8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Hulusi Akar: ‘Katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir’

Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar, Libya’da Hafter’in Türkiye ve TSK aleyhindeki sözlerine ilişkin, “Hafter ve destekçileri bilmelidirler ki Türk unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırı girişiminde katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir. Böyle bir hareketi yaptıktan sonra kaçacak yer bulamazlar. Herkes aklını başına toplasın” dedi.

Milli Savunma Bakanı Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve kuvvet komutanları ile resmi ziyarette bulunduğu Libya’da görevli askerlerle bir araya geldi.

Türkiye ve Libya arasında 500 yıllık ortak tarih ve kültür bağlarının bulunduğunu belirten Akar, herkesin uzak durduğu bir dönemde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Türkiye’nin Libya ile iş birliği yaptığını anımsattı.

Bakan Akar ve TSK komuta kademesi Libya Savunma Bakanlığını ziyaret etti

Milli Mutabakat Hükümeti’nin BM tarafından tanınan Libya’nın meşru hükümeti olduğunu vurgulayan Akar, “Libya’daki temel sorun darbeci Hafter grubu ve onu destekleyenlerdir, problem buradan kaynaklanıyor” diye konuştu.

Hafter’in yaptığı katliamların Tarhuna’da bulunan 21 toplu mezarla bir kez daha ortaya çıktığına dikkati çeken Akar, “Bunlara karşı dünya maalesef sessiz kalmayı sürdürüyor fakat bu insanlık suçunun peşini Milli Mutabakat Hükümeti’nin bırakmayacağına inanıyoruz. Dolayısıyla Uluslararası Ceza Mahkemesindeki soruşturmanın devam etmesi ve gereğinin yapılması konusunda inanıyoruz ki gerekli tahkikat yapılacak ve bunların hesabı da verilecek” ifadelerini kullandı.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Libya’da yapılan anlaşma kapsamında askeri eğitim, iş birliği, danışmanlık faaliyetini yerine getirdiğini bildiren Akar, çalışmalar sonucunda yaklaşık 3 bin Libyalının eğitim aldığını söyledi.

Akar, siyasi sürecin başlamasının ardından bazı ülkelerin ortaya çıktığına dikkati çekerek, “Zamanında ortada olmayanlar, kendilerince bir rol, parsa kapmaya, kendilerine yer edinmeye çalışıyorlar. Bunun gözden kaçmaması lazım. Biz Türkiye olarak her zaman ‘Libya Libyalılarındır’ diyor, bu anlayışla hareket ediyoruz” dedi.

İrini Operasyonu’na yönelik eleştirilerini de dile getiren Akar, “Libya’nın meşru hükümeti ile herhangi bir koordinasyon yapılmadan, iş birliğine gidilmeden ve BM’nin bu konuda açık ve net bir kararı olmadan bir harekat başlattılar. Bu, taraflı, yanlı ve meşruiyeti tartışmalı bir harekat. Dolayısıyla bunun kabul edilmesi mümkün değil” diye konuştu.

Mısır lideri Sisi ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis

Milli Mutabakat Hükümeti’nin siyasi çözümlere destek verdiğini belirten Akar, şunları söyledi: “Darbeci ve dış mihrakların piyonu, başkalarının oyuncağı Hafter, BM tarafından tanınan meşru Milli Mutabakat Hükümeti’nin daveti ve ikili anlaşmalar çerçevesinde bölgeye gelmiş, askeri eğitim iş birliği, yardım, danışmanlık desteği sağlayan Türk askerini, TSK unsurlarını doğrudan hedef alan hezeyanlar içinde görülmeye başlanmıştır. Sıkıştığından, evinden dışarı çıkacak hali kalmadığından, kendince bir şeyler yapmak uğruna TSK unsurlarını hedef alan hezeyanlar içine girmiştir. Libya’da darbeci Hafter tarafından katliama uğrayan mazlum ve mağdurların yardım çığlığına sadece Türkiye’nin olumlu cevap verdiğini, zulme ve zalime sessiz kalmadığını unutturmak istiyorlar. Kendi zulümlerini, katliamlarını kapatmak için her türlü yaygarayı koparıyorlar. Bunlar beyhude gayret, bir yere varmaları mümkün değil. Bu sözde mareşal, çarşıdan üniforma almakla veya aldığınız rütbeleri takmakla mareşal olunmuyor. Bu bir tahsil, tecrübe, yürek, bilek meselesi. Her aklına gelen parasını verip elbisesini giyip mareşal olamaz. Bu kifayetsiz muhteris bizzat kendisi görüşmeleri, konuşmaları, siyasi çözümleri birilerinin adına çıkmaza sokmak, kendi katliamlarını, caniliklerini, suçlarını örtmek için elinden gelen gayreti gösteriyor.”

Hafter’in Libya’da akan kardeş kanının sorumlusu olduğunu vurgulayan Akar, şöyle konuştu: “Bu savaş suçlusu, cani, yani katil Hafter ve destekçileri bilmelidirler ki Türk unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırı girişiminde katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir. Bunu akıllarına soksunlar. Böyle bir hareketi yaptıktan sonra kaçacak yer bulamazlar. Dolayısıyla herkes aklını başına toplasın. Burada bir ateşkes sağlanmış, bu ateşkes çerçevesinde siyasi görüşmeler yapılıyor. Bu siyasi görüşmelerle bir çözüm bulunmaya çalışılıyor. Dolayısıyla buradaki mesele herkesin bu siyasi çözümün bulunmasına katkı sağlamaktır. Bunun dışında yapılacak her türlü hareket yanlıştır. Libya’nın birliği, bütünlüğü ve Libya’nın Libyalılara ait olduğu esastır.”

Halife Hafter

Tarafların bu yöndeki gayretlerinin önemine işaret eden Akar, “Bunlar anlaşılmazsa tarihi şan ve şerefle dolu kahraman, fedakar, TSK’nin gücünü bugüne kadar anlamadıysa bir başka yol ve yöntemle de anlatmasını biliriz” dedi.

Türkiye’nin, haklı davasında Libyalı kardeşleri ile birlikte olduğunu yineleyen Akar, “Bunu herkes bilsin, elimizden gelen her türlü gayreti göstermek suretiyle Milli Mutabakat Hükümeti’nin Libya’nın birliğini, bütünlüğünü sağlaması için onlara elimizden gelen her türlü gayreti gösterdik, göstermeye devam edeceğiz, buradan dönmek yok” diye konuştu.

Türkiye’nin Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta tüm sorunlara iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde, uluslararası hukuka dayalı, siyasi çözümler bulma gayretinde olduğunu ifade eden Akar, “Bu konuda son derece iyi niyetliyiz” dedi.

‘Yunan halkının maaşını, ücretini kesmek pahasına çılgınca bir silahlanma modası başladı’

Türkiye ve Yunanistan arasında istikşafi ve güven artırıcı önlemler çerçevesinde yapılan ayrıca da NATO Karargahı’ndaki ayrıştırma görüşmelerinin olduğunu hatırlatan Akar, şunları kaydetti: “Türkiye bunların üçüne de ‘evet, görüşelim’ diyor. Bizim barış, çözüm için samimi olarak uzattığımız el hep havada kalıyor. Bunu maalesef üçüncü taraflar görmemekte ısrar ediyor, taraf tutuyorlar. Bizim üçüncü taraflardan tek beklentimiz objektif, aklıselim, makul ve mantıklı olmaları. Fakat maalesef bunu her zaman bulamıyoruz. Her fırsatta durumu istismar eden Yunan komşularımız son derece provokatif, tahrikkar, gerilimi artırıcı, tırmandırıcı yol ve yöntemlere gidiyorlar. Kendi yaptıklarını kapatıp, bizim diyaloğa, barışçıl yöntemlere açık, uluslararası hukuka saygılı, daha önce anlaşmalar çerçevesindeki taleplerimizi bir şekilde bulandırıyorlar. Bunu da alışkanlık haline getirdiler. Yunanistan’ın provokasyonları karşısında Türkiye’nin gösterdiği çaba ve performans gerçekten takdire şayan. TSK personeli ve komutan arkadaşlarım basiretle, vakarla, sabırla iyi komşuluğun devam ettirilebilmesine yönelik bugüne kadar her türlü gayreti gösterdiler, göstermeye devam ediyorlar.”

Yunanistan’ın bu yanlışlarının, akıl, mantık dışı uygulamalarının aklıselim Yunan halkı tarafından da görülmeye başlandığını dile getiren Akar, “Yunanistan’ın görüşmelerden kaçmasını da bir türlü anlayamıyorlar fakat tepedekiler gerçekleri bildikleri, görüşecek yüzü olmadığı için bir türlü görüşemiyorlar” dedi.

Akar, Yunanistan’ın kötü ekonomisine yönelik basında çıkan haberleri hatırlatarak, şunları kaydetti: “Yunan halkının maaşını, ücretini kesmek pahasına çılgınca bir silahlanma modası başladı. İstediğiniz kadar, gemi, uçak, denizaltı alın yetmez. Olan sevgili Yunan halkına olacak. Zaten sıkıntılı olan ekonomiye daha da yük getirmek suretiyle insanların refahını, hayatını berbat etmek için maalesef yanlış politika peşinde koşuyor Yunan komşumuz. Tamamen hem askeri hem ekonomik gerçeklere aykırı bu silahlanmayı sürdürmeye çalışıyorlar.”

‘Kıbrıs bizim için milli bir mesele’

Kıbrıs’ın Türkiye için milli bir mesele olduğunu vurgulayan Akar, “Yaklaşımımız gayet açık. 1974’te Kıbrıs’taki tutumuz ne ise bugün de aynı tutumdayız” dedi.

Ada’da gerçek bir çözümün önemine işaret eden Akar, “Bir an önce Ada’da gerçek bir çözümün bulunabilmesi için Rumların şımarık ve inatçı tutumlarından vazgeçmeleri ve Türk varlığını kabul etmeleri lazım. Ada’da Türkleri yok sayıyorlar. Bunun kabulü mümkün değil. Bu şartlarda ilerlemek mümkün değil. Rumların bunu anlaması, üçüncü tarafların bunu görmesi lazım” diye konuştu.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...