8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Brunson davasında gerekçeli karar açıklandı

İzmir’de, FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla yargılandığı davada 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan ABD’li din adamı Andrew Craig Brunson ile ilgili gerekçeli kararda, FETÖ ile bağlantısını inkar eden sanığın savunmasına itibar edilmediği belirtildi.

İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince yazımı tamamlanan 124 sayfalık gerekçeli kararda, Brunson’ın ” FETÖ ile zaman içinde iletişim ve etkileşime geçtiği, bu örgütle ortak menfaatler bileşkesinde yardımlaşma ve dayanışma sergilediğine” kanaat getirildiği kaydedildi.

Gerekçeli kararda, sanığın, diplomatik olarak yaşadığı sorunları FETÖ’nün sıkça vurgu yaptığı “dinler arası diyalog” maskesi altında örgüt aracılığıyla çözme eğiliminde olduğu ve örgütün sözde Ege Bölgesi imamı firari Bekir Baz’dan destek aldığı aktarıldı.

Brunson’ın, yargılama aşamasında firari Baz ile bağlantısını inkar ettiği ancak “Dua” kod adlı gizli tanık ve açık kimlikleriyle tanık olarak beyanda bulunan A.D. ve G.D’nin bu ilişkiye dikkati çektiği vurgulanan kararda, bu nedenle sanığın inkara yönelik savunmasına itibar edilmediği belirtildi.

Sanığın savunmasının tamamında FETÖ ve mensuplarıyla irtibatını reddettiği kaydedilen kararda, şu ifadelere yer verildi:

“Sanık, yalnızca FETÖ ile değil, başka İslami hareketle iş birliği yapmasının söz konusu olmayacağını, mezhebinin de bunu kabul etmeyeceğini, dinler arası diyalog toplantılarına hiç gitmediğini savunmuştur. Sanığın FETÖ’nün sözde Ege Bölgesi imamı Bekir Baz ile irtibatını ortaya koyan mezkur (zikredilen) tanık ifadeleri, inkara yönelik savunmasını çürütmüştür. Brunson’ın sadece Baz ile değil, Baz’ın yardımcısı Murat Safa, örgüt elebaşı Fetullah Gülen’le doğrudan temas kurabilen kapatılan KAGİAD Genel Sekreteri Oğuzhan Türkkan, FETÖ şüphelileri Halil Baysal ve Ömer Karagöz’le bağlantılı olduğu tanık ifadeleriyle tespit edilmiştir.”

İzmir’de faaliyet gösteren küçük bir kilisenin pastörünün yoğun terör saldırılarının gerçekleştiği zamanda, arttırılan güvenlik önlemleri ve denetimine rağmen resmi sıfatı olmadan yerel yöneticilerle irtibat kurmasının ancak birtakım nüfuzlu bağlantıların desteğiyle mümkün olabileceği vurgulanan kararda, ” FETÖ’nün firari şüphelilerin konjonktür olarak bu nüfuzu temin edebilecek kilit kişiler olduğu yadsınamaz bir gerçek.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Gerekçeli kararda şunlar kaydedildi:

“Sanık, bölgede ev tutacak kadar yoğun alaka göstermiş ve mesai harcamıştır. Sanığın birlikte hareket ettiği aktörlerin devlet içindeki kadroları eliyle ve sivil mensuplarıyla Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse varan cüretleri böylesi bir kargaşa ortamında bölgede bulunmalarının, hümanist bir inisiyatif almaktan öte amaçlar taşıdığı, 1 Ocak 2014’te Hatay’da ve 19 Ocak 2014’te Adana’da yaşanan Suriye’ye insani yardım götüren MİT tırlarının durdurulması olayında ortaya çıkmış bir gerçektir.

Bölgede bulunan bütün FETÖ hücrelerinin buna benzer gayeyi güttüklerinden bu yolda faaliyet gösterdiklerinden şüphe yoktur. Bu durum 15 Temmuz 2016’dan sonra adli ve idari makamlarca başlatılan soruşturmalar sonucu ortaya konulmuş bir gerçektir. Sanığın pozitif hukukumuz açısından masum görülebilecek misyonerlik faaliyetleri altında FETÖ unsurlarıyla iş birliği yaptığına yönelik inkarı, mezkur tanık ifadeleri karşısında kabul edilebilir bulunmamıştır, ayrıca Brunson’ın FETÖ mensuplarıyla bağlantısını ortaya koyan tanık A.D’nin Diriliş Kilisesi ile bir bağlantısı olmadığı gibi sanıkla da arasında bir husumeti de yoktur.”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...