8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Gezici Anket: İttifaksız AKP, CHP ve HDP Meclis’e girebiliyor

Gezici Araştırma’nın CHP için yaptığı ankete göre ittifaksız olarak gidilecek bir seçimde sadece AK Parti, CHP ve HDP Meclis’e girme başarısı gösterebiliyor.

Gezici Araştırma Merkezi’nin CHP için yaptığı son ankette bugün seçim olsa ittifaksız olarak Meclis’e sadece AK Parti, CHP ve HDP giriyor.

Ankete katılanların yüzde 41,6’sı erken seçim isterken, yüzde 41’i ise erken seçime gidilmemesi gerektiğini söylüyor. Katılımcıların yüzde 47,5’i AK Parti’nin ülkeyi yönetemediğini belirtirken, yüzde 40’lık bir kesim doğru yönettiğini düşünüyor. Ekonominin durumuna ilişkin ise katılımcıların yüzde 69,7’si ‘kötü’, yüzde 21,1 ‘iyi’ diyor.

Cumhur İttifakı’nı oluşturan AK Parti’de ekonominin iyi olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 43,6’da kalırken, MHP’ye oy veren seçmenlerin ise yüzde 65,5’i kötü olduğunu belirtiyor.

Gezici Araştırma Merkezi Başkanı Murat Gezici, ankete ilişkin Cumhuriyet’ten Leyla Kılıç’a yaptığı değerlendirmelerde, “Seçmenler, siyasetçilerin gerçek sorunları ertelediğini ya da görmezden geldiğini ifade ediyorlar. Siyasetin gerçek sorunlara sahte yanıtlar vermesini istemiyorlar” dedi.

Gezici şu bilgileri verdi:

“Katılımcılar, ‘Bugün seçim olsa hangi partiye oy veririsiniz’ yönündeki soruya kararsızlar dağıtıldıktan sonra yüzde 36,6 AKP, yüzde 26,2 CHP ve yüzde 10,2 ise HDP yanıtını verdi. Verilen yanıtlara göre ittifaksız halde seçimlere gidilmesi halinde yüzde 9,6 ile İYİ Parti ve yüzde 8,8 ile MHP Meclis’e giremiyor. Ali Babacan’ın DEVA Partisi’ne oy vereceklerin oranı ise yüzde 6,6 olarak çıkıyor. Yüzde 2’lik bir kesim ise diğer partilere oy vereceğini söylüyor.

AKP’ye oy vereceğini söyleyen kesimin yüzde 48’i, 44 yaş üstünü oluştururken, 18-27 yaş arasında ise AKP sadece yüzde 13,9’luk kesimden oy alıyor. 18-27 yaş arasındaki seçmenlerden yüzde 37,4 CHP’ye oy vereceğini söylerken, onu yüzde 33,3 ile DEVA Partisi izliyor.

Yüzde 15,4 Yeniden Refah Partisi’ne ‘belki oy veririm’ derken, yüzde 79,8 ise ‘hayır’ diyor. Katılımcıların yüzde 20’sinin oy verme potansiyeli görünürken, yeni kurulan partilerin oy potansiyeline baktığımızda Yeniden Refah Partisinin alacağı oyların yüzde 95’ini AKP’den alacak. Bu oy kaymasına Fatih Erbakan soyadı ve Milli Görüş geleneğinin etki ettiği düşünülüyor.

AKP’nin ülkeyi doğru yönetip yönetmediği yönündeki soruya ise yüzde 47,5’lik kesim ‘Yönetemiyor’, yüzde 40 ise ‘Yönetiyor’ yanıtını verdi. MHP’ye oy verenlerin yüzde 41,6’sı da AKP’nin ülkeyi iyi yönetemediğini söylüyor. ‘Erdoğan’ın liderliğindeki yönetimi nasıl görüyorsunuz’ yönündeki soruya ise ankete katılanların yüzde 38,5’i ‘başarılı’, yüzde 38,2 ise ‘başarısız’ cevabını verdi. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu başarılı bulanların oranı yüzde 28 olurken, partisinin oy oranının üzerinde kaldığı görülüyor.

Ankete katılanlara Türkiye ekonomisinin nasıl olduğu yönünde soru yöneltildi. Yurttaşların yüzde 69,72’si ekonominin ‘kötü’ olduğunu söylerken, yüzde 21,1’i ise ‘iyi’ olduğunu belirtti. AKP seçmeninin yüzde 42,9’u ‘ekonomi kötü’ derken, MHP seçmeninin de yüzde 65,5’i ekonominin kötü olduğunu düşünüyor. Öte yandan katılımcıların yüzde 46,2’si önümüzdeki 6 ayın ekonomik olarak daha kötüye gideceğini söylüyor. ‘Ülkenin öncelikli sorunu nedir’ sorusuna ise yurttaşların yüzde 58,6’sı ekonomi, yüzde 58 ile ‘pandemi’ yanıtını verdiği görülüyor.”

Ankete katılan yurttaşlara hayatlarından memnun olup olmadığının sorulması üzerine çoklu yanıt sistemiyle verilen cevaplarda yüzde 61’i ‘kaygılı’, yüzde 39,2’si ‘mutsuz’, yüzde 24,4’ü ise ‘Ne mutlu ne de mutsuz’ dedi. İktidarın pandemiyi iyi yönettiğini düşünenlerin oranı yüzde 39,2 olurken, yüzde 30,9 kötü yönettiğini söyledi. Yurttaşlar pandemiye karşı alınan tedbirler içinde en çok yüzde 74,5 ile açık alanda sigara yasağına destek verdiği görüldü.

Ankete katılanlara AK Parti, CHP, MHP ve İYİ Parti’de mevcut liderlerden sonra beğenilen isimler soruldu. AK Parti içerisinde Erdoğan’dan sonra en beğenilen isim yüzde 26,8 ile Süleyman Soylu oldu.

Onu sırasıyla Fahrettin Koca, Ömer Çelik, Hulusi Akar, Murat Kurum, Ziya Selçuk, Mustafa Şentop, Binali Yıldırım, Fuat Oktay, Lütfi Elvan, Mevlüt Çavuşoğlu, Efkan Ala, İbrahim Kalın, Berat Albayrak, Ali İhsan Yavuz, Numan Kurtulmuş, Fahrettin Altun, Mahir Ünal, Bülent Turan, Çiğdem Karaaslan takip etti.

CHP’de ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun ardından ikinci sırada yüzde 21,9 ile Ekrem İmamoğlu yer alıyor.

İmamoğlu’nu sırasıyla Mansur Yavaş, Muharrem İnce, Özgür Özel ve Canan Kaftancıoğlu ilk sıralarda bulunuyor.

Bu isimleri Selin Sayek Böke, Seyit Torun, Faik Öztrak, Engin Altay, Erdoğan Toprak, Onursal Adıgüzel, Gürsel Tekin, İlhan Kesici, İlhan Cihaner, Mehmet Ali Çelebi, Bülent Tezcan, Deniz Baykal, Sezgin Tanrıkulu, Oğuz Kaan Salıcı izliyor.

MHP’de ise Devlet Bahçeli’den sonra beğenilen isimler arasında Semih Yalçın, Saffet Sancaklı, Olcay Kılavuz, Feti Yıldız, Ruhi Ersoy, Bülent Karataş, Erkan Haberal, Mevlüt Karakaya, Celal Adan, Hüseyin Sözlü, Cemal Enginyurt, Sadır Durmaz, İsmet Büyükataman, İzzet Ulvi Yönter, Muharrem Varlı, Oktay Vural, Cemal Çetin, Ahmet Erbaş, Esin Kara, Ayşe Sibel Ersoy bulunuyor.

İYİ Parti’de Meral Akşener’den sonra Yavuz Ağıralioğlu, Koray Aydın, Ümit Özdağ, Buğra Kavuncu, Metin Ergün, Erhan Usta, Ümit Dikbayır, İsmail Koncuk, Mustafa Cihan Paçacı, Müsavat Dervişoğlu, Behiç Çelik, Hayrettin Nuhoğlu, Aytun Çıray, Şenol Suat, Uğur Poyraz, İsmail Ok, Koray Haftalı, Aydın Tümer, Arslan Kabukçuoğlu, Lütfü Türkkan, Durmuş Yılmaz, Nuri Okutan, Bahadır Erdem isimleri sıralanıyor.

Türkiye’de ‘lider’ olarak desteklenen isimler arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sonra yüzde 14,8 oran ile Mansur Yavaş geliyor. Yavaş’ı yüzde 12,6 ile İmamoğlu, 9,7 ile Akşener, 9,4 ile Soylu, 8,6 ile Kılıçdaroğlu, 7,6 ile de Selahattin Demirtaş takip ediyor.

İktidara karşı en etkili muhalefeti yapanlar oylandığında ise yüzde 16,1 oran ile Kılıçdaroğlu birinci sırada geliyor. Onu yüzde 14 ile Akşener takip ederken daha sonra sırasıyla Muharrem İnce, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Ali Babacan takip ediyor.

‘Başkanlık sistemi mi’ yoksa ‘Parlamenter sistem mi’ sorusuna yüzde 50,9 ‘Parlamenter sistem’ yüzde 35,4 ise ‘Başkanlık sistemi’ yanıtını verdi. Kabinede değişiklik bekleyip beklemediklerinin sorulması üzerine de yüzde 55,9’luk kesim değişiklik yapılması gerektiğini söyledi. Yüzde 28,3 ise mevcut kabine ile devam edilmesi gerektiğini belirtti.

Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın görevinden istifa etmesinin sorulması üzerine ise katılımcıların yüzde 67,2’si ‘destekliyorum’, yüzde 14,8’i ‘desteklemiyorum’ dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu istifayı kabul etmesini doğru bulanların oranı da yüzde 71,1 oldu.

Gezici Araştırma Merkezi Başkanı ve Uluslararası Güvenlik ve Stratejik Çalışmalar Uzmanı Murat Gezici seçimin seyrini ekonominin belirleyeceğini söyledi. Gezici, “Seçmen kitlesinin büyük bir bölümü, ekonomik sorunlar yaşıyor. Gelecek ile ilgili kaygılar, umutsuzluklar, hayal kırıklıkları taşıyor. Seçmenler nezdinde ekonominin alarm vermesi, onların mevcut hükümetin izlediği ekonomi politikasına eleştirel bir şekilde bakmasına neden oluyor. Dolayısıyla bugün seçmen nezdinde AKP hükümetinin ekonomi ile ilgili izlediği politikalar kırık not almış gibi görünüyor” dedi.

Siyasetin izlediği güzergahın öfkeyi, kaygıyı, umutsuzluğu normalleştirdiğini kaydeden Gezici, “2010 sonrası seçmen profili, yeni dünya düzeniyle uyumlu olarak kayda değer bir değişim geçirdi. Yaptığımız araştırmalarda öncelikle genç ve orta kuşağın ideolojik oluşumlar ile arasına bir mesafe koyduğunu gözlemliyoruz. Milliyetçilik, İslamcılık, Atatürkçülük gibi bir takım ideolojik oluşumların insanları ayırdığını; oysa esas ihtiyaç duyulanın demokrasi, ifade hürriyeti, insan hakları, adalet, çevrecilik, cinsiyet ve sınıf eşitliği gibi değerler olduğu ifade ediliyor.

Türkiye siyasetinin paradigmasını bu değerlerin oluşturmasını talep ediyorlar. Diğer bir deyişle ana akım Türkiye siyasetinin değişim yaratamadığını, klasikleşerek mevcut sorunlara çözümler üretemediğini savunuyorlar. Siyasetçilerin, gerçek sorunları ertelediğini, görmezden geldiğini ifade ediyorlar. Siyasetin gerçek sorunlara sahte yanıtlar vermesini istemiyorlar” diye konuştu.

İktidar ve muhalefet seçmeninin de mutsuz olduğunu söyleyen Gezici, “MHP seçmeninin yüzde 22,2’si mutsuz ve yüzde 26,5’i kaygılı iken AKP seçmeninin yüzde 12.8’i mutsuz, yüzde 28.4’ü ise kaygılı. Bu anlamda MHP seçmeni ile AKP seçmeninin yarısına yakınının duygu durumu mutsuzluk ve kaygılılık ekseninde.

Mutsuzluk ve kaygılılık hali, iktidar seçmeni ile muhalefet seçmeni arasında paylaşılan ortak havuzlardan biri haline geldi. Meclis’te ortak noktada buluşamayan muhalefetteki partiler sokakta halkla ortak değerler üzerinden bir araya gelmeye başladılar. Sorunlara birlikte eğiliyorlar. Sahada aynı dili konuşan ve tek kadrodan oluşan muhalefet kanadı görüyoruz” dedi.

Ankete göre Erdoğan ile kabinesi arasında bir boşluk olduğunu kaydeden Gezici, “Kabine için Erdoğan’dan kopuk, onun beklentilerine ve vizyonuna uyumlu olmadığı düşüncesi ön plana çıkıyor. Seçmen, Erdoğan’a onay verirken, mevcut kabinesine onay vermiyor. Bu durum hükümete yönelik bir kabine değişikliğine dair önemli ipuçları sağlıyor” ifadelerini kullandı.

“Önümüzde son derece önemli bir seçim var” diyen Murat Gezici, şunları söyledi:

“Bu süreçte iktidarın kendini revize etmesi, daha demokratik, daha çoğulcu ve kesinlikle tansiyonu düşmüş bir siyaseti kılavuz edinmesi önem kazanıyor. Ancak ne iktidar ne de muhalefet ideolojiyi değil, değerleri rehber alan seçmenleri kazanmak için alternatif bir şey söylemiyor.

AKP’ye 2018’de oy veren gençlerin ve kadınların bir milyon 650 bini CHP’ye oy verebilirim diyor. MHP’ye oy verenlerin 1 milyon 100 bini de CHP’ye oy verebilirim diyor. İktidarın da ve aslında muhalefetin de önünde bir yol ayrımı var: Seçimlere giden yolda eski usul siyasete devam mı edilecek yoksa değişen seçmen profili ve tercihleri gözetilip mevcut siyaset dönüştürülerek bir başka siyaset biçimi mi oluşturulacak? Bu, Türkiye siyasetinde önemli bir mesele olacak.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...