8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

KCK’den orman yangınları açıklaması

KCK, Ege ve Akdeniz’deki orman yangınlarının Kürtlerin ve PKK’nin üzerine yüklenmesine tepki göstererek, “Bu haberler tamamen yalandır ve özel savaş uydurmasıdır” açıklaması yaptı. Kürdistan Topluluklar Birliği (Koma Civakên Kurdistan-KCK), Türkiye’deki orman yangınlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) geçtiği habere göre KCK, yangınlardan Kürtlerin ve PKK’nin sorumlu tutulmasına tepki gösterdi. Orman yangınları için “felaket hali” vurgusu yapılan açıklamada, “Yangınların bir an önce söndürülmesini bekleyen tüm Türkiye halklarına geçmiş olsun diyor, acıları ve üzüntülerini paylaşıyoruz” denildi.  

PROVOKATİF AÇIKLAMALAR 

Yangınların Kürtler tarafından çıkarıldığı yönündeki açıklamaların provokatif olduğu altı çizilen açıklamada, “Hatta PKK’liler yapmış denilerek şovenizmle zehirlenmiş topluluklar Kürtlere saldırtılmaktadır. Öyle ki, bazı yerlerde linç etmek ve öldürmek için Kürt avına çıkılmıştır. Kürtlerin ve PKK’nin bu yangınları çıkardığı haberlerinin yayılması Kürtlere ve demokrasi güçlerine karşı savaş yürüten özel savaş güçlerinin işidir. Onların yönlendirmesiyle böyle haberler yapılıp Türkiye’de Kürtlere yönelik saldırılar teşvik edilmektedir. Yakın zamanda Kürtlere yönelik linç ve katliamlar yapılması ile bu saldırılar aynı amaçlıdır. Kürtler iradesi kırılarak Kürtlüğünden vazgeçirilmek, özgürlük ve demokrasi için mücadele edemez hale getirilmek istenmektedir” denildi. 

HALKIN ÖFKESİNİ SAPTIRMAK 

Açıklamada, AKP-MHP hükümetinin fazlaca teşhir olduğu ve toplumsal desteği en aza indiği belirtilerek, AKP-MHP iktidarının ve özel savaş organlarının halkın öfkesini saptırmak için yangınları Kürtlere yüklemeye çalıştığı vurgulandı. Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: “Cumhurbaşkanı ve hükümet için onlarca uçak ve helikopter alan, 1001 odalı saray yaptıran, yüzlerce savaş uçağına sahip olan, ama yangın uçakları için para bulamayan bu iktidar her zaman olduğu gibi iktidarını ayakta tutmayı toplumu kutuplaştırma, Kürt düşmanlığı ve savaşta görmektedir. Hükümet, kendi politikaları sonucu ortaya çıkan bu tür afetleri çarpıtarak gerçeklerin üstünü örtmeye çalışmaktadır. Kürtlere yönelik tüm saldırılar ırkçı faşist politikalardan kaynaklandığı halde toplum içi anlaşmazlıklar, deyip bu saldırıları normalleştirmekte ve meşrulaştırmaktadır. Konya’da katledilenlerin Mayıs ayında yapılan ve birçok ağır yaralanma yaratan ilk saldırı sonrası kendilerine saldıranların biz ülkücüyüz, sizi ortadan kaldırırız, yönlü ifadeler vermelerine rağmen saldırganlar tutuklanmayarak gereken tedbirler alınmamıştır.” 

TAMAMEN YALAN 

“Yangınların Kürtler ve PKK’liler tarafından çıkarıldığı yönündeki haberler tamamen yalandır ve bir özel savaş uydurmasıdır” denilen açıklamada, şöyle devam edildi: “Bu yalanla faşist hükümetin ekoloji karşıtı uygulamaları ve bu yönlü işlediği suçlar örtülmeye çalışılmaktadır. Öte yandan AKP-MHP iktidarı bu tür haberler yaparak Türkiye halklarıyla Kürt halkının demokrasi ve özgürlük mücadelesinde bir araya gelmesini engellemek istemektedir. AKP-MHP iktidarı Kürt halkıyla Türkiye halklarının buluşmasında kendi sonlarını görmektedirler. Bu nedenle çeşitli provokasyonlar yaparak 1955’te Müslüman olmayanların mallarına el konularak Türkiye’den sürülmesine yol açan 6-7 Eylül olaylarını günümüzde Kürtler üzerinde denemek istemektedirler.” 

OMUZ OMUZA MÜCADELE 

Türkiye halklarını birbirine düşürmenin ağır bir suç olduğu vurgulanan açıklamada, “Halkımız ve Özgürlük Hareketimiz yaşadığı toprakları ortak vatan olarak görmekte, bu ortak vatanda kardeşçe, özgür ve demokratik yaşamı arzulamaktadır. Tüm Türkiye halklarını, demokrasi güçlerini Kürtleri düşman görüp ve hedef gösteren bu faşist güçlere ve saldırganlara karşı Kürt halkıyla birlikte omuz omuza mücadele vermeye, AKP-MHP iktidarından kurtulup Demokratik Türkiye ve Özgür Kürdistan’ı yaratmaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Kaynak-Mezopotamya Ajansı

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...