Şam’a gidiyor

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, bölgesel gerilimi düşürme ve...

Kürtlere yönelil saldırıya ABD’den tepki

ABD Dışişleri Bakanlığı, Girê Spî’ye dönen Kürt ailelere yönelik...

Ürdün Suriye’nin güneyini vurdu: İki ülkeden farklı açıklama

Suriye'nin güneyindeki Dera ilinde, Ürdün tarafından düzenlenen hava saldırılarına...

Kritik gün, İsrail’de bugün genel seçim yapılacak

Hamas'ın liderliğindeki bazı Filistinli grupların 7 Ekim 2023'te İsrail'de...

Giré Spî’de Kürtler cihadistlerin saldırısına uğradı

Silahlı grupların kontrolünde bulunan Rojava’nın Girê Spî kentinde bazı...

YBŞ, ‘Irak ile anlaşmaya vardık’

YBŞ-YJŞ’den Bağdat’la anlaşma: En büyük zafer halkımızın özgür varlığıdır “Irak...

Netanyahu’dan İran’a uyarı, ‘nükleer patlama’ görselli paylaşım

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yarın yapılacak genel seçimler öncesinde...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...