8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Musa Orhan’ın avukatları hakkında suç duyurusu

Batman’ın Beşiri ilçesinde uzman çavuş Musa Orhan’ın tecavüzüne uğradıktan sonra 16 Temmuz’da intihara sürüklenen18 yaşındaki İpek Er, 18 Ağustos 2020’de yaşamını yitirdi. Kamuoyundaki yoğun tepkiler sonucu “Nitelikli cinsel saldırı” suçundan 19 Ağustos’ta tutuklanan ancak 25 Ağustos’ta tahliye edilen Orhan’ın avukatları Mehmet Erkan Akkuş ve Aliye Doğan, ilk günden tecavüzü aklama çabalarıyla en çok tartışılan isimler oldu.

En son Siirt 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 1 Haziran’da görülen 3’üncü duruşmada Akkuş, baba Fuat Er’i kızını korumamakla suçlayarak, aileye ağır ithamlarda bulundu.

SUÇ DUYURUSU

Bunun üzerine Er’in ailesinin avukatları, Orhan’ın avukatları hakkında, “Meslek kurallarına aykırı hareket etme”, “Alenen hakaret” ve “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen zincirleme hakaret” suçlamalarıyla Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve Ankara Barosu’na suç duyurusunda bulundu.

BİLİNÇLİ HEDEF GÖSTERME

Şikayet dilekçelerinde sanık avukatının duruşmalardaki tutum ve savunma tarzına dikkat çekilerek, Er ailesinin bilinçli hedef gösterildiği belirtildi. İpek Er’in 2020 yılının Temmuz ayında uğradığı cinsel şiddet nedeniyle şikayetçi olduğu, devamında da yaşamına son verdiği bilgilerine yer verilerek, şunlar kaydedildi: “Müvekkilimiz suçtan zarar görme ihtimaline binaen dosyaya katılan olarak müdahil olmuştur. Yaşadıkları sürecin travmasını atlatamadan her duruşma aynı travma sanık savunmaları Mehmet Erkan Akkuş ve Aliye Doğan tarafından artırılmaktadır. Sanık savunmanlığı adı altında şikayet edilenler müvekkilin özel hayatını, aile ilişkilerini sınırsız ve fütursuzca dosyayla hiçbir illiyet bağı kurmadan irdeleyip, aileye, mahkeme hakimine ve yöre halkına hakaret etmektedir.

Müteveffanın annesinin beyanda bulunurken acıdan bayılması bile vicdanlarında bir etki yaratmamıştır. Sanık müdafisi şikayet edilenler müvekkile yönelttiği sorular ile heyete yönelttiği beyanlarıyla; İpek Er’in babasının, ablasının, annesinin vs. çekirdek ailesinin şahsi yaşamını ilgilendirir konular. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin sosyal koşulları gereği belli bir yaşın üzerindeki kişilerin ciddi bir önem atfettiği- namus kavramı gibi hususları müvekkile haksız, ağır ithamlarda bulunarak hakaret, iftira içerir, özel hayatın gizliliğini ihlal eder ve mahkeme heyetini zan altında bırakır biçimde aktarmışlardır.BENZER HABERLER

TECAVÜZE ‘RIZA’ KILIFI

Şüphelilerin müvekkile duruşmalar esnasında yönelttiği soruların; savunma niteliğindeki evraklarla ilgili olmadığı, yalnızca yargılama sürecini maddi gerçeği ortaya çıkarma amacından saptırmaya yönelik olduğu aşikardır. Aileyi itibarsızlaştırarak suça rıza yaratmaya çalışmaktadırlar. Şöyle ki; sanığın cinsel saldırı eylemini gerçekleştirmediği aksine İpek Er’in rıza en cinsel birliktelik yaşadığı ve bunu duyan ailesinin dosyanın başından beri heyet nezdinde tasarlamaya/kurgulamaya çalıştıkları Doğu, Güneydoğu ailesi profili gereği kızına’ ya evlenirsin ya ölürsün’ dedikleri ve böylelikle kızlarını ya öldürdükleri ya da intihara teşvik ettiklerini, böylece (sanığın celsede dediği gibi) İpek Er’in töre cinayetine kurban gittiğine dair muhtemel kurgularını heyet nezdinde inanılır kılmak istemişlerdir. Ve bunun tek yolunun da şikayetimize konu sorular ve beyanların aktarılmasından geçtiği düşünülerek şüphelilerce hareket edilmiş, müsnet suçlar işlenmiştir. Böylelikle gerçek ve somut vakıalara dayanmaksızın yargılama konusu uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan hususların üzerinde durularak savunma dokunulmazlığının sınırları aşılmıştır.”

MANİPÜLE ÇABASI

2020 Ekim ayında görülen duruşma sırasında Er ailesine hitaben sorulan “Kızı S… Er çocuğun cinsel istismarı sebebiyle başına herhangi bir olay geldi mi, istismarcısı ile başlık parasıyla evlendirildi mi?” sorularının hatırlatıldığı dilekçede, Akkuş’un beyanıyla müvekkilin onur, şeref ve saygınlığını rencide ederek, uyuşmazlık konusuyla bağlantısız haksız ithamda bulunduğu belirtildi.

Dilekçenin devamında ise şu ifadelere yer verildi: “Saldırıya maruz kaldığını iddia ettiği kızının vefatıyla acılı bir baba diğer kızından bahisle gerçek dışı olaylarla alenen itham edilmiş, müvekkile karşı açıkça hakaret suçu işlenmiş, manipülatif tavırlarla katılanların beyanları olumsuz etkilenmeye çalışılmıştır. Zira kim olsa böylesi bir ithamı duyunca beyanlarını sağlıklı biçimde vermeye devam edemez ve psikolojisi olumsuz etkilenirdi. Ve aynı celsede Mehmet Erkan Akkuş tarafından ‘…daha önce annesinin baskısı ve tehdidiyle intihar etmiş İpek’in intihar etmemesi için neler yapmış bunu sormak istiyorum…’ denilerek, cinsel saldırı dosyasıyla hiçbir bağı olamayan gerçeğe aykırı bir olay varmışçasına lanse edilmiştir. Böylelikle müvekkilin eşine onurunu zedeleyecek ithamda bulunurken, müvekkile ve eşine İpek Er’in ebeveynleri olarak vazifelerini layığıyla yapmadıklarına dair imada bulunulmuştur. Böylesi imalarla haksız bir isnatta bulunarak dosya dışı konularla bilgi kirliliği oluşturulmaya, yargılama manipüle edilmeye çalışılmaktadır.

ZİNCİRLEME SUÇ

2020 Ekim ayında yapılan celsede Akkuş, ‘Eğer Musa Orhan’ın babası İpek Er’in babasının tehdit içerikli telefonlarını kabul etmiş veya komutanları kanalıyla Musa Orhan kabul etmiş olsaydı, İpek Er ile nikah kıymayı ve istenen yüklü miktardaki başlık parasını ödemiş ya da ödemeyi taahhüt etmiş olsaydı şu an ne böyle bir suç duyurusu vardı ne de böyle bir yargılama yapıyorduk’ beyanlarıyla, avukat Aliye Doğan ise ‘İpek’in biyolojik babası Fuat Er’in suç duyurusunda bulunduktan sonra Musa’nın babasını araması, ‘çocukları evlendireceksiniz yoksa şikayetimizi geri çekmeyiz’ tarzındaki beyanları, Sinem’in başına gelen olaylarda aynısının yaşandığını gösteriyor. Musa’nın babası evlendirmeyi kabul etseydi şu an böyle bir yargılama yapılıyor olur muydu bilemiyoruz’ şeklindeki beyanlarıyla ‘Alenen hakaret’, ‘Meslek kurallarına aykırı hareket etme’ suçları işlemişlerdir.

Yine Akkuş, 1 Haziran 2021’de ki duruşmada ‘…tutuklama kararı belli bir merkezden dağdan gelen talimatlar ile verilemez, bağımsız bir Türk Mahkemesi yargılama yapıyorsa deliller doğrultusunda yapılır…’ diyerek, ‘Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen zincirleme hakaret’ suçu işlemiştir. İşbu beyanları ile şikayet edilen savunman, mahkeme huzurunda müvekkilin hem sosyal kanaatlerini açıklamasından dolayı hem de ilgili açıklamasından bağımsız olarak alenen ‘hakaret suçu’nu işlemiştir. Şikayet edilen, dosyanın en başından beri kurgulamak istedikleri üzere namus kavramı üzerinde durup mevcut değer yargısına göre gerçeklikten sapmıştır. Böylece müvekkile; onur ve şerefini ağır biçimde zedeleyecek, şüphelilerin dilinden ‘kızını satmak’ dedikleri gerçek dışı, uyuşmazlık konusuyla bağlantısı olmayan oldukça çirkin bir isnatta bulunmuşlardır.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...