8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Meclis’in askıya alındığı, hükümetin düşürüldüğü Tunus’ta ne oldu?

Arap Baharı’nın başladığı Tunus’u derinden etkileyen ekonomik ve sağlık krizi devam ederken devletin zirvesinde beklenmedik bir ‘siyasi kriz’ patlak verdi.

Cumhurbaşkanı Kays Said, pazar gecesi geç saatlerde yayınladığı görüntülü mesajında, Anayasa’nın 80. maddesine dayanarak meclisin tüm yetkilerini 30 gün boyunca dondurduğunu, milletvekillerinin dokunulmazlığını askıya aldığını, mevcut Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden aldığını ve kendi atayacağı bir başbakanla yürütmeyi devralacağını duyurdu.

Said, Cumhurbaşkanlığı resmi Facebook sayfasından yaptığı açıklamada, “Anayasaya göre Tunus’u, devleti ve Tunus halkını kurtarmak için durumun gerektirdiği kararları aldım. Tunus tarihinde çok hassas anlardan geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in aldığı kararları destekleyen bir grup gösterici, Tunus sokaklarında kutlama yaptı. Said, başkentteki Habib Burgiba Caddesi’nde kutlama yapan grup ile görüştü.

Cumhurbaşkanı son haftalarda birçok kez siyasi krizi çözmek için harekete geçmek zorunda kalacağını ifade etmişti.

Ülkede başta başkent Tunus olmak üzere hükümet ve muhalefet partilerine yönelik kitlesel protestolar gerçekleştirilmiş, çıkan olaylarda başta Nahda Hareketi olmak üzere parti merkezlerine saldırılar düzenlenmişti.

Tunus’ta Nahda Hareketi yöneticilerinden Ali el-Arayyid, Nahda’nın parti merkezlerine saldırı düzenleyen grupların bazılarının finanse edildiğini ve siyasi taraflarca kullanıldığını, bazılarının ise Cumhurbaşkanı Kays Said’e yakın olduğunu belirtti.

Nahda hareketinin lideri Gannuşi, kararları ‘darbe’ olarak nitelendirdi

Said’in kararlarından sonra Katar merkezli El Cezire televizyonuna bir değerlendirmede bulunan Tunus Meclis Başkanı ve Nahda Hareketi Lideri Raşid Gannuşi ise, Cumhurbaşkanı’nın aldığı kararların yasal bir dayanağı olmadığını ve bir darbe niteliği taşıdığını belirterek, “Cumhurbaşkanını bu kararları geri almaya çağırıyoruz çünkü bu kararlar halkı karanlığa sürüklüyor” dedi.

Gannuşi, Said’in kararları üzerine, “Cumhurbaşkanının yasal bir dayanağı olmayan kararları, bir darbedir, anayasayla yorumlamak yanlıştır. Halkı demokrasiyi yeniden tesis etmek için barışçıl mücadeleye çağırıyoruz.” diye konuşmuştu.

Gannuşi'nin resmi facebook sayfası

Gannuşi: Biz hala görevimizin başındayız

Raşid Gannuşi, demokratik olarak seçilmiş parlamento ve hükümetin halen görevinin başında olduğunu belirtti.

Gannuşi, “Bu açıkça anayasal bir darbedir. Devrime, genel ve kişisel özgürlüklere karşı bir darbedir. Demokratik olarak seçilmiş parlamento, hükümet ve gerisi halen görevinin başında.” dedi.

Eski Tunus Cumhurbaşkanı: Bu gece yaşananlar bir darbe ve anayasa ihlalidir

Eski Tunus Cumhurbaşkanı Munsif el-Merzuki, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in aldığı kararların “darbe” olduğunu söyledi.

Merzuki, sosyal paylaşım sitesi Facebook hesabından yayımladığı görüntülü mesajında, Said’in dün gece geç saatlerde aldığı kararlara işaret ederek, “Bu gece yaşananlar bir darbe ve anayasa ihlalidir.” ifadesine yer verdi.

“Said, yemin ettiği anayasayı çiğnedi ve tüm yetkileri kendisine verdi ve kendisini yürütme organının başı (Başbakan) ve başyargıç olarak addetti” ifadesini kullanan Merzuki, darbe başarılı olursa ülkenin ekonomi ve sağlık açısından çok daha kötü bir duruma geleceği uyarısında bulundu.

Gannuşi parlamentoya alınmadı, binanın önünde bekliyor

Kays Said’in kararını duyurmasının ardından, Raşid Gannuşi parlamento binasına geldi. Meclis kapısındaki askerler, Gannuşi’nin içeri girmesine izin vermedi. Gannuşi’nin makam aracında meclis binasın önündeki bekleyişi sürüyor.

Nacer Talel/Anadolu Ajansı
Gannuşi’nin makam aracında meclis binasın önündeki bekleyişi sürüyor

Tunus’ta Nahda Hareketi destekçileri, başkent Tunus’taki parlamento binası önünde toplanarak Cumhurbaşkanı Kays Said’in aldığı kararları protesto etti. Milletvekillerinin girişine izin vermeyen güvenlik güçleri, parlamento binası çevresinde yoğun güvenlik önlemleri aldı.

Nahda Hareketine destek verenlerle, Said destekçileri başkent Tunus’taki Meclis binası önünde toplandı.

Emniyet güçleri ise taraflar arasında arbede çıkmaması için meclis önünde toplanan kalabalığa müdahale etti.

AA
Tunus Meclis binasının önünde iki grup arasında arbede çıktıAA

Türkiye: Tunus parlamentosunun faaliyetlerinin askıya alınmasından derin endişe duyuyoruz

Dışişleri Bakanlığı, Tunus’ta halkın iradesini temsil eden parlamentonun faaliyetlerinin askıya alınmasından derin endişe duyulduğunu ve ülkede anayasanın hükümleri çerçevesinde demokratik meşruiyetin en kısa sürede yeniden tesis edilmesinin temenni edildiğini belirtti.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “Tunus’ta Cumhuriyet Bayramı’nın kutlandığı 25 Temmuz 2021’de halkın iradesini temsil eden Meclisin faaliyetlerinin askıya alınmasından derin endişe duyuyoruz.” ifadesi yer aldı.

Tunus’un bölgede halkın beklentileri doğrultusunda yürütülen demokratik süreç bakımından örnek bir başarı öyküsüne sahip olduğu vurgulanan açıklamada, ülkenin bu müstesna konumunun ve demokratik kazanımlarının korunmasının Tunus için olduğu kadar bölge için de büyük önem taşıdığına dikkat çekildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bu bakımdan Tunus anayasasının hükümleri çerçevesinde demokratik meşruiyetin en kısa sürede yeniden tesis edilmesini temenni ediyoruz. Demokrasi yolunda bugüne kadar pek çok merhaleyi başarıyla aşan Tunus halkının, bu sınamanın da üstesinden geleceğine şüphe duymuyoruz. Türkiye, güçlü tarihi bağları bulunan Tunus’un ve kardeş Tunus halkının yanında yer almaya devam edecektir.”

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Tunus’ta seçilmiş parlamentoyu ve milletvekillerini görev yapmaktan meneden kararları anayasal düzene karşı darbe olarak niteleyerek, “Tunus halkı, anayasal düzene ve hukuka sahip çıkacaktır.” dedi.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...