8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Mazlum Abdi, Ahmed Şera ile stratejik konularda anlaşmaya vardıklarını söyledi

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, ANHA’ya verdiği özel röportajda Suriye’deki son gelişmeler, HTŞ ile yürütülen görüşmeler ve Kürt güçleri arasındaki birlik çalışmalarına dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

SDG komutanı, bir yandan askeri direnişin sürdüğünü, diğer yandan da diplomatik çalışmaların devam ettiğini belirterek, “Süreç bu şekilde devam ederse başarıyla sonuçlanacağına inanıyoruz” dedi. Tişrîn Barajı’ndaki direnişin yeni bir sürece taşıyacağını vurgulayan Abdi, uluslararası koalisyon ve diğer güçlerin Türkiye’ye baskı yaparak saldırıların durdurulması gerektiğini ifade etti.

Ahmed Şera ile kritik görüşmeler

Suriye’nin yeni yönetimi ile ilişkilere dair detaylı açıklamalarda bulunan Abdi, son dönemde yapılan görüşmelerde önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirtti. Suriye’nin mevcut hükümetinin başkanı Ahmed Şera ile gerçekleştirilen uzun görüşmelerde stratejik konularda mutabakat sağlandığını açıklayan Abdi, şu önemli başlıkları paylaştı:

“Suriye’de tek bir ordunun olması ve SDG’nin bu ordunun parçası olması konusunda prensipte anlaşma sağlandı. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve parçalanmanın reddedilmesi konularında görüş birliğine varıldı. Diyalog sürecinin güçlendirilmesi ve siyasi çözüm konusunda ortak irade ortaya kondu. IŞİD’le mücadele ve Hol Kampı gibi kritik konularda işbirliği yapılması planlanıyor. Til Koçer ve Kamişlo sınır kapılarının açılması için çalışmalar yürütülecek.”

Abdi, bazı konularda görüş ayrılıkları bulunsa da bunların diyalog yoluyla çözülebileceğine inandıklarını vurguladı. “Hızlı hareket etmek olumsuz sonuçlar doğurabilir. Sağlam temellere oturtmak için adım adım ilerlemeyi tercih ediyoruz” dedi.

“SDG ve HTŞ arasında savaş isteyenler başarısız olacak”

SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, bazı iç ve dış güçlerin DSG ile HTŞ arasında çatışma çıkarmak istediğini, ancak bunun başarılı olamayacağını açıkladı. Abdi, çatışma çağrılarının açıkça yapıldığını, hatta Şam’daki Emevi Meydanı’nda bile bu yönde propagandalar yürütüldüğünü belirtti.

“Savaşın çıkması durumunda en büyük zararı Suriye görür. Ayrıca uluslararası güçlerin bölgedeki çıkarları da zarar görür” diyen Abdi, hem SDG hem de HTŞ’nin diyalog ve ulusal projelerden yana olduğunu vurguladı.

Erbil temasları ve Kürt birliği çalışmaları

Kürt güçleri arasındaki birlik çalışmaları kapsamında Erbil’e gerçekleştirdiği ziyareti değerlendiren Abdi, şu önemli noktalara dikkat çekti:

“Erbil ziyareti dışında herhangi bir görüşme olmadı ama Kürdistan Bölge Başkanı Neçirvan Barzani ile telefon görüşmemiz oldu. Sizin de bildiği üzere KYB Başkanı Bafil Talabani ile irtibatımız sürüyor. Bu dönem herkes için, özellikle de Kürtler için yeni bir dönem. Dolayısıyla mevcut dönemde Kürt birliğinin gerçekleşmesinin gerekliliği her dönemdekinden daha da önemli bir hal almıştır ki adım atılabilsin. DSG olarak sadece Kürt halkıyla değil, Kuzey ve Doğu Suriye’nin tüm bileşenleriyle ilgiliyiz.”

Abdi bu konuda şunları dile getirdi:

“Bazı kesimler Kuzey ve Doğu Suriye meselesine, özellikle yalnızca Kürt konusunu üzerinden değerlendirmek istiyor. Bu doğru değil. Bölgenin tüm bileşenleriyle birlikte aynı mevzide savunmamızı yapıyoruz ve bütün bileşenlerin kanları aynı mevzide aktı. DSG, bölgenin tüm bileşenlerinden oluşuyor. Suriye’nin geleceğinde, Kuzey ve Doğu Suriye’nin tüm bileşenlerinin haklarını güvenceye alma mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu çerçevedeki girişimlerimiz de sürecek.

Fakat bu şu demek değildir ki Kürt sorununu bir kenara bırakalım. Kürtler bu süreçte güçlerini ne kadar gösterir, ne kadar birleşirse, bizler de amaçlarımıza o kadar ulaşır ve kazanımlarımızı koruruz.

“Kürdistan Bölgesi’nin tutumu olumluydu”

Kürdistan Bölgesi’nin tutumu olumluydu ve Şam yönetimiyle görüşmelerimizde Rojava’ya, Kuzey ve Doğu Suriye’ye destek olmak istiyorlar.

Önümüzdeki günlerde Rojava’daki Kürt siyasi taraflar bir toplantı düzenlemesi gerek. Rojava’daki Kürt güçleriyle önümüzdeki günlerde bir araya gelip, Rojava’daki Kürtler için ortak bir siyasi tutum ve program ortaya koymak; birlik oluşturmak için çabalayacağız. Böylece Şam’daki görüşmelerimize, Özerk Yönetim ve DSG’nin Kuzey ve Doğu Suriye konusundaki duruşuna destek olunmuş olacaktır. Bu bağlamda temaslarımız sürecek.

“Diyaloğun amacı ortak bir heyetle Şam’a gitmek”

Beklentimiz toplantıların gündemini belirlemek, tüm kesimlerle bir araya gelmek ve bu esaslar üzerine masaya oturmak. Taleplerimizi bir yapmalı ve ne istediğimizi ortaya koymalıyız. Diyalogların başlıca amacı, Rojava adına birleşik bir heyet oluşturarak Şam’a gitmek ve hak talebinde bulunmaktır. Kürdistanî güçlerin ittifaka varacağı inanıyorum. Biz de sonuna kadar bu konudaki girişimlere destek olacağız. En kısa zamanda bu görüşmelere başlamayı düşünüyoruz.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...