9 Kasım 2026
7.3 C
İstanbul

MENORA (Stefan Zweig/ Gömülü Şamdan)

Haber Merkezi I  Menora, Yahudilerin kutsal emaneti. Yedi kollu şamdanın yolculuğu. Asırlar boyu dinin varoluşundan bu yana, kutsal kitap indirilmiş ve ya indirilmemiş tüm kavimlerde, kutsal sayılmış bir nesne vardır. Hıristiyanların kutsal kâsesi, Musevilerin Hanukiya’sı, Yahudilerin ise Menorası.

Kavimler tanrının görünmezliğini, bir nebze olsun maddeleştirmek için tanrının onlara hediye ettiğini düşündükleri nesnelere büyük önem verirler. Tabi ki kutsal kâse ve Hanukiya da toplumları için çok önemli mihenk taşlarıdır fakat Stefan Zweig gömülü şamdan romanında Menora’yı anlatmıştır. Kavimler ilk dinlerden beri kutsal emanetlerini aramaktadırlar. Ve Gömülü Şamdanda da Menora’nın aranış hikâyesini okuyacağız. İlk bakışta Stefan Zweig’in konu edeceği bir hikâye gibi görünmüyor göze. Ama şöyle ki Menora’nın aranış serüvenine küçük bir çocuğun psikolojik çözümlemesi damgasını vurmaktadır.

“ Biz yaşlılar ve ihtiyarlar gidiyoruz; siz ötekiler, yazgımız sizi kaygılandırmasın! Ancak yine de bir erkek çocuk bizimle gelmeli, sonraki soylar için tanıklık etmeli. Bizler yakında ölüp gideceğiz, ışığımızın yarısı yanıp bitti ve yakında ağzımızda susacak. Ancak bir şey yıllarca ve yılarca kalmalı, Rabbimizin sunağından bakıldığında şamdan ışığı canlı olmalı, en kutsal eşyamızın sonsuza kadar kaybolmayıp, ezeli yolunda yolculuk yaptığı inancı kavimden kavme. Soydan soya yaşamalı. Ergin olmayan bir erkek çocuk her ne kadar bunun anlamını kavramasa da, tanıklık hatırına bizimle gelmeli”

                 Benjamin’in torununun yolculuk hikayesi böyle başlar. Annesinin tüm itirazlarına karşın bir kadının konuşmaya hakkı olmadığı gerekçesi ile susturulduğu ve küçük bir çocuğun yaşları kemale ermiş insanlarla zorlu bir yola çıkışı başlar.

Yolculuk boyunca Jojakim, Benjamin’in torunu Jojakim, kutsal Menora’nın hikâyesini dinleyecektir. Şamdana dokunacak kutsallığı kalbinin en derininde hissedecek ve kavmi nazarında tarifsiz bir kudrete erişecektir. Acısız yerli yerinde ölümleri tadacak, deniz aşırı yolculuklar edecek, yaş almamış genç bir adama dönecektir.

Ancak tüm bu yaşananlar olup biterken Jojakim hala bir çocuktur. Ve bir çocuk kutsal bir emanete ne derece ciddiyetle yaklaşabilir. Muhakkak ki Stefan Zweig temelini hakikate dayandırdığı bir kurgu yaratmıştır. Ancak bir çocuğun gözünden yazmak hiçte kolay olmasa gerek. Hele ki kâinat olarak çocukluğumuzu nicelerdir kaybetmiş iken. Salça sürülmüş ekmekler yediğimiz vakitler Menora’nın kayboluşu kadar uzak iken.

Stefan Zweig Menora’yı bir söylence ile anlatır.

“Bu, yedi kollu bir şamdanın yazgısına dayandırılmış büyük bir söylencedir. Şamdan; Kudüs’ten Babil’e gitmiş, oradan bir şekilde dönmüş, bu defa Titus tarafından Roma’ya götürülmüş, sonra Vandallarca çalınıp Katarca ’ya götürülmüş, Belisarios Katarca’yı fethedince Bizans’a nakledilmiştir. Bu, dini öğeler taşıyan bir sanat eserinin yeryüzünde başına gelen muhtemelen en tuhaf yolculuk olduğu için, benim gözümde Yahudilerin sırlardır süregelen göçebeliğin sembolüdür. Tarih kayıtlarına göre, İustinianos şamdanı Kudüs’e yani bir Hıristiyan klişesine iade eder ve şamdan burada kaybolur. Benim söylencemde bu kayboluş, diriliş olasılığı taşıyan bir saklanıp muhafaza edilmeye dönüşür.”

            Tıpkı Yahudilerin tüm dünyayı sürgünlerle, kayboluşlarla, göçlerle arşınladığı gibi Menora da aynı yollardan geçmiştir. Daimi ışık anlamına gelen Menora bilimin devamlılığını ve sonsuzluğunu ifade eder. Evrenin ve ruhların aydınlığını simgeler. Bundan sebeptir ki lanetlenmiş bir kavim olan Yahudiler, ışıklarının, aydınlanmalarının ve kurtuluş olarak gördükleri Menora’nın peşinden sürüklenmişlerdir. Ve inanılır ki bir gün, rivayete göre Şİlo’ya gömülmüş Menora, gün yüzüne çıkacak ve üstünde mabetler yükselecektir.

İnceleme: Büşra Abacı

Kitabın adı: Gömülü Şamdan

Yazar: Stefan Zweig

Çeviren: Regaip Minareci

Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Basım: 5. Basım Mart 2017

Sayfa Sayısı: 110

ISBN: 9786053326168

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...