7 Kasım 2026
9.5 C
İstanbul

Mazlum Kobani: Eğer saldırı olursa SDG ve halk olarak direnişe hazırlanıyoruz, zor bir savaş olacak

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Suriye ve Rojava’ya yönelik operasyon yapacakları’ yönündeki sözlerini değerlendiren SDG Genel Komutanı Mazlum Kobani, bu sözleri ciddiye aldıklarını belirterek “Uzun bir süredir bu savaş ve öz savunma için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Serekani ve Gire Spi’de yaşananlardan sonra biz direnişe hazırlanıyoruz, öncekinden daha güçlüyüz. Halk bizimle birlikte direnecek. Sert, zor bir savaş olacak. Türkiye’nin kazanacağına inanmıyorum. Biz bütün sorunları diyalog ile çözme taraftarıyız ancak saldırı olursa direneceğiz” dedi.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Kobani, verdiği röportajda Türkiye’nin operasyon yapacağı yönündeki sözlerini ve bölgedeki son gelişmeleri değerlendirdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Haziran’da yaptığı konuşmada, Menbiç ve Til Rıfat’ı hedefleyeceklerini açıklayarak “Güney sınırlarımızı korumada 30 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturma kararımızın yeni bir safhaya geçiyoruz. Til Rıfat ve Menbiç’i teröristlerden temizliyoruz” demişti.

“Direnişe hazırlanıyoruz, zor bir savaş olacak”

Erdoğan’ın bu sözlerini ciddiye aldıklarını belirten Kobani, “Erdoğan’ın tehditlerini ciddiye alıyoruz. Sadece şu an değil, önceki seferlerde de ciddiye almıştık. Son iki yıldır Erdoğan iç siyasette yaşadığı siyasi çıkmazlara karşı bölgeye saldırarak faydalanmak istiyor. Tehditlerinde gayet ciddiler. Eğer tarafları ikna ederlerse ve alt yapısını bulurlarsa saldırırlar. SDG olarak uzun bir süredir bu savaş ve öz savunma için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Serekani ve Gire Spi’de yaşananlardan sonra biz direnişe hazırlanıyoruz, öncekinden daha güçlüyüz. Halk bizimle birlikte direnecek. Sert, zor bir savaş olacak. Türkiye’nin kazanacağına inanmıyorum. Biz bütün sorunları diyalog ile çözme taraftarıyız ancak saldırı olursa direneceğiz” dedi.

“Birçok sorunu beraberinde getirecek”

Kobani, yeni olası operasyonlarla beraber birçok sorunun ortaya çıkacağını belirterek şöyle devam etti:

“Türkiye güvenlik kaygısı diyor. Ancak Türkiye daha önce girdiği yerlerde güvenlik adına bir şey bırakmadı. Bunu Afrin’de gördük. İnsanların hepsi göç etmek zorunda kaldı. Her gün insan hakları ihlalleri yaşanıyor. Menbiç’te 300 binden fazla göç etmiş insan yaşıyor. Türkiye’nin saldıracağız dediği bölgelerde 2 milyon insan yaşıyor ve yarısı mülteci. O bölgelerde insanların huzuru bozulacak ve insanlar göç etmek zorunda kalacak.

Bölgelerde birçok kamp var. O kampların bazılarında IŞİD’li kişilerin aileleri var. Bu tarz bir saldırıda o kampların güvenliğini alamayabiliriz. Bu saldırılar sadece o bölgelerde değil Suriye’nin tamamı ve çevre ülkelerde birçok sorunu beraberinde getirecek.”

“IŞİD ile mücadele etmek ikinci plana alınır”

Olası bir operasyondan en fazla IŞİD’in destek sağlayacağını aktaran Kobani, şu ifadeleri kullandı:

“IŞİD daha bitmedi. Yeni saldırılar için zaman kolluyor. Gire Spi ve Serekani gibi yerler onların eğitim gördüğü ve faydalandığı yerler. Şimdi bir saldırı olursa IŞİD faaliyetlerini arttırır.

Bu saldırı teröre büyük bir destek sağlar. Biz SDG ve diğer dostlarımız IŞİD’e karşı mücadelemizde yara alırız. NATO’nun büyük bir silahlı gücü saldırırsa bizim için IŞİD ile mücadele etmek ikinci plana alınır. Sonuçta bu saldırılar ile birlikte IŞİD daha fazla güçlenir.”

“Suriye’de yaşananlar ile alakalı olan herkes ile diyaloğumuz var”

MA’nın içeriğini aktardığı röportajda tüm taraflarla diyalog içinde olduklarını ifade eden Kobani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Uluslararası güçler daha gür ve görünür bir şekilde Türkiye’ye karşı seslerini yükseltmeli. Daha önce bazı antlaşmalar yapıldı ve biz üzerimize düşeni yaptık. Türkiye de üzerine düşeni yapmalı. 8 Haziran’da Türkiye ve Rusya Dış İşleri Bakanları arasında bir görüşme olacak.

Rusya bu saldırılara izin vermeyeceğini belirtti. Bu konuda Amerika ile görüşmelerimiz var. Onlar da saldırılara karşı. Bunu daha gür bir sesle dile getirmeliler. Biz sorunların diyalog ile çözülmesi taraftarıyız. Eskiden bu böyleydi.

İşgal altında olan yerler için de bu böyle. Halkımızın evlerine dönmelerini istiyoruz. Biz çözümsüzlüğün artmasından yana değiliz. 10 yıldır savaş var ve bu savaş sorunlara çözüm olmadı. Herkes diyalog yolunu seçmeli. Savaş isteyenlerin başında Türkiye var ve ona karşı tavır alınmalı. Suriye’de çözüm isteyen biziz. Savaşı derinleştirmek isteyenlere karşı herkes tavır almalı.

Biz herkes ile diyalog içindeyiz. Suriye, Koalisyon, Rusya, Suriye’de yaşananlar ile alakalı olan herkes ile diyaloğumuz var. Suriye hükümetinin de burada rolü önemli. Hedeflenen Suriye devletinin toprak parçası. Eskiden Türkiye ‘bizim hedefimizde bir grup var, sonra o toprakları Suriye devletine bırakacağız’ derdi ancak bu böyle olmadı. Türkiye işgal ettiği topraklardan çıkmayıp toprakları kendine bağlıyor. Suriye’de yaşayan herkes buna karşı olmalı ve tavır almalı.”

Son Haberler

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Zeydi, ABD Başkanı Trump ile görüştü

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile ABD Başkanı Donald Trump,...

Talabani: Kürdistan hükümetinden çekiliyoruz

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafıl Talabani’den beklenen açıklama...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...