8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Almanya basını, “Avrupa kendini şantaj yapılabilir hale getirdi”

Erdoğan’ın “Sığınmacılara kapıları açabiliriz” açıklaması, Merkel’in Çin ziyareti ve İran Alman basınında öne çıkan konular. FAZ Avrupa’nın sığınmacılar konusunda kendini şantaj yapılabilir hale getirdiğini yazıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölgenin oluşturulmaması halinde sığınmacılar için kapıların açılabileceğini söylemişti. Frankfurter Allgemeine Zeitung konuyla ilgili şu yorumu yapıyor:

“Türkiye Cumhurbaşkanı’nın iki sorunu var: Halk Suriyeli savaş sığınmacılarının arkasında birkaç yıl önce olduğu kadar kararlı bir biçimde durmuyor; ayrıca Türk ekonomisi düşüşte. O nedenle de iki şey istiyor: Avrupa’dan daha fazla para ve Suriye’nin kuzeyinde de sığınmacıları yerleştireceği bir ‘güvenli bölge.’ Tehditlerinin arka planında ise sığınmacıları tekrar Avrupa’ya bırakmak var. Otoriter bir hükümdarın yüzbinlerce insanı siyasi amaçlar için bir araç haline getirmesinin alaycılığı bir yana buradaki gidişat çok övülen Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki sığınmacı mutabakatının sadece bir geçici çözüm olduğunu gösteriyor. Avrupalılar üç yıl önce güney sınırında Erdoğan’ı geçit bekçisi yaptı, ardından da Suriye sorunuyla ciddi bir biçimde ilgilenmedi. İç savaşın yaşandığı ülkede ne olup bittiği ve oradan kaç insanın kaçtığı her başkentte konuşuldu ama Brüksel, Berlin ya da Paris’te konuşulmadı. Avrupa böylece de kendini şantaj yapılabilir hale getirdi.”

Aynı konuda Die Welt‘in yorumu şöyle:

“Türkiye gerçekten de günün birinde sınırı açacak olursa Yunan iltica sistemi tıkanır. Avrupa Birliği, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ile göç konusunu tekrar ele almak zorunda. Dış sınırların korunması, hem de planlandığından çok daha hızlı bir biçimde ilgili Avrupa Birliği makamı Frontex’e verilmeli. Kimin siyasi iltica hakkı olduğu sınırlarda incelenmeli. Bunlar, gelecek olanların sadece bir bölümünü oluşturuyor. Bu nispeten küçük grup Avrupa içinde dağıtılabilir. Diğer sığınmacılar geldikleri ülkelere geri dönmek zorundalar. Bunun için de kalkınma yardımı karşılığında bir geri gönderme anlaşmasına ihtiyaç var. Göç sorununun bir çözümü bu olabilir. Statükoyu sürdürmek çözüm değil Avrupa’nın siyasi istikrarı açısından bir tehdit oluşturur.”

ABD’nin 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesi üzerine İran da anlaşmanın getirdiği yükümlülüklerinden birer birer vazgeçiyor. Südwest-Presse konuyla ilgili yorumunda Avrupa’nın İran konusunda artık kesin bir karara varması gerektiğini dile getiriyor:

“Beyaz Saray’ın İran’a karşı en etkili araçları savaş tehditleri değil ekonomik yaptırımlar. Hepsinden önce de petrol boykotu kilit bir role sahip zira bu Şii din devletinin ekonomisini ve toplumunu sıkıntıya sokuyor. Buna karşılık İran’ın hayatta kalması açısından önemli olan ihracatı Emmanuel Macron’un önerdiği 15 milyar euroluk krediyle desteklenirse Tahran’a uygulanan yaptırımların uzun vadede üstesinden gelinebilir. Amerika açısından petrol ihracatında müzakere edilecek bir şeyin olmaması şaşırtıcı değil. Avrupalılar açısındansa bunun anlamı ise artık bir karar vermeleri gerektiği. Nükleer anlaşmayı kurtarmak istiyorlarsa ABD diktesine açık bir biçimde karşı durmaları gerekiyor.”

Almanya Başbakanı Angela Merkel bugün Pekin’de Çin Devlet Başkanı ve Başbakanı ile görüşmelerde bulunacak. Münster’de yayımlanan Westfälische Nachrichten konuyla ilgili şu yorumu yapıyor:

“Başbakan üzerinde beklentilerin yarattığı baskı aşırı derecede yüksek. Çetin piyasa koşullarında Pekin ile işbirliğinin nasıl sürdürüleceği ürkütücü bir soru. Almanya ekonomisinin öncüleri buna ilişkin şimdiye kadar anlamlı bir sessizlik içinde oldu. Bu zor olacak. Hong Kong’un ağır gölgesi de Pekin’in üzerine düşüyor. … Cuma günü Angela Merkel Çin Başbakanı Li Kıçiang ve Cumhurbaşkanı Şi Cinping ile buluşuyor. İnsan heyecanlanıyor. Başbakana Pekin’de güveniliyor. Ancak iş ilişkileri pürüzsüz olmaktan, siyaset kontrolden çıkmışsa, Çin iktidar aygıtının dostluğu neye yarar?”

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...