8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

IŞİD yeniden harekete mi geçiyor?

Arap coğrafyasında geçen hafta Bağdat saldırısı, yeni ABD yönetimi ve İsrail’in durumu tartışıldı. Medyada geniş yer bulan ve IŞİD’in üstlendiği Bağdat saldırısına değinen Kuds El Arabi gazetesinden Yahya El Kubisi “IŞİD yeniden harekete mi geçiyor?” sorusunu yöneltti.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden’ın 20 Ocak’ta göreve başlaması bütün dünyada olduğu gibi Arap dünyasında da birinci gündem maddesiydi.

Arap dünyasında Amerika’nın yeni başkanından beklentiler çok fazla olmamakla beraber, ABD’nin Ortadoğu siyasetinin pek değişmeyeceği yorumları yapılıyor. Biden yönetiminin Ortadoğu siyasetinin daha önceki yönetimler gibi, “İsrail’in çıkarları” ekseninde şekillenmesi bekleniyor.

Arap Baharı adı verilen isyanların 10. yıl dönümünde, ayaklanmaların ilk durağı olan Tunus yine ayakta. Ülkedeki ekonomik koşullar sebebiyle sokaklarda gösteri yapanlara karşı polisin müdahalesi tepkilere neden olurken, yüzlerce kişi güvenlik güçlerince gözaltına alındı.

Eski Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali’nin devrildiği 2011’deki Yasemin Devrimi’nden bu yana, ülke ekonomik açıdan daha da kötüye sürüklendi. Ülke ekonomisi sadece 2020 yılında yüzde 9 oranında küçüldü, hayat pahalılığı ise hızla artmaya devam etti.

Bazı yazarlar, Tunus’taki gösterileri “devrimi geri kazanma isyanı” olarak nitelendiriyor.

Geçtiğimiz hafta Bağdat Tayaran Meydanı’ndaki intihar saldırısı, Arap dünyasında haftanın en önemli gelişmelerinden biri oldu. Irak İçişleri Bakanlığı, saldırının terör örgütü IŞİD tarafından düzenlendiğini ve en az 32 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Saldırıyla ilgili “IŞİD yeniden sahneye çıkıyor” yorumları Arap gazetelerinde geniş bir biçimde yer aldı. Irak hükümeti ise yaşanan güvenlik zafiyetinden dolayı yoğun eleştirilerin hedefi oldu. Bazı yazarların, hükümet tarafından bu tarz saldırılarla ilgili yapılan açıklamaların şüpheli olduğunu dile getirmesi dikkat çekti.

’10 SENE SONRA AYNI TALEPLER’

“Tunus’ta bazı bölgelerde yaşanan ve gençlerin başını çektiği gösteriler, ülkedeki hâkim siyasi tabakaya yönelik net mesajlar vermektedir. 2011’deki devriminin yıl dönümüne denk gelen bu gösteriler devrimin hedeflerinin halen gerçekleşmediği ve devrimin başını çeken sosyal kesime vefa borcunun ödenmediğini göstermektedir.

Gençlerin 2021’deki talepleri, 2011 yılındaki talepleriyle aynı; ‘düzenin değişmesi’, iş, özgürlük, onurlu yaşam ve yolsuzluğa karşı başla talepler.

Son günlerdeki protestolardaki göstericiler, siyasi partilere, parlamentoya ve devletin muhtelif kurumlarına, onları sahip oldukları mevkilere getirdikleri gibi onları gönderebileceklerini söylemektedir. Ülkenin içinde bulunduğu duruma varmasında sorumluluğun kime ait olduğu tartışmaları bir yana, devrimden sonra ortaya çıkan siyasi tabaka, değişim için bir alternatif oluşturmamaktadır. Bu siyasi tabakanın tek derdi, iktidardaki yerini korumaya çalışmak olmuştur.” (Muhtar El Debabi / Londra merkezli El Arab gazetesi)

‘IŞİD YENİDEN HAREKETE Mİ GEÇİYOR’

“Bağdat’taki saldırının -gerek planlanmasında gerekse de eyleme geçirilmesinde- arkasında IŞİD’in olduğu kesinleşirse bu, örgütün yeniden harekete geçtiği anlamına gelmektedir. Hem de hemen hemen her gün buna benzer saldırılara maruz kalan çevre kentlerde değil, başkent Bağdat’ta. Bu da resmi makamların IŞİD’in tamamen yenildiği, kaynaklarının kurutulduğu ve önünün her türlü kesildiği yönündeki rivayetini çürütmektedir.

Bağdat’taki Tayaran Meydanı yıllar içinde yüzlerce saldırıya maruz kaldı. Bu saldırılarda da yüzlerce işçi, seyyar satıcı ve orada alışveriş yapan fakir vatandaş hayatını kaybetti. Bu tarz eylemlerin ve zamanlamasının siyasi bir yatırım olduğuna dair şüpheler oluşmuştur. Ki bu saldırıların sonuncusu 2019 yılında, orada Ekim Gösterileri devam ederken bomba yüklü bir araçla gerçekleştirilmişti. O dönemde, bunun terör örgütleri tarafından düzenlenen bir saldırı olduğu yönündeki iddialar itibar görmemişti. Herkes anladı ki bu saldırıyı yapan, göstericileri silah olarak kullandığı farklı araçlarla öldürendir. (Yahya El Kubisi / Kuds El Arabi Gazetesi)

‘BAĞDAT’TAKİ PATLAMADA SORUMLULUK KİMİN?’

“Bağdat’taki acımasız saldırılar –faili kim olursa olsun- gösteriyor ki, ortada büyük bir güvenlik zafiyeti ve hükümetin başarısızlığı vardır. Bundan dolayıdır ki Başbakan Mustafa El Kazımi askerî ve güvenlik alanlarında önemli görev değişikliklerine gitti. Aynı değişiklikler savunma ve içişleri bakanlıklarına da uzandı. Bu görev değişiklikleri Kazımi’nin hanesine yazılan olumlu gelişmeler olabilir ancak güpegündüz ve başkentin ortasında bu olay neden ve nasıl yaşandı? Güvenlik kameraları ve güvenlik birimlerinin gözü neredeydi? Patlayıcılar nereden geldi? İstihbarat birimi bunu ortaya çıkaramadı. İntihar eylemcilerinin Tayaran Meydanı’na girişini ve orada gezinmesini kim kolaylaştırdı?” (Abdülcebbar El Cebburi / Irak Azzaman gazetesi)

‘İSRAİL’DEN BIDEN YÖNETİMİNE SURİYE MESAJI’

“İsrail, cuma günü şafak vakti Lübnan’ın Trablus kenti hava sahasından Suriye’nin Hama ilindeki hedeflere yönelik füze saldırısı düzenledi. Suriye resmi haber ajansı Sana’nın verdiği bilgilere göre, füzelerin bir kısmı Suriye hava savunma sistemleri tarafından vuruldu, bazıları ise hedeflere ulaştı. Saldırı sonucunda 4 kişilik bir aile hayatını kaybetti, 4 kişi de yaralandı. Yine 4 ev yerle bir oldu.

Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın Birleşmiş Milletler’e gönderdiği mesajda, cuma günü İsrail tarafından düzenlenen saldırının, son bir yılda sayısı 50’yi aşan saldırıların bir devamı olduğu vurgulandı. Bu, ABD’de Joe Biden’ın yönetime başlamasının ardından İsrail’in Suriye’ye yönelik ilk saldırısı olma özelliğini taşıyor. İsrail böylece, başta Amerika’nın yeni yönetimi olmak üzere birçok tarafa, Suriye topraklarındaki İran hedeflerine yönelik saldırılarına devam edeceği şeklinde bir mesaj göndermiş oldu. Yeni Amerikan idaresinin bir önceki yönetim gibi İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarını desteklemesi bekleniyor.” (Lübnan El Akhbar gazetesi)

‘UMUYORUZ Kİ, BU GİDİŞİN DÖNÜŞÜ OLMAZ’

“20 Ocak günü gerçekten mutlu bir gündü. Bu mutluluk Joe Biden ve Kamala Harris’in iktidara gelişi ve ajandalarında ne olduğuna dair umutla ilgili değil. Bu mutluluk, Donald Trump’ın güneşin derin bir çukurunda batmasıyla ilgilidir.

Yeni yönetimden bir şey beklediğimizden değil, ki onların da İsrail’den yana olacaklarına bir an bile kuşku duymadık, ama sevincimiz, kendi iktidarını ve dünyanın süper gücünü işgal ve ırkçılığın devletinin hizmetine sunan bir dönemin kapanmasını özlemle beklediğimizdendir. Zira bunlar, İsrail parlamentosu Knesset’ten daha radikal Siyonist’tir. Tarih boyunca hiçbir İsrail dışişleri bakanı bu anlamda Pompeo’dan daha aktif ve hamaset dolu değildi.

Trump yönetimi, İsrail’i halkımızın ve davamızın (Filistin) hesabından hediyelere boğdu. Yolsuzluğa batmış bütün despotları, halkımızı demir yumrukla yönetmesi için başıboş bıraktı. Şehirlerimiz ve uygarlığımızda ağır yıkıma yol açması için her türlü şeytani kaosu serbest bıraktı. Nihayetinde saygın Amerikan medya kuruluşlarının da dediği gibi bu uğursuz ekip utanç içinde gitti. Umuyoruz ki, bu gidişin dönüşü olmaz.” (Oraib El Rintavi / Ürdün El Destur gazetesi)

‘ABD’NİN ORTADOĞU SİYASETİ DEĞİŞECEK Mİ?’

“Ortadoğu Trump döneminde felakete yol açıcı siyasi değişikliklere şahit oldu. Bu siyasi değişiklikler, ABD’nin siyasi itibarını zedeledi ve barış görüşmelerinde onun öncü rolünü sona erdirdi.

Ancak öyle görünüyor ki Joe Biden liderliğindeki yeni yönetimin, Trump’ın Ortadoğu’yla ilgili daha önceki bazı adımlarından geri çekilmeye niyeti yok. Zira ABD büyükelçiliğinin işgal altındaki Kudüs’e taşınması, yine işgal altındaki Batı Şeria’da yeni yerleşim yerlerinin kurulmasına meşruiyet kazandırma, işgal atındaki Golan’ın İsrail topraklarına katılması gibi ABD siyasetiyle çelişen kararlar var. Ancak ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük müttefiki konumundaki İsrail açısından çok büyük kazanım niteliğindeki bu gibi kararlardan geri adım atması zor duruyor.

Sonuç olarak söyleyebiliriz ki, Ortadoğu bölgesi genel olarak, Joe Biden döneminde ABD dış siyasetindeki değişimlerin en az hissedileceği alan olacak. Sebep ise, her şeyin üstündeki İsrail çıkarlarıdır.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...