8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

İmamoğlu: Seçimde aynı farkla kazanmak beni üzer

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Tıkır tıkır işimizi yapıyoruz. Bu şekilde süreci yürüttüğümüz için çıldırıyorlar” dedi. İmamoğlu, seçimle ilgili soruya ise “Seçimde aynı farkla kazanmak beni üzer. Daha fazla oy alacağımızı ben görüyorum” diye yanıt verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Tele 1’de gazeteci Uğur Dündar’ın Demokrasi Arenası programının konuğu oldu.

Gündeme dair açıklamalarda bulunan İmamoğlu, İSBAK’ın yardım kiosklarına açılan soruşturmayla ilgili “Dün akşam geç saate doğru haberdar oldum. İstanbul Vakfı 30 yılı aşkındır var. Sayın Sözen’den Erdoğan’a, Gürtuna’dan Topbaş’a var olan bir vakıf. Son zamanda yoksulluk ve eğitime yönelik yardımları sağlanıyor. Bu özellikle çocuklarımıza ve gençlerimize ‘burs sağlanması’ adil burstan bahsediyorum. İSBAK bir çalışma yapıyor ve insanlar kredi kartlarıyla bu cihazlardan yardım yapılabiliyor. Valilik de “bu kampanya bizden izin alınmadan yapılamaz” diyor. İBB bir kamu kurumu. Valilik de bu bu vakfın parçası. Gece yarısı AVM’yi açtırıp cihazları el koyduracağına ara İBB başkanını ‘bu işlemi durdurun’ de. Bu nezaketsizliği göstermenin ne olduğunu ben biliyorum. İncelenmekten endişe etmiyoruz.” dedi.

İmamoğlu şöyle devam etti:
“Kaç projenin merkezi idare tarafından engellendiğini anlatmaya kalksam sayfa sayfa sürer. El konulan alanlarımız oldu. Bazı kurullarda 2 yıldır bekleyen projelerimiz var. 2020 sonbaharında bir karar alınıyor. 300 yeni otobüs alalım diyoruz. 1.5 seneyi aşmış sürede hala onay alamadık. Onay alsaydık çoktan finansmanını sağlamıştık. Eksik bir şey kabul edilsin demiyoruz. Geçmişteki uygulamaların aynısını talep ediyoruz. Geçmişte de avam projelere onay verilmişti. Sayın bakana Sefaköy, İncirli’ye de dahil eder miyiz diye yazı yazdık 1 seneyi geçti cevap vermedi. Ne zaman kamuoyuna duyurduk Twitter’dan evrak eksiği var diye yayınladı. Biz incelenmekten endişe etmiyoruz. Endişe ettiğimiz, bunların bu ülkede yaşanması ve bu şekilde insanlarımızın yaşama sevincini böyle yoruyor olmaları, üzüyor olmaları.
Biz bunları aşacağız. Aşmak için buradayız.
İstanbul’un bir gün bile kaybedecek vakti yok. Bizim bu şekilde hedef olmamızı ben farklı yorumluyorum. Mesele bizi engellemeleri değil. Amaç ne biliyor musunuz? Bizi engelleyememeleri.
Onlardan işlerini kaliteli yapmaları dışına bir şey istemiyoruz. Tıkır tıkır işimizi yapıyoruz. Bu şekilde süreci yürüttüğümüz için çıldırıyorlar. Yatıyorlar İstanbul, kalkıyorlar İstanbul. Akşam İmamoğlu, sabah İstanbul. Bakalım bugün hangi bakan İmamoğlu hakkında konuşacak? Bunların halk nezdinde itibarı yok. Halk gülüyor bu yaptıklarına.
Ben seçildiğimde sevinmiştim. Cumhurbaşkanı İstanbul’a sevdam diyor. Hızlıca İstanbul’un sorunlarını çözeriz dedim. Üzülüyorum. Memleketimizim cumhurbaşkanından bunları duymak istemem. İstanbul’da televizyonlarda beni anlattılar, kapalı toplantılarda beni anlattılar. Trabzon’da beni anlattılar. Yetmedi, Ukrayna’dan dönüşte beni anlattılar.
Beni çok seviyor, biliyorum. Ben de onu çok seviyorum. Bak seçimden önce ne güzel konuştuk, anlaştık. Yirmi dakika yerine bir saat yirmi dakika sohbet ettik. Niye konuşmuyoruz? İstanbul neymiş? Bir çıldırmışlık var. Bir akıl tutulmuşluğu var. İstanbullu sorumluluğunu yerine getirmeyenlerden hesap sorar. Destek siyaseti değil köstek siyaseti yürütüyorlar.

Seçim sorusu

(Seçim olsa) aynı farkla kazanmak beni üzer. Beni test etmek isteyen AK Partili siyasetçiler varsa gersinler. Zaten İstanbul’da yalnızca benimle birlikte gezerler. Yalnız gezemezler. İstanbul’da engellemeler üzerine değil kaliteli iş üretme üzerine konuşalım, bunu yarıştıralım. Ben onun çok daha üstünde oy alacağımızı görüyorum. Bugün İstanbul’da genç nüfusun bize nasıl sarıldığını ben yaşıyorum.

Dündar’ın “IŞİD Türkiye sorumlusu Kasım Güler 8 ay önce yakalanmıştı. Güler, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile size yönelik suikast düzenlendiğini söyledi. Size bu konuda bilgi verildi mi? Koruma önlemleriniz artırıldı mı?” sorusuna da İmamoğlu şu yanıtı verdi:

Bu çok ciddi bir konu. Bu tür konuların ne yazık ki üstünden teğet geçiliyor. Aynı MOBESE meselesi gibi. Bu konuyu en iyi analiz edecek insanların başında geliyorsunuz. Bu işe ciddi bakmak lazım. Güler ifadesinde birçok detay veriyor. ‘Bu arada suikast konusu medyaya düşünce eylemi gerçekleştirmedik’ diyor.
Bu konuyu ben medyadan öğrendim. Aralık 2020’de bu konuyla ilgili gazetelerde haber çıktı. Sayın İçişleri Bakanı açıklama yaptı. ‘İmamoğlu’na karşı suikast girişimi söz konusu değildir. Bunların medyayla paylaşılmasını tercih etmiyoruz’ diyor. İçişleri Bakanı hep yanılırsa herkesin oturup düşünmesi lazım.
Seçim iptal oldu. 700 kişiden bahsedildi terör ihtisaklı. Bir kişi sorgulanmaz mı? Bir savcı iddianame yazmaz mı? Ne kadar kolay unutuyoruz bunları. Meclis’te 557 terörist diye saydı. 86 bin çalışanım var benim. Sen benim 86 benim çalışanımı nasıl zan altında bırakırsın. Bu nasıl bakan ya. Olmaz öyle bir şey.
Kar, karla mücadele buradaki manipülatif tarifler, iki bakanın İstanbul’a gelişi. Karla mücadele alanlarının sorumluluk alanlarımızın dışında olması… Hepsi unutuldu ama bu MOBESE işi unutulmayacak. Bu özel yaşama tecavüzdür. Biz suç duyurusunda bulunduk. Beni devletin hiçbir görevlisi arayıp bilgi vermedi.
İçişleri Bakan Yardımcısı bugün yanıt verdi. Bu işin başında anlaşılıyor ki Bakanlık var. İçişleri Bakanı adına konuşan bana hakaret eden o şahsiyetin cevabından anladım ki bu işin başında olan bakan ve bakanlık.

AK Parti döneminde verilen burslar

AK Partili Ravza Kavakcı Kan’ın AK Parti, döneminde İBB’den 155 bin ve 59 bin dolar TL’lik burs alması üzerine de İmamoğlu şunları söyledi:

İBB’nin kamu olarak teftiş edilmesi, denetlenmesi gerekiyor. Göreve geldiğimizde gördük ki İBB belki de en fazla ihmal edilen kurumların başında gelmiş. Özellikle denetleme ve teftişte.

Biz göreve geldiğimizde birçok dosyayla ilgili suç duyurusunda bulunduk. Bu konuyla ilgili İBB’de değil aynı zamanda iştiraklerde de bu teftişleri yaptık. Onlarca dosya İçişleri Bakanlığı tarafından el konuldu.
Bursla ilgili yanlış uygulamalar, kötü uygulamalar var.
Sadece bir kişiye 2 milyon 200 bin liralık burs veriliyor. METRO AŞ.’nin gönderdiği bursları elektronik mühendisi olsa, elektrik mühendisi olsa anlarız ama Siyaset Bilimiyle ilgili bursu anlayamıyoruz. Başka bir hanımefendi İBB’ye giriyor, aynı gün İBB’den burs kazanıyor. Şansa bak. Bugün işe gir, aynı gün de sana burs çıksın.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...