8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

HDP: YSK halk iradesine darbe yaptı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Saruhan Oluç, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) KHK’lı belediye başkanlarına mazbata verilmeyeceği kararına ilişkin Parti Genel Merkez’inde bir basın toplantısı düzenledi.

YSK’nin kararının MYK toplantısında ele alınacağını söyleyen Oluç, toplantı sonucunun kamuoyuna duyurulacağını bildirdi.

Oluç’un konuya dair açıklamaları şöyle:

“Van’ın Edremit, Tuşba ve Çaldıran, Erzurum’un Tekvan ilçesi ile Digor’un Dağpınar beldesinde Yüksek Seçim Kurulu seçilmiş olan belediye eş başkanlarının mazbatalarını vermeyeceğini ilan etti. Ve seçilmemiş olan, ikinci durumda olan, yani seçimi kaybetmiş olan kişilere mazbatalarını vereceğini ilan etti.”

‘HAKİMLER TUZAK KURDU’

“Yüksek Seçim Kurulu’nun attığı bu adım tasarlanmış bir siyasi komplonun parçası olmaktan başka bir şey değildir. YSK, AKP-MHP ittifakı tarafından tasarlanmış siyasi komplonun açık parçası haline gelmiştir. YSK tuzak kurmuştur. Hakimlerden oluşan bir YSK tuzak kurar mı diyeceksiniz. Evet Türkiye’de hakimlerin de tuzak kurduğuna şahit olduk. YSK’nın kararı bu anlama gelmektedir. YSK seçimler öncesinde adaylıklar sırasında KHK ile ihraç edilmiş olanların aday yapılmamasını sağlayabilirdi. Diyebilirdi ki, KHK’lı adayları kabul etmiyoruz. Bir genelge yayınlayarak, KHK’lıların aday adayı yapılmasını doğru bulmuyoruz diyebilirdi. Bu yine hukuk dışı olurdu, kararı doğru bulmazdık ama en azından bu tuzağı kurmamış olurdu.”

‘HALK İRADESİNE DARBE YAPTI’

“YSK, açıkça halk iradesine yönelik bir darbe yapmıştır. YSK’nın aldığı kararlara itiraz hakkı yoktur, mahkemeye gidemiyorsunuz, Anayasa Mahkemesine gidemiyorsunuz. İşte bunu fırsat bilerek halk iradesine darbe yapmıştır.”

‘YSK KAYYIM ATAYICI OLMUŞTUR’

“YSK kayyım atayıcı olmuştur. Bu belediyelerde ikinciye, yani seçimi kaybetmiş olana mazbata verme kararı alarak kayyım atayıcı olmuştur. Bakın rakamlara. Tuşba’da HDP almış yüzde 53, ikinci durumda olan yüzde 39. Partinin adını bile anmak istemiyorum. Bu kadar onursuz bir davranışı kabul eden bir siyasi parti adaylarını da asla duymak istemiyoruz. Edremit’te HDP yüzde 54, o parti yüzde 42 almış. Çaldıran’da HDP yüzde 53, o parti yüzde 43. Bağlar’da -bugün konuşulacak YSK’nın biraz sonra masasına gelecek- yüzde 71, o parti yüzde 25 almış. Halk iradesi çok açık ortada. HDP açık ara seçimi kazanmış, ama YSK seçimi kazanmış olan adaylara mazbata vermiyor, kaybetmiş olanlara veriyor. Kayım atayıcı olmuştur. Bu keyfi kararı, keyfi yorumu asla kabul etmiyoruz. Bunun hukukla, demokrasi ile alakası yoktur. Bunun Seçim Yasası’yla, Anayasayla alakası yoktur.”

‘SORUN VARSA SEÇİM YENİLENİR’

“Seçim Yasası ya da Anayasa, YSK’ya seçim sonucunda sandıktan çıkan sonucu değiştirme ve seçilmemiş olana mazbata verme hakkı vermiyor. YSK bu hakkı nereden alıyor? Eğer ortada bir sorun varsa YSK’nın yapabileceği şey seçimi yenilemektir. Bunu da yapmıyor, kendisini halk yerine koyuyor, seçilmemiş olana mazbata veriyor ve halkın açık ara olarak seçmediği bir kişinin 5 yıl boyunca orayı yönetmesine imkan sağlayacağını düşünüyor.”

‘BÜYÜKÇEKMECE YALANININ DOĞRUSUNU KENDİLERİ YAPTILAR’

“YSK’nın bu kararı asla tanınamaz. YSK’dan bağımsız ve tarafsız bir karar beklemiyoruz. Çünkü ilk icraatları değildir bu. Kaç tane itirazda bulunduk. İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı marifetiyle seçmen taşıması yapıldı. Seçmen taşımalara belgeleriyle itiraz ettik. Hani bugün Büyükçekmece için tartışıyorlar ya, o yalanı tartışıyorlar ya, ama onun doğrusunu kendileri yaptılar. YSK, itirazlarımızın yüzde 94’üne ret cevabı verdi. Bölge illerine asker, polis ve özel tim taşıdılar. YSK, 96 bin seçmeni etkileyecek 14 ilde sandık birleştirme ve taşıma kararı verdi. YSK Başkanı Sadi Güven ile görüştük. Sandık birleştirme ve taşıma kararlarının gerekçelerinin absürt olduğunu söyledik. Kendisi de evet bu gerekçelerin bir kısmı saçma olmuştur dedi ama buna rağmen sandık birleştirme ve taşıma kararını aldı. Özellikle Kürt illerinde orantısız bir şekilde kolluk görevlendirmesi yaptılar. İstanbul’da 3 sandığa bir kolluk görevlendirmesi yapılırken, Hazro’da bir sandığa 85 kolluk görevlendirdiler. Onlarca sandıkta bu orantısız görevlendirmeyi yaptılar, 142 belgesi ile oy kullandırabilmek için. Bu itirazları da kabul etmediler. YSK seçim güvenliğini öncesinde çiğneyen iktidar taraflısı ve iktidar bağımlısı davranan bir kurum haline gelmiştir.”

‘İSTANBUL’DA KEPAZELİK YAŞANIYOR’

“YSK, seçim öncesinde de sonrasında da aldığı kararlarla seçim sonuçlarını dizayn eden bir kurum haline gelmiştir. İstanbul konusunda yaşanan kepazelik hala sürmektedir. Tamamen mesnetsiz iddialara dayanarak İstanbul halkının iradesi çiğnenmektedir. Bugün 11. gündür, hala bir sonuç açıklanmamıştır. Zaman kazanmak için ve hukuksuz bir karar almak için yapılan bir hazırlıktır. İstanbul için de kendilerinden bağımsız ve tarafsız bir karar beklemiyoruz. Ama İstanbul’daki seçmene de batıdaki tüm bütün seçmenlere ve kamuoyuna sesleniyoruz, batıda yaptıkları hukuksuzluk yanında esas itibariyle Kürt illerinde yaptıkları hukuksuzluklar asla göz ardı edilemez. YSK, bu ülkeyi büyük bir kaosa sürükleyecek adımlar atmaktadır. Bu kadar büyük bir vebal altındadır. Burada bir oyun oynanıyor.

YSK’nın önünde bir şans vardır, aldığınız kararları değiştirin. Halkın iradesine ve sandık iradesine saygı gösterin ve bütün bu söylediklerimizin geçersiz olduğunu bize gösterin. Ama biz göstereceğinize zerre kadar inanmıyoruz.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...