8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Demirtaş’tan mahkemeye “evrak karartma” suçlaması

Demirtaş’tan “tutuklu sanık” itirazı: Tutuklandım da haberim mi yok?

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, yargılandığı, 33 dosyanın birleşmesiyle oluşturulan, AİHM’nin Türkiye’yi mahkum ettiği ana dava dosyasında karartma uygulandığını belirterek, “Savcılık bütün dosyaya hakimken, avukatlarım dosyanın tamamına ulaşamamaktadır. Siz bunu teknik bir sorun olarak tanımlamaktasınız, baştan beri. “Çok rahat çözeriz” diyorsunuz ama iki duruşma arasında dosyama karartma uygulanıyor. Bunun, Adalet Bakanlığı tarafından yapıldığına dair şüphelerim var. Görünen o ki, hem Saray’da hem Adalet Bakanlığında kurulan Demirtaş-Yüksekdağ masası böylesi bir uygulama yürütüyor. Bu durum, açık bir adil yargılama ihlalidir” dedi.

HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılandığı ana davanın görülmesine Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediliyor. Mahkemenin, üç gün ardı ardına görülmesine karar verdiği duruşmaların ilk oturumu Sincan’da yapılıyor. Demirtaş, duruşmaya SEGBİS sistemiyle, tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden katılıyor. 

Duruşmanın sabah oturumu öncesinde yoğun güvenlik önlemleri altında izleyiciler salona atıldı. Önceki duruşmalarda olduğu gibi basın kartı bulunmayan bazı gazeteciler ve Danimarka, Hollanda büyükelçiliklerinden gelen diplomatlar salona alınmadı. HDP’li milletvekillerinin de takip ettiği duruşmanın sabah bölümünde avukatlar, usul itirazlarını dile getirdi.

Tutuklu sanık itirazı

Duruşmada, mahkeme başkanının “tutuklu sanık” ifadesini kullanması üzerine araya giren Demirtaş, başka bir dosyadan tutuklu bulunduğunu, yargılandığı ana dava olan bu dosyadan tahliye olduğunu anımsatarak, “Tutuklandım da haberim mi yok?” dedi. Espriyle müdahalede bulunan Demirtaş’a, mahkeme başkanı, “Başka dosyadan tutuklu bulunmayı kast ettim” yanıtını verdi.

“Evrak karartılıyor”

Duruşmada, avukatlar, mahkemeyi eleştirerek, tutanakların ve bazı evrakların UYAP sistemine yüklenmediğini belirttiler. Demirtaş da söz alarak, iki duruşma arasında davaya karartma uygulandığını, bunun da Adalet Bakanlığı’nın güdümünde yapıldığına inandığını söyledi. Demirtaş, şunları söyledi:

“Dışarıda bulunan yerli ve yabancı kim olursa içeri alınması konusunda bir zorluk çıkarmayacağınızı umuyorum. Bu tür şeylere takılmamanız lazım. Bu karşılıklılık ve diplomatik teamüllerin gözetildiği hususlarla ilgili Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığında şu tartışma yapılmış; bu yasaya bağlı bir tartışma değil ama karşılıklılık ilkesi gereği resmi gözlemci sıfatıyla bir hükûmet adına veya bakanlık adına dışarıdan gönderilip de yargılamayı izleyen heyetler için özel izin istenir. Resmi gözlemci, izleyecek resmi olarak kendi hükûmetine rapor hazırlayacak olan bir heyet varsa bu karşılıklılık ilkesi gereği taraflar birbirine teamül gereği bildirir. Hiçbir ülkenin yasasında da bu yoktur. Ama sadece duruşmayı izlemeye gelmiş yani resmi bir rapor hazırlama hedefi ile değil, duruşmayı izlemeye gelmiş insanlarla ilgili olarak bu saatten sonra sorun çıkarmayacağınızı umuyorum. Bugüne kadar ciddi bir sorun çıkmadı. Dışarıdaki arkadaşlar da bu soğukta beklemesinler diye ben de talebin altını çizmek istiyorum

“Saray’da ve Adalet Bakanlığında kurulan Demirtaş – Yüksekdağ Masası dosyalara karartma uyguluyor”

“Bu UYAP meselesi önemli. Kayda geçsin çünkü ileride adil yargılanma ile ilgili konular tartışılırken dile gelecek önemli bir konudur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve ona bağlı savcılar benimle ilgili tüm dosyalara talimatları doğrultusunda herhangi bir katiple çok rahat bir şekilde ulaşabilirken, dosyaya giren çıkan her türlü evrak adliye sarayında çok rahat görülebilirken, hatta UYAP portalında, sadece savcıların görebileceği, avukatların göremeyeceği, sadece heyetin görebileceği UYAP portalında daha geniş bir ulaşma imkanı sağlanırken avukatlara duruşma başladığı andan itibaren fiili bir kısıtlılık uygulanmaktadır.

“Bugün okuduğunuz evrakların biri, dün önceki gün ziyaretime gelmişti, “Duruşmanın safahatı budur, gelen giden budur” dedi. Görünen budur, dolayısıyla biz de savunmalarımız evraklarımızı ona göre hazırlıyoruz. Şimdi okuduğunuz örneğin bilirkişi raporları eğer UYAP’a işlenmiş olsaydı beni ziyarete gelen avukatlar onun birer çıktısını bana getireceklerdi, ben de onu okuyacaktım hazırladığımı yapacaktım vs. Dolayısıyla silahların eşitliği ilkesi gereğince Cumhuriyet Başsavcılığı fiziki olarak veya UYAP’tan dosyanın bütün safahatına hakim olurken, ulaşırken avukatlarım ulaşamamaktadır. Siz bunu “teknik bir sorun” olarak tanımlamaktasınız baştan beri, avukatların her seferindeki itirazlarına “çok rahat çözeriz” diyorsunuz, “teknik sorun” diyorsunuz ama ben altını çizerek söylüyorum, avukatlarım da not alsınlar ve ileride SEGBİS’in bu sayfasını altını çizerek belirtsinler. Dosyama iki duruşma arası karartma uygulanıyor, açık bir karartma uygulanıyor. Bunun Adalet Bakanlığı talimatıyla olduğuna dair şüphelerim, iddialarım var. İleride de bunu belgelemeye çalışacağız. Bu dosyanın herkesin, özellikle avukatların göremeyeceği şekilde bir karartma uygulanması Adalet Bakanlığı, UYAP sisteminin güncellenmeye başlaması ile gündeme gelmiştir. Görünen o ki hem Saray’da hem Adalet Bakanlığında kurulan Demirtaş – Yüksekdağ Masası böylesi bir uygulama sürdürüyor. Bu da dava evraklarına delillere ulaşmamızı imkansız ya da zor hale getiriyor. Bu adil yargılanma hakkı ihlalidir. Açık bir şekilde savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Bunu da ayrıca belirtmiş olayım.

“Sanığın ne söyleyeceğini merak etmeyen bir heyetin yargılama yapmasına gerek kalmaz”

“Savunma ile ilgili şunu belirteyim; önceki celsede savunmamın yapılmış olmasına karar verdiniz. Ama kararınız ne olursa olsun ben savunmama eksik kaldığım yerden devam edeceğim. Dolayısıyla sizin de benim savunma hakkımı kısıtlamayacak şekilde karar almanızı umut ediyorum. Çünkü 3 5, 11, 12. fezlekelerde onunla ilgili ne söyleyeceğimi merak etmeyen bir heyetin, sanığın bu konuyla ilgili ne söyleyeceğini merak etmeyen bir heyetin yargılama yapmasına gerek kalmaz. “5-6 fezlekede sanık ne düşünüyor bu suçlamayla ilgili 3 yıl da tutuklu tuttuk bunları”, hiç değilse merak açısından, “Senin de ne düşündüğünü merak ediyoruz” diye sanığa sormayacaksınız ve bunları hüküm oluştururken ki mutlaka ya beraati ya cezayı hükme esas alacaksınız bu fezlekede, benim tek bir sözümü bile merak etmeden karar verecekseniz durum çok vahim olur. Umut ediyorum ki ara kararınız savunma hakkımın avukatların mazeretleri nedeniyle kısıtlanmasının en azından taleplerimiz doğrultusunda yeniden gözden geçirilerek bir savunma hakkı kısıtlanmasına mahkemenizin mahal vermediğinin belirtilmesini umut ediyorum.

“Ancak ‘Demirtaş’ın susturulmasına karar verilmiştir’ diye bir karar yazarsanız susarım”

“Dediğim gibi beni fiili olarak, hakkımdaki her suçlamaya siz kısıtlamaya çalışsanız da cevap veririm. Ne zaman ki siz şunu yazarsanız; ‘‘Selahattin Demirtaş’ın susturulmasına karar verilmiştir” diye bir karar yazarsanız söz veriyorum ondan sonra konuşmayacağım, mütalaa için dosyayı tebliğ edebilirsiniz. Ama bunun dışında benim söz hakkımı savunma hakkımı kesmeyin, çünkü bu dosyanın ne olduğu sadece Türkiye’de değil Avrupa’da ve dünyanın birçok yerinde tartışılırken hiç değilse bırakın sözümüzü söyleyeyim. Hakkımızda kamuoyunda canlı yayınlarda o kadar suçlama yapılırken biz de hiç değilse mahkeme salonlarında avukatlarım ile birlikte cevaplarımızı vermiş olalım. Mahkemenizden Özellikle istirhamımdır. Bu konudaki talepler de yargılamayı ne uzatır ne zora sokar, tansiyonu düşürür, ben de savunmama devam ederim.”

Demirtaş’ın dosyasının AİHM Büyük Daire’de görüşülmesine günler kala Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi oy birliğiyle tahliye kararı vermişti. Avukatların, tutukluluk süresini kesinleşen cezadan mahsup etme ve tahliye talebinin ardından. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ana dava kapsamındaki farklı bir dosyayı gündeme getirerek Demirtaş ve Yüksekdağ hakkında ana davada hakkında yargılandıkları ‘6-8 Ekim olayları’ndan tutuklama istemişti. Tutuklama talebinin ardından Demirtaş ve Yüksekdağ hakkında tutuklama kararı verilmişti.

HDP Milletvekilleri Mithat Sancar, Mehmet Rüştü Tiryaki, Murat Çepni, Zeynel Özel, Tülay Hatimoğulları, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce ile HDP il, ilçe yöneticileri izleyici olarak katıldı.

Ne olmuştu?

Eski HDP Eş Genel Başkanları Demirtaş ve Yüksekdağ, dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından başka HDP’li milletvekilleriyle birlikte Kasım 2016’da “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “terör örgütü üyesi olmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “örgüt adına suç işlemek” iddialarıyla gözaltına alınmış, ardından da tutuklanmıştı.

Hakkında 33 dava açılan ve 142 yıla kadar hapsi istenen Demirtaş’ın avukatlarının uzun tutukluluk süresini gerekçe göstererek yaptıkları başvuru, AİHM tarafından Kasım 2018’de kabul edilmiş ve Demirtaş’ın serbest bırakılması ve tutuksuz yargılanması gerektiği yönünde karar verilmişti. Bu kararın hemen ardından Demirtaş’ın İstanbul’da yargılandığı davadan aldığı 4 yıl 8 ay hapis cezası beklenmedik bir hızla 4 Aralık 2018 tarihinde onanmış ve Demirtaş’ın tutuklu statüsünden hükümlü statüsüne geçmesiyle AİHM kararı boşa çıkmıştı.

Türkiye ile Demirtaş’ın avukatlarının AİHM kararına itirazı sonrasında belirlenen Büyük Daire görüşmesine günler kala, 2 Eylül’de Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi oy birliğiyle yargılandığı ana davada HDP’li siyasetçi hakkında tahliye kararı vermişti. Savcılığın tahliyeye yaptığı itiraz da 20. ACM tarafından reddedilirken; avukatlar da tutukluluk süresini kesinleşen cezadan mahsup etme ve tahliye talebinde bulundu.

26. ACM 20 Eylül’de avukatların mahsup etme talebini kabul etse de, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ana dava kapsamındaki farklı bir dosyayı gündeme getirerek Demirtaş ve Yüksekdağ hakkında ana davada da hakkında yargılandıkları ‘6-8 Ekim olayları’ndan tutuklama istedi.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...