7 Kasım 2026
9.5 C
İstanbul

Mazlum Kobani: Esad rejimi daha çözüme hazır değil, SDG olarak da, Türkiye-PKK savaşında taraf değiliz

SDG Genel Komutanı Kobani, “Türkiye ile olan farklılıklarımızı diyalog yoluyla çözmek istiyoruz. DSG olarak Türkiye ile PKK arasındaki savaşta taraf olmadığımızı defalarca dile getirdik. Onlarla her türlü görüşmeye hazırız” dedi.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Kobani, Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nden Baraa Sabri’ye bir röportaj verdi.

Rojava ve bölgedeki gelişmeler üzerine sorulan soruları yanıtlayan Kobani, Rojava Özerk Yönetimi ile SDG’nin ABD, Türkiye, Suriye rejimi ve Suriye muhalif gruplarla ilişkilerine ilişkin konuştu.

“Rejim çözüme hazır değil”

Kobani’ye “Şam hükümetiyle ilişkiniz nasıl?” sorusunu “Rejimle ilişkilerimiz kesintisiz devam ediyor ve aramızdaki mevcut farklılıkları gidermek istiyoruz. Esad rejiminin şu anda çözüme hazır olmadığı sonucuna vardık. Rejim, ‘kazanan’ bir konumdaymış gibi konuşuyor ve kendi pozisyonundan 2011’deki statükoya sahipmiş gibi kararlarını dayatıyor” şeklinde yanıtladı.

“Geçmişe asla dönmeyiz, anayasal olarak kabul edilmemiz lazım”

Rejimin henüz kendilerini tanımaya hazır olmadığını kaydeden SDG Genel Komutanı Kobani, “Geçmişe dönüşü asla kabul etmiyoruz. Özerk Yönetim 10 yıldır var ve bunu anayasal olarak kabul etmeleri gerekiyor. Ayrıca SDG ve Asayiş’i kastederek söylüyorum; rejim her ikisini de tanımalı. Ancak rejim henüz bu adımı atmaya hazır değil” değerlendirmesinde bulundu.

SDG Genel Komutanı Mazlum Kobani (Foto: Ajanslar)

“Uluslararası baskı olmadan çözüm olmaz”

Çözüm için uluslararası baskının gerekli olduğunun altını çizen SDG Genel Komutanı Kobani ayrıca “Aynı şekilde, uluslararası taraflar Esad rejimine sürekli baskı uygulamadan bir çözüme ulaşılamaz. Fırat’ın Doğusu ile Batısı arasında uluslararası sponsorlukla bir anlaşma yapılması durumunda Suriye’deki tüm sorunların zamanı gelince çözüleceğine inanıyoruz” diye ekledi.

SDG’nin Suriye’deki muhalif gruplarla ilişkileri konusunda ise Kobani, “Muhalefetle ilişkilerimiz parlak değil, özellikle muhalefet Türkiye ile anlaşıp Türkiye’nin Afrin, Serkaniye ve Tel Abyad’ı işgal etmesini istedikten sonra” dedi.

“Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile hiçbir sorunumuz yok”

Sabri’nin “Kürtler olarak, özellikle PKK üyeleri ile Kürdistan Bölgesi’ndeki Peşmerge güçleri arasındaki çatışmalar göz önüne alındığında, başlıca Kürt güçleriyle (Erbil’le) ilişkileriniz nasıl?” şeklindeki sorusuna ise Mazlum Kobani cevaben bugüne kadar Kürtler arası bir çatışma durumunun olmadığını, Kürtlerin sorunlarını diyalogla çözdüğünü söyledi.

Kobani, Kürdistan Bölgesi ile ilişkilere dair sorulan soruya şu şekilde yanıt verdi:

“Bizim Kürdistan Bölgesi ile hiçbir sorunumuz yok, hükümetiyle ilişkilerimiz var ve herkesle, yani tüm partiler ve liderleriyle ilişkiler kurmaya çalışıyoruz. Ancak, anlaşmazlıkların sıklığı son zamanlarda arttı. 20 yıldır Kürtler arasında hiçbir savaş olmadı. Kürtlerin birlik sağlayamadığı doğru olmakla birlikte, iç savaşlara da sürüklenmediler. Arap Baharı’nın başlangıcından beri herkes herkesle savaşıyor ve her yerde iç savaş patlak verdi. Ancak Kürtler arasında çatışma çıkmadı. Kürtler farklılıklarını diyalog yoluyla çözüyor. Kürt kanı dökmek yasaktır. Bu son dönemde bu yönde tehlike işaretlerinin olduğu doğru, ancak bu silahlı bir çatışmaya dönüşmedi.”

“SDG olarak Türkiye ile PKK arasındaki savaşta taraf olmadığımızı defalarca dile getirdik”

“Türkiye ile ‘barış’ yapılması umudu var mı?” sorusunu ise “Genel olarak, Türkiye ile olan farklılıklarımızı diyalog yoluyla çözmek istiyoruz. SDG olarak Türkiye ile PKK arasındaki savaşta taraf olmadığımızı defalarca dile getirdik. Onlarla [Türkiye] her türlü görüşmeye hazırız. Ankara hükümetinin temel sorunu, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Devlet Bahçeli liderliğindeki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) arasındaki mevcut yakınlaşmanın Kürtlere savaş açmayı hedeflemesidir. Suriye’deki Kürt varlığını reddediyorlar. Ancak bu saldırgan yaklaşımın uzun sürmeyeceğini düşünüyorum. Şu anda zayıflıyorlar, iç ve dış baskılardan sonra bir sonraki adımı (diyalog) atacaklarını düşünüyorum” şeklinde cevapladı. 

“Siyasi çözüme kadar ABD’nin kalmasını istiyoruz”

Kobani, ABD’nin Rojava ve Suriye’de kalmasıyla ilgili olarak ise, “ABD ordusundan sonsuza kadar burada kalmasını ya da bizi korumasını istemiyoruz. Bunun yerine onlara siyasi bir çözüme ulaşılana kadar kalmaları gerektiğini söylüyoruz. Evet, IŞİD’i yendik ama IŞİD’e karşı savaş devam ediyor. IŞİD’e karşı durmak için siyasi bir çözüme ulaşmamız gerekiyor. Kısacası Amerika’nın burada kalmasını siyasi bir çözüme ulaşmak için zemine dönüştürmek istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Son Haberler

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Zeydi, ABD Başkanı Trump ile görüştü

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile ABD Başkanı Donald Trump,...

Talabani: Kürdistan hükümetinden çekiliyoruz

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafıl Talabani’den beklenen açıklama...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...