9 Kasım 2026
7.3 C
İstanbul

Alman Basını: “NATO müttefikimiz Putin’in kollarına düşmemeli”

Erdoğan’ın Almanya ziyareti Alman gazetelerinde geniş yankı buldu. Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung’da yer alan yorumda “NATO müttefikimiz Putin’in kollarına düşmemeli” deniyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet ziyareti kapsamında Cuma günü Berlin’de Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yaptığı temaslar, Alman basınındaki yorumlarda ön plana çıkan konu oldu.

Frankfurter Allgemeine Zeitung’daki “Normalleşme yok” başlıklı yorumda, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Berlin’de “demokratik Avrupa’dan ne kadar uzak olduğunu gösterdiği” belirtiliyor. Ancak yine de Erdoğan ile görüşülmesi gerektiğinin altı çiziliyor.

Yorumda “Türkiye’de bundan sonraki gelişmelere Almanya kayıtsız kalamaz. Bizim ulusal çıkarlarımız açısından, NATO müttefikimiz Putin’in kollarına düşmemeli. Ankara’nın komşu ülkelerdeki savaş bölgelerinden ve kendi ülkesinden mülteciler göndermesine yol açacak şekilde Türkiye’nin ekonomik bir krizin içine düşmesini de istemeyiz. Erdoğan’ın artık sadece Avrupa Birliği ve özellikle de Almanya ile iyi ilişkiler sayesinde iktidarındaki ekonomik iflasın engellenebileceğini bilmesi gerekiyor. Avrupa’nın demokratik yapısına yeniden yakınlaşmayı düşünmeden şartları yerine getirmeye hazır ve muktedir olup olmadığı ise başka bir soru. Bunun yanıtı ancak onunla konuşulduğunda ortaya çıkar” deniyor.

Rhein-Zeitung‘daki yorumda, Erdoğan’a Berlin’de “hiçbir şeyin yolunda olmadığı” mesajı verildiği ifade edildi. Yorumda, “Erdoğan, önününe kırmızı halının serilmesini istiyordu. Ancak askeri tören kıtasının önünden birlikte yürümek siyasette uygun adım anlamına gelmiyor. (Cumhurbaşkanı) Frank-Walter Steinmeier ve (Başbakan) Angela Merkel, Erdoğan’a açıkça şu mesajı verdi: Hiçbir şey yolunda değil. Ankara Alman değerlerini paylaşmıyor. Ankara, Avrupa Birliği’nin uzağında” ifadeleri kullanıldı.

Badische Neueste Nachrichten gazetesinde de Erdoğan’ın önüne serilen kırmızı halının değil, verilen mesajların önemli olduğuna işaret edildi. Yorumda şu ifadelere yer verildi: “Erdoğan yeni bir başlangıç ve aynı düzeyde ortaklık istedi. Almanya buna hazırdı, önüne kırmız halı serildi. Ancak bu yeni başlangıcın nasıl yapılacağı tamamen Türkiye Cumhurbaşkanına bağlı. Türkiye’ye Alman yatırımlarının gelmesini istiyor, ama şirketlerin sadece hukuki güvenlik olması halinde orada yatırım yapacaklarını bilmeli. Turist gelmesini istiyor ama keyfi tutuklamaların yapıldığı bir ülkeye kimsenin gitmek istemeyeceğini bilmeli. Recep Tayyip Erdoğan bu mesajlarla memleketine dönüyor. Türkiye’nin geleceğini seçilmiş bir cumhurbaşkanı olarak izleyeceği tutum belirleyecek- Berlin’deki kırmızı halı ve onuruna verilen akşam yemeği değil.”

Stuttgarter Zeitung’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile her şeye rağmen diyalog içinde olunması gerektiğine işaret ediliyor. Yorumda şu satırlar dikkati çekti: “Erdoğan’ı sevmek gerekmiyor ama eğer kendisini rakip olarak görmezse, çok yararı olabilir. Avrupa’nın güvenliği NATO müttefiki Türkiye’ye karşı olarak değil ancak onunla birlikte sağlanabilir. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında imzalanan mülteci mutabakatı olmasaydı belki de Almanya şimdi başka bir ülke olacaktı. Bu nedenle Erdoğan’ı kabul etmek gerekiyor. Her şeye rağmen.”

Mannheimer Morgen gazetesinde ise Almanya Başbakanı Angela Merkel’in tutumu eleştirildi. Yorumda şu ifadelere yer verildi: “Türkiye’de Erdoğan’a muhalif binlerce kişi hâlâ cezaevinde. Almanya’daki Türk rejim karşıtları bile kendilerini güvende hissedemiyorlar. Peki Başbakan (Merkel) ne yapıyor? Ekonomi Bakanı Peter Altmaier’in kalabalık bir heyetle yakında Ankara’yı ziyaret edeceğini duyuruyor. Görünen o ki, ekonomik çıkarlar hukukun üstünlüğü ve insan haklarından önce geliyor.” | DW

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...