8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Katalanlardan İspanya’ya karşı yeni hamle

Katalan Parlamentosu’nda ayrılıkçı girişimlere öncülük eden Katalonya için Birlik (JxCat), Katalonya Cumhuriyetçi Solu (ERC) ve Halk Birliği Adaylığı (CUP) partilerinden milletvekillerinin oylarıyla kabul edilen kararlardan birinde Katalonya’daki İspanyol jandarması birimlerinin çekilmesi istendi.

Parlamento ayrıca, İspanya hükümetinin Katalonya’daki temsilcisi Teresa Cunillera’nın da istifasını talep etti.

Ayrıca “Yara alabilecek sosyal, siyasi ve sivil hakların savunulmasında kurumları araç olarak kullanmak ve sivil itaatsizlik meşrudur” ifadesinin yer aldığı bir karar da Katalan Parlamentosu’nda kabul edildi.

Parlamentonun geçmişte aldığı bağımsızlık yanlısı kararlarının “esas kabul edilmesi” vurgulanan karar metninde, “İspanya Devleti kurumlarının ve özellikle Anayasa Mahkemesi ile Yüksek Mahkemenin antidemokratik önerilerinin reddedildiği” belirtildi.

Bağımsızlık referandumu yerine bu zamana kadar olduğu gibi “kendi geleceğine karar verme hakkı” ifadesini kullanarak bu talebini yineleyen Katalan Parlamentosu, yargılanan 9’u tutuklu 12 Katalan siyasetçinin hüküm giymeleri halinde “af yoluyla bu kişilerin özgürlüklerine kavuşmasının yolunun aranacağını” kabul eden diğer bir karara da onay verdi.

7 TUTUKLAMA

Öte yandan, Katalonya’da sivil bağımsızlık girişimlerinde şiddet içerikli eylemler yapan Cumhuriyeti Savunma Komitesi’ne (CDR) bağlı olan ve gözaltına alınan 9 kişiden Ulusal Mahkeme’ye çıkarılan 7’sinin “terörizm” suçuyla tutuklanarak cezaevine gönderilmelerine Katalan Parlamentosu’ndan sert tepki geldi.

7 kişinin tutuklanması kararı, Katalonya Özerk Parlamentosu’ndaki bağımsızlık yanlıları ve İspanya’nın birliğini ve bütünlüğünü savunan milletvekilleri arasında sert tartışmalara neden oldu.

KATALONYA SORUNU VE REFERANDUM SÜRECİ

İspanya’nın doğusundaki Katalonya bölgesinde bağımsızlık yanlısı girişimlerde son yıllarda görülen artışın en önemli sebebi, 2006 yılında dönemin sosyalist hükümetinin girişimleriyle Katalonya’ya tanınan genişletilmiş özerlik haklarının 2010 yılında Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesi oldu.

Katalanlar, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını protesto etmek için ilk büyük gösteriyi 2010 Haziran ayında Barcelona’da yaparken, daha sonraki tarihlerde bu gösteriler Diada ile birlikte organize edildi.

Katalan siyasetçiler, bağımsızlık referandumuna yönelik ilk girişimini 9 Kasım 2014’te yapmıştı. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına rağmen gerçekleştirilen ve katılımın yüzde 37’de kaldığı halk oylamasında yüzde 80 “bağımsız bir Katalonya’ya” “evet” demişti.

Söz konusu halk oylamasının yasa dışı olmasına rağmen gerçekleştirilmesinden dolayı dönemin Katalonya Özerk Hükümet Başkanı Artur Mas ve iki Katalan bakana 2 yıla kadar kamu görevinden men cezası verilmişti.

Siyasi partilerin koalisyonundan oluşan Katalan hükümetinin İspanyol devletine meydan okuyan ikinci bağımsızlık yanlısı girişimi ise 1 Ekim 2017’de oldu.

İspanya Anayasa Mahkemesi tarafından yasa dışı ilan edilmesine rağmen 1 Ekim 2017 tarihinde Katalonya’da yapılan bağımsızlık referandumuna katılım yüzde 43 olurken, oy kullananların yüzde 90’ı bağımsızlığa “evet” dedi.

Yasa dışı olan referandumu organize etmekten ise 12 Katalan siyasetçi ve sivil toplum örgütü lideri 12 Şubat-12 Haziran tarihlerinde Madrid’deki Yüksek Mahkeme’de yargılandı.

Davada yargılanan tutuklu 9 ve serbest 3 sanık hakkında “anayasal düzeni kısmen ya da tamamen şiddet yoluyla yıkmak”, “kanunun uygulanmasına engel olmak”, “devlet kurumlarına itaatsizlik” ve “kamu malını kötüye kullanmak” suçlarından 7 ila 25 yıl hapis cezaları isteniyor.

Yüksek Mahkemenin en geç ekim ayı sonuna kadar kararını açıklaması bekleniyor.

İspanya’da 28 Nisan erken genel seçimi ve 26 Mayıs yerel seçimlerinde, tutuklu sanıklardan 4’ü milletvekili, 1’i senatör, 1’i de belediye meclis üyesi seçilse de davadan dolayı bu hakları dondurulmuştu.

Ayrıca İspanya’da haklarında arama ve tutuklama emri bulunan eski Katalonya özerk yönetim hükümeti başkanı Carles Puigdemont’un da aralarında olduğu 5 Katalan siyasetçi, iki yıldır ülke dışında yaşıyor.

Puigdemont ve Antoni Comin 26 Mayıs’taki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde parlamenter seçilmesine rağmen haklarındaki tutuklama kararından dolayı İspanya’ya gelerek mazbatalarını almamışlar ve Avrupa parlamenteri olamamışlardı.

İspanya’nın mevcut durumda en büyük sorunu olan Katalonya meselesi, ülkedeki siyasi belirsizliğin ve hükümet kurulamamasının nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...