8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

DEM Parti, kadın adaylarını tanıttı: “Eşbaşkanlık mor çizgimizdir, mücadele gerekçemizdir”

Kadın belediye eşbaşkan adaylarının tanıtım etkinliğinde konuşan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, “Eşbaşkanlık mor çizgimizdir, mücadele gerekçemizdir” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 31 Mart yerel seçimlerinde aday göstereceği kadın eşbaşkanlar için Amed’de tanıtım etkinliği düzenledi. Kentteki bir otelde gerçekleşen tanıtım etkinliğine, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Etkinliğin düzenlendiği salona, “Kadın iradesiyle yerel demokrasiye”, “Dema jinan vîna jinan” ve “Demê cinîyan îradeyê cınîyan” pankartları asıldı. Ayrıca 11 dilde “Jin jiyan azadî” ve “Erkek devlet şiddetine karşı kadın iradesiyle yerel demokrasi” pankartları da salonda yer aldı.
EŞBAŞKANLIK MODELİ
Saygı duruşuyla başlayan programda konuşan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, tarihi anlara tanıklık edildiğini belirterek, bu umut ve moralle 31 Mart seçimlerine gittiklerini söyledi. “Yerinden ve yerelden demokrasi” diyerek yola çıktıklarını ifade eden Türkoğlu, “Eşbaşkanlık sadece kadınlar için hayata geçirilen bir model değildir. Eşbaşkanlık sistemi erkeklerinde eşit bir yaşamda sömürülmeden yer almasını sağlar ki, bugüne kadar yok sayılan toplumların irade beyanının adıdır. Erkek egemen zihniyetin bugüne kadar alışagelmiş olduğu tekçi zihniyet, ulus devlet anlayışı yol almaya çalışıyor. Bugün bu anlayış kayyım ile kendini var etmeye çalışıyor. Bu model aynı zamanda kadın modeldir” diye belirtti.
‘ASLA TAVİZ YOK’
Eşbaşkanlık sisteminin binlerce yıllık kadın mücadelesinin geldiği aşamayı da gösterdiğini kaydeden Türkoğlu, “Bizim sistemimiz sadece Kurdistan’da Kürt kadınların mücadelesinden feyz almıyor. Dünyadaki kadın mücadelesinden de feyz alıyor. Geleceğin temsilcileri olarak bundan asla taviz vermeyeceğiz. Eşbaşkanlık mor çizgimizdir, mücadele gerekçemizdir. Onlar ne kadar saldırırsa saldırsın mücadele edeceğiz. Sêrt adayımızını bugün burada olması gerekiyordu ancak gözaltına alındı. Ne gazetecilik suçtur nede eşbaşkanlık suçtur. Bunun mücadelesini vereceğiz” ifadelerini kullandı.
‘İLK İŞİMİZ KAYYIMLARI GÖNDERMEK’
Kayım atamasıyla “tekçi” rejimlerin inşa edilmek istendiğini dile getiren Türkoğlu, şöyle devam etti: “Bizler 31 Mart’tan itibaren toplumsal ve siyasal alanlar başta olmak üzere mücadele hattımızı yeniden kuracağız. İlk önce kayyımları yollayacağız. Deneyim var, burada birçok arkadaşımız var. Cezaevinde olan kadın eşbaşkanlarımız, siyasetçilerimiz var. Onlar kadın merkezlerini kapattılar bizler hayata geçireceğiz. Kadınların eşit, onurlu şekilde yaşaması için kapattıkları kooperatiflerimizi yeniden açacağız. Tarım eksenli üretim alanlarımızı tekrardan hayata geçireceğiz. Dil, kültür ve sanat alanında en güçlü iradeyi ortaya koymaya çalışacağız. Onların kayyım tahribatını kaldırmak için sanat-kültür merkezlerimizi, gençlik merkezlerimizi hayata geçireceğiz. Amed’de kadına yönelik şiddet artıyorsa bunun sebebi kayyımlardır. Kadın kurumlarını kapatan kayyımlar cinayetlerden de sorumludur. Hesap vereceksiniz. Daha temiz ve güvenli sokaklar için kayyım zihniyetini süpürmek lazım.
‘YENİ YAŞAMI KADINLAR KURACAK’
Cezaevinde direnen kadın arkadaşlarımızdan güç alıyoruz. Şuan arkadaşlarımız Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kalksın diye, barış gelsin diye açlık grevindeler. Bizler de yeni yaşamı örme iddiamızla yol almaktayız. Belki bedel ödeyeceğiz. Ama bedel ödemeden yeni yaşam olmaz. Yeni yaşam iddiamızda 3’üncü yo politikamızı hayata geçiriyoruz. Ön seçimlerde bir belediye başkanı seçmedik. Bir kadın ve bir erkek şahsında tüm ezilenlerin yeni yönetimini belirledik. Tüm delegasyonu selamlıyoruz. Belediye eşbaşkan adaylarımıza ciddi sorumluluk düşüyor. Serkeftin diyorum.”
Konuşmanın ardından sinevizyon gösterimi izletildi. Ayrıca DEM Partinin kadın seçim müziği tanıtıldı. Etkinliğin sonunda ise, kadın belediye eşbaşkan adayları tek tek sahneye çağırıldı.  Kaynak: MA

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...