8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Deniz Yücel Nasıl Serbest Kaldı?

Haber Merkezi | Die Welt muhabiri Deniz Yücel’in nasıl serbest bırakıldığına ilişkin ayrıntılar ortaya çıktı. Cezaevinden çıkışından uçağa binişine kadar yaşananlar basına yansıdı. Dpa’nın haberine göre Yücel, Almanya’ya dönmedi.

 Alman haber ajansı dpa, Türkiye’de bir yıl tutuklu kalan Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel’in nasıl serbest bırakıldığına ilişkin ayrıntılara yer verdi. Yücel’in Silivri cezaevinden tahliyesinin yüksek güvenlik önlemleri altında gerçekleştiği ve başta Almanya’nın İstanbul Başkonsolosu Georg Birgelen olmak üzere Yücel’e eşlik eden Alman diplomatların heyecan dolu anlar yaşadığı ortaya çıktı. Haberde Yücel’in Almanya’ya gelmediği de belirtildi.

Haber ajansı dpa’nın edindiği bilgilere göre Deniz Yücel’in serbest kalacağına ilişkin ilk işaret 14 Şubat’ta geldi. Habere göre 9 Şubat’ta Almanya’nın tatil bölgesi Lech am Vorarlberg’te kayak tatiline giden ve 20 Şubat’ta da cezaevinde Yücel’i ziyaret izni olan Başkonsolos Birgelen, Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in bürosundan gelen bir mesajla tatilini yarıda kesti. Gabriel’in bürosundan Birgelen’e Yücel’le ilgili bir hareketlenme olduğu bilgisi aktarıldı ve en hızlı şekilde İstanbul’a geri dönmesi istendi. Birgelen, 14 Şubat’ta Lech am Vorarlberg’i terk ederek özel bir uçakla İstanbul’a gideceği başkent Berlin’e döndü. Deniz Yücel’in de bu uçakla Almanya’ya dönmesi planlandı.

Yakın çevresi bilgilendirildi

Ancak İstanbul’daki mahkemeden çıkacak karar beklendiği için Aerowest firmasına ait uçağın havalanması gecikti. Konsolos Birgelen de daha önce ulaşabilmek için tarifeli bir uçakla İstanbul’a hareket etti ve İstanbul’a iner inmez Silivri’ye geçti. Birgelen, İstanbul’a dönerken Yücel’in eşi Dilek Mayatürk Yücel ve avukatı Veysel Ok da konsolosluk görevlileri tarafından bilgilendirdi. Tahliye olabileceği haberini alan Die Welt gazetesi çalışanları ve Deniz Yücel’in yakın arkadaş çevresi de İstanbul’a geldi.

Öte yandan habere göre Yücel’in, Türkiye’de kalması halinde yeniden tutuklanabileceği ihtimali ve benzer vakaların olması nedeniyle bir an önce Türkiye’den ayrılması arzu edildi.

32. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nden beklenen tahliye haberi ise 16 Şubat Cuma günü öğleden önce geldi. Almanya Dışişleri Bakanlığı da tahliye kararını doğrularken Münih Güvenlik Konferansı’nda bulunan Dışişleri Bakanı Gabriel de Deniz Yücel’in ülke dışına çıkış izni olduğu bilgisini verdi.

Ancak Deniz Yücel’in tahliye olduktan sonra hemen havalimanına gitmek istemediği, önce İstanbul Beşiktaş’taki evine uğramak istediği belirtildi. Sıkı güvenlik önlemleri altında Beşiktaş’taki evine götürülen Deniz Yücel, burada arkadaşlarının çektiği ve sosyal medyada paylaşılan görüntülü açıklamasını yaptı. Deniz Yücel, bu videosunda neden tutuklandığını ve neden serbest bırakıldığını bilmediğini söylemişti.

Almanya’ya gelmedi

Ajans haberinde Deniz Yücel’in evindeyken Başkonsolos Birgelen’in huzursuz anlar yaşadığı ve Deniz Yücel’in bir an önce uçağa binmesini istediği kaydedildi. Yücel’in Birgelen’in uyarıları ile kedisini de yanına alarak, arkadaşları ile birlikte uçağa binmek için yola çıktığı belirtildi. Haberde havalimanına giderken Yücel’le Alman diplomatların nereye gidileceğini tartıştığı da aktarıldı. Bunun üzerine Deniz ve Dilek Yücel’in cezaevinde evlendiği ve henüz balayı yapmadıkları için arkadaşları ile birlikte balayına gitmelerinin kararlaştırıldığı aktarıldı. Ancak uçağın Berlin’e uğraması ve Alman Dışişleri Bakanlığı diplomatlarının Berlin’de inmesi üzerinde anlaşıldığı ifade edildi. Uçaktan hiç inmedikleri belirtilen Yücel, Yücel’in eşi ve arkadaşlarının güneyde, güneşli bir yere gittikleri belirtildi. Deniz Yücel de cumartesi günü Twitter’dan “Almanya’da değilim, dostlarımın arasındayım” mesajını paylaşmıştı.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...