8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

CENTCOM: Taliban, ABD’nin Kabil’i korumasını teklif etti

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie, ABD Savunma Bakanı Lloyd, Austin ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mark Milley ile Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesinden Afganistan’dan çekilme sürecine ilişkin ifade verdi.

McKenzie, Kabil’in düşmesinin ardından, “çekilme sürecine müdahale etmeleri durumunda ABD tarafından ağır şekilde cezalandırılacaklarına” dair mesajını iletmek üzere 15 Ağustos’ta Katar’ın başkenti Doha’da Taliban liderlerinden Abdulgani Birader ile görüşürken örgütten Kabil’in güvenliği konusunda bir teklif aldığını söyledi.

Birader’e Kabil’in güvenliğini ele almalarına izin verdiklerini söylediğini belirten McKenzie, “O görüşme sırasında bana ‘Kabil’in güvenliğini siz alın’ dedi. Onun için orada değildim. Aldığım emir bununla ilgili değildi ve bunun için elimizde kaynak da yoktu” dedi.

Bu teklifi ABD Başkanı Joe Biden’a iletip iletmediğine ilişkin bir soruya ise McKenzie, komuta kademesine bunu ilettiğini ifade etti.

“Peki Taliban’ın bu teklifini reddederek askerlerimizin güvenliğini Taliban’ın eline verme kararını kim verdi?” sorusuna ise Orgeneral McKenzie, “Bunun resmi teklif olmadığını düşündüm ve onun için orada değildim ama gerisini takip etmedim. Bunu kendi komuta kadememe sundum” yanıtını verdi.

‘AFGAN HÜKÜMETİ DÜŞMESEYDİ 2 BİN 500 ASKER İLE AFGANİSTAN’DA KALINABİLİRDİ’

McKenzie, Begram Hava Üssünün erken boşaltılması ve Afganistan’da asker bırakma sorularına yanıt verirken, Afgan hükümeti düşmemiş olsaydı, ABD’nin bu ülkede 2 bin 500 asker ile bir süre daha kalabileceğini ifade etti.

ABD’li general, Afganistan’dan tamamen çekilme emri ve Afgan hükümetinin çöküşünün Begram Hava Üssünü tutmayı olanaksız kıldığını söyledi.

AUSTİN, DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINI SUÇLADI

Savunma Bakanı Austin, Amerikan vatandaşlarının ve ABD ordusu ile çalışmış özel göçmen vizesi (SIV) sahibi olan Afganların tahliyelerinin gecikmesi konusunda ABD Dışişleri Bakanlığını suçladı.

Komitede son derece sert tepkiler ve eleştiriler altında devam eden oturumda, Afganistan’daki tahliyelerin gecikmesine ilişkin sorulara karşılık Austin, Dışişlerini işaret etti.

Austin, “(Tahliye işlemleri) Bunun nasıl ve ne zaman yapılacağı Dışişleri Bakanlığının işidir. Biz sadece destek sağlıyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanlığının Afganistan’ın eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin “Amerikan vatandaşlarını ve SIV başvurularını çok hızlı bir şekilde geri çekmeleri halinde hükümetin daha hızlı çöküşüne yol açacağı” yönündeki uyarısını dikkate alarak süreci geciktirdiğini ifade eden Austin, şunları kaydetti:

“SIV işlemleri o noktada çok yavaştı. Bu kasıtlıydı ve gerekli koşullara yanıt verecek seviyede değildi. Fakat birtakım şeylerin bir araya girmesi ile olanlar oldu. Ama yine, girdimizi sağladık ve kesinlikle bunun daha hızlı veya daha erken gittiğini görmek isterdik.”

Taliban, ABD’nin çekilmesinden iki hafta önce 15 Ağustos’ta Kabil’i aldıktan sonra Afganistan’ın kontrolünü ele geçirmiş ve Cumhurbaşkanı Eşref Gani ile diğer üst düzey Afgan yetkililer ülkeyi terk etmişti.

OTURUMDA TARTIŞMA ÇIKTI

Afganistan’dan çekilme sürecinin yanı sıra Başkan Biden’ın komutanlardan Afganistan’da asker bırakılması konusunda tavsiye almadığına ilişkin sözleri, Genelkurmay Başkanı Milley’nin Washington Post yazarı Bob Woodward ve Robert Acosta’nın “Tehlike” başlıklı kitabında yer verdiği ve Donald Trump’ın başkanlık koltuğunu bırakmamak için görevinin son haftalarında Çin’e savaş açabileceği endişesi konusunda iki kez Çin Genelkurmay Başkanı Li Zuocheng’e teminat verdiği iddiaları oturumda tartışmalara neden oldu.

Bazı Temsilciler, Austin ve generalleri Afganistan’ın Taliban’ın eline geçme süreci öngörmemekle suçlayıp bunu çocukların bile öngörebileceği bir şey olduğunu ifade ederken, bazıları yaşananlardan dolayı onları istifaya çağırdı.

Biden’ın Afganistan’da 2 bin 500 asker bırakma konusunda komutanlardan tavsiye almadığına ilişkin ifadeleri defalarca generallere sorulurken, Komite Başkanı Demokrat Adam Smith, Biden’ın sözlerinin çarpıtıldığını ileri sürdü.

Bir temsilcinin Biden’ın generallerden 2 bin 500 asker bırakılmasına ilişkin tavsiye almadığına ilişkin sözlerini okuyup, “Ya Başkan Amerikan halkına yalan söylüyor, ya kendisine söyleneni hatırlamıyor veya siz doğru söylemiyorsunuz” ifadeleri üzerine McKenzie, Biden’ın sözleri üzerine yorum yapmayacağını ancak kendisinin Afganistan’da 2 bin 500 asker bulundurma konusundaki fikrini ilettiğini söyledi.

Oturum sırasında aynı konuya ilişkin sorulara yanıt veren Milley de 2 bin 500 asker bırakma önerisini dile getirdiğini yineledi.

İki generalin önceki gün Senato Silahlı Kuvvetler Komitesinde bu yönde yaptığı açıklama, Washington’da tartışmalara neden olmuş, Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Biden’ın kimseden bu yönde tavsiye almadığını söylemediğini, ulusal güvenlik takımının bu konuda ikiye bölündüğü söylediğini iddia etmişti.

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie, ABD Savunma Bakanı Lloyd, Austin ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mark Milley ile Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesinden Afganistan’dan çekilme sürecine ilişkin ifade verdi.

McKenzie, Kabil’in düşmesinin ardından, “çekilme sürecine müdahale etmeleri durumunda ABD tarafından ağır şekilde cezalandırılacaklarına” dair mesajını iletmek üzere 15 Ağustos’ta Katar’ın başkenti Doha’da Taliban liderlerinden Abdulgani Birader ile görüşürken örgütten Kabil’in güvenliği konusunda bir teklif aldığını söyledi.

Birader’e Kabil’in güvenliğini ele almalarına izin verdiklerini söylediğini belirten McKenzie, “O görüşme sırasında bana ‘Kabil’in güvenliğini siz alın’ dedi. Onun için orada değildim. Aldığım emir bununla ilgili değildi ve bunun için elimizde kaynak da yoktu” dedi.

Bu teklifi ABD Başkanı Joe Biden’a iletip iletmediğine ilişkin bir soruya ise McKenzie, komuta kademesine bunu ilettiğini ifade etti.

“Peki Taliban’ın bu teklifini reddederek askerlerimizin güvenliğini Taliban’ın eline verme kararını kim verdi?” sorusuna ise Orgeneral McKenzie, “Bunun resmi teklif olmadığını düşündüm ve onun için orada değildim ama gerisini takip etmedim. Bunu kendi komuta kadememe sundum” yanıtını verdi.

‘AFGAN HÜKÜMETİ DÜŞMESEYDİ 2 BİN 500 ASKER İLE AFGANİSTAN’DA KALINABİLİRDİ’

McKenzie, Begram Hava Üssünün erken boşaltılması ve Afganistan’da asker bırakma sorularına yanıt verirken, Afgan hükümeti düşmemiş olsaydı, ABD’nin bu ülkede 2 bin 500 asker ile bir süre daha kalabileceğini ifade etti.

ABD’li general, Afganistan’dan tamamen çekilme emri ve Afgan hükümetinin çöküşünün Begram Hava Üssünü tutmayı olanaksız kıldığını söyledi.

AUSTİN, DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINI SUÇLADI

Savunma Bakanı Austin, Amerikan vatandaşlarının ve ABD ordusu ile çalışmış özel göçmen vizesi (SIV) sahibi olan Afganların tahliyelerinin gecikmesi konusunda ABD Dışişleri Bakanlığını suçladı.

Komitede son derece sert tepkiler ve eleştiriler altında devam eden oturumda, Afganistan’daki tahliyelerin gecikmesine ilişkin sorulara karşılık Austin, Dışişlerini işaret etti.

Austin, “(Tahliye işlemleri) Bunun nasıl ve ne zaman yapılacağı Dışişleri Bakanlığının işidir. Biz sadece destek sağlıyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanlığının Afganistan’ın eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin “Amerikan vatandaşlarını ve SIV başvurularını çok hızlı bir şekilde geri çekmeleri halinde hükümetin daha hızlı çöküşüne yol açacağı” yönündeki uyarısını dikkate alarak süreci geciktirdiğini ifade eden Austin, şunları kaydetti:

“SIV işlemleri o noktada çok yavaştı. Bu kasıtlıydı ve gerekli koşullara yanıt verecek seviyede değildi. Fakat birtakım şeylerin bir araya girmesi ile olanlar oldu. Ama yine, girdimizi sağladık ve kesinlikle bunun daha hızlı veya daha erken gittiğini görmek isterdik.”

Taliban, ABD’nin çekilmesinden iki hafta önce 15 Ağustos’ta Kabil’i aldıktan sonra Afganistan’ın kontrolünü ele geçirmiş ve Cumhurbaşkanı Eşref Gani ile diğer üst düzey Afgan yetkililer ülkeyi terk etmişti.

OTURUMDA TARTIŞMA ÇIKTI

Afganistan’dan çekilme sürecinin yanı sıra Başkan Biden’ın komutanlardan Afganistan’da asker bırakılması konusunda tavsiye almadığına ilişkin sözleri, Genelkurmay Başkanı Milley’nin Washington Post yazarı Bob Woodward ve Robert Acosta’nın “Tehlike” başlıklı kitabında yer verdiği ve Donald Trump’ın başkanlık koltuğunu bırakmamak için görevinin son haftalarında Çin’e savaş açabileceği endişesi konusunda iki kez Çin Genelkurmay Başkanı Li Zuocheng’e teminat verdiği iddiaları oturumda tartışmalara neden oldu.

Bazı Temsilciler, Austin ve generalleri Afganistan’ın Taliban’ın eline geçme süreci öngörmemekle suçlayıp bunu çocukların bile öngörebileceği bir şey olduğunu ifade ederken, bazıları yaşananlardan dolayı onları istifaya çağırdı.

Biden’ın Afganistan’da 2 bin 500 asker bırakma konusunda komutanlardan tavsiye almadığına ilişkin ifadeleri defalarca generallere sorulurken, Komite Başkanı Demokrat Adam Smith, Biden’ın sözlerinin çarpıtıldığını ileri sürdü.

Bir temsilcinin Biden’ın generallerden 2 bin 500 asker bırakılmasına ilişkin tavsiye almadığına ilişkin sözlerini okuyup, “Ya Başkan Amerikan halkına yalan söylüyor, ya kendisine söyleneni hatırlamıyor veya siz doğru söylemiyorsunuz” ifadeleri üzerine McKenzie, Biden’ın sözleri üzerine yorum yapmayacağını ancak kendisinin Afganistan’da 2 bin 500 asker bulundurma konusundaki fikrini ilettiğini söyledi.

Oturum sırasında aynı konuya ilişkin sorulara yanıt veren Milley de 2 bin 500 asker bırakma önerisini dile getirdiğini yineledi.

İki generalin önceki gün Senato Silahlı Kuvvetler Komitesinde bu yönde yaptığı açıklama, Washington’da tartışmalara neden olmuş, Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Biden’ın kimseden bu yönde tavsiye almadığını söylemediğini, ulusal güvenlik takımının bu konuda ikiye bölündüğü söylediğini iddia etmişti.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...