8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Beşar Esad: Erdoğan’la meşrubat içmek için mi, görüşeyim?

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin mümkün olmadığını söyledi. Esad, BM ile Suriye’ye geri dönüş projelerini görüşmeye başladıklarını bildirdi.

Abu Dabi merkezli Sky News Arabia televizyonun Beşar Esad ile gerçekleştirdiği röportaj dün akşam yayınlandı.

Şam’ın Mayıs ayında Arap Birliği’ne tekrar girmesinden sonra katıldığı ilk televizyon röportajında Esad, 2012’de ülkede başlayan iç savaş hakkında, “Teoride ilk başta Suriye’nin hak ve çıkarlarından vazgeçmiş olsak, Suriye’ye dayatılanlara boyun eğseydik, bu savaştan kaçınılabilirdik. Tabi teoride söylüyorum çünkü pratikte bunu yapmayacağız” dedi.

“Kimse yıkımın bu boyutta olacağını beklemiyordu”

Beşar Esad, “Suriye’de yıkımın boyutunun bu büyüklükte olmasını bekliyor muydunuz?” sorusuna, “Hayır, beklemiyorduk çünkü bizi bekleyen planları bilmiyorduk. Suriye için bir şeyler hazırlandığını biliyorduk ve başından beri bunun uzun bir savaş olacağını biliyorduk. Ama kimse beklemiyordu” yanıtını verdi.

Korktum ama paniğe kapılmadım

Çatışmaların Şam’daki Cumhurbaşkanlığı saraylarının birkaç metre uzağında cereyan ettiği dönemlerde kendisini için korkunç senaryolar çizilirken hangi hissi yaşadığı ve korkup korkmadığı sorusu üzerine Esad, “Tehlikeden korkmayan her insan anormal ve dengesizdir. Korku insan doğasının bir parçasıdır ve insanın korkması doğaldır. Ama korkunun panikten tedirginliğe ve karasızlığa kalmaya kadar değişen biçimleri var. Biz kesinlikle bu paniğe düşmedik. Kişisel olarak ben hedef alınmadım, herkes hedef alındı. Hepimiz bu sokaklarda ve yollarda yürüyoruz ve yıllardır evlerimizdeyken bile mermi yağıyor, bu nedenle korku ve endişe bilinçaltımızın bir parçası haline geliyor” diye konuştu.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, savaştan zarar gören ülkesinde şiddetin artmasından Türkiye’nin sorumlu olduğunu savundu.

“Halk isterse başkan gider, dış baskılarla değil”

Beşar Esad, “Bu kadar baskı altında, hiç iktidardan vazgeçmeyi düşündünüz mü?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Açık olmak gerekirse, Suriye Devlet Başkanı iktidardan gitmeli söylemleri dillendirildiğinde durum şöyleydi: Bu sorun bir kişinin sorunudur, dolayısıyla bu şahıs vatandan daha önemli olamaz, ne olursa olsun gitmelidir. Sadece ben değil, devlet olarak bu imajın farkındaydık. Ama başkanın iktidardan ayrılması için içeriden herhangi bir çağrı yapılmadı. Bir başkan görevinden veya sorumluluklarından ayrılacaksa bu dış baskı veya dışarıdan dayatılan bir savaşla değil, halk istediği için gitmelidir.”

Beşar Esad, dışarıdan üretilmeyen ve yerli olan muhalefeti kabul ettiğini belirten Esad, “Yerli muhalefet demek, tabana, milli programa, milli bilince sahip olan demektir. Cehalet ile diğer tüm özellikler yeterli değildir. Milli şuur ve samimi milli niyeti olmayanlar muhalefet değildir” dedi.

“Yarım milyon Suriyeli döndü, hiçbiri hapse atılmadı”

Birleşmiş Milletler’in insani yardım organlarıyla geri dönüş projeleri, finansmanına ilişkin “genel diyalog” başlatıldığını söyleyen Esad, milyonlarca mültecinin ülkeye geri gelmesinde en büyük zorluğun “lojistik olarak, teröristlerin yok ettiği altyapı” olduğunu söyledi.

Esad, Suriye’de geçen yıl da olaylara karışan herkes için af yasası çıkardıklarını belirterek “Geçtiğimiz yıllarda, yarım milyondan biraz daha azı Suriye’ye döndü ve hiçbiri hapse atılmadı.  Bu dönüş yaşam koşullarının realitesinden dolayı durdu. Bir mülteci susuz, elektriksiz, çocuklarına okulsuz, tedavi olmadan nasıl geri dönsün? Hayatın temelleri bunlar, sebebi de bu” diye konuştu.

 “Uyuşturucu ticaretinden Suriye’de kaos çıkaran ülkeler sorumlu”

Esad, uyuşturucu madde Captagon’un Suriye’de yaygınlaşması konusunda ise “Ülke olarak Suriye’de bu ticareti teşvik etmek isteyen bizsek demek ki biz devlet olarak teröristleri Suriye’ye gelip yıkım ve öldürmeye teşvik ettik, çünkü sonuç aynı. Bunu birden fazla kez söyledim; eğer halkı terörle uyuşturucunun arasına koyarsak o zaman toplumu ve ülkeyi kendi ellerimizle yok etmiş oluruz. Uyuşturucu ticaretinden Suriye’de kaos çıkaran ülkeler sorumludur” ifadesini kullandı.

“Washington ile diyaloglar yıllardır aralıklı olarak devam ediyor”

ABD ve Suriyeli diplomatların görüştüğüne dair bilgiler olduğu sorusu üzerine Esad, “Washington ile diyaloglar yıllardır aralıklı olarak devam ediyor ve bunu Amerikalılar talep etti. Ama onların değişeceğine dair bir an bile umudumuz yoktu. Onlar alır ama hiçbir şey vermez. 1974’ten beri ABD ile ilişkilerimizin doğası budur. Dolayısıyla umudumuz yok ama Suriye’deki politikamız hiçbir kapıyı kapalı bırakmıyor” dedi.

Beşar Esad, İsrail ile görüşme teklifi almadıklarını belirterek, “Çünkü 1990’da barış müzakerelerinin başlangıcından beri tutumumuzu biliyorlar. İsrail’in işgal ettiği toprakları iade etme isteği yoksa zaman kaybetmeye gerek yok” yorumunu yaptı.

İsrail’in İran’ı “bahane ederek” Suriye ordusunu hedef aldığını savundu ve “İsrail düşman olduğu sürece bu devam edecek” şeklinde konuştu.

“Erdoğan’la neden buluşalım?”

Suriye Devlet Başkanı Esad, “Türkiye önkoşulsuz görüşmenizi talep etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeniz ne zaman mümkün olacak?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Önkoşulsuz görüşme demek gündemsiz demektir, gündemsiz demek hazırlıksız demektir, hazırlıksız demek sonuçsuz demektir. O halde Erdoğan’la ben neden buluşalım, meşrubat içmek için mi? Net bir hedefe ulaşmak istiyoruz, bizim amacımız Suriye topraklarından çekilmeleri, Erdoğan’ın amacı ise Türkiye’nin Suriye’deki işgalini meşrulaştırmak, bu nedenle Erdoğan’ın koşulları altında, bir görüşme yapılamaz.”

“Suriye’deki terörizm Türkiye’de üretiliyor” diyen Esad, “Terörden mi bahsediliyor? Nusra Cephesi ve Ahrar’uş Şam birileri için farklı taraflardır ama hepsi Türk yapımıdır ve şu ana kadar Türkiye tarafından finanse edilmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

Başar Esad, ABD’nin uyguladığı Sezar Yasası’nın Suriye için büyük bir engel olmadığını belirterek, “En büyük engel, altyapının teröristler tarafından tahrip edilmesidir. En büyük engel Suriye’deki savaşın herhangi bir yatırımcının Suriye pazarıyla ilgilenmesini engelleyen görüntüsüdür” dedi.

“Suriye’nin geleceğine dair, siz babanız Hafız Esad’dan sonra iktidara geldiniz. Oğlunuz Hafız’ın Suriye’nin geleceğinde siyasi bir rolü olacak mı?” sorusuna Esad, “Birincisi, kişisel olarak benim için Başkan Hafız Esad’ın cumhurbaşkanı olmamda hiçbir rolü yoktu. Çünkü bana herhangi bir sivil veya askeri görev verilmedi. Onun vefatından sonra parti beni seçti ve (babası Hafız Esad) hayatının son döneminde bile onunla bu konuyu konuşmadım. O sırada hastaydı, aynı şey oğlumla aramızdaki ilişki için de geçerli” diye yanıt verdi.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...