8 Kasım 2026
8.1 C
İstanbul

Bolton: Rahip Brunson ekonomik gerekçelerle bırakıldı!

ABD Başkanı Donald Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton, ses getiren kitabında Türkiye hakkında ortaya attığı iddiaları değerlendirdi. Bolton, Türkiye konusunda en çok şaşırdığı şeyin S-400 alma kararı olduğunu söyledi; rahip Brunson’ın yaptırımlar sonucu dövizin yükselmesi nedeniyle bırakıldığına inandığını belirtti.

ABD’de Donald Trump yönetiminin iç işleyişine dair ifşaatlarıyla gündeme gelen eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton, kitabında Türkiye hakkında ortaya attığı iddialar hakkında konuştu. Bolton, Türkiye konusunda kendisini en çok şaşırtan şeyin Rus yapımı S-400’leri satın alma kararı olduğunu söyledi; iki ülke ülke arasında kriz yaratan rahip Andrew Brunson’ın ise Trump’ın yaptırımları sonucu dövizin yükselmesi üzerine serbest bırakıldığına inandığını anlattı.

Bolton’un, YouTube üzerinden yayın yapan gazeteci İbrahim Haskoloğlu ile söyleşisinde öne çıkan bölümler şöyle:

‘GÜLEN KONUSUNDA ABD İKNA OLMADI’

* Bolton, Türkiye’nin Fethullah Gülen’in iadesi konusunda ABD’yi ikna edemediğini belirterek, Ankara’nın kendilerine verdiği bilgilerin iade için yeterli seviyeye ulaşmadığını söyledi. “ABD’de herhangi bir gayrı meşru faaliyete dair bir belirti yoktu” diyen Bolton, “Gülen bu yüzden iade edilmesi” ifadelerini kullandı.

Bolton, Gülen meselesinin Adalet Bakanlığı’nın görev alanında olduğunu belirtirken, “Trump’ın Gülen hareketi hakkında çok bir şey bildiğini sanmıyorum. Bunun onun dikkatlice incelediği bir şey olduğunu düşünmüyorum” dedi.

‘ERDOĞAN HALKBANK DAVASININ DÜŞÜRÜLMESİNİ İSTEDİ’

* Kitabında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Trump’la Halkbank davası hakkında görüştüğünü ve Trump’ın ‘Obama’nın adamları’ dediği savcıları değiştirmeyi vaat ettiğini öne süren Bolton, söyleşide gelen “Halkbank ile Erdoğan arasındaki ilişki nedir?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Erdoğan ailesinin Halkbank ile çok sayıda iş ilişkisinin olduğu basında yer almış bir mesele. Bu, Adalet Bakanlığı’nın Halkbank’ı kovuşturma kararındaki faktörlerden biri değildi. Ama Erdoğan’ın ve ailesinin bankada olanlar konusunda bu kadar endişelenmesini açıkladığını düşünüyoruz.”

* Bolton, Erdoğan’ın Halkbank davasının düşürülmesini istediğini, Trump’ın bunu yapmayı düşündüğünü ama nihayetinde Adalet Bakanlığı tarafından davanın sürmesine ikna edildiğini söyledi.

‘DAMATLAR HATTI’

* Bolton, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Trump’ın damadı da olan danışmanı Jared Kushner arasında yapıldığı iddia edilen görüşmeleri de değerlendirdi. Trump yönetiminden birinin bu temaslara ‘damatlar kanalı/ hattı’ ismini taktığını söyleyen Bolton, Albayrak ve Kushner’in Halkbank davasını Erdoğan’ı memnun edecek bir şekilde çözmek üzerine görüştüğünü belirtti.

‘BENİ EN ÇOK ŞAŞIRTAN ŞEY S-400’LER’ 

* Eski ulusal güvenlik danışmanı, Türkiye konusunda kendisini en çok şaşırtan konunun Rus yapımı S-400 hava savunma sistemleri olduğunu açıkladı: “Beni en çok şaşırtan şey, Erdoğan’ın Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerini alma kararıydı. Bunların, Türkiye’nin NATO’ya taahhütlerine aykırı olduğunu düşünüyorum. Bu durum haliyle, ABD’nin F-35’leri satmasını veya Türkiye’nin F-35 üretimi tedarik zincirinde kalmasına izin vermesini imkânsız kıldı. Eğer karar geri alınmazsa, bu satın almanın sonucu olarak, ABD’nin bir noktada Türkiye’ye yaptırım dayatması gerekecek.”

Bolton, “Türkiye’de herhangi birinin niçin Rus yapımı bir hava savunma sistemi almak isteyeceğini bugün hâlâ anlamıyorum… Erdoğan’ın S-400’lerde ısrar etmesini anlamıyorum” diye konuştu.

‘KÜRT DEVLETİ İRAN NÜFUZUNU KIRAR’

* Bolton, ABD’nin Irak ve Suriye’de bir Kürt devleti kurmayı isteyip istemediğine dair soruya “ABD’nin resmi pozisyonu bir Kürt devleti olmaması gerektiği yönünde” yanıtını verdi. İran’a karşı şahin tutumuyla tanınan Bolton, kişisel görüşünün ise farklı olduğunu belirtti; bölgedeki İran etkisine, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde bir Kürt devleti kurulmasıyla karşı konulabileceği görüşünü paylaştı.

BRUNSON NEDEN SERBEST BIRAKILDI?

* Bolton, Rahip Brunson’ın serbest bırakılması sürecini de, Trump’ın o dönemde açıkladığı yaptırımların yol açtığı olumsuz ekonomik etkiye bağladı. “Rahip Brunson’ın esasında Erdoğan tarafından rehine olarak kullanıldığını düşünüyoruz. Trump’ın Türkiye’ye yaptırım uygulamasının sebebi de bu” diyen Bolton, Brunson’ın dini bir figür olarak Türkiye’de herhangi bir siyasi faaliyetle bağı olmadığını belirtti.

Bolton, Brunson’ın niçin serbest bırakıldığına dair soruyu, karşılıklı diyaloglara ilişkin ayrıntı vermekten kaçınarak şöyle yanıtladı: “Türkiye’ye uygulanan yaptırımlar dövizin değerini önemli ölçüde artırıyordu. Bence bu Türkiye’ye zarar verdi; çelik ve alüminyuma uygulanan gümrük vergileri de zarar verdi. Ve bence Erdoğan, bunun Türkiye için kötü sonuçlanacağının farkına vardı ve Brunson’ın serbest bırakılmasına izin vermenin bir yolunu buldu. 

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...