8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Davutoğlu: Fezlekeler siyaseti dizayn çabası, biz karşı çıkarız

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ile bir araya gelen Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, İnsan Hakları Eylem Planı’nın gündemi değiştirme çabası olduğunu ve samimi bulmadıklarını söyledi. Başbakanlığı döneminde dokunulmazlıkların kaldırılmasını savunan Davutoğlu, gündemdeki fezlekelerle ilgili ise “Siyaseti dizayn etme çabası, biz buna karşı çıkarız” dedi. Karamollaoğlu ise açıklanan eylem planıyla ilgili “Şahsen önemsemiyorum” ifadesini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu ziyaret etti. İki lider daha sonra ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı ve büyük çoğunluğu HDP’li milletvekillerine ait olan dokunulmazlık fezlekelerine ilişkin mesajlar verdi. 

davutoglu

İlk sözü alan Davutoğlu “Artık tek adam yönetiminden kaynaklanan, bir kişinin her şeyi belirlediği anlayış değişmek zorunda” dedi ve şöyle devam etti:

‘SİYASİ DEVRİMİN İŞARETİDİR’

“Gelecek Partisi’nin kurulması ve sonrasında ortaya çıkan dinamizm, siyasi deviminin işaretidir. Sayın Cumhurbaşkanının İnsan Hakları Eylem Planı, anayasa çalışmaları vs. siyasi hareketliliğin bir sonucudur. Türkiye dışlayıcı otoriter bir anlayışın sınıflarına gelmiştir. Dışlayıcı otoriter anlayışın karşısında yer alan siyasi hareketlerin partilerin de bir araya gelmesi isabettir. 

‘NİYET GÜNDEM DEĞİŞTİRMEK’

“İnsan Hakları Eylem Planı’nı dikkatlice dinledik. Böyle bir planın başarılı olması için açık, berrak olacak, samimi olacaksınız ve eyleminizle göstereceksiniz. Ben ortada ne iyi niyet, samimiyet, ne de halde tavırda eylem planına uygun bir tavır görüyorum. Niyet gündem değiştirmek. Samimiyet olmadığının açıkça işareti… Bugün Türkiye’deki korku ikliminin sorumlusu sizsiniz, önce onu dağıtın.”

‘ORTADA İNSAN HAKLARINA SAYGI YOK’

“Genel Başkan Yardımcımız sokak ortasında siyasal terör ile yaralanıyor, hastaneye kaldırılıyor. Zanlıları 15 gün sonra dışarı çıkartıyorlar. Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenciler terörist diye içeri alınıyorlar… Böyle bir iklimde İnsan Hakları Eylem Planının samimiyetinden bahsedilebilir mi? Eylemde tutum değişikliği görmüyoruz. Sözle değil davranışla, saygıyla ortaya konur. Bazı yerleri doğru. Bu İHEP diye açıklanan hususların birçoğu, benim Başbakanlık döneminde açıkladığım, Başbakanlığıma mal olacak şekilde tepki gösterdikleri unsurlar. Reform dedikleri unsurlara bakın, o günkü metinlerle karşılaştırın. Copy paste benzerlikler göreceksiniz. Ortada insan haklarına saygı yok.”

‘ANAYASA UZUN DÖNEM OYALAMAK İÇİN ELVERİŞLİ BİR ŞEYDİR’

Anayasa uzun dönem kamuoyunu oyalamak için elverişli bir şeydir. Cumhurbaşkanı, ‘Biz darbe artığı anayasadan kurtulacağız’ diyor. Net olarak söylesin, hangi maddeler darbe artığı? Sivil anayasa olacaksa önce düşünce özgürlüğünü, insan onurunu esas alacaksınız. Temel hukuk devleti kurallarını esas alacaksınız. Siyasi ahlakı öne çıkaracaksınız. 12 Eylül Anayasa’sına biz temelden karşıyız. Darbeyle gelen anayasanın meşruiyeti olmaz. Bugünkü anayasa meşrudur o anlamda söylemiyorum. Toplumsal meşruiyeti kastediyorum.”

KENDİ DÖNEMİNDEKİ DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASINI SAVUNDU

Başbakanlığı döneminde HDP’li milletvekileri dokunulmazlıklarının kaldırılması sonrası tutuklanan Davutoğlu, buna ilişkin de konuştu: “O gün bütün muhalefet partileri HDP de dahil CHP de dahil, dokunulmazlıkların kaldırılması görüşünü ifade ediyorlardı. Bazı çevreler ise sadece bir partiye dönük olarak dokunulmazlığın kaldırılması talebinde bulunuyorlardı. Muhalefetin de görüşlerini göz önünde alarak, onların da mutabık kaldıkları çerçeve olarak tek bir partiye ve tek bir partinin vekillerine karşı dokunulmazlıkların kaldırılmasını doğru görmediğimi ifade ettim. Bütün dokunulmazlıklar, kürsü dokunulmazlığı hariç, kaldırmaya varız dedim, kaldırdık. O günkü muhalefet partileri de bunu talep ediyorlardı. Şu anda da aynı kanaatteyim. Kürsü dokunulmazlığı hariç milletvekillerinin diğer vatandaşlardan bir farklı olmaması gerektiğini düşünüyorum.”

BUGÜNKÜ FEZLEKELERE YORUM: BİR SİYASET MÜHENDİSLİĞİ

Davutoğlu bugün söz konusu olan fezlEkelerle ilgili ise şunları söyledi: “İlkesel bir çerçeveden bakılarak gelmiş fezlekeler değil. Hukuki boyutundan daha çok siyaseti dizayn etme çabası… Bu bir siyaset mühendisliği. Biz parti olarak kendimizle ilgili de her türlü Meclis soruşturmasına açığız. Burada hukuki süreçlerden daha çok temiz siyaset anlayışından, teröre karşı mücadeleden daha çok siyaseti dizayn etme çabası var. Fezlekelerin temel amacı siyaseti dizayn etme çabası olduğu için tutumumuz açıktır. Kimse siyaseti bu yolla dizayn etme çabasına giremez, biz buna karşı çıkarız. 

KARAMOLLAOĞLU: ŞAHSEN ÖNEMSEMİYORUM

SAADET lideri Karamollaoğlu da “Ben son yaklaşımları, anayasa değişikliği, kanunlarda yapılan değişikleri kusura bakmasınlar ama şahsen önemsemiyorum” dedi. Karamollaoğlu şöyle konuştu:

“Kanunları değiştirmek yeri geldiğinde gerekli ama esas olanı mevcut kanunlara uymak. Zihniyet değişmeden, kanunların değişmesi hiçbir şey ifade etmiyor. Bugün anayasanın bazı maddelerine uymuyoruz derseniz yeni değiştireceğiniz maddelere uyacak mısınız? Anayasada kanunları değiştirmekle gidişatta bir değişiklik olacağı kanaatinde değilim. 

DAVUTOĞLU DÖNEMİNDE DOKUNULMAZLIKLAR NASIL KALDIRILMIŞTI?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 16 Mart 2016’da Kobanê olaylarını gerekçe göstererek HDP’lileri işaret etmiş ve dokunulmazlıkların kaldırılması çağrısı yapmıştı.

Bu açıklamadan bir gün sonra dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu da, dokunulmazlığın sık sık “kürsü dokunulmazlığı” ile sınırlanmasını ve yolsuzluk yapan milletvekillerinin yargılanması gerektiğini savunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “506 dokunulmazlık fezlekesi var, hepsini birden kaldıralım, hodri meydan” diyerek çağrı yaptı. Kılıçdaroğlu da dokunulmazlıkların kaldırılmasından yana tavır koydu.

4 KASIM 2016’DA DEMİRTAŞ VE YÜKSEKDAĞ TUTUKLANDI

Tartışmaların ardından AK Parti dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili öneri getirdi. 20 Mayıs 2016’da yapılan ikinci tur oylamada Anayasa değişikliği, CHP’den bir bölüm milletvekilinin destek vermesiyle 367’nin üzerinde oyla kabul edildi. 4 Kasım 2016’dan itibaren HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dahil, çok sayıda HDP milletvekili tutuklanarak cezaevine konuldu.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...