8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Guaido: Hafter’in uçağı Venezuela’ya indi

Venezuela’da kendini geçici devlet başkanı ilan eden sağcı siyasetçi Juan Guaido, Libyalı General Halife Hafter’in Caracas’a gittiğini öne sürdü. Guaido’nın ekibi ise Hafter’in uçağının ülkeye indiğini ama generalin gelip gelmediğinin teyit edilemediğini duyurdu.

Venezuela’da kendini geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaido, pazartesi günü Washington’da Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) toplantısında yaptığı konuşmada Libya Ulusal Ordu komutanı General Halife Hafter’in ‘özel jetiyle pazar günü Venezuela’ya gittiğini’ iddia etti ama bu iddia daha sonra ekibi tarafından “Hafter’in değil, özel jetinin gittiğini teyit ediyoruz” olarak düzeltildi.

HAFTER’İN GELİP GELMEDİĞİ BİLİNMİYOR

Venezuela’da yayımlanan El Nacional gazetesinin haberine göre Guaido, fazla ayrıntı vermeden “Dün, Libyalı isyancı Halife Hafter’in uçağı indi” dedi. Guaido’nun ekibi de daha sonra yazılı açıklamasında uçağın iniş tarihinin 7 Haziran olduğunu doğruladı ancak uçağın içinde Hafter’in bulunup bulunmadığına dair teyitli bir bilgileri olmadığını ifade etti.

Açık kaynaklarda da Hafter’in özel jetinin Venezuela’nın başkenti Caracas’a indiği görülüyor. Halife Hafter ve Ulusal Ordu üst düzey yetkilileri, Fransız yapımı Dassault Falcon 900 tipi, P4-RMA kuyruk numaralı özel jeti kullanıyor. Libya ile ilgili gelişmeleri takip eden liveumap.com internet sitesi de P4RMA kuyruk numaralı uçağın Bingazi Benina havalimanından kalkıp Moritanya Nouakchott – Oumtounsy Havalimanı üzerinden Caracas Simon Bolivar Maiquetia Havalimanı’na vardığını aktardı.

Ama uçağın içinde Hafter’in bulunduğuna dair kamuya açık kaynaklarda ise herhangi bir teyitli bilgi yok. Hafter’in P4RMA kodlu uçağı, Flightradar24 internet sitesindeki verilere göre 24 Nisan’da da Caracas’a inmişti.

AMERİKAN BASININDA HAFTER-VENEZUELA İLİŞKİSİ

Hafter’in Venezuela ile ilişkisi ABD’nin de incelemeye aldığı bir konu. Wall Street Journal gazetesi, Amerikalı, Avrupalı ve Libyalı yetkililere dayandırdığı 3 Haziran tarihli haberinde Hafter’in “Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’daki aracılarla petrol anlaşmaları yaparak gelirlerini artırmaya çalıştığını” yazmıştı.

Habere göre, Birleşmiş Milletler ve Trablus hükümeti yetkilileri, Hafter’in Akdeniz’den yakıt dağıtımına yardım ettiği iddia edilen Dubai merkezli, ‘Emo Petrol ve Petrol Ürünleri Yatırım Ticaret ve Pazarlama LTD’ adlı gemi nakliye şirketini de incelemeye aldı. Yetkililer, Hafter’in nisan ayında Caracas’a yaptığı iddia edilen seyahatin de bu ağla bağlantılı olarak Venezuela ile petrol anlaşmaları yapma çabaları olabileceğini söylüyor.

ABD yaptırımları altındaki Venezuela ham petrolünü satmakta ve ülkedeki yakıt ihtiyacının karşılanması için gerekli benzin ve diğer petrol ürünleri ithalatı yapmakta zorlanıyor. Libya’da, Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) karşı eli zayıflayan Rusya destekli Hafter’in operasyonlarını sürdürebilmek için Libya petrolünü satma çabalarına ağırlık verdiği de öne sürülüyor.

Wall Street Journal gazetesine konuşan UMH İçişleri Bakanı Fathi Bashaga, Hafter’in petrol geliri etmesinin Rusya’nın Akdeniz’de Suriye’den sonra yeni bir ‘karakol’ kazanmasına da temel oluşturabileceği yorumunu yapıyor. Bashagha, “General Hafter petrolünü satmak istiyor. (Rus milisler) Wagner’e ödeme yapmak için paraya ihtiyacı var” diyor.

Uluslararası toplum, Libya petrolünün yalnızca Trablus hükümetine bağlı ‘Ulusal Petrol Kurumu’ tarafından satılmasını yasal görüyor ve Hafter’in ham petrol satış girişimlerini durduruyor. Wall Street Journal gazetesine konuşan üst düzey Batılı bir yetkiliye göre ABD şimdi, Hafter’in bu yıl içinde Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolas Maduro yönetimiyle petrol anlaşmaları yapıp yapmadığını soruşturuyor.

ABD’nin itirazlarına rağmen İran’dan kalkan yakıt tankerleri de mayıs ayı sonunda Venezuela’ya ulaşmıştı. Gazetenin incelediği belgelere göre, Hafter’in yönetimindeki Askeri Yatırım İdaresi, Libya yakıtı ve petrolünün doğu limanlarından tedarikinin sağlanması amacıyla Kasım ayında Dubai merkezli Emo adlı şirket ile 10 yıllık yakıt dağıtım anlaşması imzalamıştı. Haberde, o dönem Hafter’in kontrolünde olan Brega Petrol Pazarlama’nın üst düzey yetkilisi Kheralla Salih Absülselam’ın da anlaşmanın içeriğini teyit ettiği belirtiliyor.

Gazeteye konuşan Avrupalı ve Libyalı yetkililer, geçen ay Emo şirketinin, sahibi Birleşik Arap Emirlikleri’nden olan Jal Laxmi adlı yakıt tankerini petrol yüklenmesi için gönderdi ancak, BM, AB (Irini adlı deniz operasyonu kapsamında) ve Trablus’a bağlı Libya Ulusal Petrol Kurumu ile ABD’nin yaptırım tehditleri üzerine tanker Libya’nın doğu kıyılarına yanaşamadı.

Wall Street Journal, tankerin kaptanı Abül Başar Muhammed Fakhrul İslam’ın da geminin Emo Yatırım tarafından kiralanıp Tobruk’ta yükleme yapma amacıyla gönderildiğini söylediğini aktardı. Batılı ve Libyalı güvenlik yetkililerine göre bu ağlarla Hafter, Nicolas Maduro yönetimindeki Venezuela ile de iletişime geçip “ülkenin yaptırım altındaki petrollerinin ödemeleri için aracı olmayı önerdi.”

Bu gelişmelerin, Hafter’in özel jetinin 24 Nisan’da Caracas’ta görülmesinin ardından yaşandığına dikkat geçiliyor.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...