9 Kasım 2026
7.3 C
İstanbul

Emniyet Müdürü’nün ‘intiharı’ Soylu’ya uzandı!

HABER MERKEZİ | Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan, geçen temmuz ayında makamında intihar etti. Çalışkan’ı intihara sürükleyen olayın, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun oğlu Engin Levent Soylu’nun gözaltına alınan bir arkadaşının usulsüz biçimde serbest bıraktırılmasıyla ilgili olduğu iddia ediliyor. İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın konuyu öğrenmesi üzerine olayla ilgili tutanak tutarak Bakan Soylu hakkında resmi işlem başlatmasını istediği, Silivri Emniyet Müdürü Çalışkan’ın da oluşan baskıya dayanamayarak intihar ettiği öne sürülüyor.

Ahmet Şık’ın Cumhuriyet’te yer alan haberi aynen şöyle:

Geçen temmuz ayı sonunda, Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin yaptığı rutin bir kontrol sırasında İçişleri Bakanı’nın oğlu Engin Levent Soylu’nun bir arkadaşı gözaltına alındı. Adli bir olaydan ötürü hakkında yakalama kararı bulunan kişi arkadaşı olan Engin Levent Soylu’ya telefon açarak yardım istedi. Oğul Soylu’nun arkadaşı, gözaltına alındığı bölge olan Silivri Emniyet Müdürlüğü’ne teslim edilerek nezarethaneye konuldu. Ancak bir süre sonra Emniyet Genel Müdürlüğü Koruma Daire Başkanı Ekrem Gülen, Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ı arayarak gözaltında bulunan kişinin serbest bırakılmasını istedi. Müdür Hakan Çalışkan’ın, gözaltı işleminin resmiyete döküldüğünü belirterek talebe olumsuz yanıt vermesi üzerine iddiaya göre kendisine, “Şahıs Bakanın yakını ve serbest bırakılması isteniyor” talimatı verildi.

“RESMİ İŞLEM BAŞLATTI”

Koruma Daire Başkanı Gülen’in talimatı üzerine oğul Soylu’nun arkadaşı serbest bırakıldı. Ancak, konu Bakan Soylu ile aralarında husumet olduğu iddiaları basına yansıyan İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’a aktarıldı. Bunun üzerine Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ı arayan İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, kendisinden İçişleri Bakanı Soylu ve Koruma Daire Başkanı Ekrem Gülen’in sorumluluğunu belirten bir tutanak tutarak olayla ilgili resmi işlem başlatmasını istedi.

BASKIYA DAYANAMADIĞI SÖYLENİYUOR

Hem Ankara’dan hem de İstanbul’dan amirlerinin oluşturduğu baskıya dayanamayan Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan, 31 Temmuz sabahı makamında intihar etti.

Güvenlik kamerası kayıtlarına göre, Hakan Çalışkan 30 Temmuz’u 31 Temmuz’a bağlayan gece geç saatlere kadar Emniyet müdürlüğü binasındaki makam odasındaydı. Geç saatlere kadar akıllı telefonlardaki mesajlaşma programı olan WhatsApp’ta da online olarak görünen Emniyet Müdürü Çalışkan, telefonlarına yanıt vermemesi üzerine sabah 10.30 sıralarında makam odasına giren özel kalemde görevli polis memurları tarafından başından vurulmuş halde bulundu.

VELİHATLIK SAVAŞI

Olayla ilgili hem adli hem de idari soruşturma açılırken Emniyet Genel Müdürlüğü’nden üst düzey kişilerin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinde baskı kurarak dosyayı kapatmaya çalıştığı da iddia edildi. Ancak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı da olan Enerji Bakanı Berat Albayrak ile giriştiği veliahtlık savaşı nedeniyle soruşturmanın önü kesilemedi.

Soruşturma kapsamında telefon kayıtlarında yapılan incelemelerde Hakan Çalışkan’ın intihar etmeden önceki günlerde kimlerle konuştuğu ve mesajlaştığı da mercek altına alındı. Bu incelemeler sonucunda Çalışkan’ın, Koruma Daire Başkanı Gülen tarafından arandığı bilgisine de ulaşıldı.

BAKANI MI ARATTI?

Hakkında yakalama kararı olduğu için gözaltına alınan bir kişiyi usulsüz serbest bıraktırması yönünde Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan üzerinde baskı kurulduğu iddialarıyla ilgili yürütülen idari soruşturmada müfettişler İçişleri Bakanı Soylu’nun korumalarının da ifadesini aldı. Koruma polislerine Hakan Çalışkan’a telefon açıldığı sırada Bakan Soylu’nun nerede olduğu, kendisinin telefonla konuşup konuşmadığına yönelik sorular sorulduğu öğrenildi. Koruma Daire Başkanı Gülen’in, intihar eden Silivri Emniyet Müdürü Çalışkan’a, Bakan Soylu’nun talimatıyla telefon açıp açmadığı da soruşturuluyor.

İçişleri Bakanlığı sekreteri: Müdür arandı ama Bakan’la ilgisi yok

İçişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Türkay Öksüz, konuya ilişkin gazetemize yaptığı açıklamada, söz konusu olayda Süleyman Soylu ya da oğlunun herhangi bir dahlinin bulunmadığını söyledi. Hakan Çalışkan’ın intiharı ile gözaltına alınan kişinin serbest bıraktırılmasının aralarında bağ olmayan iki farklı olay olduğunu savunan Öksüz şunları söyledi:

“Haberinizde bahsettiğiniz gözaltına alındı denilen kişi annesinin ağır hastalığı olan bir vatandaş. Olay günü annesini hastaneye götüren ambulansın arkasından kendi aracıyla takip ederken polis uygulama noktasında durdurulmuş. Zaten annesi de hastanede vefat etmiş. Konuyu kesin bilmiyorum ama Orman Kanunu ile ilgili adli makamlara yansıyan bir olay nedeniyle kendisi ifadeye çağrılmış ve gitmemiş. Bu nedenle hakkında yakalama kararı varmış. Gözaltı işlemi yapılmak istenince kendisi, önceden tanıdığı Koruma Daire Başkanımızı aramış ve yardım istemiş. Daire Başkanımız da Silivri Emniyet Müdürünü aramış.

Toplamda 3 kez konuşmuşlar ama süresi 2 dakikayı geçmemiş. Kişinin annesi ile ilgili mağduriyetini anlatıp yasal imkânlar dahilinde yardımcı olunmasını istemiş. Emniyet müdürümüzün intiharı başka bir olay. Bu iki olay arasında herhangi bir bağ yok. Zaten intihar vakasından sonra İçişleri Bakanımız İstanbul Emniyet Müdürümüzü arayarak konu hakkında bilgi almış. Polis başmüfettişleri de, mevzuat gereği olayı idari açıdan soruşturmak için görevlendirildi. Adli soruşturma da sürüyor.

Bakanımızın oğlunu bu ve benzeri olayların içinde göstererek çamur at izi kalsın mantığıyla yalan iddialarda bulunan çevreler var. Bakan Bey’in kendisinin ya da oğlunun bu süreçte bırakın bir müdahalesini herhangi bir etkisi dahi yok. Olayın içinde değiller. Sadece Koruma Daire Başkanı ile Silivri Emniyet Müdürü arasında geçen ve yasal sınırlar içinde kalınarak yardımcı olunması istenen bir telefon konuşması yapılmış, o kadar.

Koruma Daire Başkanımızın da ifadesi alınmış değil. Zaman zaman Bakan Bey’in de benim de ya da özel kalemimizin telefonlarına ulaşıp arayan, çeşitli konular için yardım isteyen vatandaşlarımız oluyor. Çeşitli talepler, şikâyetler oluyor. Bunlar hukuki midir, değil midir araştırıyoruz. Yasal sınırlar içinde kalarak yardım etmeye çalışıyoruz. Burada olan da budur.”

“BEN OLAYIN TARAFIYIM”

Konuyla ilgili görüşlerine başvurmak istediğimiz İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, “Bu konuyla ilgili soruşturmalar sürüyor. Ben de olayın bir tarafıyım ve benim bir şey söylemem doğru olmaz. Benim dışımda kalan yerlerden bilgi toplamanız daha doğru olur. Haberinizde hakkımda geçen kısımla ilgili bilgilerin doğru olup olmadığına vicdani kanaatinizle karar vereceğinizden eminim. Merhum emniyet müdürümüzün başarılı ve kendisini intihara sürükleyecek herhangi bir sorunu olmadığını bildiğimiz bir kişi olduğunu da söyleyeyim” dedi.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...