7 Kasım 2026
9.5 C
İstanbul

Associated Press’e konuşan Mazlum Kobani: Şam 2011 öncesine dönmek istiyor, bu mümkün değil

SDG Genel Komutanı Mazlum Kobani, IŞİD lideri Kureyşi’nin öldürülmesine rağmen IŞİD tehlikesinin devam ettiğini belirtti. Kobani ayrıca, Suriye rejiminin 2011 öncesine dönmek istediğini, fakat bunun mümkün olmadığını kaydederek Suriye’de siyasi bir çözüm için ABD güçlerinin Suriye’de kalmaları gerektiğini kaydetti.

Associated Press’e Kürtçe bir röportaj veren Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı Mazlum Kobani, Rojava ve Özerk Yönetim’in kontrolü altındaki bölgelerde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) güçlerinin varlığının Suriye krizinin çözümü noktasında önemli olduğunu kaydetti.

“ABD olmadan Suriye’de siyasi çözüm olmaz”

ABD’nin rol oynaması gerektiğini belirten Kobani, şu değerlendirmede bulundu:

“ABD olmadan Suriye’de siyasi çözümün olmayacağı inancındayız. Siyasi bir çözüme ulaşmak için ABD’nin kalması gerekiyor ve onların (ABD) bu konuda rol oynaması gerekiyor. Bizim görüşümüz bu. Yani ABD’nin rolü sadece IŞİD ile mücadele değil. Elbette bu da önemli ama siyasi çözüme ulaşmak için en çok onlara ihtiyaç var. Çünkü IŞİD’i ‘siyasi bir durum’ olmadan yenmek mümkün değil. IŞİD’i yenmenin ve onu ortadan kaldırmanın tek şartı siyasi bir çözümün bulunmasıdır.”

“Şam 2011 öncesine dönmek istiyor, bu mümkün değil”

Şam rejiminin sahadaki mevcut durumu kabul etmeleri gerektiğini aktaran Kobani, şöyle konuştu:

“Suriye rejimiyle siyasi bir anlaşmaya varmak istiyoruz. Bazı temaslarımız bulunuyor, zaman zaman bizimle iletişime geçiyorlar. Ama bir anlaşmayı kabul edecek noktaya gelmediler. Suriye rejimi 2011’e, 2011’deki olaylardan önceki zamana geri dönmek istiyor, fakat bu mümkün değil. Ayrıca onlara 2011’den önceki duruma dönmemizin imkansız olduğunu söyledik.

Sahadaki şu an mevcut durumu kabul etmek zorundalar. Bu noktada uluslararası toplumun yardımcı olması gerekir. Suriye rejiminin önceki durumu değil, mevcut durumu anlamasını ve dikkate almasını gerektiğine inanıyorum.”

“Kureyşi’nin öldürülmesi IŞİD’in bittiği anlamına gelmiyor”

IŞİD’in Haseke’deki saldırına ilişkin konuşan DSG Genel Komutanı Kobani, liderleri Kureyşi öldürülse de bunun örgütün yok edildiği anlamına gelmeyeceğini belirtti.

Kobani şu ifadeleri kullandı:

“IŞİD, Haseke’de hapishane saldırısıyla yeni bir adım atmak, var olduğunu, askeri gücü olduğunu, saldırı yapabileceğini göstermek istedi. Ancak Ebu İbrahim el-Kureyşi’nin öldürülmesi, bunların tamamını boşa çıkardı. Güçlerini ve morallerini bozdu, asıl nokta bu. Ancak bu IŞİD’in çok zayıf düştüğü ve artık savaşamayacağı anlamına gelmiyor; hayır, öyle bir şey yok. Çünkü IŞİD artık eskisi gibi merkezi değil. ‘Desantralizasyon’ ilkesine göre çalışır. Yani Halife’nin rolü eskisi gibi saha bazlı bir rol değil.”

“Uluslararası güçlerin başarısızlığı sözkonusu”

IŞİD’in cezaevi saldırıyla ilgili olarak uluslararası toplumun başarısızlığına dikkat çeken Kobani, cezaevinin güvenli olmadığını daha önce belirttiklerini aktardı:

“Tarafımızdan kaynaklı bazı başarısızlıklar ve hapishanede bazı eksiklikler oldu, ancak diğer sebep bizimle ilgili değil. Uluslararası güçlerin başarısızlığıdır. Bunu belirtmemiz ve buna dikkat çekmemiz gerekir. Uzun zamandır herkese bu hapishanenin güvenli olmadığını söylüyoruz. Bu hapishanede daha önce IŞİD’in iki ayaklanması daha oldu ama biz onları kontrol altına almayı başardık ve bunu herkes biliyor. O cezaevi esasında bir okuldu, hapishane değil ve IŞİD’i orada tutuyoruz.”

Son Haberler

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Zeydi, ABD Başkanı Trump ile görüştü

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile ABD Başkanı Donald Trump,...

Talabani: Kürdistan hükümetinden çekiliyoruz

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafıl Talabani’den beklenen açıklama...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...