8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Kürtlerin elindeki siyasi silah: Petrol

Kürt bölgesinde bulunan petrol kuyuları, Kürtlerin Suriye’de otonomiye kavuşmaları için stratejik bir kart olarak Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) elinde bulunuyor.

Suriye’nin batısında bulunan Deirezzor kentindeki petrol kuyularında çalışan Kamışlı doğumlu petrol mühendisi Ekrem Hasan, Beşar Esad döneminde Deirezzor’daki petrol kuyularından elde edilen kazancın Esad dışında kimseye fayda sağlamadığını belirterek o dönemi şu sözlerle özetliyor:

“Deirezzor’daki petrol kuyuları bir zamanlar uluslararası şirketlerinin odak noktasıydı. Petrol kuyularından elde edilen gelirler, Suriye hükümetinin hazinesine akıyordu ancak bu gelirden hiçbir Suriye vatandaşı faydalanmıyordu”

Deirezzor’da bulunan petrol kuyuları şu anda SDG ve müttefiki ABD askerinin kontrolünde.

Suriye hükümetinin kontrolündeyken bölgedeki petrol kuyularından elde edilen gelirin Esad yönetiminin hesaplarına aktığı belirtiliyor.

Rudawa’ın çeviri haberine göre, CNBC’ye konuşan Ekrem Hasan, “Suriye halkı söz konusu petrol gelirlerinden bir kazanç görmüyordu. Oradan elde edilen gelir doğruda rejimin cebine iniyordu” dedi.

İşin ilginç tarafı da Deirezzor’da çalışan üst düzey yetkililerin çoğu Beşar Esad’ın doğduğu ve en fazla hâkimiyetinin bulunduğu kent Lazkiyeli olmalarıydı.

“Arap petrolü Arapların”

Deirezzor’da çalıştığı dönemde Esad’ın hemşerileri kendisiyle dalga geçtiğini ‘Arap petrolü Arapların’ dediklerini ifade eden Hasan, bunun gerçekte de doğru olacağını hiç düşünmediğini söyledi.

Yıllar sonra Suriye’de ayaklanma ve akabinde yaşanan iç savaşla birlikte ülkedeki coğrafi konumlar savaş sahneleri olmaya başladı. Bölgedeki petrol kuyuları yaklaşık 3 yıl boyunca IŞİD’in mali kaynağını temin ediyordu. Amerikan kanalının hazırladığı rapor haber göre, IŞİD günlük 30 ila 40 bin varil petrol çıkartıyor 2 ile 3 milyon dolar gelir elde ederek oradan kazandıklarını hazinesine ekliyordu. 

Suriye’de 8 yıl önce başlayan ve şu ana kadar devam eden iç savaştan dolayı ülke ekonomisini çökmüş durumda. Büyük ekonomiye sahip küresel ve bölgesel ülkeler, Suriye ekonomisinin bir kez daha kalkınmasına müsaade etmeyeceği gibi görünüyor.

ABD istihbaratı CİA’in Factbook raporuna göre, geçtiğimiz 8 yılda Suriye’nin yerli üretimi yüzde 70 azaldı, işsizlik oranı yüzde 50’i geçti. Ülkenin yıllık bütçesi 2010’da yaklaşık 16 milyar dolarken 2017 yılında 1.16 milyar dolara geriledi.

Bölgedeki petrol kuyuları şu an SDG’nin kontrolünde ve geliri Rojava özerk yönetimi tarafından yönetiliyor. Türkiye’nin 9 Ekimde başlattığı operasyondan önce, Suriye topraklarının yüzde 30’u DSG’nin kontrolündeydi.

2015 yılında kurulan Suriye Demokratik Güçleri, 2017 yılında Suriye’nin batısında IŞİD’in kontrolünde bulunan petrol kuyularının kontrolünü sağladı. Oradan elde edilen gelirin bir bölümü özerk yönetimin savaş ve hizmet giderlerini diğer bölümleri de Rojava’daki memur maaşlarını karşılıyor.

Suriye’nin hakimiyetindeki petrol kuyuları

Suriye’de ekonomi uzmanı Kerem Şaar, CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Uluslararası standartlara göre değerlendirme yapacak olursak Suriye’nin petrol üretimi az ancak ülkedeki ekonomik durumu göz önünde bulundurursak az olması kadar büyük öneme sahip” dedi.

Suriye’deki kriz başlamadan önce ülkenin batısında çıkarılan günlük ham petrol 375 bin varil iken şuan günlük 10 bin varile geriledi.

Halep asıllı olan Kerem Şaar’ın açıklamalarına göre, Esad’ın kontrolündeki bölgelerde günlük 60 varil petrole ihtiyaç duyuluyor. Söz konusu ihtiyacın yüzde 95’i İran tarafından temin ediliyordu.

Son dönemlerde ABD tarafından İran’a karşı uygulanan yaptırımlardan dolayı, Tahran yönetimi müttefiki olan Suriye’ye yeterince petrol sağlayamadığı görülüyor.  

Suriyeli araştırmacılar, Suriye yönetiminin elinde bulunan bütçe ile ülkenin kalkınmasının mümkün olmayacağını savunuyor. Özellikle petrol yataklarındaki günlük üretim kapasitesinin artırılması kuyuların onarımdan geçmesi gerektiğini bu sürecin ise uzun yıllar alabileceğini söylüyor.

Suriye’deki iç savaş petrol üretiminin altyapısını çökertti. Ülkedeki tarafların elinde yeterli sermaye olmamasından dolayı sektörü bir türlü ayağa kaldırılamadı. İç savaştan dolayı ülkede birçok yönetim bölgesi bulunuyor bunları her biri kendi içinde bağımsız bir ekonomisi var. Bu durumda hazır hale getirilmiş petrolün Suriye içindeki sevkiyatı önünde büyük engel teşkil ediyor.

İtalya’da bir siyaset ve araştırama merkezinde Ortadoğu uzmanı olarak çalışan Yucino Dakirma CNBC’ye verdiği mülakata, “Suriye rejimi elinde petrol olsun ya da olmasın hiçbir zaman ülkenin gelişmesi için yerli kaynakları kullanamıyor. Ancak devlet kurumlarını ayakta tutanlar için petrol gelirlerinden faydalanabilir. Bu durumda tabi ki rejim güçleriyle savaşan tarafların kendisine sırt çevirmemesi için para vermek zorunda” dedi.

SDG ile ABD ilişkileri gölgesinde Rojava!

ABD’nin bölgedeki varlığı hem Suriye yönetiminin hem de Rusya’nın hareket alanlarını büyük oranda kısıtlıyor. Beyaz Saray daha önce iki kez ABD askerlerinin SDG’nin kontrolünde bulunan bölgelerden çekileceği yönünde karar verdi ancak daha sonra askerlerin bölgede kalacaklarını duyurmuştu.

ABD’nin Kürt bölgesinden çekileceği yönünde verdiği kararlar hem Kürt yönetimi hem de Avrupa ülkeleri nezdinde güvensizliğe yol açtı. ABD yönetiminin Ekim ayında çekileceğini açıklamasının ardından SDG Washington yönetiminden Esad ya da Ruslarla anlaşmaya varıncaya kadar bir süre istedi.

Brookings Araştırma enstitüsünde çalışan Michael O’Hanlon göre, ABD sadece ekonomik anlamda Esad üzerinde hâkimiyeti söz konusu.

Petrol uzlaşmak için SDG’nin elindeki önemli kartlardan bir tanesi, dolaysıyla ileride petrol dağıtımı üzerinde yapılacak her hangi bir anlaşma karşılığında, Kürt yönetimi rejimden otonomi talep edebilir.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...