8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

“Cemal Kaçıkçı hala yaşıyor mu”

Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, gündem yaratacak açıklamalarda bulundu. Cengiz, “Cesedin şimdiye kadar ortaya çıkmaması bende hala ‘Cemal yaşıyor mu?’ fikrini çok uyandırıyor” dedi.

Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, Birleşmiş Milletler (BM) raporunda cinayete ilişkin bireysel sorumluluğunun araştırılması istenen Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın sessizliğini sürdürmesinin anlamlı olduğunu belirterek, “Adının bir suikastte şüpheli olarak geçmiş olmasıyla alakalı açıklama yapmaması kendisinin bu olayın içerisinde olma ihtimaliyle ilgili delillerin birilerinin elinde olduğunu gösteriyor” dedi.

BM Cenevre Ofisi’nde devam eden BM İnsan Hakları Konseyinin (İHK) 41. oturumu kapsamında İsviçre’nin Cenevre kentine gelen Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, değerlendirmelerde bulundu.

Cengiz, BM İnsan Hakları Konseyine hitap ettiğini, cinayete ilişkin yapılan panelde konuştuğunu ve BM binasında basın toplantısı düzenlediğini anımsatarak, “Bu seyahatte gözlemlediğim, BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard’ın raporu dünyanın beklediği bir vicdanın sesi gibi yükselmiş. Avrupa’dan cinayete ilişkin beklenen tepkiyi göremedik ama Callamard’ın raporu vicdanın sesi oldu” diye konuştu.

Callamard’ın raporunun BM Cenevre Ofisi’nde ve tüm dünyada büyük yankı uyandırdığını dile getiren Cengiz, “Bence, raporun böylesine ses getirmesi Callamard’ı bile şaşırttı” değerlendirmesinde bulundu.

Cengiz, Callamard’ın raporunu hazırlama sürecinde sadece işini yaptığını, “sansasyonel bir soruşturma” yürütmesine rağmen bunu kullanmadığını ve medyanın önüne çıkmaktan imtina ettiğini kaydetti.

BM GENEL SEKRETERİNE ÇAĞRI

Callamard’ın raporundaki, “BM’nin suçlulara ilişkin uluslararası bir cezai soruşturma başlatılması için harekete geçmesi” çağrısının önemine işaret eden Cengiz, “Bu çağrıyı BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e yapıyor çünkü dünyayı harekete geçirebilecek en üst düzey merci BM Genel Sekreterlik makamı. Ben kendim de raporun ardından atılacak adımın Genel Sekreterin harekete geçmesi olduğunu düşünüyorum” dedi.

Cengiz, Kaşıkçı cinayetine karışan tüm suçluların Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM) yargılanması çağrısında bulunarak, “Zaten benim Cenevre’ye gelme sebebim de bu. Callamard’ın bu yöndeki çağrısıyla yüzde yüz aynı fikirdeyim” şeklinde konuştu.

BM Güvenlik Konseyi (BMGK) daimi üyesi İngiltere’nin yanı sıra Kanada ve Norveç gibi Batılı ülkelerin, uluslararası cezai soruşturma için destek vermesini isteyen Cengiz, Suudi Arabistan’ın yürüttüğü soruşturmanın meşruiyetini kaybettiğini tekrarladı.

Cengiz, “Suudi Arabistan muhtemelen suçu işleyenlerin isimlerini dünya kamuoyuyla paylaşmayacak. Meseleyi kendi içlerinde kapatacaklar” dedi.

“AKLIMA KORKUNÇ ŞEYLER GELİYOR”

Nişanlısı Kaşıkçı’nın cesedinin hala ortaya çıkmamasına da değinen Cengiz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cesedin şimdiye kadar ortaya çıkmaması bende hala ‘Cemal yaşıyor mu?’ fikrini çok uyandırıyor. Bu duygusal bir travma. Müslüman ülkede doğmuş birisi olarak bu cinayet, cinayetin işlenmiş olduğunun itiraf edilmesine rağmen kimlerin suçlu olduğuna dair isimlerin verilmemesi ve cesedin hala ortaya çıkmaması bana mantık olarak hiç anlaşılır gelmiyor. Bu sorular her gün sorduğum ve beni en çok rahatsız eden konu. Ben hala, ‘Cemal’in cesedine ne yapmışlardır, nereye götürmüşlerdir?’ sorularının cevabını çok merak ediyorum. Aklıma ‘Cesedi eritmişler midir veya başka bir şey mi yapmışlardır’ gibi çok korkunç şeyler geliyor ama cesedin nerede olduğuna dair kesinlikle hiçbir fikrim yok.”

“MUHAMMED BİN SELMAN NEDEN YALANLAMA YAPMIYOR”

Hatice Cengiz, rapordaki, “Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın (MBS) da aralarında bulunduğu üst düzey yetkililerin soruşturulması için güvenilir kanıtlar var.” bulgusu ve İHK’nin 41. oturumunda yaptığı konuşmadaki “Suudi Arabistan tarafından yürütülen soruşturma, emir komuta zincirinin ortaya çıkarılmasında başarısız oldu.” açıklamasına ilişkin ise dikkati çekici bir görüşü dile getirdi.

Gerek Özel Raportör Callamard’ın gerekse ABD Merkezi Haberalma Teşkilatının (CIA) Veliaht Prens’in cinayetteki sorumluluğuna ilişkin ihtimallerden bahsettiğini anımsatan Cengiz, “Gerçekten ben de bunu (cinayet emrini kimin verdiğini) çok merak ediyorum ama şunu düşünüyorum: Bu kadar büyük töhmet altında kalan, büyük bir ithamda bulunulan bir kişi (MBS) tüm bu iddialara ilişkin neden bir yalanlama yapmıyor?” ifadesini kullandı.

“BU SESSİZLİĞİN ÜZERİNE GİDİLMELİ”

Cengiz, Callamard’ın raporu açıklandıktan sonra Muhammed Bin Selman’ın raporda isminin zikredilmesinden dolayı açıklama yapıp yapmayacağını merak ettiğini ama aradan geçen sürede onun sessiz kalmasının anlamlı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bir kişinin uluslararası bir soruşturma sonucunda ortaya çıkan raporda adının bir suikastte şüpheli olarak geçmiş olmasıyla alakalı açıklama yapmaması kendisinin bu olayın içeresinde olma ihtimaliyle ilgili delillerin birilerinin elinde olduğunu gösteriyor. Soruşturmanın daha da derinleştirilmesi durumunda kendisiyle alakalı delillerin ortaya çıkma ihtimalini düşündüğü için sessiz kalabiliyor olabilir. Bu anlamlı sessizliğin üzerine gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, BM İnsan Hakları Raportörü Callamar’ın iddia ettiği gibi bu cinayetin içerisine karışma ihtimalinin olmadığıyla alakalı neden bir yalanlama, neden bununla alakalı bir açıklama yapmadı? Soru bu.”

CALLAMARD, VELİAHT PRENS VE KAHTANİ’YE İŞARET ETTİ

Özel Raportör Agnes Callamard, Kaşıkçı cinayetine ilişkin açıkladığı raporu, geçen hafta çarşamba İHK’nin 41’inci oturumuna sunmuştu.

Konseye hitaben yaptığı konuşmada ise Callamard, tamamladığı soruşturmada, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman da dahil olmak üzere cinayette üst düzey Suudi yetkililerin bireysel sorumluluklarının daha fazla araştırılması için güvenilir kanıtlar bulunduğuna vurgu yapmıştı.

Callamard, “Suudi Arabistan tarafından yürütülen soruşturma, emir komuta zincirinin ortaya çıkarılmasında başarısız oldu” diye konuşmuştu.

Hazırladığı raporun bir insan hakları soruşturması niteliği taşıdığına ve cezai özelliği bulunmadığına işaret eden Callamard, Veliaht Prens ve eski danışmanı “kilit roldeki” Suud el-Kahtani de aralarında yer aldığı üst düzey yetkililerin bireysel sorumluluklarının daha fazla araştırılmasını öngören güvenilir kanıtlar olduğunu kaydetmişti.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...