24 Eylül 2026
21.8 C
İstanbul

Elazığ’da 6.8 büyüklüğünde deprem: Hangi gelişmeler yaşandı?

Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana 6,8 büyüklüğündeki depremde, şu ana kadar toplam 18 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) Twitter hesabından yapılan bilgilendirmede, Sivrice ilçesinde saat 20.55’te 6,8 büyüklüğünde deprem kaydedildiği ifade edildi. Deprem, yerin 6,75 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

Elazığ Sivrice merkezli deprem, Antep, Maraş, Adıyaman, Urfa, Malatya, Tunceli, Samsun, Tokat, Çorum, Sivas, Niğde, Kayseri Kırşehir, Trabzon, Ordu ve Giresun’da da hissedildi.

Elazığ’da 13, Malatya’da 4, Diyarbakır’da 1 kişinin hayatını kaybettiği depremin ardından, Sivrice ilçesinde saat 21.08’de 5,4, Baskil ilçesinde saat 21.17’de 5,1 büyüklüğünde artçı sarsıntılar kaydedildi. Sivrice’deki sarsıntı, yerin yaklaşık 7,03, Baskil’deki ise yerin 10,62 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu açıklama yaptı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde (AFAD) düzenlenen Çalışma Grupları Değerlendirme Toplantısı sırasında alınan deprem haberinin ardından ilk bilgileri paylaştı.

Bakan Soylu, açıklamasında, “Şu andaki durumu söyleyeyim: Elazığ Sivrice, Elazığ Maden aynı zamanda Sivrice’ye sınır olan Pütürge ve Doğanyol, Malatya, buraların tamamıyla irtibat kurduk. Valilerimiz, kaymakamlarımız, emniyet, jandarma, AFAD, 112, bütün arkadaşlarımız görevleri başındalar. Yine Elazığ merkezde şu ana kadar 10 binada hasar olduğu ihbarı gelmiş. Yine Malatya Pütürge merkezde birkaç binanın yıkıldığı veya hasar aldığı konusunda bilgimiz var. Gelen bilgiler bu yönde. Köylerde hasar olduğu konusunda da değerlendirmeler ve bilgiler var. Köylerden sağlıklı bir bilgi almaya çalışıyoruz. Yine Doğanyol da bu şekilde” ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan açıklama

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Elazığ’da meydana gelen ve pek çok ilde hissedilen depremin en az kayıpla atlatılması ve vatandaşların can güvenliğinin sağlanması için ilgili kurumların gerekli tüm tedbirleri aldığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Twitter hesabından Elazığ’da meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depreme ilişkin paylaşımda bulundu.

Erdoğan, paylaşımında şunları kaydetti:

“Elazığ’da meydana gelen ve pek çok ilimizde hissedilen depremin en az kayıpla atlatılması ve vatandaşlarımızın can güvenliğinin sağlanması için ilgili kurumlarımız gerekli tüm tedbirleri almaktadır. Çevre ve Şehircilik, İçişleri ve Sağlık Bakanlarımızı bölgeye gönderdik.

Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, çalışmaları yakından takip ettiğimizin bilinmesini istiyorum. Başta AFAD ve Kızılay olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarımızla milletimizin yanındayız. Depremde hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyorum.”

Üç bakan Elazığ’daki kriz merkezinde

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Elazığ’da meydana depremin ardından bölgede yaptıkları incelemelerden sonra kriz merkezinde açıklamalarda bulundu.

Bakan Soylu, “Son bilgi çerçevesinde, Malatya’da depremde karşılaşılan bölgelerde göçük altında kimse yok. Fakat Elazığ’da şu anda 30 vatandaşımızı arama-kurtarma çalışması devam etmektedir.” dedi.

Soylu, Elazığ’daki kriz merkezinde yaptığı açıklamada, Sivrice ilçesindeki depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara şifa diledi.

Bakan Soylu, “Malatya Afet Koordinasyon Merkezi ile sayın Valimizin verdiği son bilgi çerçevesinde, Elazığ’da 405, Malatya’da 148 vatandaşımız yaralanmak suretiyle kendileri müracaat etmişler veya sağlık ekiplerimiz tarafından hastanelere sevk edilmişlerdir. Malatya’da 3, Elazığ’da 2 ağır yaralımız var.” bilgisini de paylaştı.

Olayın duyulduğu saat 20.55’ten bir dakika sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 6,8 büyüklüğündeki depremle ilgili bilgi verdiğini aktaran Soylu, o dakikadan itibaren kısa aralıklarla kendisini bilgilendirdiklerini anlattı.

Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu hatırlatan Soylu, geçmişte çok acı tecrübelerin yaşandığını dile getirdi. Daha önce Türkiye’de meydana gelen büyük depremlere değinen Soylu, Türkiye’nin depremle ilgili büyük ve önemli adımlar attığına, devlet olarak yaraları hep sardıklarına işaret etti.

Soylu, Sivrice’de meydana gelen depremin ilk dakikalarından itibaren Türkiye Acil Müdahale Planı’nın tıkır tıkır işlediğini belirterek, şöyle devam etti:

“Depremin ardından 40 dakika içerisinde iki insansız hava aracımız, bir de insanlı keşif uçağımız bölgedeydi. Sürekli buraya ve Ankara’daki tüm merkezlerimize görüntüleri aktardılar, yıkılan ve çöken binalar dâhil olmak üzere. Büyük bir irtibat sağlamaya çalıştılar. Bunun yanı sıra hemen Türkiye Acil Müdahale Planı’ndaki buraya sevk edilecek arama-kurtarma birliklerimizin tamamı harekete geçti. Toplam 616 arama-kurtarma birliğinin bir bölümü vardı, bir bölümü de varmak üzere. Şu anda İstanbul’dan da bir yolcu uçağıyla arama-kurtarma birliği buraya doğru hareket halinde. Bir kargo uçağı da çeşitli araçların ve gereçlerin buraya getirilmesi için hareket halinde. Yine bunun yanı sıra bölgedeki bütün illerimiz, bu konuda AFAD’ın planlamasına göre, Türkiye Acil Müdahale Planı’na göre buraya hazırlıklarını çıkardılar.”

“Şu ana kadar yola çıkan çadır miktarı 2 bin”

Malatya’da 5 spor tesisi, 15 okul, 2 büyük kütüphane, 7 pansiyon ve tüm kamu misafirhanelerinin depremden etkilenen vatandaşın hizmetine açıldığını belirten Soylu, Malatya’nın Doğanyol ilçesinde misafirhane bulunmaması nedeniyle bölgedeki vatandaşların Malatya merkeze yönlendirildiğini söyledi.

Malatya’da 5 bin kişinin kalabileceği bir konteyner kentin olduğunu bildiren Soylu, şöyle konuştu:

“Onları yaklaşık 2-3 ay önce tamamen kalınabilecek bir noktaya getirebilmek için restorasyonunu yapmıştık. Orası da hazır halde durmaktadır. Kızılay ile beraber de gerekli koordinasyonu ve organizasyonu en üst noktada sağladığımızı ifade etmek istiyorum. Şu ana kadar yola çıkan çadır miktarı 2 bindir. Ama yaklaşık 5 bin çadır daha arkadaşlarımız tarafından sevk edilmek için hazırlanmıştır. 10 bin battaniye yola çıkmıştır. Yine ihtiyaç halinde bu battaniyelerin sayısı da artırılacaktır. Enerji konusunda herhangi bir sıkıntı depremin ilk anından itibaren yaşanmamıştır.”

“Sosyal medyada panik havası yaratanlara tahkikat”

Bakan Soylu, sitem edeceği bir konunun bulunduğuna işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:

“Bu konunun siyasetle ilgili değerlendirilmesini son derece yanlış bulduğumuzu söylemek istiyorum. Biz zor günümüzde birlik olmak zorundayız. Özellikle iki meseleye dikkat çekmek isterim. Başka deprem fotoğraflarını göstererek, sosyal medyada bir panik havası oluşturmaya çalışanlar, ‘Şu anda Elazığ yanıyor’ diye başlık atmaya çalışanlara hem sitem ediyorum hem de bu konuda gerekli tahkikatı yapacağımızı da buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. İkincisi de meseleyi siyasallaştırıp Türkiye’nin deprem konusundaki yeterliliğini tartışmaya açmak elbette belki bu saatte yapılabilecek insanlık dışı bir yaklaşımdır. Bunu üzülerek ifade etmek istiyorum. Bugün, birlik ve beraberlik içerisinde olmak günüdür.”

İnsanlık adına Elazığ ve Malatya’ya ulaşmak isteyenler olduğunu vurgulayan Soylu, “Bu meseleyi de iyi bir şekilde koordine etmeliyiz. Buradan tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, tüm sivil toplum örgütlerine, tüm yerel yönetimlere çağrımızdır. Bu konudaki insani yardımların tamamı AFAD’ın koordinasyonu altında gerçekleşecektir. İhtiyacımız olduğunda oraya müracaat edenleri ihtiyacımız nispetinde buraya sevk edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Soylu, depremden etkilenen illere sabah itibarıyla bir nakdi kaynak gönderileceğini dile getirdi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın konuşmaları

Sağlık Bakanı Koca, bölgedeki hastanelerde hizmet sunumunu aksatacak herhangi bir hasarın olmadığını belirterek, “Bütün ekiplerimiz hazır hizmetin başında bulunmaktadırlar.” ifadelerini kullandı.

“Elazığ’da 13, Malatya’da 4, Diyarbakır’da 1 vatandaşımız hayatını kaybetti.” diyen Bakan Koca, Elazığ’da hastanelere başvuran 405 yaralı olduğunu, 35 kişinin tedavi altına alındığını, bunlardan 11’inin ağır yaralı olduğunu söyledi.

Malatya’da ise müracaat eden yaralı sayısının ise 3’ü ağır olmak üzere 148 olduğunu bildiren Koca, şunları kaydetti:

“Elazığ ve Malatya’da toplam 137 ambulansımız mevcut. Bu 137 ambulansa 170 ambulans ilavesi yaptık. Ayrıca uçak ve helikopter ambulansımız da hazır bir şekilde ihtiyaç halinde hizmet veriyor olacak. Bunun dışında 5 tane bölgede zaten UMKE aracımız vardı. 121 UMKE aracı daha ilave etmiş olduk. Ayrıca 4 mobil komuta aracı ve görevlendirdiğimiz personel sayısı da ilave olarak bin 159 kişi oldu.”

Koca, hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet diledi.

“Tüm bakanlıklarımız harekete geçti”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “İlk çalışmalarda Elazığ Sivrice’de 5 binamızın, Malatya Doğanyol’da 25 binamızın yıkık olduğunu tespit ettik.” dedi.

Bakan Kurum, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

“Tüm Türkiye’mizin başı sağ olsun. Olayı duyar duymaz Türkiye Acil Müdahale Planı çerçevesinde ilgili tüm bakanlıklarımız harekete geçtiler.” diyen Kurum, Elazığ’daki depremin ardından koordinasyon planının kusursuz şekilde çalıştığını vurguladı.

“11 ilden 250’ye yakın ekibimiz sahada olacaklar”

Ankara’daki koordinasyon merkeziyle irtibatlı şekilde Elazığ Valiliğinde kurulan koordinasyon merkeziyle uyum halinde tespit çalışmalarına hızlı şekilde başlandığını bildiren Kurum, şöyle konuştu:

“Yapılan ilk çalışmalarında Elazığ Sivrice ilçemizde 5 binamızın, Malatya Doğanyol’da da 25 binamızın yıkık olduğunu tespit ettik. Ağır hasarlı, hafif hasarlı binalarımız var. 50 kişilik ekibimiz şu an sahada. İlk etapta kamu binalarımızın tespitini yapıyorlar ki burada yaralı vatandaşlarımıza acil müdahale etmek ve kamu binalarında herhangi bir hasar olup olmadığının tespitini işletiyorlar. Akabinde sabah 07.00 itibarıyla 11 ilden 250’ye yakın ekibimiz sahada olacaklar ve sabah itibarıyla da detaylı bir şekilde hasar tespit çalışmalarını yapacağız.”

Bakan Kurum, amaçlarının hafta sonuna kadar tüm hasar tespit çalışmalarını tamamlamak olduğuna dikkati çekerek, altyapı tesisleriyle alakalı herhangi bir zararın söz konusu olmadığını ancak tedbir amaçlı depremin yoğun hissedildiği mahallelerde valilik koordinasyonuyla doğal gaz ve elektrik kesintisine gidildiğini aktardı.

Enkaz kaldırmayla ilgili herhangi araç eksiğinin olmadığını ifade eden Kurum, şöyle devam etti:

“Araç eksiği olması halinde yine afet koordinasyonu çerçevesinde araç takviyesi yapılacaktır. Ben buradan vatandaşlarımızı riskli binalara girmemeleri noktasında uyarmak istiyorum. Artçı depremlerimiz devam ediyor. Dolayısıyla hasarlı binalar bizim için risk teşkil ediyor. O yüzden girilmemesi noktasında bu tedbirleri biz alıyoruz ancak ulaşamadığımız yerler varsa da vatandaşlarımıza sizlerin aracılığıyla bunları ifade etmek isterim. Biz Sayın Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde 18 yıldır birçok deprem yaşadık. Van’da 23 bin bağımsız bölümden oluşan, sosyal donatılarıyla, hastaneleriyle, okullarıyla adeta Van’ımızı inşa ettik, ihya ettik. Bingöl’de depremde zarar gören vatandaşlarımızın yaralarını hızlı bir şekilde sardık. Simav’da aynı şekilde ve bu noktada ilgili tüm bakanlıklarımız seferberlik halinde. Yine Elazığ’da da Malatya’da da vatandaşlarımızın neye ihtiyacı varsa ki bugün biz Manisa’daydık. Manisa’daki depremdeki vatandaşlarımızın yaralarını sarmak için oraya gittik. Orada ne yaptıysak, bundan önce ne yaptıysak Elazığ’ımızda da Malatya’mızda da aynı şekilde, hızlı bir şekilde vatandaşlarımızın ilk önce bu barınma ihtiyaçlarını giderecek hamleleri yapacağız.”

Elazığ merkezde TOKİ bünyesinde ürettikleri yaklaşık 400 rezerv konutun bulunduğunu bildiren Kurum, bir kısmının bittiğini bir kısmının da bitme aşamasına geldiğini anlattı.

Malatya Yeşilyurt’ta da 350 konutun yüzde 75 seviyesinde olduğunu dile getiren Kurum, “Dolayısıyla vatandaşlarımızı hızlı bir şekilde bu konutlara nakledebilecek durumdayız. İnşallah en kısa sürede vatandaşlarımızın yaralarını sarmak suretine gideceğiz. İnşallah bu acıları bir daha yaşamamak için de kararlı bir şekilde köylerimizi, kentlerimizi, ilçelerimizi dönüştürmek durumundayız. Burada da kararlı duruşumuzu sergilemek durumundayız. İnşallah bu süreci de kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Askeri birliklerimiz teyakkuz halinde”

İstanbul’da Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile birlikte bir programda bulunan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da deprem haberi sonrası programdan ayrıldıkları sırada gazetecilere açıklama yaptı.  

Akar, deprem sonrasında bütün askerlerin teyakkuz halinde olduğunu belirterek, “Sarsıntı büyük olmuş. İl dışında Sivrice merkez olmak üzere taşrada bazı kayıplar olabilir, değerlendirmesi var. Bunu netleştirmek için arkadaşlarımız çalışıyor. Askeri birliklerimize, kara ve hava birliklerimize, teyakkuz talimatını verdik. Herhangi bir ihtiyaç halinde halkımıza yardım etmek üzere hazırlıklarını sürdürüyorlar.” diye konuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ise depremin ardından bölgede enerji arzında herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için çalışmaların yürütüldüğünü bildirdi.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, depremden etkilenen bütün illerdeki vatandaşlara ve Türkiye’ye “geçmiş olsun” dileğinde bulundu. Şentop, Elazığ’daki deprem dolayısıyla Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Deprem sonrasında bölgedeki tespit ve çalışmalar, ilgili tüm kuruluşlarımız tarafından süratle yürütülmektedir. Can kaybının artmaması en büyük temennimiz.” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Elazığ depreminin ardından Vali Çetin Oktay Kaldırım’dan, ortaya çıkan tablo ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alırken, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan da geçmiş olsun dileklerini paylaştı.

“İletişimi olumsuz etkileyen önemli bir durum yok”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, depremin ardından bölgede iletişimi olumsuz etkileyen bir sıkıntı yaşanmadığını bildirdi.

Turhan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, tedbiren bölgeye mobil baz istasyonlarının sevk edildiğini belirterek, “Ancak yine de telefon görüşmelerinin kısa tutulması ve mümkünse internet aramasının tercih edilmesi, iletişimin sağlıklı bir şekilde sağlanması için önem taşımaktadır.” ifadesini kullandı.

Cep telefonu operatörleri Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom, Elazığ merkezli yaşanan deprem sonrasında bölgede yaşayan vatandaşlara ücretsiz internet ve konuşma tanımladıklarını duyurdu.

Malatya Valisi Aydın Baruş’un açıklaması

Malatya Valisi Aydın Baruş, “İl merkezimizde, Pütürge ve Doğanyol ilçelerimizde sağlam durumda olan okullarımızı vatandaşlarımızın geçici barınması için açtık. Yine Pütürge ilçemizde de yaklaşık 400 kapasiteli yurdumuzu vatandaşlarımızın barınması için açıyoruz.” dedi.

Vali Baruş, gazetecilere yaptığı açıklamada, Elazığ’ın Sivrice ilçesi merkezli depremde bölgeye yakın olan Doğanyol ve Pütürge ilçelerinde bazı binalarda göçük ve hasar oluştuğunu belirtti.

Ekiplerin bölgede gerekli çalışmaları yaptığını aktaran Baruş, şunları kaydetti:

“Kurtarma ekiplerimiz olay yerine intikal ettiler, AFAD ekiplerimiz çalışmalarına başladılar. Yine Kızılay ve AFAD’dan çadır talebinde bulunduk. Doğanyol ve Pütürge ilçemizde bütün köylerimizle irtibat kurduk. İl merkezimizde, Pütürge ve Doğanyol ilçelerimizde sağlam durumda olan okullarımızı vatandaşlarımızın geçici barınması için açtık. Yine Pütürge ilçemizde de yaklaşık 400 kapasiteli yurdumuzu vatandaşlarımızın barınması için açıyoruz, çadırlar olay yerine sevk edildiğinde hemen kurulumuna başlayacak. İl merkezimizde vatandaşlarımızı barındırmak üzere otellerde ve misafirhanelerde yeteri kadar yerimiz var. Yine eski geçici barınma merkezinde konteynerlerimiz var, orada da yaklaşık 5 bin vatandaşımızı barındıracak yerimiz var. İnşallah bu geceyi sağlıklı bir şekilde atlattıktan sonra vatandaşlarımızı sağlıklı bir şekilde barınma merkezine aktardığımızda, daha rahatlamış olacağız.”

Pütürge Belediye Başkanı Sülük’ten açıklama

Pütürge Belediye Başkanı Mikail Sülük ise “Bize ulaşan bilgilere göre şu ana kadar Pütürge’de göçük altında kalan yok.” dedi.

Sülük, Elazığ’daki deprem nedeniyle tüm bölge halkına geçmiş olsun dileklerini iletti. İlçede hasar olduğunu vurgulayan Sülük, “Hasar var ama çok şükür can kaybımız yok. Deprem yaşadık, büyük bir deprem yaşadık, hasarlı binalarımız var, yıkılan binalarımız da var ama sabahı bekleyeceğiz. AFAD, Kızılay gibi tüm kurumlarımızla seferber olduk. Tüm vatandaşlarımızı okullarda ve çadırlarda topluyoruz. Bize ulaşan bilgilere göre şu ana kadar Pütürge’de göçük altında kalan yok.” dedi.

KKTC, Yunanistan ve Kosova’dan geçmiş olsun mesajı

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu telefonla arayarak Elazığ’da meydana gelen depreme ilişkin geçmiş olsun dileklerini iletti ve yardıma hazır olduklarını bildirdi.

Kosova Birinci Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Behgjet Pacolli de depremde can kaybının olmaması temennisinde bulunarak, etkilenen bölgelerde yardım sunmaya hazır olduklarını ifade etti. Pacolli, “Can kaybının olmamasını umuyor ve dua ediyoruz. Bu anlarda Türk dostlarımızın yanındayız. Kosova Güvenlik Güçleri, depremden etkilenen bölgelerde yardım sunmaya hazırdır” ifadelerini kullandı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersin Tatar da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, geçmiş olsun dileğinde bulunarak, depremde hayatını kaybedenler nedeniyle derin üzüntü içinde olduğunu kaydetti. Tatar, “Şahsım, halkımız ve hükümetim adına tüm Türkiye’ye en kalbi duygularla geçmiş olsun dileklerimizi ifade eder, ölenlere Allah’tan rahmet yaralılarımıza acil şifalar dilerim” açıklaması yaptı.

Kuzey Makedonya: “Türkiye ile dayanışma içindeyiz”

Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Stevo Pendarovski, Elazığ’da meydana gelen depremin ardından Türkiye ve Türk halkıyla dayanışma içinde olduklarını belirtti.

Pendarovski, resmi Twitter hesabında Elazığ’da meydana gelen depremle ilgili yaptığı paylaşımda, “Türkiye’deki depremde hayatını kaybedenlerin aileleri ve yakınlarını derin başsağlığı diliyorum. Türkiye ve Türk halkıyla dayanışma içindeyiz.” ifadelerini kullandı.

Kuzey Makedonya Başbakanı Oliver Spasovski de resmi Twitter hesabında yaptığı paylaşımda, Türkiye ve Türk halkına güçlü desteklerini sunarak, “(Depremde) Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum. Bölgedeki tüm vatandaşlar için dua ediyoruz. Yardım etmeye hazırız” değerlendirmesinde bulundu.

Arnavutluk: “Türk halkının yanındayız”

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, depremin ardından Türk halkının yanında olduklarını bildirdi.

Rama, sosyal medya hesabı Twitter’dan Türkiye’deki depremle ilgili yaptığı paylaşımda, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da etiketledi.

Dost ülke Türkiye’de ağır bir depremden kaynaklanan korkunç bir felaket meydana geldiğini belirten Rama, söz konusu depremde hayatını kaybedenlerin olduğunu hatırlattı. Paylaşımında Rama, “Türk halkının yanındayız. Allah’tan, ülke yetkilileri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu trajediyle başa çıkmak için güç vermesini dua ediyorum” ifadelerini kullandı.

Türkiye Jokey Kulübünden açıklama

Türkiye Jokey Kulübü, Elazığ’da depremden etkilenen vatandaşlar için Yurtbaşı ilçesinde bulunan hipodromu açtığını duyurdu.

Kulübün Twitter hesabından yapılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“Depremden etkilenen tüm vatandaşlarımız için Elazığ’ın Yurtbaşı ilçesinde bulunan hipodromumuz, misafirlerimizin konaklama ve diğer ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına tüm imkanlarıyla açık olacaktır. Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen 6,8 büyüklüğündeki depremde can ve mal kaybı yaşanmamış olmasını diliyor, tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.”

Basketbol maçı ertelendi

Bu arada, deprem nedeniyle yarın Herbalife Nutrition Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nde oynanması planlanan Birevim Elazığ İl Özel İdare-Çankaya Üniversitesi mücadelesi ertelendi.

Türk Kızılayından kan ihtiyacı açıklaması

Türk Kızılay, Elazığ’da meydana gelen ve pek çok ilde hissedilen depremin ardından bölgede duyulan kan ihtiyacının karşılandığını bildirdi.

Türk Kızılay resmi Twitter hesabından yapılan duyuruda, “Vatandaşlarımızın dikkatine! Bölgedeki kan ihtiyacı, kan merkezlerimiz tarafından karşılanmıştır. Hastanelerimizdeki faaliyetlerin engellenmemesi için tüm vatandaşlarımızı duyarlı olmaya davet ediyoruz” çağrısında bulunuldu.

Elazığ’ın Maden ilçesinde yıkılan binadan 2 kişi sağ çıkarıldı

Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremde Gezin köyünde yıkılan 6 katlı binanın enkazından 2 kişi yaralı çıkarıldı.

Maden ilçesine bağlı Gezin köyünde çöken 6 katlı binada AFAD ve UMKE ekiplerinin çalışması sonucunda 2 kişi enkaz altından sağ çıkarıldı.

İki yaralı, 112 Acil Sağlık ekiplerince Elazığ’daki hastanelere kaldırıldı.

Sivrice Belediye Başkanı Gündoğan’ın açıklaması

Elazığ’ın Sivrice Belediye Başkanı Turgay Gündoğan, depremde ilçe merkezinde herhangi bir can kaybının olmadığını söyledi.

Gündoğan’ın yaptığı açıklamada, deprem nedeniyle ilçe merkezinde çok sayıda binada hasar oluştuğunu belirtti.

Şu ana kadar ilçe merkezinde can kaybının bulunmadığını ifade eden Gündoğan, şunları kaydetti:

“İlçe merkezinde can kaybı yok. Cam kırığı veya eşya düşmesi sonucu hafif yaralılarımız var. Bunlar da sağlık ekiplerimizin müdahalesi sonucu ayakta tedavi edildi. Vatandaşlarımıza olası artçı sarsıntılar dolayısıyla evlerine girmemeleri konusunda uyarılar yapıyoruz.”

Malatya’da çöken iki katlı kerpiç evin enkazından 2 kişi kurtarıldı

Elazığ merkezli depremden etkilenen Malatya’nın Doğanyol ilçesinde de çöken iki katlı evin enkazından 2 kişi kurtarıldı.

AFAD ekipleri, ilçe merkezindeki Gökçe Mahallesi’nde yıkılan iki katlı kerpiç evin enkazından 2 kişiyi çıkardı. Enkaz altında 1 kişinin daha olduğunu değerlendiren ekipler, arama ve kurtarma çalışmalarını sürdürüyor.

Deprem esnasında kalp krizi geçiren kişi öldü

Adıyaman’da deprem sırasında kalp krizi geçiren kişi hayatını kaybederken, paniğe kapılan 10 kişi ile toprak evin çökmesi sonucu 7 kişi yaralandı.

Alınan bilgiye göre, Sincik ilçesine bağlı İnlice köyünde yaşayan bedensel engelli Mehmet Çetin, deprem sırasında evinde kalp krizi geçirdi. Ailesinin ihbarıyla olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri, Çetin’i Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Çetin, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Adıyaman’da deprem esnasında paniğe kapılarak evlerinin balkonundan atlayan 10 kişi yaralandı.

Yaralılar, 112 Acil Servis ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Yaralıların sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

Futbol maçlarında saygı duruşu yapılacak

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), profesyonel liglerde bugün, yarın ve 27 Ocak Pazartesi günü oynanacak maçlarda Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen ve civar illerde de hissedilen depremde hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunulacağını duyurdu.

TFF’nin internet sitesinde yer alan açıklamada, “Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımız anısına; 25, 26 ve 27 Ocak tarihleri arasında oynanacak tüm futbol müsabakalarında saygı duruşunda bulunulacak. Süper Lig, TFF 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig’deki tüm karşılaşmalar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşu yapılacak. Ayrıca isteyen kulüpler, siyah kol bantları ile sahaya çıkabilecek.” denildi.

TFF’nin internet sitesinde “Acımız büyük” başlığıyla yer alan başsağlığı mesajında ise “Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen depremde can kayıplarımızın olduğunu derin bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. Ülkemizi yasa boğan depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, vatandaşlarımızın ailelerine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar dileriz.” ifadeleri kullanıldı.

Deprem yardımları askeri kargo uçaklarıyla bölgeye gönderiliyor

Elazığ’ın Sivrice ilçesi merkezli 6,8 büyüklüğündeki deprem sonrası arama kurtarma çalışmalarına katılacak ekipler ve yardım malzemeleri, Etimesgut Askeri Havaalanı’ndan kargo uçaklarıyla bölgeye gönderiliyor.

Deprem sonrası AFAD ve Kızılay tarafından hazırlanan yardım malzemeleri, askeri kargo uçaklarına yüklendi. AFAD, UMKE, Ankara İtfaiyesi ve AKUT’tan yaklaşık 100 arama kurtarma personeli ile 3 arama kurtarma köpeğinin de bulunduğu 4 askeri uçak, deprem bölgesine hareket etti.

Battaniye, çadır, gıda ve sağlık malzemesi ile kurtarma ekipmanlarını taşıyan 4 uçağa ek olarak, AFAD koordinasyonunda yardım malzemesi ve gerektiğinde ek personelin ilerleyen saatlerde bölgeye sevk edilebileceği belirtildi.

MSB ve Genelkurmayda kriz masası oluşturuldu

Milli Savunma Bakanlığından, Ankara, İstanbul, Kayseri ve Konya’da hazırlıklarını sürdüren AFAD ekiplerinin, Jandarma Arama-Kurtarma Timlerinin, Sağlık Bakanlığı personelinin ve ihtiyaç duyulan malzemelerin nakliye uçaklarıyla Elazığ’a ulaştırılacağı bildirildi.

Milli Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Elazığ’da meydana gelen depremden kısa süre sonra arama kurtarma faaliyetlerine destek amacıyla Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığında kriz masaları oluşturulduğu ifade edildi.

İlk olarak Sağlık Bakanlığı, AFAD, Jandarma Genel Komutanlığı ve valiliklerle irtibata geçilerek taleplerin alındığı belirtilen açıklamada, ihtiyaca göre planlama yapılarak Türk Silahlı Kuvvetlerine ait uçak ve helikopterlerin hızlı bir şekilde görevlendirildiği kaydedildi.

Açıklamada, ilk olarak bir genel maksat helikopteri ve kurtarma ekibinin Doğanyol ilçesindeki arama-kurtarma faaliyetlerine katıldığı, Batman’da görevli bir ANKA insansız hava aracının da hızlı bir şekilde Elazığ’a gönderilerek hasar tespit çalışmaları için görevlendirildiği aktarıldı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Devletimizin kurum ve kuruluşlarından gelen talepler doğrultusunda biri ambulans uçak olmak üzere toplam 8 nakliye uçağının da bölgeye gönderilmesi planlandı. Bu kapsamda Ankara, İstanbul, Kayseri ve Konya’da hazırlıklarını sürdüren AFAD ekiplerinin, Jandarma Arama-Kurtarma Timlerinin, Sağlık Bakanlığı personelinin ve ihtiyaç duyulan malzemelerin Elazığ’a ulaştırılması sağlanacak.

Tüm milletimizi derinden üzen deprem sonrası hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Başta Elazığlı hemşehrilerimiz olmak üzere tüm bölge halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.”

AFAD: “968 arama kurtarma personeli ve 182 araç bölgeye sevk edildi”

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından 968 arama kurtarma personeli ve 182 aracın bölgeye sevk edildiğini bildirdi.

AFAD’tan yapılan açıklamada, deprem sonrasında bölgede 4 büyüklüğünün üzerinde 10 sarsıntı meydana geldiği, toplam artçı sayısının da 118 olduğu belirtildi.

Depremde Elazığ’da 13, Malatya’da 4, Diyarbakır’da bir kişinin hayatını kaybettiğini belirtilen açıklamada, Elazığ’da 403, Malatya’da 148, Diyarbakır’da 13, Adıyaman’da 11, Batman’da 6, Kahramanmaraş’ta 37, Şanlıurfa’da 33 olmak üzere 651 kişinin de yaralandığı aktarıldı.

Deprem bölgesinin havadan görüntülenmesi amacıyla, Batman’dan bir, Jandarma Genel Komutanlığından iki insansız hava aracı (İHA) ile Emniyet Genel Müdürlüğü envanterindeki bir helikopter ve bir uçağın da bölgeye sevk edildiği kaydedilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

“39 AFAD İl Müdürlüğü başta olmak üzere, Jandarma Arama Kurtarma ekipleri ile çeşitli illerin UMKE ve itfaiye ekiplerinden, toplamda 968 arama kurtarma personeli ve 182 araç bölgeye sevk edilmiştir. Çalışmalara destek amacıyla 13 arama kurtarma köpeği bölgeye gönderilmiştir. İhtiyaç durumunda kullanılacak iş makinaları AFAD koordinasyonunda görevlendirilmektedir. Bölgede AFAD koordinasyonu dışında herhangi bir iş makinası çalışmayacaktır.

Acil ihtiyaçlar nedeniyle beslenme, enerji, haberleşme ve psikososyal çalışma gruplarından ekipler bölgeye sevk edilmeye başlamıştır. Bu kapsamda 110 personel ve 36 araç bölgeye yönlendirilmiştir. AFAD Adana, Ankara, Adıyaman, Diyarbakır, Erzurum, Erzincan, Kahramanmaraş, Mardin, Muş ve Sivas lojistik depolarından bölgeye, 97 tır ile 4 bin 296 çadır, 5 bin 406 yatak ve 10 bin 460 battaniye sevk edilmiştir.”

Cumhurbaşkanlığı’ndan açıklama

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Elazığ’da meydana gelen 6.5 büyüklüğündeki depremin ardından, tüm kurumların seferber edildiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Elazığ’ın Sivrice ilçesinde 6.5 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini belirterek, “Hepimize geçmiş olsun. Can kaybı yaşanmaması en büyük temennimizdir. Tüm kurumlarımız seferber edilmiştir. Vatandaşlarımızın yetkililerin açıklama ve yönlendirmelerini takip etmelerini rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

İletişim Başkanı Fahrettin Altun ise depreme ilişkin şunları kaydetti:

“Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun! Devletimiz ilgili tüm kurumlarıyla olayın takipçisidir, vatandaşlarımızın emniyeti, can güvenliği önceliğimizdir. Allah milletimizi her daim korusun, kollasın.”

Elektrik dağıtım şebekesinde kısmi kesintiler yaşandı

Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Elazığ’ın Sivrice ilçesinde deprem nedeniyle kısmi elektrik kesintileri yaşandığını belirterek, “Bölgenin büyük bir kısmında enerji arzı sorunsuz bir şekilde devam ediyor. Ancak şu anki belirlemelerimize göre bazı kesimlerde yer yer kesintiler söz konusu” dedi.

Bakan Dönmez, Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depreme ilişkin yazılı açıklama yaptı. Depremden etkilenenlere geçmiş olsun dileklerini ileten Dönmez, “Depremden dolayı Sivrice’deki elektrik dağıtım şebekesinde kısmi kesintiler yaşandı. Ekiplerimiz hızla bölgeye intikal ederek, hasar tespit çalışmalarına başladılar. Bölgenin büyük bir kısmında enerji arzı sorunsuz bir şekilde devam ediyor. Ancak şu anki belirlemelerimize göre bazı kesimlerde yer yer kesintiler söz konusu. İl ve ilçe merkezlerine müdahale konusunda ekiplerimiz ivedilikle hareket ettiler. Diğer yandan, köylerimizdeki hasar tespit çalışmaları için de ekiplerimiz bölgelere sevk edildi” dedi.

Bakan Dönmez, ayrıca depremden etkilenen Tunceli, Malatya, Diyarbakır ve Bingöl’de de hasar tespit çalışmalarının yapılması ve arızalara müdahale edilmesi için sahada çalışmalar başlatıldığını belirtti. Dönmez, “EÜAŞ’a ait mobil elektrik santralleri ihtiyaç olması halinde bölgeye sevki için hazır tutulmaktadır. Bölge genelinde doğalgaz iletim sisteminde bir problem yoktur. Dağıtım şirketlerinin tamamıyla görüşüldü. Dağıtım sisteminde kaçak arama araçlarıyla gerekli kontrolleri için hazırlıklar yapıldı. Bölgede ivedilikle kaçak kontrolleri yapılacak. Arama-kurtarma, güvenlik, itfaiye ve sağlık teşkilatlarının görevlerinin aksamaması için her türlü tedbir ve destek ilgili kurumlarımızca sağlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

Son Haberler

İstifa sonrası Mansur Yavaş’tan ilk açıklama: ‘Şaşkınlıkla izliyorum!’

CHP'den istifa ettiğini ve yoluna bağımsız devam edeceğini duyuran...

İki askeri üs Irak’a devredilecek

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep...

Mekke Savunma İttifakı’nın ilk genel sekreteri belli oldu

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan...

Kobani’de 2 günlük yas ilan edildi

Rojava’nın Kobani kentinde cezaevi yangını sonucunda hayatını kaybeden 9...

Halepçe’de geniş çaplı IŞİD operasyonu: 22 gözaltı

Kürdistan Bölgesi Asayişi, Halepçe’nin Xurmal nahiyesinde düzenlediği operasyonda bir...

Suudi Arabistan, Irak’tan düzenlenen SİHA saldırısından sonra önemli boru hattını kapattı

Ortadoğu'daki çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte Suudi Arabistan, Irak'tan fırlatılan insansız...

İç Güvenlik Komutanlığı’ndan Kobani cezaevindeki olaylara ilişkin açıklama

Halep İç Güvenlik Güçleri Komutanlığı, Koban’deki cezaevinde çıkan yangında 7 tutuklunun hayatını kaybettiğini ve onlarca mahkûmun yaralandığını açıkladı. Komutanlık, olayın çıkış nedeni ve  sorumluların belirlenmesi için soruşturma başlatıldığını bildirdi. Halep İç Güvenlik Güçleri Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Dün Kobani kentinde yaşanan gelişmelerin ardından bazı kişiler kentteki cezaevinde kargaşa karışıklık çıkardı. Bazı koğuşlarda yangın çıktı. Çıkan yangın kısa sürede cezaevine yayıldı ve 7 mahkûmun hayatını kaybetmesine, onlarca mahkûmun ise dumandan zehirlenme, boğulma ve yanma nedeniyle yaralanmasına yol açtı” denildi.  “Olayla ilgili soruşturma başlatıldı” Halep İç Güvenlik Güçleri Komutanlığı açıklamasının devamında, “Olayın nedenlerini ve ayrıntılarını ortaya çıkarmak, sorumlulukları belirlemek amacıyla soruşturma başlatıldı. Olayda dahli olduğu tespit edilen herkes hakkında sert yasal işlemler uygulanacak” açıklamasında bulundu. Cezaevinin yönetimiyle ilgili açıklamada, “Kobani Cezaevi'nin yönetimi henüz resmi hükümet kurumlarına devredilmedi. Devir ve teslim süreci de yargısal ve hukuki bir prosedür kapsamında yürütülüyor” denildi. İç Güvenlik Güçleri ayrıca, “Cezaevinin dosyası yetkili yargı makamları tarafından gerekli prosedürler kapsamında ele alınıyor. Devrin, yeniden entegrasyon planı çerçevesinde yasal olarak tamamlanabilmesi için karar ve gerekli işlemlerin çıkarılması bekleniyor. Olaydan önce fiili devrin tamamlanmamış olmasının nedeni de buydu” ifadelerine yer verdi. Açıklamada, ilgili kurumların olayın seyrini ayrıntılı şekilde takip ettiği ve hukuki soruşturmanın tamamlanmasının hemen ardından sonuçların kamuoyuna açıklanacağı belirtildi. Gerilim, geçtiğimiz hafta sonu Sipan Hizni adlı bir gencin öldürülmesinin ardından başladı. Bunun üzerine Kobani, Kamışlo ve Rojava’nın birçok kentinde halk protestoları ve gösteriler düzenlemeye başladı. Güvenlik güçlerinin müdahale etmesi sonucu onlarca gösterici gözaltına alındı. Cezaevindeki protestolar, güvenlik güçlerinin gösteriler sırasında gözaltına alınan gençlerden bir bölümünü Halep kentindeki cezaevlerine nakletme kararı aldığı sırada, saat 02.00 sıralarında başladı.

Türkiye Gündemi

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...

Son iki ayda 2034 hesaba erişim engeli

Türkiye İletişim Başkanı Burhanettin Duran, son iki ayda dezenformasyon yaydığı belirtilen 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini açıkladı. Duran, bu hesaplardan 699'unun FETÖ ile iltisaklı, bin 335'inin ise provokasyon üreten ve dezenformasyon yayan hesaplar olduğunu belirtti. Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen kapsamlı dijital takip, teknik analiz ve kurumlar arası koordinasyon çalışmalarının ilgili tüm kurumlarla eş güdüm içerisinde ve kesintisiz şekilde devam ettiğini ifade etti. Türkiye'nin terör propagandası, provokasyon, dezenformasyon ve dijital mecralar üzerinden yürütülen psikolojik harekât girişimlerine karşı mücadelesini devletin tüm imkân ve kabiliyetlerini seferber ederek kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Duran, son iki ayda yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verdi. Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda Cumhuriyet başsavcılıkları ve Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından ortak çalışma yürütüldüğünü belirterek şunları kaydetti: “Başta FETÖ iltisaklı olmak üzere milli güvenliğimizi ve toplumsal birliğimizi hedef alan terör ve suç örgütleriyle bağlantılı olduğu tespit edilen 699 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli tedbirleri derhal uygulanmıştır. Ayrıca gerçekleştirilen kapsamlı teknik incelemeler ve dijital ağ analizleriyle provokasyon üreten, kardeşliğimizi ve toplumsal huzurumuzu hedef alan, dezenformasyon yayan ve ülkemize yönelik psikolojik harekât faaliyetleri yürüttüğü belirlenen 1335 sosyal medya hesabı hakkında da başta Adalet ve İçişleri bakanlıklarımız olmak üzere ilgili kurumlarımızın koordinasyonuyla gerekli hukuki ve idari işlemler tesis edilmiş ve söz konusu hesaplara erişim engeli kararları uygulanmıştır. Bu süreçte toplam 2 bin 34 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli getirilmiştir.” “Gerekli tedbirleri gecikmeksizin hayata geçirmeyi sürdüreceğiz” Burhanettin Duran, yürütülen çalışmaların terör örgütlerinin artık yalnızca sahada değil, dijital platformlarda da organize, koordineli ve sistematik şekilde faaliyet yürüttüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. Duran, sosyal medya ve dijital mecraların propaganda, manipülasyon, algı operasyonları ve dezenformasyon yoluyla toplumsal huzuru, milli birliği ve kamu düzenini hedef alan bir araç olarak kullanıldığını belirtti. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde terörle mücadelesini sahada, sınır ötesinde ve dijital alanda aynı kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Duran, şöyle devam etti: “Devletimiz açısından dijital güvenlik, milli güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Terör örgütlerinin sosyal medya ve dijital platformları propaganda, eleman temini, finansman, dezenformasyon ve psikolojik harekât amacıyla kullanmalarına kesinlikle müsaade edilmeyecektir.” Burhanettin Duran, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak, ilgili tüm kurumlarımızla birlikte dijital ekosistemi anlık ve çok boyutlu şekilde takip etmeyi, milli güvenliğimizi, toplumsal huzurumuzu ve birlik beraberliğimizi hedef alan her türlü tehdidi tespit ederek gerekli tedbirleri gecikmeksizin hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızı dezenformasyonun oluşturduğu bilgi kirliliğinden korumak, doğru ve güvenilir bilgiyle buluşturmak ve dijital mecraların terör örgütleri tarafından bir propaganda alanına dönüştürülmesine engel olmak konusunda mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Dijital alan sahipsiz değildir. Türkiye, milli güvenliğini hedef alan hiçbir dijital operasyona izin vermeyecektir.”

Mazlum Kobani: “Kürtçe için büyük bir adım atıldı”

Mazlum Abdi, “Yeni süreçte Türkiye ile olan ilişkilerimiz de düzeltilmeli ve yeniden ele alınmalı. Bugün de Türkiye ile aramızda temaslar ve diyalog kanalları mevcuttur. Artık bu sürecin doğal ve yapıcı bir zeminde ilerlemesi gerekir” ifadelerini kullandı. Feshedildiği duyurulan Demokratik Suriye Güçleri’nin (SDG) Genel Komutanı ve Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Abdi, Rojava ve Suriye’ye dair değerlendirmelerde bulundu.SDG’nin akıbetine ilişkin konuşan Abdi, “Şimdi Suriye ordusun bir parçası olarak bu bölgeyi savunmaya devam edecek” ifadelerini kullandı. Abdi, Yeni Yaşam’a verdiği röportajda Türkiye ile ilişkilere dair önemli mesajlar vererek Türkiye ile görüştüklerini belirtti. Abdi, “Yeni süreçte Türkiye ile olan ilişkilerimiz de düzeltilmeli ve yeniden ele alınmalı. Bugün de Türkiye ile aramızda temaslar ve diyalog kanalları mevcuttur” dedi. Abdi’nin açıklamalarında öne çıkanlar şöyle: “‘Teslim oldular, ortada bir şey kalmadı,’ ya da aksi yönde ‘bir şey değişmedi,’ diyenler bir yanılgı içindeler. Bunun doğru anlaşılması gerekiyor. DSG, varılan mutabakat doğrultusunda planlı ve kademeli bir süreç ile orduya katıldı. Şimdi Suriye ordusun bir parçası olarak bu bölgeyi savunmaya devam edecek. “Kürtçe için büyük bir adım atıldı” Kürt dili için resmi olarak gelinen aşamaya Suriye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana bakılacaksa, büyük bir adım atıldı. İlk defa Kürtçe resmi olarak eğitimde kabul edildi ve sadece Kürtçe dersi değil, diğer bazı derslerin de Kürtçe verilmesi müfredata dahil edildi, çocukların eğitimi kabul edildi. Atılan adımlar olumludur, ilktir, ama bizim için yeterli değil, Kürt halkı olarak bunun için mücadele etmemiz gerekiyor. “Yeni bir sürece giriyoruz” Yeni bir sürece giriyoruz… Doğru, açık konuşmak gerekirse yürütülen bu süreçte Şam’da olmayı kabul etmemizin nedeni bu süreci başarıya ulaştırmak, entegrasyonu sağlamak, Kürtlerin en güçlü şekilde devlette yerini almasını sağlamak. Asıl amacımız ve hedefimiz budur. Ancak bizim talebimiz daha kapsamlı bir kapsayıcılıktır, yani sadece Kürt bölgeleriyle sınırlı kalmayıp Suriye genelinde tüm alanlarda pozitif ve yapıcı bir rol oynamak istiyoruz. “Türkiye ile ilişkilerimiz yeniden ele alınmalı” Yeni süreçte Türkiye ile olan ilişkilerimiz de düzeltilmeli ve yeniden ele alınmalı. Bugün de Türkiye ile aramızda temaslar ve diyalog kanalları mevcuttur. Artık bu sürecin doğal ve yapıcı bir zeminde ilerlemesi gerekir. Bu çerçevede Türkiye ile yürütülecek yapıcı ilişkiler hem tüm Suriye’nin hem de Kürt halkının çıkarına olacaktır. Tüm bileşenlerin Suriye devletine katılması gerekir, herkes içinde yer almalı, bunun yolu açılmalı. Suriye devletinin önündeki en temel görev, Dürzilerin, Alevilerin, Kürtlerin ve diğer tüm halkların devletin içinde güçlü bir şekilde yer almasıdır. Efrin ve Serêkaniyê meselesi Efrin için artık gereken şey, şu anda Cizîrê bölgesi, Kobani için varılan mutabakatın Efrin için de geçerli olmasıdır. Örneğin eğitim meselesi, buradaki eğitim sistemi nasılsa Efrin’de de öyle olmalı. Halkın asayişte, yerel idarede yer alması ile ilgili Efrin’de bazı sorunlar var, çözülmesi için çalışılıyor. Serêkaniyê’ye henüz bir dönüş gerçekleşmedi. Daha önce bazı gruplar, entegrasyon karşıtı kesimler ve devletle varılan mutabakata karşı olanlar engeller çıkardılar, halkın dönmesini istemediler. Fakat gerekli tedbirler alındı ve Serêkaniyê halkının dönüşü adım adım, planlı bir şekilde devam ettirilecek ve bu süreç tamamlanacak. “Tekrar mücadele etmeliyiz” Bir süreçti, bu şekilde sonlandırdık, belki her istediğimize tam olarak ulaşamadık, halkımızın talepleri bu derecede değildi ama yine de kazanımlar var. Bir temel var, bu temel üzerine birlikte yola çıktığımız ve mücadele ettiğimiz amaçlar üzerinden tekrar mücadele etmeliyiz. Halkımız daha önce olduğu gibi yeni süreçte de yöneticilerine inanmalı. Birlikte başarı için yürüyelim.”  

Özgür Özel: Benim gönül dünyamda Kemal Bey’e yer kalmamış

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile tokalaşma görüntülerine dair, "Bir selamı almamak, bir eli havada bırakmak zaten benim tabiatımda olan bir şey değil. Doğru bir şey değil. Benim gönül dünyamda Kemal Bey'e toplu iğnenin başı kadar yer kalmamış. Bu mesele öyle affedilir bir mesele de değil” dedi. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı bir TV yayınında gündem başlıklarına dair soruları cevapladı. Özgür Özel, YENİ Parti'ye üye sayısının 615 bini geçtiğini 620 bine ulaştığını söyledi. “İsmet Paşa'nın asker kaçağı olduğunu iddia etmek aynı şey” Yayında Özel’, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile adli yıl açılışında tokalaşması soruldu. Özel’in bu nedenle eleştirildiğini hatırlatan sunucuya Özel’İn cevabı şöyle oldu: "Bu hafta iki kez tokalaşma oldu. İkisi de gündem oldu. Bir tanesi rahmetli Cevdet Selvi'nin cenazesinde. Bir tanesi adli yıl açılışında. Bir cenazede tokalaşmamak yanımda eşini kaybetmiş ağlayan Cevdet Selvi'nin eşi ablamız orada dururken o cenazeye siyasi gerilim yansıtmak cenazeye, cenaze sahiplerine saygısızlıktır. Böyle bir şey olmaz. Ayrıca karşınızda birisi elini uzatmış onun elini bir cenazede havada bırakmak benim asla kabul edebileceğim bir şey değil. Doğru da bir yaklaşım değil. Adli yıl açılışında da ben 10 dakika kadar önceden gittim. Oturuyorum. Kemal Bey de gelmiş yerine geçerken beni gördü. Bana doğru geldi. Şimdi bana doğru geliyor. Yani benden 30 yaş büyük bir insan. Elini uzatmış. sonuçta adli yıl açılışı Türkiye'nin protokolü orada. Ben de kalktım. Kalkarken daha toparlanırken bir fotoğraf ondan sonra efendim işte 'Özgür Özel gülümsedi mi' Bakıyorum gülümsemiş miyim diye. Hiç öyle gülümseyecek halim yok benim Kemal Bey ama 'Özgür Özel gülümsedi mi?' Efendim 'Eğildi mi?' Ayağa kalkarken ki o bir anlık şey. Buna bir sürü laf. Neler yazmadılar? Mesela diyor ki 'Özgür Özel butlana meşruiyet mi veriyor?' Ya Özgür Özel'in butlana meşruiyet verdiğini iddia etmekle İsmet Paşa'nın asker kaçağı olduğunu iddia etmek aynı şeydir. Demişler ya vaktiyle 'askerliğini nerede yapmış?' Adam Garp Cephesi kumandanı. İsmet Paşa'ya 'asker kaçağı' demekle Özgür Özel'e 'Kemal Kılıçdaroğlu yetkisini tanıyor mu, meşruiyet veriyor' mu demek aynı şey. “Gitmedim, konuşmadım, kabul etmedim” Bir kere ben bu butlana uğramazdım. Bana açık açık 'Otobüsün üstünden in, Ankara'ya dön, partinin başında paşa paşa otur, partinin başında kal' dediler. Yani 'Ekrem'i unut, Ekrem'e sahip çıkma, arkadaşlarına yapılan haksızlıklara sahip çıkma, şehir şehir mitingler yapma, bu iktidarı rahatsız etme' dediler. Ben bunu kabul etmedim. Elimin tersiyle ittim. Muhalefette kal hep kal diyorlar. Birincisi bu. İkincisi; bu mutlak butlan kararı çıktı. Ne teklifler ne teklifler... Yani ilk günlerde zaten dedim ki 'Kurultay tarihi ilan etmeden görüşmem, konuşmam.' Bir telefon görüşmesi yaptım. Dedim ki 'Karara ne diyorsunuz?' Dedi ki 'Yargı kararıdır.' 'Ne yapacaksınız?' 'Konuşalım.' 'Efendim bana 40 gün içinde kurultay kararı veriyorsanız, partiyi bir seçilmişe teslim edecekseniz sizinle konuşurum' dedim. Gitmedim, konuşmadım, kabul etmedim. Devamında örneğin belediye başkanlarımız gittiler, görüşme yaptılar acaba bir kurultay imkanı olur mu diye. Orada görüştükleri partinin işte örneğin Bülent Kuşoğlu, 'Özgür Bey cumhurbaşkanı adayı olabilir. Neden olmasın' gibi laflar. Hiç duymadım bile. Çünkü öyle bir niyetim, hevesim yok. Öyle tekliflerin aslında Türkiye'ye karşı yapılmış teklifler olduğunu biliyorum. Sonra yine yansıdı, ben de söylemiştim, doğrulandı da kimsenin de bir şey dediği yok. 'Grup başkanı olarak kal. Sen Türkiye'yi gez, biz genel başkan olarak kalalım, seçime böyle gidelim.' Dedim 'Felaket olur, felaket.' Bunlar meşruiyet vermek. Yoksa 80 yaşındaki adam gelmiş, otururken ayağa kalkmışım, elini uzatmış, elimi uzatmışım. Bir selamı almamak, bir eli havada bırakmak benim tabiatımda olan bir şey değil. Doğru bir şey değil. Benim gönül dünyamda Kemal Bey'e toplu iğnenin başı kadar yer kalmamış. Neden kalmamış biliyor musun? Ben o kadar kolay affederim ki. Bana yapılanı kolay affederim. Ama namusuma, şerefime, memlekete bu yapılanı ömrüm boyunca ne ben ne arkadaşlarım affedecek. Çünkü ülkenin birinci partisini, 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız, AK Parti kurulduğundan beri ilk kez yenmişiz. Denemişsin, 14 kere yenilmişsin. İlk kez çıkmışız ve yenmişiz Tayyip Erdoğan'ı. 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız. Belediyelerin nüfusunun yüzde 65'ini almışız. Ege'de tek belediye bırakmamışız. Türkiye'de belediye almadığımız bölge kalmamış. Böyle bir dönemde AK Parti bir oyun kurguluyor. İşte bir siyasi kişiyi önce İstanbul başsavcısı, sonra bakan yapıyor. CHP'ye saldırılıyor ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez Medeni Kanun davalarının görüleceği yerde gidip dava açıyorlar ve boşanma davası için konulmuş mutlak butlan kuralıyla bir partiye bir muamele yapıyorlar ve bunu kabul edip seçilmediğin partinin başına geçiyorsun." “Çerçeve yasaya evet oyu” Özgür Özel, Meclis’te "çerçeve yasa"ya YENİ Parti’nin "evet" oyu vermesine ilişkin de şöyle konuştu: "Çok kısa ve net. Bir terör örgütü silah bırakacağım diyor. Devlet, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yürüttüğü bir çalışmayla görüşmeleri yapmış. Daha sonra dediğimiz gibi bu meseleyi meclise getirin demişiz. Mecliste bir komisyon kurulmuş, kapalı toplantılarda devletin bütün organları gelmiş, bilgi vermiş ve deniyor ki 'Bu kanun çıktığı takdirde terör örgütü hem burada silah bırakacak hem Suriye'de işte YPG artık Suriye ordusuna katılıp varlığını bitirecek. Kuzey Irak'taki varlık bitecek. PKK ve uzantıları silah bırakacak, terör bitecek.' Devletin yönetmeye talip bir parti. Bu kadar bilgiden, bilgilendirmeden sonra bunu sadece şu anda iktidarda AK Parti var, bu AK Parti oyunudur diye bakamaz. Biz doğru bir hattan baktık ve dedik ki bu ihtimali Türkiye'ye ıskalatamayız. Çünkü bundan sonra şehit gelmemesi, annelerin gözünün yaşının bir daha akmaması ve teröre trilyon dolar gitmiş, iki trilyon dolar, bakın trilyon TL demiyorum, trilyon dolar, milyar dolar, dünyada kaç tane dolar milyarderi var? Trilyon dolar gitmiş teröre. O para Türküyle, Kürtüyle, Lazıyla, Çerkesiyle, göçmeniyle bu memleketin hepimize birden harcansa, evlatlarımızın geleceği için harcansa kim tutar bizi? Bu yüzden ilkesel olarak bu ihtimale hayır diyemezdik ve bakın biz o kararı verdik. Geçen gün Suriye'de YPG açıklamayı yaptı işte 'Suriye ordusuna katıldı.' Ben buna mı karşı çıkacağım? Bakın YPG diye bir şey kalmadı. Şimdi Suriye'de de, Irak'ta da, İran'da da, burada da Kürtlerin bulundukları ülkenin devletine entegre olmaları, oranın eşit vatandaşları olmaları, öyle hissetmeleri, barış içinde yaşamaları, Türkiye'de Kürtlerle Türklerin nerede olursa olsun kardeşçe yaşamaları, bir daha böyle şeylerin yaşanmaması önemli bir şeydir. Biz buna ya da bu ihtimale hayır diyemezdik kurumsal olarak. Yarın devleti yönetecek partiyiz biz. Yani devlet geliyor size ve diyor ki 'Bakın bu mağaraları boşalttılar, böyle boşaltacaklar, teslim edecekler. Suriye'yi lağvedecekler, Kuzey Irak'ı şöyle yapacaklar.' Biz buna hayır olmaz diyemeyiz.”