8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

İngiltere ve ABD, ‘terör örgütü’ listesindeki HTŞ ile nasıl temas kuruyor?

İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, İngiliz hükümetinin Suriye’de Esad yönetimini deviren Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) adlı isyancı grupla “diplomatik temas” halinde olduğunu duyurdu.

Lammy, HTŞ’nin hâlâ terörist örgüt kategorisinde yer aldığını, ancak İngiltere’nin “diplomatik temas kurabileceğini ve beklendiği gibi kurduğunu” söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da Cumartesi günü ABD’nin Şam’ın yönetimini ele geçiren HTŞ ile “doğrudan temas” halinde olduğunu açıklamıştı.

Bu, ABD’nin HTŞ ile doğrudan iletişim kurduğuna yönelik ilk resmi açıklama olarak kayıtlara geçti.

İngiltere ve ABD’den gelen açıklamalar, bu ülkeler dahil birçok ülkenin terör örgütleri listesinde yer alan HTŞ ile bundan sonra nasıl temas kurulacağına ilişkin tartışmaları yönlendirecek gibi görünüyor.

Öte yandan İngiliz hükümeti, bölgedeki sığınmacılar dahil “savunmasız Suriyelilere” yönelik 50 milyon sterlinlik yeni bir insani yardım paketi açıklamıştı.

Lammy, “Suriye’de temsili ve kapsayıcı bir hükümet görmeyi arzu ediyoruz. Kimyasal silah depolarının tehlike altında olmadığını, bu silahların kullanılmadığını ve şiddetin devam etmeyeceğinin temin edildiğini görmek istiyoruz” dedi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Lammy sözlerine şöyle devam etti:

“Tüm bu nedenlerle, diplomasi ve istihbarat temelli olanlar dahil elimizdeki tüm kanalları kullanarak gerektiğinde HTŞ ile muhatap olma arayışındayız.”

İngiliz dışişleri kaynakları, HTŞ ile diplomatik temasın, Dışişleri Bakanı’nın doğrudan dahil olmasını gerektirmediğini belirtiyor.

Kaynaklar, temasın mevcut terörizm mevzuatları altında mümkün olduğunu söyleyerek, sivil toplum örgütlerinin insani yardım sağlamak amacıyla temas kurmasını örnek veriyor.

İngiltere’nin HTŞ’yi terörist örgüt listesinden çıkarması anlamına gelmeyen bu adımın, ilerleyen süreçte HTŞ’yi eylemlerine dayalı olarak konumlandıracağı anlamını taşıdığı vurgulanıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken da Cumartesi yaptığı açıklamada, HTŞ ile temaslarının özel olarak, kayıp Amerikalı gazeteci Austin Tice’ın akıbetiyle ilgili olduğunu söylemişti.

Blinken ile Lammy arasında Pazar günkü görüşmede, Blinken Washington’ın “Suriye halkının seçtiği temsili hükümete destek vereceğini” dile getirmişti.

Lammy, HTŞ’nin İngiltere’nin terör örgütleri listesinden çıkarılıp çıkarılamayacağına ilişkin bir soruya yanıt verirken, örgütün El-Kaide’nin bir kolu olarak ortaya çıktığını hatırlatmıştı:

“El-Kaide İngiliz topraklarında korkunç can kayıplarının sorumlusu. HTŞ’yi eylemlerine göre değerlendireceğiz. Geleceğe yönelik yorum yapamam ancak bunun Suriye için önemli bir dönemeç olduğunu kabul ediyoruz.”

HTŞ’nin statüsüne ilişkin İngiltere Başbakanı Keir Starmer da henüz bir karar verilmediğini söylemişti.

İngiltere’nin Suriye’ye para yardımı kararı ise Ürdün’ün Akabe kentindeki dışişleri bakanları toplantısı sonrasında geldi.

Arap Birliği tarafından kurulan Arap Bakanlar Temas Komitesi’nin Suriye konulu ilk uluslararası toplantısı, Akabe’de gerçekleştirilmişti.

Toplantıya Türkiye, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler adına temsilciler katılmıştı. HTŞ ise bu toplantıda temsil edilmedi.

İngiltere Şam’daki büyükelçiliğini 2013’te ülkedeki iç savaşı büyümesi üzerine kapatmıştı. 2011-2021 arasında 30 binden fazla Suriyeli İngiltere’de sığınma statüsü almıştı.

Kaynak-BBC Türkçe

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...